Hidrojen Enerjisi Hakkında Düşünceler

Prof. Dr. M. Oktay ALNIAK
29 Haziran 2009
A- A A+

1) Hidrojen enerjisi sistemi ve Uygulamaları : Hidrojen enerjisi sistemlerinin en belirgin özelliği “sürdürülebilir enerji sistemi” teşkil etmesidir. Şöyle ki; hidrojen ve elektrik enerjileri birbirleriyle uyumlu ve tamamlayıcı biçimde, sınırlı doğal kaynakları tüketmeyen ve doğayı kirletmeyen bir döngü oluşturarak çeşitli enerji biçimlerine dönüştürülebilirler. Hidrojen ve doğada bulunan oksijen kullanılarak yakıt hücreleri vasıtasıyla elektrik enerjisi üretilebilirken; elektrik enerjisi kullanılarak, yani elektroliz yöntemiyle sudan hidrojen elde etmek mümkündür. Bu sırada açığa çıkan oksijen ise doğaya geri verilir.

 

Hidrojen elementi ve gazının temel özellikleri aşağıda özetlenmiştir. Hatırlanmasında yarar olabilir:

Hidrojen, evrendeki en basit ve en çok bulunan element olup; renksiz, kokusuz, zehirsiz ve havadan 14,4 kez daha hafif bir gazdır. Güneş ve diğer yıldızların termonükleer tepkimeyle vermiş olduğu ısının yakıtı hidrojen olup, evrenin temel enerji kaynağıdır. Güneş sisteminin %90’ında Hidrojen’in mevcut olduğu düşünülmektedir. Endüstriyel olarak metan gazının su buharı ile veya kömürün su gazı (kızgın kok kömürü üzerinden su buharı geçirilmesi ile elde edilen gaz karışımı) ile reaksiyonu sonucunda elde edilir. Hidrojen en saf olarak elektroliz ile elde edilir. Az miktarda sülfürik asit veya sodyum hidroksit içeren suyun elektrolizinde katotta hidrojen gazı, anotta oksijen gazı toplanır.

Petrol yakıtlarına göre ortalama 1,33 kat daha verimli bir yakıttır.

Hidrojen doğada serbest halde bulunmaz, bileşikler halinde bulunur. En çok bilinen bileşiği ise sudur. Isı ve patlama enerjisi gerektiren her alanda kullanımı temiz ve kolay olan hidrojenin yakıt olarak kullanıldığı enerji sistemlerinde, atmosfere atılan ürün sadece su ve/veya su buharı olur. Bunun dışında karbonmonoksit veya karbondioksit gibi çevreyi kirleten hiçbir gaz ve zararlı kimyasal madde üretimi olmaz.

Hidrojen enerjisinin yakıt pili kullanılarak denendiği uygulama alanları şunlardır:
Otomobiller, otobüsler, motosikletler, bisikletler, golf arabaları, uzay teknolojileri, uçaklar, lokomotifler, gemiler, denizaltılar, enerji üretim teknolojileri, kojenerasyon, yedek güç kaynakları, taşınabilir güç kaynakları…

Yakıt hücreleri uzay teknolojisinde onlarca yıldır kullanılmakta; denizaltılarda hâlihazırda kullanımı sürmekte, otomotiv ve sabit güç alanlarında demonstrasyon aşamasında, taşınabilir güç kaynaklarında askeri alanda kullanılmakta ve pil olarak kullanılmak üzere piyasalara yaygın olarak sürülmek üzeredir.

 

2) Hidrojen nerelerde kullanılır?

Dünyada her yıl ortalama 40 milyon ton hidrojen üretilmektedir.
Hidrojen enerji haricinde;
amonyak sentezinde,
petrol rafinerilerinde,
Metanol üretiminde,
bitkisel ve hayvansal yağ sektöründe,
elektrik santrallerinde ısınan jeneratör sargılarının soğutulmasında,
meteorolojide (helyumun olmadığı yerde kaldırıcı gaz olarak),
kaynak yapmada (koruyucu ortam olarak),
cam endüstrisinde (kuvarsların eritilmesi ve kesiminde),
kimya endüstrisinde,
çelik endüstrisinde (tavlama fırınında, soğutma bölgesinde oksitlenmeyi önlemek için),
soğubilim de denen, düşük sıcaklıklardaki üretimde,
metalürjide (ısıl işlem, parlak tavlama, pirinç kaplamada),
elektronik endüstrisinde (oksitlenmeyi önlemek için, iletici gaz olarak, ortam gazı olarak, yarı iletken çalışmalarında),
balon odacıklarında nükleer parçaların izlenmesinde kullanılır.
Havadan daha hafif olduğu için balon ve zeplinlerin içerisine doldurulur.

 

3) Çevresel sorunların çözümüne yönelik olarak hidrojen enerjisi:

Hidrojen enerjisi ile çevreyi kirletmeyen enerji sistemlerini oluşturmak mümkündür. Hidrojen doğada bol miktarda bulunmakla beraber, tek başına mevcut değildir. Hidrojen iki türlü elde edilebilir. Bu yöntemlerin birincisi hidrokarbonların yakılması, ikincisi ise elektroliz yöntemidir. Hidrojenin ideal bir alternatif enerji üretim sisteminde yer alabilmesi ve çevre kirliliğine çözüm olması için elektroliz yöntemiyle suyu ayrıştırarak hidrojen elde etme yöntemi kullanılmalıdır. Buradaki yan ürün yalnızca su olacak, hidrokarbonların yakılmasında ise yan ürünler çoğalacak, çeşitlenecektir.

Fosil yakıtların çevreye verdiği zararlar özetle şöyle sıralanabilir: küresel ısınma, ozon tabakasının incelmesi, asit yağmurları, kirlilik, biyoçeşitliliğin azalması, kaynakların tükenmesi vb. 2000 yılında fosil yakıtların çevreye verdiği zararın maliyeti 2876 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir. Tüm bunlar hidrojenin çevre için daha iyi bir alternatif olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

 

4) Sanayinin ve enerjinin geleceğinde hidrojenin yeri:

Teknoloji geliştikçe enerjiye olan ihtiyaç artmakta ve enerji kaynakları ile ihtiyaç olan enerji arasındaki açık gün geçtikçe büyümektedir. Mevcut enerji sistemi sürdürülebilir değildir. Kanada Milli Enerji Kurulu’nun rakamlarına göre; 2020 yılından itibaren fosil yakıtlara olan talep şimdiki hızıyla artmaya devam ederken, üretim dünya rezervlerinin azalmasıyla birden düşmeye başlayacağı tahmin edilmektedir. Bu açığı kapatacak alternatif çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Hidrojen enerjisi bu çözümler içerisinde hem çevre dostluğu, hem verimliliği, hem sürdürülebilirliği, hem de gelecekte öngörüldüğüne göre ekonomik oluşu açısından ideal bir seçim olarak ortaya çıkmaktadır.

Enerji birdenbire bitmeyecek olsa da, dünyada enerjinin tükenmesi tehlikesi şöyle açıklanabilir: Ucuz petrol, çevre, adaletsizliğe karşı tolerans, daha iyi seçenekler için para, kolay geçiş için zaman, gerekeni yapmak için liderlik becerileri hızla tükenmektedir.

Doğal gazın hâkim olduğu Rusya ve Asya Pasifik ülkeleri hariç dünya genelinde petrol en büyük enerji kaynağı olmaya devam ediyor.

Hidrojen enerjisi; fosil yakıtların aksine verimli ve sürdürülebilir bir kaynak olacak, dolayısıyla sürdürülebilir bir ekonomi kurulabilecek, çevreyle uyumlu olacak, sağlık sigortası primleri dâhil sağlık harcamaları azalacak, çevre koruma giderleri azalacak, küresel ısınmanın sebep olduğu doğal afetler azalacak, yasam kalitesi yükselecektir.

Endüstride enerji üretiminde ve kullanımında verimin dikkate alınması yeni sektörlerin, ürünlerin ve proseslerin doğmasına neden olacak yeni iş alanları açacak, işsizliğe çözüm olacaktır.
Sürdürülebilir enerji temininde ve dağıtımında yeni kaynaklar ve üretim yöntemlerinin artması ülkelerin ve endüstrinin politik stabilitesini pekiştirecektir.

 

5) Hidrojen enerjisi ile ilgili Türkiye’de yapılan çalışmalar:

Türkiye’deki birçok üniversitede hidrojenin üretilmesi, depolanması ve kullanımı ile ilgili geniş araştırmalar yapılmaktadır. Birleşmiş Milletler’e bağlı olarak çalışan Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi (UNIDO-ICHET), Prof. Dr. Nejat Veziroğlu’nun değerli ve özverili çalışmalarıyla İstanbul’da kurulmuştur. Ayrıca biri ulusal, diğeri uluslararası olmak üzere iki Hidrojen Kongresi (UHK ve IHEC) her yıl dönüşümlü olarak Türkiye’de gerçekleştirilmektedir. Konu bilimsel bir platformda araştırılmakta ve yeni buluşlar tartışılmaktadır.

TÜBİTAK’ta devam eden çalışmalardan bazıları ise şöyledir:
— PEM Yakıt Pilli Güç Üretim Kaynağının Geliştirilerek Evsel Uygulamalarda Kullanımı
— Hidrojen Üretim, Dönüşüm ve Depolama Teknolojilerinin Geliştirilmesi
— Elektrikli Araç Teknolojileri

Hidrojen enerjisi ve yakıt hücreleri konusu üniversitelerimizin müfredatlarında her geçen sene daha çok yer bulmaktadır. Liselerde ise hidrojen enerjisi ile ilgili eğitime yer verilmeye başlanması ve yakıt hücresi laboratuarları açılması için öğretmenlere eğitim seminerleri düzenlenmekte, lise yönetimleri buna teşvik edilmektedir.

 

6) Ulusal ve Uluslararası Hidrojen Enerjisi Kongreleri’nin sağladığı katkılar:

Hidrojen enerjisi alışılmış ve yaygın olarak kullanılan enerji çeşitleri ve geleceğin enerjisi arasında önemli bir yer teşkil eder. Ülkemiz hâlihazırda doğu ve batı arasındaki enerji geçişinde bir köprü konumundadır. Bu yüzden bu kongrelerin Türkiye’de yapılmasını önemli bulmaktayız. Doğru planlama ve yatırım ile Türkiye, enerji teknolojilerinde bir keşif ve üretim şansı yakalayabilir. Her iki kongre de hem kongreye dışarıdan katılan bilim adamları hem de Türk bilim camiası için mühim bir bilgi alışverişi fırsatıdır. Ayrıca bu kongreler sayesinde dünya ülkemizin hidrojen enerjisi konusunda ciddi ve azimli bir taraf olduğunu bilecek, Türkiye bu konuda marka olma yolunda anlamlı bir adım atmış olacaktır. Bu konuda üniversitelerimizin önemli bilimsel ve kurumsal katkılarıyla; enerjide ekonomik ve daha yüksek kalorili bir yakıt elde edilmesi amaçlı bir çıkış noktası bulunması yararlı olacaktır.

 

7) Hidrojen kongrelerinin katılımcı profili:

Kongrelerimize akademisyenler, özel kurum ve kuruluşlarda görev alan araştırmacılar, hidrojen teknolojisi üzerine çalışan firmalar, yayın organları, öğrenciler ve bu alanda yatırım olanaklarını araştıran yatırımcı kişi ve kuruluşlar katılmaktadır. Bu çalışmalar üniversitelerimiz, bakanlıklarımız, UNIDO-ICHET, HİDRENER, HEF, ELİMSAN, IAHE ve endüstriyel kuruluşlarca desteklenmektedir.

Bu sene üçüncüsü düzenlenecek olan Ulusal Hidrojen Enerjisi Kongresi ile ilgili bilgi alabilir miyiz? Katılımcılar kimler olacak? Kaç kişilik katılım bekleniyor?

Bu kongreye 500 bilim adamının katılımı beklenmektedir. Hidrojen enerjisiyle ilgili esaslı bir bilim platformu yaratmaya çalışıyoruz.

 

8) Hidrojen teknolojilerinin yayılması ve kullanılması için yapılan çalışmalar:

3. Ulusal Hidrojen Enerjisi Kongresi (UHK 2006) ve 2. Uluslararası Hidrojen Enerjisi Kongresi (IHEC 2007) başkanıyım. Bahçeşehir Üniversitesi’nde 1. Ulusal Türkiye’de Enerji ve Kalkınma Sempozyumu’nun 26 Nisan 2006 tarihinde düzenlenmesine öncülük ediyorum. UHK 2006 ve IHEC 2007 Kongreleri’nin faaliyetlerini geliştiriyoruz. Türkiye’nin enerji üretimi ve aydınlatılmasına alternatif, temiz enerji kaynakları arıyoruz.

 


9) Hidrojen ile çalışan yakıt hücrelerinin çalışma prensipleri:

Yakıt hücreleri 1839 tarihinde en basit anlamda ve sadece bilimsel meraka dayanarak icat edilmiş, 1939’da endüstriyel amaçlarla denilebilir ki tekrar icat edilmiştir. 1960’larda uzay teknolojisinde kullanılmaya başlamıştır.

Yakıt hücreleri; yapı olarak basit olduklarından, hızlı başlangıç ve hızlı cevap özelliklerinden, yüksek verimli oluşlarından, yüksek güç yoğunluğuna sahip olduklarından ve hiç emisyonları olmadığından tercih edilmektedir.

Yakıt hücresinin teorik olarak voltajı 1,23 V’tur. Daha yüksek voltaj elde etmek için yakıt hücreleri birbirine bağlanır.

Yakıt hücreleri,  hidrojen ve oksijenden elektrokimyasal yöntemle elektrik üreten cihazlardır. En genel anlamda yakıt hücreleri üç ana parçadan oluşur. İki tarafı katalizörle kaplanmış olan zar (elektrolit), anot ve katot elektrotları arasına yerleştirilmiştir. Anot hidrojen veya hidrojen ile zengin bir yakıt tarafından beslenir, anoda gelen hidrojen katalizör etkisiyle proton ve elektronlarına ayrışır. Protonlar zar üzerinden katoda geçerken, elektronlar elektriksel yol üzerinden katoda geçer ve tekrar hidrojen protonları ve katoda üflenen oksijen gazıyla birleşerek tek yan ürün olan suyu oluşturur. Bu şekilde elektron akışı sağlanmış, yani elektrik enerjisi üretilmiş olur.

Bir yakıt hücresinin ürettiği güç yakıt hücresinin tipi, tek hücre sayısı, çalışma sıcaklığı, hücreye gönderilen gazların basınçları gibi faktörlere bağlıdır. Küçük uygulamalar için tek bir hücre kullanılabileceği gibi değişik uygulamalar için değişik hücre yığınları seri olarak bağlanarak kullanılabilir. Bir yığın 100 ya da daha fazla tek hücreden oluşabilir.

Yakıt hücresi sistemleri; bir yakıt işlemcisi, enerji dönüşüm aygıtı (yakıt hücresi veya yakıt hücresi yığını), akim dönüştürücü ve ısı işlemcisinden oluşur.

Yakıt hücrelerinde geliştirilmekte olan konular şöyledir:
— Hücrelerin yığın haline getirilme şekli (3 tip vardır: tüpsel, düzlemsel ve monolitik)
— 1000°C deki çalışmalar için bipolar katalizör ve ara bağlantı malzemeleri
— Yüksek sıcaklıkta çalışabilecek elektrot malzemeleri ve elektrolitlerin geliştirilmesi

Yakıt pillerinde halen geliştirilmesi gereken noktalar şunlardır:
Daha iyi bir performans (daha yüksek voltaj, süreklilik, başlatma, uzun ömür)
Kire ve toza duyarlılık
Düşük maliyet (materyal, üretim süreçleri, üretim yelpazesi, daha basit sistemler)
Daha uzun ömür / kalıcılık
Hidrojen altyapısı (hidrojen üretimi, depolama, taşıma, dağıtım, teknik ve sosyo-ekonomik boyut)


 
10) Hidrojen enerjisinde dünyadaki gelişmeler:

Hidrojen enerjisi kullanımı sanayide, konut uygulamalarında ve taşınabilir elektronik tüketim mallarında yavaş yavaş kullanılmaya başlamıştır. Örneğin hidrojen enerjisi ile çalışan dizüstü bilgisayarlar, el fenerleri, cep telefonları ve otomobiller birçok ülkede, piyasalarda test edilme, hatta bazıları ticarileşme aşamasındadır.

Dünya artik fosil yakıtların verdiği zararı önemsemeye başladı. Rio Dünya Zirvesi, Kyoto Protokolü gibi adımlar bunun en önemli göstergesidir. Bu adımlara paralel olarak temiz gelişim mekanizmasının alt yapısını oluşturmak için hemen her ülkede detaylı ve geniş araştırmalar yapılmaktadır.

Kaliforniya’da, üzerinde hidrojen istasyonları kurulmuş bir Hidrojen Otoyolu yapılması planlanıyor. Kanada’da British Columbia Hidrojen Otoyolu projesi devam etmektedir. İzlanda’da hidrojen dolum istasyonları, hidrojen arabaları, yakıt pili otobüsleri, hidrojen balıkçı teknesi filosu kullanılmaya başlamıştır. Avrupa için CUTE (Clean Urban Transport for Europe) adı verilen bir temiz toplu taşıma ağı kurulmuştur. Avrupa’da koordine edilen bir proje olan NaturalHy Projesi, 6. Çerçeve Programları’yla (2002–2006) Avrupa Komisyonu tarafından araştırma, teknolojik ilerleme ve demonstrasyon için ortak olarak finanse edilen entegre bir projedir. ICHET Türkiye’nin de içinde olduğu yedi ayrı ülkede yedi ayrı demonstrasyon projesiyle hidrojen enerjisinin üretim, dağıtım ve kullanımını göstermekte ve teşvik etmektedir.

 

11) Hidrojen enerjisinin yenilenebilir enerjiler bakımından değerlendirilmesi:

Hidrojen enerjisi alternatifleriyle kıyaslanırsa,  istikrarlı ve depolanabilir olması bakımından kararlı bir enerji döngüsü oluşturmak gibi bir avantaja sahiptir.

Alternatif enerji kaynakları: Nükleer, güneş, rüzgâr, okyanus (termal), okyanus akıntıları, gelgitler, jeotermal enerji kaynaklarıdır.

Alternatif enerji kaynaklarının dezavantajları: kesikli olmaları, tüketim yerinden uzak olmaları, taşınamamaları, nükleer hariç depolanamamaları, nükleer ve jeotermal enerjilerin temiz olmaması olarak sayılabilir.

Tüm bunlara göre enerji kaynakları ve tüketici arasında bağlantıyı sağlayacak ara bir enerji sistemine ihtiyaç olduğu görülmektedir.

Bu enerji sisteminin ön koşulları şunlar olmalıdır: Taşınabilirlik, depolanabilirlik, taşıma yakıtı üretilebilmesi, ekonomik olarak üretilebilmesi, yenilenebilir olması, temiz olması, birincil enerji kaynaklarından bağımsız olması, bu sistemde kullanılacak olan yakıtın verimli, güvenli ve çevreye uyumlu olması.

Hidrojen enerjisi bu kriterleri sağladığından, alternatif enerji sistemleri içindeki yeri ve fonksiyonu bilim camiası tarafından önemli bulunmaktadır.

 

12) Hidrojen enerjisinin avantajları:

Sürdürülebilir (enerji döngüsü)
Çevre dostu
Ucuz
Küresel, yani kaynak bol, tükenmesi zor
Jeopolitik dezavantaj/avantajı ortadan kaldırır
Son kullanıcı için daha verimli
Daha güvenli

Hidrojen gazı; sentetik yakıtlar içinde en hafif, en verimli, en temiz, en ekonomik, en fazla kullanım alanı olan, en çok üretilebilen ve araçlar için en iyi seçenek olan yakıttır.

Yukarıda bahsedildiği gibi; hidrojen enerjisi sayesinde çevreyle uyumlu sürdürülebilir bir ekonomi kurulabilecek, böylece sağlık harcamaları ve çevre koruma giderleri azalacak, küresel ısınmanın sebep olduğu doğal afetler seyrekleşecek, yaşam kalitesi yükselecektir.

 

13) Hidrojen enerjisinin kullanımında zorluklar:

Hidrojen enerjisinin uygulanmasında şu andaki en büyük engel hidrojenin taşınma problemidir. Hidrojen hafif ve yer kaplayan bir gaz olduğundan, yüksek basınçta sıkıştırılmış halde taşınınca hidrojen tankının ağırlığının ancak yüzde üçü hidrojen olabiliyor. Ayrıca günümüzdeki sistemin var olan enerji kaynaklarına yönelik düzenlenmiş oluşu hidrojen enerjisinin uygulanabilirliği ve yaygınlaşması açısından bir dezavantaj. Hidrojen enerjisi için henüz gerekli altyapı ve düzenleme bulunmuyor.

Hidrojenin yaygın olarak kullanılmasının önündeki engelleri kısaca şöyle özetleyebiliriz:
Altyapı eksikliği, yüksek maliyet, depolama zorluğu ve insanların bilinç eksikliği ile var olan sisteme alışıklığı. Bu engeller araştırma ve eğitim programları devam ettirilerek, sistematik olarak azaltılabilir veya ortadan kaldırılabilir.

 

13) Hidrojenin kullanımında güven:

Hidrojen diğer enerji kaynaklarına göre çok daha güvenlidir. Bu gaz toksik değildir, kolaylıkla yanmaz ve enerji üretimi esnasında yan ürün olarak ortaya çıkan su ve oksijen doğal ortam için zararsızdır.

Her enerji çeşidinde ve cihaz kullanımında olduğu gibi hidrojen enerjisinin uygulandığı alanlarda da güvenlik için alınması gereken bir takım tedbirler mevcuttur. Bunlar özetle; herhangi bir kacak durumunda hidrojen gazinin birikmemesi için havalandırmanın iyi olması, hidrojen ve oksijen tüplerinin arasında belli bir mesafenin bulunması ve muhtemel bir kaçağı hissedip alarm vermesi için cihazların etrafında hidrojen sensörleri bulunması gibi basitçe uygulanabilecek tedbirlerdir.

 

14) Hidrojenin depolanması:

Hidrojenin depolanmasında amaç: En güvenli, verimli ve ekonomik hidrojen depolama yöntemini ve depolayıcı malzemeyi geliştirmek.
Seçenekler: Katı halde, sıvı halde veya gaz halde depolama.

Sıvı halde depolama gaz halde depolamaya göre daha yüksek enerji yoğunluğuna sahip olması bakımından avantajlı görünürken, sıvılaştırma işlemi için gereken -253 °C kadar soğutma mecburiyeti enerji kaybına yol açar. Katı halde depolama diğer iki yönteme göre daha umut verici görünmektedir.

Katı halde depolama yöntemleri içinde ise metal hidrürler; yüksek depolama kapasiteleri, yüksek hacimsel enerji yoğunlukları, yüksek güvenlikleri, düşük basınçlı işlemleri gerektirmeleri açısından tercih edilebilir görünmektedir. Ancak, maliyetleri en az %50 azaltılmalı, hidrojen geri bırakım sıcaklığı en azından 100 °C’nin altına düşürülmelidir.

 

15) Hidrojenin taşınması:

Seçenekler: Boru hatlarıyla veya araçlarla taşıma.

Boru hatlarıyla taşıma; orta mesafeler (10 km’ye kadar) veya daha büyük mesafeler (200 km) için uygundur. Hidrojen gevrekliği nedeniyle çelikçe az malzeme kullanılmalıdır. Hidrojen sızdırmazlığı sağlanarak yorulma gerilmelerine maruz kalan parçalar dikkatli seçilmelidir. Doğal gazla karşılaştırıldığında aynı enerji için daha büyük çaplı borular ve sıkıştırma gücü gereklidir. Fakat basınç kaybının daha az oluşu sayesinde, yeniden sıkıştırma istasyonu sayısı da yarı yarıyadır. Ekonomik olarak büyük ölçekli iletimde daha maliyetli olmasına rağmen, 1000 km.’nin üzerine çıkıldığında elektrikten daha ekonomik hale geldiği göze çarpmaktadır. Amerika’da 720km, Avrupa’da 1500 km hidrojen boru hattı sorunsuzca iletim sağlamaktadır. 210 km.’lik hatta (Ruhr bölgesi) 50 yıldır tek bir kaza olmamıştır. En uzun hat 400 km ile Fransa ve Belçika arasındadır.

Araçlarla taşıma; kısa mesafeler için idealdir.

 

16) Hidrojen enerjisinin yaygın kullanımı:

Hidrojen enerjisinin 5–10 yıl içinde günlük hayata girmesi öngörülüyor. Hidrojeni üretmek, depolamak, tüketmek ileri teknoloji gerektiriyor. Apollo gibi uzay araçlarında ve uydularda kullanılan hidrojen enerjisidir. Bu konuda Türkiye’de esaslı bir bilim alt yapısı oluşturulmaktadır. Konuyla ilgili önemli buluşlar gerçekleştirebilecek üniversitelerimiz ve bilim adamlarımıza güveniyoruz. Onların gayretleri bu konudaki çalışmalarımızda bizleri cesaretlendiriyor.

Hidrojen enerjisinin yaygın olarak kullanılabilmesi için yapılan araştırmalar, hidrojenin ucuz ve kolay üretimi, depolanması ve dağıtımı üzerinde yoğunlaşıyor. Her geçen gün daha ucuz ve daha ileri teknoloji kullanabilme imkânı yolunda önemli adımlar atılıyor ve araştırmacılar bulduklarını dünyayla paylaştıktan hemen sonra yeni çalışmalara başlıyor. Ülkemizde ve dünyada hidrojen konusunda her sene yapılan onlarca kongre, bilimsel çalışmaların baş döndürücü bir hızla geliştiğinin göstergesidir.

Bilim dünyasında hem genç araştırmacılar, hem de tecrübeli bilim adamlarımız bir iki yıl içinde bu alanda önemli adımlar atacaklardır.

Verilen emeklerin mutlaka bir sonucu olacağına inanıyoruz. Türkiye’mizin sırtındaki ağır petrol ve gaz faturalarının hafifletilmesinde en kısa yol olarak hidrojen enerjisindeki gelişmeler görülebilir.

 

“İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsen,
Ya nice okumaktır.” Yunus Emre’den…

 

Prof. Dr. Yük. Müh. M. Oktay ALNIAK
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi,
UHK 2006 ve IHEC 2007 Başkanı

Back to Top