Değişen Güvenlik Ortamı ve Türkiye

A- A A+

Bu yazı 10.11.2015 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesi'nde yayınlanmıştır

 

Türkiye’nin Suriye ile 911, Irak’la 384 kilometre ortak sınırı bulunmaktadır. Bu nedenle Suriye ve Irak’taki gelişmeler Türkiye’yi doğrudan etkilemektedir. Son aylarda bu coğrafyadaki güvenlik ortamında önemli olaylar meydana gelmektedir. Bu durum Türkiye’ye yönelik riskleri artırmaktadır.

 

Güvenlik Ortamındaki Riskler

 

Rusya’nın bir oyuncu olarak Suriye’deki kuvvetlerini artırması, IŞİD ve Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) yönelik operasyonlar yapması ve PKK’nın Suriye uzantısı PYD ile ilişkilerini geliştirmeye çalışması güvenlik ortamında önemli değişimlere neden olmuştur.

ABD’nin başarısız olması nedeniyle Eğit Donat projesine son vermesi; PYD’nin silahlı kanadı YPG ile bazı ılımlı muhalif Arap gruplar ve Süryani Askeri Konseyi’ni bir araya getirerek Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adı altında yeni bir yapı oluşturması bu değişimi derinleştirmiştir.

 

Ayrıca ABD’nin SDG’ye destek amacıyla, 50 tonluk cephaneyi kargo uçaklarıyla YPG’nin kontrolündeki Haseke bölgesine bırakması ve bu cephanenin YPG’nin eline geçmesi gelişmelerin önemini daha da artırmıştır.

 

İran ise IŞİD’le mücadele kapsamında merkezi Irak yönetimi üzerindeki nüfuzunu artırdı. Askeri kuvvet, silah ve araçlarla Esad yönetimine destek verdi. Hizbullah ve Esad güçleriyle birlikte ÖSO’ya karşı savaştı. Nüfuzunu Suriye ve Lübnan coğrafyasına doğru genişletti. Şii Hilali’nin kuzey hattını kuvvetlendirdi.

 

PYD, Cizire, Kobani ve Afrin’den sonra ABD hava kuvvetleri desteği ile Haziran ayında ele geçirdiği Tel Abyad’da dördüncü kanton yönetimini ilan etti. Suriye’nin kuzeyinde sıra Cerablus-Mare hattına geldi. Bu bölgeyi de ele geçirirse Suriye’nin kuzeyini tamamen kontrol edebilir.

 

PYD, Esad ve İran desteğinin yanında ABD ve Rusya desteğini de elde etme imkânına sahip. IŞİD’de karşı savaşta kara gücü olarak Rakka’ya taarruza hazır. Bu durumda Suriye’nin petrol bölgelerini de ele geçirme fırsatını elde edebilir.

 

Irak’ın kuzeyinde Özerk Kürt Yönetimi Kerkük’ü ele geçirdikten sonra IŞİD ile mücadele kapsamında Musul’a taarruza hazırlanıyor. Kürt güçleri Musul’u ele geçirdikten sonra bölgeden çıkmayabilir.

 

Resmin bütününe baktığımızda Orta Doğu’daki güvenlik ortamı Türkiye’nin aleyhine dönüşmüş durumda. Türkiye ne yapmalı? Bu gelişmeleri tersine döndürebilir mi?

 

Türkiye ne yapmalı?

 

Bölgede ABD-PYD-Kuzey Irak Kürt Yönetimi-Merkezi Irak Hükümeti işbirliği ön plana çıkarken, buna karşılık Rusya-Esad yönetimi-İran- Merkezi Irak Hükümeti-Hizbullah işbirliği de dikkati çekiyor. Merkezi Irak Hükümeti hem birinci hem de ikinci grupla işbirliğini sürdürüyor. Rusya aynı zamanda PYD ve Kuzey Irak Kürt Yönetimi ile işbirliği arayışları içinde.

 

Böylesine karmaşık işbirliği süreçlerinde Türkiye öncelikli olarak yurt içinde terör örgütlerine karşı etkili mücadele ederek bu örgütlerin eylem inisiyatiflerini ortadan kaldırmalı. Son zamanlarda yurt içinde PKK terör örgütüne karşı kararlı mücadeleyi sürdürmeli ve örgütü marjinal hale getirmeli. IŞİD’in yurt içindeki hücrelerini etkisizleştirmeli.

 

Yurt içinde daha iyi bir güvenlik ortamı oluşturma çabaları ile koordineli bir şekilde, bölgedeki aktörlerle ilişkilerini geliştirmeli ve güvenlik ortamının şekillenmesinde aktif olmalı. Öncelikle IŞİD’e karşı ABD öncülüğündeki koalisyon içinde etkinliğini artırmalı. Bu koalisyonun operasyon kabiliyetini jeopolitik özelliklerini kullanarak kendisine bağımlı hale getirmeli.

 

PKK Terör Örgütünün marjinalleşmesi ve bölgedeki Kürt yönetim ve grupları üzerindeki etkisinin azalması ile uyumlu olacak şekilde, hem yurt içinde hem yurt dışında, tarihi Türk-Kürt kardeşliğini ve işbirliğini yeniden canlandırmalı.

 

Bölgede çıkarları çatışan diğer devletler ile de diyaloğu artırmalı ve işbirliği olanakları aramalı. IŞİD sonrasında bölgenin şekillenmesinde etkili olacak diğer devletlerle yaşanan gerilim ve düşmanlıklar ortadan kaldırılmalıdır.

 

Sonuç olarak; Türkiye eğer bölgedeki güvenlik ortamını yeniden şekillendirebilir ve kendi lehine dönüştürebilirse bu risklerin üstesinden gelebilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top