Çin’in Myanmar Stratejisi ve ABD

M. Yusuf DURMUŞ
17 Kasım 2015
A- A A+

Dıng Şiaoping’in (Deng Xiaoping) ülkesinin kapılarını dünyaya açmasıyla birlikte ekonomik ola­rak hızla yükselen Çin, 1990’lı yıllarda yakın çevresine öncelik vererek açılımı sürdürmüş, 2000’li yıllara doğru aktif bir dış politika takip etmeye başlamıştır. Çin, yakaladığı ekonomik yükselişle birlikte 2000’li yıllardan itibaren ekonomik-ticari çıkarları, enerji ithalatının güvenliği ve münhasır ekonomik bölgesi kapsamında daha etkili politikalar geliştirmiştir. Özellikle Orta Asya, Afrika ve Güneydoğu Asya’da Çin’in bu dikkat çeken yükselişi, mevcut küresel düzenin kurucusu statüsündeki ABD tarafından olası bir tehdit olarak görülmektedir. Çin’in yükselişi, birçok analisti “Çin bölgesel bir güç olduktan sonra acaba küresel bir güç haline gelebilir mi?” sorusuna cevap aramaya itmiştir. Dolayısıyla ABD, Orta Doğu öncelikli politikalarını Pasifik’e kaydırmakta ve “Uyuyan Ejderha”yı uyanmadan kontrol altına almaya çalışmaktadır. Bu bağlamda Washington, Pekin’in bölgede artan gerek siyasi gerek ekonomik gücünü dizginlemeye ve Çin’i doğudan ve güneyden çevreleyerek bölgeye hapsetmeye yönelik politikalar geliştirmeye başlamıştır. Nitekim ABD’nin yeni ulusal güvenlik strateji belgesinde Çin’in askeri modernizasyonunun ve Asya’daki nüfuzunun dikkatle takip edildiği, bu çerçevede Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Filipinler’le ittifaklar geliştirildiği ve ASEAN gibi bölgesel teşkilatların etkinliğini artırmasının desteklendiği ifade edilmiştir.

 

ABD-Çin rekabetinin yoğunlaştığı bölgelerden biri de Güneydoğu Asya coğrafyasıdır. Dünya deniz ticaret trafiğinin %60’ından fazlasının geçtiği Güneydoğu Asya’daki ülkelerin dış ticareti 5 trilyon 300 milyar doları aşmakta ve bu ticaretin yaklaşık yarısı ABD ile yapılmaktadır. Fakat güçlenen Çin ekonomisi ve Güneydoğu Asya’da artan Çin nüfuzu, ABD’nin bölgedeki çıkarlarını olumsuz etkilemeye başlamıştır. Çin medyasındaki milliyetçi söylem ve ABD karşıtı yayınlar da bölgedeki Washington-Pekin rekabetinin yükselmekte olduğuna işaret etmektedir. Çin’in Güney Çin Denizi’nin tamamında egemenlik iddia etmesi Güneydoğu Asya ülkeleri tarafından tehdit olarak algılanmaktadır. Çin ve ABD ile tek başına mücadele edemeyecek olan bu devletler de iki ülke arasında denge kurmak suretiyle kendi çıkarlarını gözetmeye çalışmaktadır. Bu analizde ABD ve Çin’in Güneydoğu Asya’daki stratejik hedefleri açısından önem arz eden Myanmar’ın siyasi dönüşümü özetlenmekte ve ABD-Çin rekabeti çerçevesinde Çin’in Myanmar stratejisi ele alınmaktadır.

Back to Top