Paris’te Terör; Riskler ve Fırsatlar

A- A A+

Bu yazı 17.11.2015 tarihinde Yeni Yüzyıl gazetesinde yayımlanmıştır.

 

IŞİD, Cuma akşamı Paris’te stadyum, konser salonu, restoran ve barlara yönelik terör saldırıları gerçekleştirdi. 132 kişi hayatını kaybetti ve 99’u ağır 352 kişi yaralandı. Üzerlerinde ağır silahlar ve patlayıcılar bulunan 7 terörist etkisiz hale getirildi. Katliam bütün dünyada yankılandı ve gündemi belirledi.

 

IŞİD’e karşı harekâtın görüşüldüğü ve hazırlıkların son aşamaya geldiği bir zamanda, bu saldırılar ne anlama geliyor? Oluşan riskler ve fırsatlar nelerdir? Riskler ve fırsatlar politikalara nasıl yansıtılabilir?

 

Riskler

 

IŞİD kendisine karşı harekât hazırlığı yapan ve bizzat taarruzlara iştirak eden koalisyon üyelerine karşı asimetrik saldırılarla karşılık veriyor. Türkiye’de Suruç, Diyarbakır ve Ankara saldırıları, Mısır’da Rus yolcu uçağının düşürülmesi, Lübnan’da Hizbullah’ın etkin olduğu mahallede patlatılan bombalar ve Paris’te gerçekleştirilen katliam. Saldırılar devam edebilir!

 

Saldırılar Avrupa’da İslamofobi ve İslam karşıtlığını körükleyebilir. Yanlış söylem ve davranışlar bunu düşmanlığa dönüştürebilir ve Medeniyetler Çatışmasının fitilini ateşleyebilir.

 

IŞİD’e karşı mücadele yetersiz hazırlık ve kara gücüyle yapılırsa, Suriye ve Irak Afganistan gibi terör bataklığı haline gelebilir. Kaçan terör örgütü mensupları gittikleri ülkelerde yeni terör yuvaları ve örgütleri oluşturabilir.

 

Çatışmaların yoğunlaşması ile mülteci sorunu kontrolsüz bir şekilde genişleyebilir. Mülteciler kaçış yollarında kitlesel bir şekilde hayatlarını kaybedebilir. Başta komşu ülkeler olmak üzere, Avrupa’da güvenlik problemleri derinleşebilir. 

  

İşbirlikçi Politikalar  

 

Uluslararası ilişkiler sisteminde devlet dışı aktörler her geçen gün etkinliğini artırmaktadır. Günümüzde terör örgütleri sadece bulundukları ülkeleri değil, komşu ülkeleri ve uluslararası sistemi de tehdit etmektedir.  

 

Farklı ülkelerde, farklı amaç ve hedeflerle hareket eden terör örgütleri, ortak ve büyük çaplı terör eylemleri gerçekleştirebilir. Kolektif terör veya küresel terörle etkin mücadele ancak uluslararası işbirliği ile yapılabilir.

 

İşbirliğinin geliştirilmesi için herkes tarafından kabul edilebilir bir terör ve terörist tanımının yapılması lazımdır. Uygun tanımlamalar şunlar olabilir. “Terör, yerleşik düzeni değiştirmek amacıyla yapılan ve toplumda yılgınlık yaratan cebir ya da şiddet eylemidir. Terör eylemleri yapan örgüte terör örgütü, eylemi gerçekleştiren kişilere terörist denir.”

 

Terör örgütleri siyasal hedeflerini gerçekleştirmek maksadıyla, insanların yaşam tarzlarını önemli oranda etkileyen ideoloji, etnik ve dinsel duyguları istismar eder. Örneğin; DHKP-C sol ideolojiyi, PKK Kürt etnik kimliğini ve IŞİD ise İslam inanç sistemini istismar ederek kendi siyasal hedeflerine ulaşmaya çalışır.

 

IŞİD gerçekleştirdiği eylemler ve mücadelede en fazla İslam anlayışına ve Müslümanlara zarar vermiştir. Onun için önemli olan İslam’a hizmet değil, siyasal hedeflerine ulaşmaktır. Bu nedenle Avrupalılar ve özellikle siyasetçiler bunu dikkate alarak İslamofobi ve İslam karşıtlığını derinleştirecek söylemler ve eylemlerden kaçınmalıdır.

 

IŞİD karşıtı koalisyonun Suriye ve Irak’ta gerçekleştireceği harekâtın başarıya ulaşması için etkin bir kara gücüne ihtiyaç vardır. Hava unsurları ve sadece bölgesel unsurlardan teşkil edilen yetersiz güçler ile sürdürebilir başarı elde edilemez. Bu nedenle koalisyon güçleri etkin bir kara unsuru oluşturmak maksadıyla gerekli katkıyı vermelidir.

 

Mülteci hareketini kontrol edebilmek için Suriye’nin kuzeyinde güvenli bir bölge oluşturulmalı. Bu bölgede uluslararası işbirliği ile mülteciler için uygun kamplar inşa edilmelidir.   

 

Paris’teki terör saldırıları, ekonomi ve finans konularını görüşmek üzere Antalya’da toplanan G-20 Zirvesinin gündemini de etkiledi. Görüşmelerde uluslararası terör ve işbirlikçi mücadele yöntemleri üzerinde duruldu. Ortak görüşler sonuç bildirgesinde ve açıklamalarda yer aldı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top