BM İklim Değişikliği Konferansı

Prof. Dr. Atilla SANDIKLI
04 Aralık 2015
A- A A+

BM, son yıllarda yönetişim esaslarına uygun olarak, küresel sorunlarla daha fazla ilgilenmekte, belirli hedefler belirlemekte ve sözleşmeler hazırlamaktadır. Bu kapsamda Eylül ayı sonunda “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 2030” yayınlanmıştır.

Belirlenen hedefler çerçevesinde her ülke, yoksulluğun ana nedenlerini ortadan kaldırmak, ekonomiyi büyütmek, refahı desteklemek, halk sağlığı, eğitim ve sosyal ihtiyaçları karşılamak için çalışmalar yapacak; aynı zamanda çevrenin korunması için de önlemler alacaktır.

İklim Çalışmaları

Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli, 5. Değerlendirme Raporuna göre; küresel ısınmanın nedeni insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonudur. 1850 yılından bu güne kadar dünya yüzeyinin sıcaklığı 1 derece artmıştır. Sıcaklık 2 derece daha arttığı taktirde yeryüzü yaşanılmaz bir yer olacaktır.

19. Yüzyıl ortalarından bu yana deniz seviyesindeki artış 2 bin yıldır yaşanandan daha fazladır. 1901-2010 yılları arasında küresel ısınma ve buzların erimesi nedeniyle deniz seviyesi, 19 cm yükselmiştir. Kuzey Kutbundaki buz tabakası 1979 yılından bu yana küçülmeye devam etmiş ve 1,07 milyon metre kare buz erimiştir.

Bütün devletler güvenli limit olan 2 derecelik küresel ısınma sınırının altında kalmak için sera gazı emisyonunu azaltmalıdır. Bu hedefe ulaşmak için düşük karbonlu elektrik üretimine ve enerji verimliliğine, 2030’a kadar her yıl 100 milyar dolarlık yatırım yapılması gerekmektedir.

Çalışmaların ihmal edilmesi veya 2030 yılı sonrasına ertelenmesi durumunda, çok daha büyük teknolojik, ekonomik ve endüstriyel sorunlar meydana gelecektir

Paris’te 30 Kasım’da başlayan-12 Aralık’ta sonuçlanacak olan “BM İklim Değişikliği Sözleşmesi Taraflar Toplantısı” en önemli çalışmalardan birisidir. Toplantı sonucunda 195 devletin yaşanabilir bir dünya için yeni bir “İklim Değişikliği Sözleşmesi” imzalaması beklenmektedir.

Sözleşmede; sera gazı salınımlarının azaltılması için hedefler ve ulusal taahhütlerin belirlenmesi; etkili mücadelenin yapılabilmesi için finansal kaynakların sağlanması ve teknoloji transferinin gerçekleştirilmesi; özellikle kırılgan gelişmekte olan ülkelere finansal destek yapılması ve verilen taahhütlere uyumun 5 yıllık dönemler içinde gözden geçirilmesi konuları yer alacaktır.

Türkiye’ye Etkileri

Bilimsel çalışmalarda Akdeniz Havzasının, iklim değişikliğinin olumsuz yansımalarından en fazla etkilenecek ve iklim değişikliğine karşı en hassas bölgeler arasında yer aldığı belirtilmektedir. Genel sıcaklık artışının 1-2 dereceye ulaşacağı ve kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği açıklanmaktadır.

Türkiye’de ise yıllık ortalama sıcaklığın 2,5-4 derece artacağı, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde 4, iç bölgelerde 5 dereceyi bulacağı tahmin edilmektedir. Sıcaklık ve yağış rejimindeki değişim, tarım ve sanayiyi olumsuz yönde etkileyeceği gibi biyolojik çeşitliliği azaltacak, ekosistemi bozacak ve orman alanlarını sınırlayacaktır.
Türkiye iklim değişikliği çalışmalarına aktif olarak katılmalı; belirlenen hedeflere ulaşılması maksadıyla kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeli; güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji potansiyelinden daha fazla istifade etmelidir.

İklim değişikliği nedeniyle Türkiye’de taşkın, kuraklık, çölleşme, orman yangınları gibi afetlerin artması beklenmektedir. Afetlerin neden olacağı can ve mal kayıplarının en aza indirilmesi için afet risklerinin etkin olarak yönetilmesi gereklidir.

 

Bu yazı 04.12.2015 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımlanmıştır.
http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/bm-iklim-degisikligi-konferansi-311

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top