AB Süreci ve Türkiye’de Reformlar

Prof. Dr. Atilla SANDIKLI
15 Aralık 2015
A- A A+

Türkiye ile AB üyesi devletler arasında, Kasım Ayı sonunda gerçekleştirilen zirvede, Türkiye’nin AB üyeliği sürecinin yeniden canlandırılmasına karar verildi. İlişkilerin derinleştirilmesi maksadıyla yüksek düzeyde ekonomik, enerji ve politik diyalog mekanizmalarının oluşturulması konusunda anlaşmaya varıldı.

Üyelik sürecinin hızlandırılması ve stratejik işbirliğinin genişletilmesi maksadıyla her yıl iki zirve yapılması kararlaştırıldı. Geri kabul anlaşmasının onaylanması ve bütün şartların yerine getirilmesi durumunda vize serbestisinin 2016’nın Ekim ayında başlayacağı belirtildi.

Türkiye ve AB üyesi ülkelerin ortak bir kadere sahip olduğu, Türkiye'nin üyeliğinin sadece birlik ve Türkiye için değil aynı zamanda küresel barış için de kazanç olduğu vurgulandı. Göçmen krizi konusunda Ortak Eylem Planının hayata geçirilmesi için mutabakata varıldı. Türkiye’ye Suriyeli göçmenlerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi için 3 milyar Avroluk destek sağlandı.

14 Aralık’ta yapılan hükümetler arası zirvede “Parasal ve Ekonomik Politikalar” başlıklı 17’nci fasıl açıldı. Açılış kriterlerinin yerine getirilmesi durumunda “Kamu alımları” başlıklı 5’nci, “Rekabet Politikası” başlıklı 8’nci ve “Sosyal Politika ve İstihdam” başlıklı 19’ncu başlıklar açılabilir.

ELEŞTİREL KONULAR

Bu olumlu gelişmelere rağmen AB devlet ve hükümet başkanlarının, 17-18 Aralık 2015’te Brüksel’de katılacağı zirvenin taslak sonuç bildirisinde, hukukun üstünlüğü ve temel haklarla ilgili ana eksiklikler vurgulanmakta. Eleştirel medyaya, gazetecilere, yazarlara ve sosyal medya platformları ile kullanıcılarına açılan davalar sorgulanmaktadır.

Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına zarar verilmesinin; ifade özgürlüğü ile toplanma özgürlüğündeki belirgin gerilemenin tersine çevrilmesi için acil şekilde önlemler alınmasının gerekliliği belirtilmektedir. Aralarında kadın, çocuk ve azınlık haklarının da bulunduğu insan haklarına, din özgürlüğüne ve mülkiyet haklarına tam saygının sağlanması istenmektedir.

Güçler ayrılığı ilkesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tüm kararlarına uyulması çağrısı yapılmaktadır. Hiç ilerleme sağlanmamış ya da çok az ilerleme sağlanmış yolsuzlukla mücadele gibi alanların da ele alınması için gerekli çalışmaların yapılması talep edilmektedir.

Terörist eylemlere son verilmesi çağrısı yapıldıktan sonra Kürt sorununa siyasi çözüm bulunması maksadıyla, tüm taraflara barış görüşmelerine devam edilmesi önerisi yapılmaktadır.
Ayrıca Türkiye’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” ile ilişkilerini normalleştirmek için gerekli ilerlemeyi hâlâ sağlayamadığı vurgulanmaktadır.

REFORM İHTİYACI

Uzun süren duraklamadan sonra AB üyelik süreci tekrar canlanmaktadır. Geçmiş dönemlerde AB eleştirileri ve yönlendirmeleri Türkiye’nin çağdaşlaşmasına önemli katkılar yapmıştır. AB sürecinin hızlanması, Türkiye’deki çağcıl devlet yapılanmasının ve uygulamalarının derinleşmesi için reformlara ihtiyaç vardır.

Geleceğini doğunun belirsizliğinde ve karmaşasında arayan bir Türkiye’den; AB içinde yer alan, çağcıl devlet özelliklerine sahip, geleceğe güvenle bakan bir Türkiye, halkına daha fazla huzur, zenginlik ve refah vadetmektedir.

Ayrıca doğulu kültürel özellikleri ile Batının çağcıl sistemlerinden ortaya çıkacak sentezin Doğu-Batı köprüsünün inşasına katkı yapacağı, medeniyetler çatışmasına panzehir olacağı açıktır.
Türkiye bu şekilde Terör ve Kıbrıs sorunlarına daha kolay çözümler bulacak, küresel barış ve istikrarın merkezi olacaktır.

 

Bu yazı 15.12.2015 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımlanmıştır.
http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/ab-sureci-ve-turkiyede-reformlar-477

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top