Orta Doğu Bataklığında İnsanlar Ölüyor!

Prof. Dr. Atilla SANDIKLI
18 Aralık 2015
A- A A+

İnsani müdahale söylemleriyle Afganistan ve Irak savaşları; Arap Baharı aldatmasıyla halk ayaklanmaları, iç savaşlar ve müdahaleler Orta Doğu’yu adeta bir bataklığa dönüştürdü. Ülkelerin içlerindeki iktidar mücadeleleri, bölgesel güçlerin rekabetleri ve küresel güçlerin hegemonya savaşları farklı amaçlarla farklı ittifakların oluşmasına neden olmaktadır.

Orta Doğu’daki gelişmeleri, nedenleri ve ittifakları anlayabilmek için devletlerin hedeflerini bilmek faydalı olacaktır. Orta Doğu’da hegemonya mücadelesinin tarafları ABD, Rusya, Fransa ve Almanya; bölgesel nüfuz alanlarını ve etkilerini genişletmeye çalışan bölgesel güçler Türkiye, İran, Suudi Arabistan ve İsrail.

Küresel Güçlerin hedefleri

ABD’nin Orta Doğu politikasının hedefleri; enerji kaynakları ve ulaşım yollarını kontrol etmek, Batı yanlısı yönetimlerin ve değerlerin bölgeye yerleşmesini sağlamak, bölge dışı veya bölgeden bir devletin hâkim bir güç olarak bölgede nüfuzunu geliştirmesine engel olmak, Araplar arasında birliğe mani olmak ve İsrail’in güvenliğini sağlamaktır.

Rusya’nın tarihsel hedefi sıcak denizlere inmektir. Rusya çarlık döneminden bu yana yayılmacı bir siyaset izlemektedir. Gürcistan ve Ukrayna krizleri ile Karadeniz’de etki alanını geliştiren Rusya, 2015 yılında Suriye’deki askeri varlığını artırmış ve doğu Akdeniz’e yerleşmiştir.

Ayrıca İran ile işbirliğini geliştirerek Irak ve Lübnan üzerinde nüfuz sahibi olmuştur. Bu gelişme Şangay İşbirliği Örgütü ile birlikte düşünüldüğünde Rusya Pasifik’ten Doğu Akdeniz’e kadar uzanan bir bölgede ABD ve Batı karşıtı bir blok oluşturmaktadır.

Fransa tarihsel nüfuz alanı olan Suriye’de etkinliğini devam ettirmeyi istemektedir. Almanya ise geçmişteki hayalleri doğrultusunda bölgede nüfuz kurabilecek yapılar oluşturmaya çalışmaktadır.

Bölgesel Güçlerin hedefleri

Türkiye 2011 yılına kadar diplomaside ılımlı bir dil, ritmik diplomasi, komşularla sıfır sorun ve yüksek düzeyli işbirliği konseyleri vasıtasıyla bölgeye özgü entegrasyon girişimleriyle Orta Doğu bölgesinde etkinliğini artırdı. Batıyla iyi ilişkiler özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve serbest piyasa ekonomisi uygulamaları ile bölgede cazibe merkezi haline geldi.

Arap baharı ile birlikte işler tersine döndü. Türkiye Müslüman Kardeşler ve Hamas ile ilişkilerini geliştirdi. Bölgeye yönelik olarak hem küresel güçlere hem de bölgesel güçlere meydan okudu. Sünni İslam anlayışının liderliği ve Yeni Osmanlıcılık yaklaşımıyla revizyonist politikalar yürütmekle itham edildi. Bütün ülkelerle kurulan iyi ilişkiler birbiri ardına bozulmaya başladı.

Mavi Marmara baskını ile İsrail ile ilişkiler koptu. Şii inanç sistemini nüfuz alanını genişletmek için bir araç olarak kullanan İran ile rekabet arttı. Baskı altında tutulan potansiyel düşmanlık duyguları, Suriye’deki gelişmeler sonrasında uygulamalara dönüştü. Arap Baharını ve Müslüman kardeşleri tehdit olarak gören Suudi Arabistan, Mısır’da Mursi yönetimine desteğini kesti ve darbenin fitilini ateşledi. Mısır ile ilişkiler kesildi.

Başarısız devletler Irak ve Suriye; devletleşen Kuzey Irak Kürt Yönetimi; İktidar mücadelesine giren devlet dışı aktörler Özgür Suriye Ordusu, Suriye Demokratik Güçleri; devlet kurmaya çalışan terör örgütleri IŞİD ve PKK/PYD. Aktörler çok, çıkarlar farklı, kaygan zemin ve değişen işbirliği süreçleri.

Orta Doğu’da oluşan bataklıkta insanlar ölüyor, devletler çöküyor ve güçler israf ediliyor. Hayaller kabusa dönüşüyor.

 

Bu yazı 18.12.2015 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımlanmıştır.
http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/orta-dogu-batakliginda-insanlar-oluyor-519

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top