Başkanlık Sistemi Tartışmaları

A- A A+

TÜRKIYE’de başkanlık sistemine geçiş tartışmaları 1987 yılında Başbakan Turgut Özal döneminde başladı. 1997 yılında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel başkanlık tartışmalarını tekrar gündeme getirdi. Son olarak Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan başkanlık sisteminin gelmesi için yoğun bir kampanya yürütüyor.

Ancak yapılan kamuoyu araştırmalarında başkanlık sistemine destek yüzde 30-35 düzeyinde. Halkın başkanlık sistemini bilmediği konusunda görüşler öne sürülüyor.

Hatta kampanyalar beyin yıkama ve baskı oluşturma seviyesine kadar ulaşıyor. Türk toplumunun baskı ve beyin yıkamalardan çok, engin sezgisi ile karar verdiği ihmal ediliyor.

NEDEN BAŞKANLIK SİSTEMİ?

Başkanlık sistemini savunanların başlıca tezi; ülkede ekonomik ve siyasi istikrar ancak başkanlık sistemi ile garantiye alınabilir.

Parlamenter sistemde hükümetler her an değişebilir. Bu nedenle yürütmenin istikrarını sağlamak zordur. Bu yaklaşım Türkiye’de uzun süreli koalisyonları besleyecek siyasi kültürün olmadığı varsayımına dayanmaktadır.

Diğer bir tez; başkanlık sisteminde yapılması planlanan projelerin hızla gerçekleştirilmesi, sınırlama ve engellerin ortadan kaldırılmasıdır. Parlamenter sistemde muhalefet partileri tarafından yürütmenin denetlenmesi engel ve geciktirme olarak değerlendirilmektedir.

Bu görüşleri 2002’den bu yana devam eden AK Parti iktidarları geçersiz kılmaktadır.

AK Parti 13 yıldır iktidardadır ve 17 yıla kadar iktidarda kalacaktır. Otoriter yönetimler hariç hangi ülkede bu kadar süre iktidarda kalan bir lider ve parti var?

Ayrıca AK Parti projelerini hızla hayata geçirmekle övünmüyor mu? Devrim niteliğinde değişim yaptığını vurgulamıyor mu? Gerçekten devrim niteliğinde değişim yaptı ve planladığı projeleri hızla gerçekleştirdi.

Peki, o zaman başkanlık sistemi neden bu kadar isteniyor?

BAŞKANLIK SİSTEMİ SORUNSUZ MU?

Geçmiş dönemlerde parlamenter sistemde bazı istikrarsız dönemleri yaşadık.

Ancak başkanlık sisteminde de istikrarsızlıklar yaşanmaktadır. Başkanlık sisteminde sabit görev süresi de bir sistem krizine yol açabilir. Başkan oldukça istisnai bir durum olan “suçlama” dışında görevden alınamaz.

Hastalık dolayısıyla iş göremez hale gelen veya meşruiyetini yitiren bir başkanın görevden alınamaması ciddi bir otorite sorununa yol açabilir. Hatta bu sorun bir rejim krizine dönüşebilir.

Venezuela’da Başkan Carlos Andres Peres ve Brezilya’da Başkan Fernando Collar’ın döneminde yaşanan krizler veya Arjantin’de başkan Peron’un 1974’te ölümünden sonra yerine gelen başkan yardımcısı olan eşi Maria Estela Martines de Peron’un meşruiyet sorunu yaşaması ve 1976 darbesiyle iktidardan düşürülmesi başkanlık sisteminde sabit görev süresinin yarattığı problemlere örnek olarak gösterilebilir.

Ayrıca başkanlık sisteminde yürütme; yasama organının çıkaracağı kanunlara ve kabul edeceği bütçeye bağlıdır. Başkan ile parlamento çoğunluğunun farklı siyasi eğilimlerde olduğu durumlarda bunun istikrarsızlığa sebep olması mümkündür.

Üstelik başkanlık sistemleri rejim krizlerini çözecek anayasal mekanizmalardan da yoksundur.

Bu durum Latin Amerika ülkelerinde anayasal krizlere ve askeri darbelerle demokrasinin kesintiye uğramasına sebep olmuştur. ABD gibi gelişmiş demokrasilerde bütçe kongre tarafından onaylanmadığı için günler, hatta haftalarca devlet hizmetleri kesintiye uğramıştır.

Bilimsel çalışmalar, başkanlık sisteminde demokrasinin kesintiye uğraması ihtimalinin parlamenter sistemlere göre daha kuvvetli olduğunu göstermektedir.

 

Bu yazı 05.01.2016 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımlanmıştır.
http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/baskanlik-sistemi-tartismalari-792

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top