Ortadoğu’da Mezhep Savaşı Çıkar mı?

A- A A+

Suudi Arabistan’ın Şii din adamı Şeyh Nimr’i idam etmesinden sonra Riyad ile Tahran arasındaki potansiyel gerilim patladı. İran’da Suudi Arabistan karşıtı gösteriler yapıldı ve Suudi Büyükelçiliği yakıldı. Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Sudan, İran ile ilişkilerini dondurdu. Birleşik Arap Emirlikleri ise ilişki seviyesini düşürdü.

Ortadoğu’da; özellikle Suriye ve Irak’ta farklı boyutlarda ve isimlerde var olan çatışmaların temelinde mezhepsel farklılıklar yer almaktadır. Riyad ile Tahran arasında yaşanan bu gerilimin, bütün İslam dünyasına yayılabileceği endişesi artmakta ve kaos senaryoları yazılmaktadır. Gerçekten Şii-Sünni mezhep savaşı çıkar mı? Savaş bütün bölgeye yayılır mı?

TARİHSEL ARKA PLAN   

İran’da 1979’da yaşanan devrim sonrasında Suudi Arabistan-İran arasındaki siyasi gerilim derinleşti. Şii isyan hareketlerinin bölgeye yayılabileceği endişesi; Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman arasında Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyinin kurulmasına neden oldu.

Riyad, 1980-88 yılları arasında yaşanan İran-Irak Savaşında Saddam Hüseyin’i destekledi. 1980’lerde Şiilerin oluşturduğu Hicaz Hizbullah’ı bölge ülkelerinde çeşitli saldırılar gerçekleştirdi. Şii milisler 1981 yılında Bahreyn’de bir darbe girişiminde bulundu. 1987’de Mekke’de Hac sırasında Suudi güvenlik güçleriyle Şiiler arasında çatışma çıktı ve yüzlerce Şii öldü. Bu olay gerilimi tırmandırdı ve 1988-91 yılları arasında iki ülke ilişkileri donduruldu.

İkinci Körfez Savaşı (2003) sonrasında İran’ın, Irak’ta kurulan Şii ağırlıklı hükümetler üzerindeki etkisi arttı. Arap Baharı sürecinde Şii çoğunluğun bulunduğu Bahreyn’de 2011’de çıkan isyan, Suudi Arabistan askeri desteği ile bastırıldı. Suriye İç savaşında İran Nusayri Esad yönetimini; Suudi Arabistan ise silahlı Selefi İslami grupları destekledi. İki ülke arasında vekâlet savaşları başladı.

Kral Selman Bin Abdulaziz’in 2015’de iktidara gelmesinden sonra İran’a karşı daha kararlı politikalar izlenmeye başlandı. Şii Husilerin isyanı sonucu Yemen Cumhurbaşkanı Mansur al Hadi Suudi Arabistan’a sığındı. Suudi hava kuvvetleri Husiler üzerine hava taarruzları düzenledi. Husi İsyanının İran tarafından desteklendiği ileri sürüldü. İki ülke arasındaki vekâlet savaşı Yemen’e de sıçradı.

Şİİ-SÜNNİ SAVAŞI RİSKİ

Uluslararası kamuoyunda Şii-Sünni çatışması riskinin arttığı doğrultusunda tartışmalar hat safhaya yükseldi. Korku ve endişeler arttı. Maalesef yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere zaten Şii-Sünni gerilimi; Suriye, Irak ve Yemen’de vekâlet savaşına dönüşmüştü. Eğer sağduyulu davranılmazsa ve gerekli tedbirler alınmazsa bu yangın bütün Ortadoğu’ya yayılabilir.

Bu yangının yayılması önlenebilse dahi Ortadoğu dinsel, mezhepsel ve etnik açıdan parçalanmış durumda. Bu parçalanmış yapı içindeki gruplar farklı hedefler ve çıkarlar doğrultusunda hareket ediyor. Ancak farkında değiller ama hepsi kaybediyorlar. Bölgede yaşananlar Orta Çağda Avrupa’da yaşanan karanlık tabloya benziyor.

Türkiye bu karanlık tablonun aydınlık yüzü olmalı. Gelişmeler karşısında sorunun tarafı olmaktan kaçınmalı. Tarafları yatıştırıcı ve gerilimi azaltıcı rol üslenmelidir. Sorunların çözülmesinin tılsımlı anahtarı olan laiklik ve çok kültürlülük ilkelerine uygun hareket edilmelidir.

Sanıldığının aksine laik yaklaşım sadece farklı dinler arasında değil, daha çok aynı dine mensup farklı mezhepler arasında hoşgörünün geliştirilmesine katkı sağlar. Çok kültürlülük anlayışı sorunların çözümüne yardım eder ve gruplar arasındaki bağı güçlendirir.

 

Bu yazı 08.01.2016 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımlanmıştır.
http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/ortadoguda-mezhep-savasi-cikar-mi-832

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top