ABD Başkanlık Sistemi ve Türkiye

Ersin ONULDURAN
11 Ocak 2016
A- A A+

Son dönemde siyaset sahnesinde başkanlık sistemi tartışmaları önemli bir yer tutmaktadır. Bir yönetim sistemi olarak bilinen başkanlığın Türkiye’de günlük siyasi münazaranın içine girişi dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vurgulamaları ile olmuştur. Gelinen aşamada Türkiye’de başkanlık sistemi üzerine çok fazla kafa yorulmadığı görülmektedir. Bu yönetim biçimi Türkiye'ye uygun ve gerekli mi? Eğer bu sistem uygulanırsa oturması için ne kadar bir zaman gereklidir? Hepsinden öte bu sistem ülkemizin demokrasisi için yararlı olur mu? Bu ve benzeri sorular üzerine detaylıca düşünmek gerekiyor. Başkanlık sistemini, özellikle bu sistemin çıktığı yer olan Amerika Birleşik Devletleri örneğini inceleyerek  irdelemek yerinde olacaktır.

 

Amerika kıtasına Avrupa'nın çeşitli bölgelerinden ama özellikle Britanya'dan gelen kolonistler 13 bölgeye yerleşmiş ve buralarda küçük devletçikler kurmuştur. Sözde İngiltere kralına bağlıydılar ama kraldan ve özellike onun müstebit idaresinden pek çok şikayetleri vardı.  Bunlar arasında tüketim mallarına konan ağır vergiler başı çekiyordu.  Nitekim adaletsiz çay vergisi ve 1773’teki Boston isyanı bu hoşnutsuzluğun önemli bir göstergesi olmuştur. 16 Aralık 1773 tarihinde Boston limanında demirlemiş birkaç gemi, ambarları çay dolu olarak ertesi gün boşaltılmayı bekliyordu.  Birden gecenin karanlığında bu gemilere yanaşan küçük teknelerden çıkan Kızılderili kıyafetleri giymiş kişiler gemilere çıkarak tonlarca çayı Boston körfezinin soğuk sularına dökmüştür. İşte sonradan Boston Çay Partisi diye adlandırılacak olan ve bugün de muhafazakar Cumhuriyetçileri etrafına toplayan hareket böyle başlamıştır. Bu kişilerin  hepsinin ağzında "no taxation, without representation" yani temsil olmadan vergilendirme yapılamaz sloganı vardı.  Bu olay üç yıl sonra gelecek olan Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nin de bir nevi öncül habercisi olmuştur.

Back to Top