Teröre Karşı Tek Yürek Nasıl Sağlanır?

A- A A+

Geçen yılın ikinci yarısından sonra Türkiye art arda IŞİD terör saldırılarının hedefi oldu. 5 Haziran’da Diyarbakır’da 5 ölü, 400’den fazla yaralı. 20 Temmuz’da Suruç’ta 34 ölü, 100’den fazla yaralı. 10 Ekim’de Ankara’da 109 ölü, 500’den fazla yaralı. Son olarak İstanbul’da 10 ölü, 15 yaralı.

PKK Terör Örgütü ise çözüm süreci boyunca hazırlığını yaptığı “Kıra Dayalı Şehir Savaşı” stratejisini uygulamaya başladı; Diyarbakır’ın Sur, Şırnak’ın Silopi ve Cizre, Mardin’in Dargeçit ve Nusaybin ilçelerinde terör eylemlerini yoğunlaştırdı.

Bu saldırılar DHKP-C ve MLKB gibi terör örgütlerinin eylemleri ile birlikte dikkate alındığında, Türkiye’de terör adeta patladı. Türkiye terör örgütlerinin hedefi haline geldi.

“Türkiye teröre karşı mücadelede tek yürek olabiliyor mu? İktidar ve muhalefet uyumlu bir mücadele verebiliyor mu?” soruları tartışılmaya başlandı.

İKTİDARIN YAKLAŞIMLARI

Basına açıklama yapan iktidar yetkilileri “terörün sadece AK Parti’nin değil, bütün partilerin ve 78 milyonun ortak sorunu” olduğunu; bu nedenle “Türkiye’deki siyasetin terörle mücadele karşısında birlikte bir duruş sergilemesi gerektiğini” belirtmektedirler.

Ayrıca bu yetkililer terör saldırıları sonrasında “medyanın, siyasetin, akademisyenlerin ve STK’ların hükümeti suçladıklarını; bunun sakat, hastalıklı bir anlayış ve tavır olduğunu” vurgulamaktadırlar. “Bu davranışın terörü cesaretlendirdiği ve güç bulmasına yardımcı olduğu konusunu” sorgulamakta ve suçlamalarda bulunmaktadırlar.

MUHALEFETİN YAKLAŞIMLARI

Muhalefet yetkilileri ise “Benzer olayların geçen yıl Ankara ve Suruç’ta da yaşandığını, terörü bitirmek konusunda açık çek verdiklerini ve terörle mücadeleyi desteklediklerini” belirtmektedirler. Ancak devamında “Defalarca uyardık; ‘Ortadoğu bataklığına Türkiye’yi sürüklemeyin’ dedik. Düne kadar sustuk, sabrettik, artık sabrımız taştı.” diye eleştirmektedirler.

Birçok akademisyen ve sivil toplum örgütü; “PKK ile yürütülen çözüm sürecinde yapılan yanlışlıları ve PKK terör örgütünün bu süreci Kıra Dayalı Şehir Savaşı Stratejisi’nin hazırlıkları için kullandığını vurguladıklarını; ancak iktidarın kendilerini dinlemek bir yana ötekileştirdiğini ve dışladığını” söylemektedirler.

Benzer şekilde IŞİD konusunda da uyarılar yapıldığını ancak iktidarın bir süre IŞİD’i terör örgütü olarak görmekten kaçındığını ve Sünni aşiretlerin başkaldırısı olarak değerlendirdiğini; hem yurt içinde hem yurt dışında tedbir almakta geciktiğini vurgulamaktadırlar.

Tabii ki terör örgütleri ile iltisaklı olan ve girişimlerine destek veren unsurlar da yok değil ancak bunlar küçük bir azınlık.

Açıklamalardan anlaşılacağı üzere, iktidar ile muhalefetin büyük kısmı arasında “tek yürek” olma konusunda temel sorun, yönetişim ilkelerine uyulmamasıdır. İktidar muhalefetin yapıcı önerilerini dikkate almamakta; bu nedenle de terörle mücadele konusunda halkın ezici çoğunluğunun yer alacağı “teröre karşı tek yürek”  oluşturamamaktadır.

Muhalefet ise demokratik seçimle iktidara gelen yönetimin terörle mücadelede esas karar verici olduğunu kabullenememekte ve “teröre karşı tek yürek” olmakta zorlanmaktadır.

Şeyh Edibali tek yürek olmak konusunda sorumluluğu iktidara yüklemektedir. “Ey oğul! Beysin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Gücengeçlik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Kötü söz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlamak sana. Bölmek bize, bütünlemek sana…” demektedir.

 

Bu yazı 15.01.2016 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımlanmıştır.
http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/terore-karsi-tek-yurek-nasil-saglanir-929

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top