Enerji Güvenliği: Kritik Enerji Alt Yapısı ve Türkiye

A- A A+

Kritik enerji altyapısı (KEA) genellikle "temin edilmedikleri takdirde enerji güvenliği ve enerji ikmalinin yanı sıra ulusların sosyal ve ekonomik refahını [ciddi ölçüde etkilemesi beklenen] varlıklar olarak tanımlanmaktadır. Enerji sistemini oluşturan fiziki enerji tesisleri, enerji tedarik zinciri, bilgi teknolojileri ve iletişim ağları söz konusu varlıklar arasındadır.(1) KEA unsurları genellikle doğal ve insan kaynaklı tehditler ile yok edilebilmekte ya da zarara uğrayabilmektedir. İster terör saldırısı ve doğal afet isterse insan yapımı bir hasardan kaynaklansın, KEA'nın tek bir sektöründe yaşanan bozulma ülkelerin karmaşık ve birbirine bağlı enerji sistemleri üzerinde zincirleme etki yaratabilir.(2) Güvenilir ve entegre işleyen bir KEA sistemi, genel enerji politikası hedeflerini ve ekonomik refahını güvence altına alması açısından her ülke için bir zorunluluktur. Bu sebeple, KEA ağlarının korunması konusu sadece iyi işleyen ekonomi standartlarını ve güçlendirilmiş enerji tedarik güvenliğini sağlamak için değil aynı zamanda tüketicilerin yeni teknolojilere erişebileceği pazar entegrasyonunun temel şartlarından biri olarak da günümüz dünyasında büyük önem kazanmıştır.(3)

 

Enerji güvenliği meselesi, 1973 yılındaki petrol ambargosundan beri kesintisiz petrol akışının sağlanması olarak tanımlanmıştır. Yaşanan çeşitli olayların sonucunda bu klasik tanıma yeni unsurlar eklenmiştir. Gerçekte, 11 Eylül saldırılarına kadar söz konusu enerji meselesi esas olarak jeopolitik, kazalar ve doğal afetler gibi meselelerle ilgiliydi. Enerji tedarik güvenliği konusundaki başlıca dönüm noktalarından biri, 1973 yılında yaşanan OPEC petrol krizidir. Bu tarihten sonra enerji güvenliği, enerji tedarikinin çevre dostu olması şartıyla makul fiyata kesintisiz petrol akışı koşullarının sağlanması olarak tanımlanmıştır. Ancak 1970'lerden itibaren bu tanım, fiyat istikrarı, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, enerji depolama, ekonomik yatırımlar, siyasi ve askeri güç dengesi, jeopolitik, ulusal güvenlik, enerji verimliliği, enerji piyasaları ve sürdürülebilirlik vb. yeni kavramları bünyesinde toplanmıştır.(4) Gerçek şu ki 'güvenlik tehditlerinin artışı ve KEA'ların korunması, sanayi toplumları gündeme geldiğinden (O zamanlardan beri biliniyor) ve (özellikle savaş zamanlarında) tüm enerji sistemleri hedef alındığından beri insanlık için daima endişe kaynağı olmuştur'.(5) Bu yüzden, Avrupa-Atlantik dünyası petrol ambargosu sonrası hem kendi enerji tedarik güvenliğini sağlayacak hem de KEA'ların korunmasını temin edecek emniyet tedbirleri alma işini hızlandırmıştır. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) kurulması, yerel kaynakların yanı sıra kaynak ülkeleri çeşitlendirme stratejisi ve Avrupa'nın doğalgaza erişim için Rusya ile karşılıklı bağımlılık uygulaması ve stratejisi bu konuda alınan çok sayıdaki güvenlik tedbirleri arasındadır. Dünyanın farklı bölgelerinde ortaya çıkan enerji güvenliği riskleri ve tehditleri incelendiğinde, enerji güvenliği ile ilgili KEA bileşenlerinin önem kazandığı görülmektedir.(6) 11 Eylül saldırılarından sonra ABD'de terör, sadece ulusal veya bölgesel enerji güvenliği meselesi ya da KEA'lara yönelik güvenlik tehditleri olarak değil aynı zamanda küresel bir sorun olarak açıklanmıştır. KEA'lara ilişkin Amerikan güvenlik tehdidi algısının 11 Eylül saldırılarından sonra önemli ölçüde değiştiği görüşünü Daniel Yergin de paylaşmaktadır. Yergin'in düşüncesine göre Washington genelde enerji güvenliğine, özelde ise KEA'lara yönelik güvenlik tehditlerini küresel bir endişe kaynağı olarak değerlendirmeye başlamıştır. Küresel tedarik zinciri, üretim, nakliye, depolama tesisleri ve nihai tüketicilere dağıtım ağlarından oluşmaktadır ve 11 Eylül terör saldırıları nedeniyle dikkatli incelemeye maruz kalmıştır.(7) Avrupa ve ABD, ortaya çıkan bu tehditler karşısında ülkelerinin altyapı güvenliğini ciddiye almaya başlamıştır. Hem Avrupa Komisyonu (EC) hem de ABD Ulusal Güvenlik Bakanlığı, terör tehditlerinin yanı sıra KEA'larına yönelik diğer güvenlik riskleriyle baş etme tedbirleri üzerinde çalışma başlatmıştır. Bu konudaki ilk girişim Avrupa tarafından gelmiştir. Komisyon, 2005 yılında Kritik Altyapının Korunması için Avrupa Programı adlı yeşil kitabı yayımlamıştır.(8) Bu girişim uygulamaya geçtikten sonra, Avrupa Birliği Konseyi kritik Avrupa altyapısının belirlenmesi ve tespiti odaklı bu altyapıların korunmasına ilişkin değerlendirmeler yapan 114/08/ EC sayılı Direktifi yayımlamıştır.(9) Atlantik'in diğer yakasında ise terör saldırıları Fukuşima enerji santrali kazası ile aynı zamana rastlayınca, KEA'lar dünya devletlerinin siyasi gündemlerinde daha çok ehemmiyet kazanmıştır. Amerikan hükümeti kendi KEA'sını korumak için strateji ve güvenlik inisiyatifleri geliştirmek ve belirlemek zorunda kalmış, bu da 2009 tarihli Amerikan Ulusal Altyapı Koruma Planının (NIPP) hazırlanmasıyla sonuçlanmıştır.(10)

 

Türkiye, coğrafi olarak dünyanın hidrokarbon kaynaklarının yaklaşık yüzde 75'inin bulunduğu başlıca enerji üreticileri ile Avrupa'daki büyük tüketiciler arasında kritik bir kavşakta yer almaktadır. Ancak ülke 2015 yazında ve öncesinde PKK'nın terör saldırılarına uğramıştır. Başlıca petrol ve doğalgaz boru hatlarına yönelik son PKK saldırıları, uluslararası piyasalarda Ankara'nın KEA'larının hidrokarbon kaynaklarının nakliyesi için yeterince güvenli olup olmadığı konusunda endişe yaratmıştır. Bu nedenle elinizdeki analiz, Türkiye'nin petrol ve doğalgaz boru hatlarına yönelik mevcut güvenlik risklerini kısaca inceledikten sonra Ankara'nın KEA'larının ne kadar güvenli olduğu konusunda bir sonuca ulaşmaya çalışacaktır. Enerji gereksiniminin yaklaşık yüzde 70'ini yurtdışından ithal eden enerji bağımlısı bir ülke olarak, Türkiye 2010-2014 Stratejik Planını açıklamıştır.(11) Planın amacı, gelecekte hidro, rüzgar ve güneş enerjisi kaynaklarının kullanılmasını teşvik ederek, 2030 yılına kadar elektrik ihtiyacının yüzde 30'unu yenilenebilir kaynaklardan karşılamaktır. Bu plana göre Türkiye elektrik ihtiyacının geri kalanını (%10 civarında) da nükleer enerjiden karşılamayı amaçlamaktadır.(12) Türkiye'nin stratejik enerji planına göre hidro-karbon kaynaklarından elde edilen geri kalan yaklaşık yüzde 60'lık enerji ihtiyacının mevcut transit yolların ve kaynak ülkelerin çeşitlendirilmesi yoluyla karşılanması ümit edilmektedir. Bu çeşitlendirme planları Türkiye'nin genel enerji politikalarında Ankara'ya üstünlük sağlarken, söz konusu durum boru hatlarının güncel ve gelecekteki ağırlığını da doğal olarak arttırmaktadır. 2010-2014 enerji planı yenilenebilir enerji ve nükleer seçenekleri ile çeşitlendirme çalışmalarının artırılmasına odaklanmakla birlikte, Türk ekonomisi şimdilik fosil yakıt ithalatına bel bağlamaya devam etmektedir. Türkiye'nin toplam sıvı yakıt tüketimi, ortalama 734.800 varil/gün (bbl/d) olarak hesaplanmıştır ve bunun içinde ham petrolün %90'ından fazlası ithal edilmektedir. IEA tahminlerine göre asıl önemli nokta, Ankara'nın ham petrol ithalatının önümüzdeki on yılda ikiye katlanacağı beklentisidir.(13)    

 

Şu anda Türkiye'nin dünyanın kanıtlanmış petrol ve gaz rezervlerinin yüzde 70'ini Batılı pazarlara bağlayan kavşaklardaki özel doğal enerji koridoru konumu, ülkeden geçen mevcut ve potansiyel petrol ve doğalgaz boru hatlarının ikmal rolünü son derece önemli kılmaktadır. Arap baharı sonrası yaşanan kaotik karşı devrimler ve Ukrayna krizi gibi jeopolitik depremler sonucu Avrupa'nın enerji tedarik güvenliği doğrudan etkilenmiştir. Geçtiğimiz on yılda, Avrupa'nın genel enerji tedarik güvenliğini sağlama yönündeki umutsuz çabaları karşısında Türkiye'den geçen boru hatları kritik önem kazanmıştır. Bu yüzden, mevcut şartlarda PKK terör örgütünün Türkiye'nin Avrupa'nın enerji merkezi olma çabalarını zayıflatmak için ülkenin hidrokarbon boru hatlarını hedef alması şaşırtıcı değildir.

 

2015 yazında, PKK'lı teröristler Türk ekonomisine zarar vermek amacıyla ülkedeki en az üç petrol ve gaz boru hattına saldırmış, sabotaj düzenlemiştir. Daha da önemlisi, teröristler bu eylem ile KEA ve vatandaşlarının güvenliğini temin etme açısından hükümetin güçsüzlüğünü göstermek istemiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanı Taner Yıldız'ın ifade ettiği gibi "PKK bu sabotaj eylemlerini düzenleyerek, Ankara'nın stratejik konumunun değerini düşürmek için Türk topraklarından geçen boru hatlarının güvenliği konusunda panik ve belirsizlik yaratmayı, böylece ülkenin istikrar ve kalkınmasını engellemeyi amaçlamıştır'.(14) 2015 yazında, Türkiye'nin enerji altyapısı üç PKK saldırısına uğramıştır. 'İlk olarak Temmuz 2015'te yıllık yaklaşık 10 milyar metreküp doğalgaz taşıyan Ağrı'daki Türk-İran doğalgaz boru hattı sabote edilmiş ve bu yüzden yaklaşık beş günlüğüne kapatılmıştır. İki gün sonra 29 Temmuz 2015 tarihinde (Şırnak'ta günlük 1.6 milyon varil taşıma kapasitesine sahip) Kerkük-Yumurtalık boru hattı PKK'nın saldırısına uğradıktan sonra bir haftalığına kapatılmıştır. Bunlara ilaveten, 4 Ağustos 2015 tarihinde PKK militanları Kars'ın Sarıkamış ilçesindeki (yıllık 8.8 milyar metreküp doğalgaz taşıma kapasitesine sahip) Bakü-Tiflis-Erzurum boru hattına saldırı düzenlemiştir. (15)Türk yetkililer, bu sabotaj eylemlerinin ardından söz konusu saldırıların yol açtığı aksilikleri engellemek için tedbirlerin alındığını açıklamıştır.(16)

 

Türkiye'nin önemli petrol ve doğalgaz boru hatlarına yönelik PKK saldırıları yeni olmamakla birlikte, bu durum Türk boru hatları ile petrol ve doğalgaz tedarik eden ve taşıyan şirketlerin dikkate almak zorunda kaldığı yeni bir risk unsuru yaratmıştır. İyi haber, (ABD Ticaret Odası tarafından yayımlanan) 2015 Uluslararası Enerji Güvenliği Risk Endeksi Raporuna göre Türkiye'nin enerji güvenliği risk puanı 1.08717'dir.(17) Öte yandan, 1980 yılı baz alınarak 1.000 olarak hesaplanan OECD ortalama risk endeksinde 'daha yüksek rakam daha yüksek risk anlamına gelmektedir'. (18) Dolayısıyla, Türkiye'nin risk oranı diğer tüketici ve transit ülkelerin risk oranı ile karşılaştırıldığında, Ankara'nın KEA'sı çok büyük endişeye yaratmamaktadır. Sonuç olarak, enerji piyasalarında KEA'larına yönelik son terör saldırılarına rağmen Türkiye'nin Avrupa ve diğer ülkeler için güvenilir enerji ortağı konumunu koruduğu savunulabilir.(19)

 

Sonuç

 

Soğuk savaş sonrası dönemde yeni güvenlik riskleri ve tehditlerinin artmasıyla enerjinin tanımı da doğal olarak genişlemiştir. Bu tanım, artık sadece jeopolitik, doğal afet ya da kaza konuları ile sınırlanamaz. Daha da önemlisi, petrol ve doğalgaz akışını sekteye uğratabilecek olaylar, içerdiği çeşitli güvenlik bileşenlerine bakılmaksızın sadece belirli bir ülkenin sorunu değil dünya çapında endişe kaynağı haline gelmiştir. Bu durum, 11 Eylül terör saldırılarından sonra daha da belirginleşmiş ve başarısız/başarısızlık sürecine girmiş devletler ile devlet dışı aktörlerin yükselişiyle ve bunların küresel çapta KEA'lara verdikleri veya verebilecekleri zararlar nedeniyle daha da kötüye gitmiştir. Bu yüzden, Avrupa-Atlantik dünyası KEA girişimlerini koruma çalışmalarını artırmak zorunda kalmıştır. Daha önce ifade edildiği gibi, 1980'lerden beri Türkiye de özellikle PKK'dan gelen terör kaynaklı güvenlik tehditlerinin artışından olumsuz etkilenmiştir. Şu ana kadar Türkiye kendi adına boru hatlarını korumak için etkin şekilde çaba göstermiştir. Çağdaş güvenlik koşullarında bir ülke tek başına teröre karşı koyamaz. Bu sebeple, Türkiye'nin durumunda özelde Ankara'nın Avrupa-Atlantik ortakları, genelde ise uluslararası toplum nezdinde daha çok anlayış ve işbirliğine gereksinim duyulmaktadır. KEA'larına ilişkin mevcut kaygılar ve PKK'nın sabotaj girişimleri Ankara için önemli bir güvenlik sorunu teşkil etmekle birlikte, söz konusu boru hatlarının Türkiye çevresinden Avrupa'ya hidrokarbon ikmalinde kritik unsurlar olması nedeniyle bu mesele Avrupalılar için de önem taşımaktadır.

 

 

Son notlar:

(1) ‘Energy: Critical Energy Infrastucture Protection and Resilience’, Australian Government: Department of In-dustry, Innovation and Science, http://www.industry.gov. au/Energy/EnergySecurity/Critical-Energy-Infrastruc-ture/Pages/default.aspx, en son 20 Ağustos 2015 tarihinde ziyaret edilmiştir. 

(2) Jose M. Yusta, Gabriel J Correa and Roberta Lacal- Arantegui, ‘Methologies and Applications for Critical Infrastructure Protection: State-of-Art’, Energy Policy, 2011, s. 6100. 

(3) A.g.e.

(4) A.g.e.

(5) Emre İşeri, ‘Addressing Pipeline Security Regime of the Prospective Regional Hub Turkey’, Security Journal, Vol. 28, No.1, 8 Ekim 2012, s.1-15. 

(6) A.g.e.

(7) Daniel Yergin, Energy Security and Markets, in J.H. Ka¬lichi and D. L. Goldwyn (eds) Energy and Security: To-ward a New Foreign Policy Strategy, Baltimore, MD: The John Hopkins University Press, pp. 51-64. 

(8) EC, 2005. Green Paper, On a European Programme for Critical Infrastructure Protection. Commission of the European Communities. Brussels (Belgium), p. 28 http://eur-lex.europe.eu/LexUriServ/site/en/com/2005/ com2005_057en01.pdf, en son 12 Ağustos 2015 tarihinde ziyaret edilmiştir. 

(9) CEU. 2008. On the Identification and Resignation of Eu¬ropean Critical Infrastructures and the Assesment of the Need to Improve their Protection. Official Journal of the European Communities, Brussels (Belgium), Directive 114, s. 75.

(10) NIIP, 2009. National Infrastructure Protection Plan. US Department of Homeland Security. US Department of Home Security. Washington DC (USA). P.175, http:// www.dhs.gov/nipp, en son 16 Ağustos 2015 tarihinde ziyaret edilmiştir. 

(11) The Republic of Turkey Ministry of Energy and Natural Resources, (2010), Strategic Plan (2010- 2014), http://www.enerji.gov.tr/yayinlar_raporlar_EN/ ETKB_2010_2014_Stratejik_Plani_EN.pdf, last visited on 20 July 2015. 

(12) Nurşin Ateşoğlu Güney, ‘Turkey’s Energy Security Strategy in the Emergent Global Energy Outlook’, Insight Turkey, Vol. 17, No. 2 , Summer 2015, s. 35-43. 

(13) International Energy Agency, (2013) Oil and Gas Se¬curity: Emergency Response of IEA Countries: Turkey, http://www.iea.org/publications/freepublications/publica¬tion/2013_Turkey_Country_Chapterfinal_wit, en son 10 Temmuz 2015 tarihinde ziyaret edilmiştir.

(14) ‘Terrorist Attack Kirkuk-Ceyhan Oil Pipeline in Tur¬key’s Eastern Sırnak Province’, Daily Sabah, 29 July 2015, http://www.dailysabah.com/politics/2015/07/29/ terrorists-attack-kirkuk-ceyhan-oil-pipeline-in-turkeys-eastern-sirnak-province, en son 19 Eylül 2015 tarihinde ziyaret edilmiştir. 

(15) Ali Ünal, ‘PKK Scheming to Undermine Turkey’s En¬ergy Security’, Daily Sabah, 7 August 2015, http://www. dailysabah.com/energy/2015/08/08/pkk-scheming-to-un¬dermine-turkeys-energy-security, en son 19 Eylül 2015 tarihinde ziyaret edilmiştir. 

(16) Türk boru hatlarına yapılan son terör saldırılarından sonra Ankara'nın stratejik açıdan önemli enerji kaynaklarını korumak üzere başlıca boru hatlarının güvenliğini artırmak için söz konusu bölgelere termal kameralar ile at sırtında devriyeler sevk ettiği bildirilmiştir. Bakınız, Ali Ünal, ‘PKK Scheming to…,’, a.g.e. 

(17) A.g.e.

(18) A.g.e.

(19) A.g.e.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top