Küresel Aktörlerin Kıbrıs Müzakerelerindeki Rolü

Şafak Beren YILDIRIM
28 Ocak 2016
A- A A+

Nisan 2015’te yapılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanlığı seçimlerini bağımsız aday Mustafa Akıncı’nın kazanması ile tıkanan müzakerelere başta ekonomi, Avrupa Birliği ve güç paylaşımı başlıkları olmak üzere görüşmelere başlanmıştır. Bununla beraber, mülkiyet, toprak, garanti ve güvenlik konuları üzerine yoğun görüşmelere yer verilmektedir. 29 Aralık 2015 tarihinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı KKTC televizyon kurumlarının ortak yayınında müzakereler ile ilgili gelinen son aşamaları tüm kamuoyu ile paylaşmıştır. Müzakerelerin üçer başlık ile iki ana temada toplandığını ifade eden Akıncı, konuların tüm detaylarıyla değil, sadece başlıklar üzerinden değerlendirildiğini belirtmiştir. Kuzey Kıbrıs için önem arz eden dönüşümlü başkanlıktaki hakları ve toprağa geçiş imkânı gibi hususların sağlanması gerektiğini vurgulamış, toprak konusunda harita ve yüzdelik detaylarının henüz görüşülmediğini eklemiştir.

 

Mülkiyet konusunda şu ana kadar 22 başlıkta uzlaşı sağlanmış, hedefin mümkün olduğunca az kişinin yerinden edilmesi olduğu dile getirilmiştir. Bu konuda müzakerelerin sürdüğünü fakat iadenin takas ve tazminat gibi alternatiflerin yanında pek de tercih edilmeyeceğinin öngörüldüğü vurgulanmıştır. Tazminat hususunda yapılan yaklaşık hesaplamalara istinaden 25- 30 milyar dolara ihtiyaç olduğu belirtilmiştir. Fakat bu meblağın değişebileceğini ve şu anda tam olarak hesaplanmadığı bildirilmiştir. Birleşmiş Milletler Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin işbirliğinde uluslararası arenadan; KKTC’ye gelen ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve AB Dönem Başkanı Lüksemburg'un Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker gibi üst düzey bürokratların destekleri ile sağlanabileceği açıklanmıştır. Bu süreç içerisinde adaya IMF ve Dünya Bankası’ndan da yetkililerin geldiği, adanın ekonomisinin uzun vadede geliştirebilecek stratejiler üzerine çalışıldığı vurgulanmıştır.

 

Adada hâlihazırda devam eden müzakereler sonucunda konjonktürün değişmesi ihtimali bulunmaktadır. Adanın Orta Doğu, Türkiye, Kuzey Afrika, Rusya ve Süveyş Kanalına hâkim olabilecek bir stratejik konumda bulunması, ABD, İngiltere, Avrupa Birliği, Rusya gibi güçlerin adaya ilgisini artırmakta, keşfedilen enerji kaynakları da adayı jeopolitik ve jeostratejik olarak vazgeçilemeyen unsur haline getirmektedir. Bu analizin temel amacı Kıbrıs’ın değişen konjonktüründe küresel aktörlerin Kıbrıs müzakerelerine tartışmalı yaklaşımları ve nedenlerini ortaya koymaktadır. Ayrıca, ABD ve garantör devletlerin Kıbrıs müzakerelerindeki tutumları irdelenmeye çalışılacaktır.

Back to Top