Türkiye’de Demokratik Kültür ve Olgunluk

A- A A+

Türkiye’de son yıllarda yaşanan gerilimlerin ve olayların temelinde çağcıl demokrasi, demokratik kültür ve olgunluk eksikliği yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin çağcıl demokrasi olarak nitelenmesi için demokrasinin devlet-toplum, siyaset-toplum ve devlet-siyaset ilişkileri içinde; toplum-içi farklı kimlikler arası ilişkilerde ve güncel hayatın örgütlenmesinde “yerleşmesi” ve “derinleşmesi” gereklidir. Çağcıl demokrasinin yerleşmesi ve derinleştirilmesi için de çoğulcu demokrasi ve yönetişim prensiplerine uyulmalıdır.

ÇOĞULCU DEMOKRASI

Demokrasinin gelişim sürecinde, çoğunluğun devlet yönetimindeki kararlarının mutlak olması, azınlık haklarını kısıtlayabileceği kaygısı çoğulcu demokrasiyi ortaya çıkarmıştır.  Çoğulcu demokrasi anlayışında çoğunluğun yönetme hakkı bulunmasına rağmen çoğunluğun sınırsız yetkilere sahip olduğu söylenemez. Temel insan haklarına saygı, insan onurunun korunması, azınlıkta veya muhalefette olanların beklentilerinin dikkate alınması, farklı düşüncelerin serbestçe hiçbir baskıyla karşılaşmadan söylenebilmesi çoğulcu demokrasi için şarttır. Çoğulcu demokrasilerde özgürlük herkesin yönetime serbestçe katılımını sağlarken, eşitlik de insanların her türlü farklılığına rağmen, insan onurunun korunması gereğinden dolayı, eşit bir şekilde bu yönetime katılabilmesi anlamına gelmektedir. Çoğulcu demokrasilerde bireysel, kültürel ve sosyal haklar korunur ve genişletilir.

Farklı kültürel kimlikler arası ilişkilerde ötekileşme yerine eleştirel anlama ve diyalog temelli tartışma ortamı oluşturulur. Toplumsal sorunların çözümü ve taleplere karşı şiddet ve baskı yerine demokratik müzakere yöntemi etkin olarak kullanılır.

YÖNETİŞİM

Yönetişim kavramı ise hükümet otoritesine ve gücüne dayalı yönetim anlayışından, hiyerarşik yapıdaki bir yönetim olgusundan farklı yeni bir süreci ve toplumun yönetimine ilişkin yeni bir modeli anlatmaktadır. Böyle bir model içinde aktörlerin ve birimlerin tek taraflı yönlendirmeleri ve etkileri değil, bir etkileşim süreci içinde gerçekleşen interaktif ilişkiler söz konusudur. Sadece hükümet birimlerinin ve görevlilerinin değil, aynı zamanda hükümet dışı örgütlerin, sivil toplumun, bilim adamlarının, uzmanların ve vatandaşların katılımı söz konusudur.

Yönetişim yaklaşımından hareketle yapılan analizlerde; özellikle hükümet-toplum etkileşimi üzerinde durulmakta; devlet ile devlet-dışı alan arasında işbirliğinin, kamu ile sivil toplum örgütleri arasında ilişkilerin geliştirilmesinin, çok kutuplu karar alma mekanizmalarının yaygınlaştırılmasının önemi belirtilmektedir. Çoğulculuk ve yönetişimin temel ilkeleri olan hukukun üstünlüğü, katılımcılık, şeffaflık, eşitlik, etkinlik, hesap verebilirlik sayesinde önemli güç merkezleri arasında uzlaşma sağlanarak toplumsal gerilimlerin çıkması önlenebilir.

Çıkan gerilimler kutuplaşmaya ve karşılıklı düşmanlıklara varmadan yatıştırılabilir. Çoğulcu demokrasi ve yönetişim prensiplerinin siyasetin, bürokrasinin, toplumun her kesimine yerleşmesi, demokratik kültür ve olgunluğun oluşturulabilmesi için aşağıdaki hususlar gereklidir. Çoğulcu demokrasi ve yönetişim prensiplerinin aileden başlamak üzere eğitimin her kademesinde öğretilmesi ve uygulanması. Yeni Anayasa, Siyasi Partiler ve Seçim Kanunları ile mevzuatın içine ve ruhuna yerleştirilmesi.

Siyasal etik kuralların geliştirilmesi ve siyasal hayata hâkim olması. Yürütmenin yasama ve yargı üzerindeki baskın rolünün ortadan kaldırılarak, kuvvetler ayrılığı prensibinin tam olarak uygulanması.

 

Bu yazı 29.01.2016 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımlanmıştır.
http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/turkiyede-demokratik-kultur-ve-olgunluk-1104

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top