Bölgesel Sorunlar ve Türkiye

A- A A+

21. Yüzyıl’ın ilk on yılı Türkiye’de Avrupa Birliği’ne katılım sürecindeki ilerlemelerle demokratik hak ve özgürlüklerin genişlediği, hukukun üstünlüğünün yerleştiği ve yakalanan makroekonomik istikrarla da sosyal refahın arttığı verimli bir dönem olmuştur. Bu dönemde Türkiye başarılı bir şekilde uyguladığı çok boyutlu dış politika ile dünya genelinde itibar kazanmış, yakın çevresindeki bölgesel sorunların çözümünde daha etkin biçimde rol oynamaya çalışmıştır. Komşularla sıfır sorun, proaktif girişimler ve barış diplomasisine dayalı çok boyutlu dış politika Ankara’ya bölgesel barış ve istikrara katkı sağlayan yapıcı bir aktör statüsü kazandırmış, bu statü Birleşmiş Milletler’in 2009-2010 Güvenlik Konseyi geçici üyeliği seçimlerinde 151 üye devletin Türkiye’yi desteklemesi neticesini vermiştir. İçeride gelişen demokrasi ve küresel krize rağmen korunan ekonomik istikrar, dış politikada çok boyutlu yaklaşım Türkiye’nin bölgesinde cazibe merkezi haline gelmesini sağlarken uluslararası sistemdeki konumunu güçlendirmiştir.  

 

Türk dış politikasının yüzyılın ilk on yılındaki başarılı çizgisi, ikinci on yılda başta Orta Doğu olmak üzere yakın çevredeki gelişmelerle birlikte farklı bir seyir takip etmeye başlamıştır. Mavi Marmara krizi neticesinde İsrail’le bozulan ilişkiler ve Türkiye’nin İran’ın nükleer programıyla ilgili Batılı müttefiklerinin hassasiyetlerini paylaşmadığı yönünde oluşan izlenim dış politikanın değişen seyrini görünür kılmıştır. Türk karar mercileri, ABD’nin Irak’tan çekilmesi ve Arap dünyasında 2011 yılında başlayan ayaklanmalarla birlikte özellikle Orta Doğu’daki gelişmelerle ilgili yüksek bir özgüvenle değerlendirmeler yapmış, bölgedeki değişim sürecine Müslüman Kardeşler üzerinden yön vermeyi hedeflemiştir. Rusya ve Çin’le ilişkilere romantik yaklaşımın öne çıktığı, Batılı devletlerin Orta Doğu’daki etkisinin kısmen göz ardı edildiği, bölgesel güç ve küresel aktör söylemlerinin ağırlık kazandığı bu dönemde Orta Doğu’da milli imkân ve kabiliyetlerin ötesinde hedefler tayin edildiği ve Türk dış politikasındaki güç-çıkar-politika ahenginin bozulmaya başladığı gözlemlenmiştir.

 

Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs meselesinde yalnızlaşma, Suriye’de rejim değişimine endeksli politikanın çıkmaza girmesi, Irak’ta merkezi yönetimle kopma noktasına gelen ilişkiler, Ermenistan’la normalleşme girişiminin başarısız olması, Ukrayna kriziyle birlikte Karadeniz’deki güç dengesinin Türkiye aleyhine değişmesi, Rusya ile uçak krizinin ardından tırmanan gerilim ve Ege’de Yunanistan’la devam eden çözümsüzlük yakın çevredeki sorunların Türk dış politikasının temel öncelikleri haline geldiğini göstermektedir. Kuzeyde Rusya’nın güneyde İran’ın etki alanını genişlettiği bu konjonktürde Türkiye’nin yakın çevresindeki sorunları doğru okuması, bu sorunlar çerçevesinde gerçekçi risk analizleri ve isabetli politikalar geliştirmesi ve Avrupa-Atlantik güvenlik sistemindeki konumunu değerlendirmesi önem arz etmektedir.

 

Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM), “Bölgesel Sorunlar ve Türkiye” kitabını yakın çevredeki sorunlara ışık tutmak, bu sorunların Türkiye’ye etkilerini incelemek ve Türk karar mercilerine milli menfaatler doğrultusunda politika önerileri sunmak amacıyla yayımlamaktadır. Daha önce BİLGESAM tarafından yayımlanan diğer çalışmalar yanında, Bilge Adamlar Kurulu tarafından gözden geçirilerek yayımlanan raporların da yer aldığı “Bölgesel Sorunlar ve Türkiye” kitabı 12 bölümden oluşmaktadır. Kitapta Doğu Akdeniz’deki enerji keşifleri, Kıbrıs meselesi, Türk-Yunan ilişkilerinde Ege sorunu, Balkanlar’daki istikrarı tehdit eden problemler, Karadeniz’deki çatışma alanları, Ukrayna krizi, Türkiye-Rusya ilişkileri, Kafkasya’daki güvenlik sorunları, Türkiye-Ermenistan ilişkileri, Irak’taki istikrarsızlık ve Suriye iç savaşıyla birlikte ortaya çıkan IŞİD tehdidi, İran’ın dış politika hedefleri ve ABD-İran yakınlaşmasının Orta Doğu’daki dengelere etkileri üzerine makaleler yer almaktadır.

 

Kitaptaki çalışmalara katkı sağlayan Bilge Adamlar Kurulu üyeleri E. Oramiral Salim Dervişoğlu’na, E. Bakan/Büyükelçi İlter Türkmen’e, Yargıtay Eski Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk’a, E. Bakan/Vali Kutlu Aktaş’a, E. Büyükelçi Özdem Sanberk’e, E. Büyükelçi Sönmez Köksal’a, E. Büyükelçi Güner Öztek’e, E. Büyükelçi Ümit Pamir’e, E. Büyükelçi Dr. A. Oğuz Çelikkol’a, E. Büyükelçi A. Ünal Çeviköz’e, E. Orgeneral Necdet Yılmaz Timur’a, E. Orgeneral Oktar Ataman’a, E. Oramiral E. Murat Bilgel’e, E. Koramiral Sabahattin Ergin’e, Prof. Dr. Nur Vergin’e, Prof. Dr. Orhan Güvenen’e, Prof. Dr. Ali Karaosmanoğlu’na, Prof. Dr. İlter Turan’a, Prof. Dr. Çelik Kurtoğlu’na, Prof. Dr. Ersin Onulduran’a, Sami Kohen’e ve kitaba bölümleriyle katkı sağlayan Doç. Dr. Fatih Özbay’a, Dr. Bilgehan Emeklier’e, Orhan Gafarlı’ya, BİLGESAM Araştırma Koordinatörleri Orhan Dede, Erdem Kaya, Elnur İsmayıl ve Ali Semin’e, Araştırma Asistanları Bekir Ünal ve Türkan Budak’a teşekkür ederim. Kitabın başta uluslararası ilişkiler alanında çalışma yapan akademisyenler olmak üzere akademik dünyada faydalı bir kaynak olmasını diler, kitapta yer alan değerlendirme ve önerilerin Türkiye’nin çevresindeki mevcut risk dinamiklerinin yönetilmesinde Türk karar mercilerine yararlı olmasını temenni ederim.

 

 

 

BİLGESAM Başkanı

Prof. Dr. Atilla SANDIKLI

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top