Bu İsrail Neden Böyle?

Ersin ONULDURAN
15 Şubat 2016
A- A A+

En son gazete haberlerine bakılırsa, İsrail yeniden Türkiye sahnesine çıkıyor.  Öyle anlaşılıyor ki, Mavi Marmara olayı ve kaybedilen 10 can (onuncu kurban dört yıl komada kaldıktan sonra öldü) artık jeopolitik gerçeklerin arkasına itildi ve İsrail ile tekrar barışıyoruz.  Belki ilişkilerimiz mesela 8 -10 yıl evvelki sıcaklığına hemen ulaşamayacak ama o buz gibi düşmanca söylemlerden de artık vazgeçilecek. İsrail dünya sahnesinde biricik (unique) bir ülke.  Halkı, düşünce yapısı, söylemleri ve uluslararası davranışları başka hiçbir ülkeye tam anlamıyla benzemiyor.  Onları böyle yapan şey nedir acaba?  Yani bu kısa analizin başlığını oluşturan “bu İsrail neden böyle?” sorusunun cevabı nedir acaba?

 

İsrail’i anlamak için bazen İkinci Dünya Savaşı’na bazen de iki bin yıl evvelki mistisizim ile karışık dinler tarihine bakmak yerinde olur.  İsraillilerin çoğu Firavunların, peygamberlerin, yarılan denizlerin ve muazzam granit duvarlı sarayların, yanan çalıların ve Tanrıdan gelen tabletlerin varlığını gerçek kabul edip, Allah’ın İshak oğullarına kutsal bir toprak parçasını vadettiğine inanırlar.  Ancak gelin görün ki o vadedilen toprak boş ve sahipsiz bir kara parçası değildir.  Orada kendilerini o toprağın sahibi gören İsmail oğulları yani bugünki Araplar da hak iddia ediyorlar ve bugün hala yaşanan çıngar işte bundan çıkıyor.

 

İsrail’in şuuraltına yerleşmiş olan başka şeyler de var:  bir kere Yahudiler içinde yaşadıkları daha büyük toplum tarafından genellikle aşağılanmış, kendi içine kapanık dışarıdan kız alıp vermeyen, kendilerine askeri roller verilmeyen bir toplum olarak yaşadılar.  Bu nedenle tarihsel olarak para işleri sarraflık, bankerlik gibi “kirli” işler onlara kaldı bir de tıp, bilim, daha sonraları edebiyat ve tiyatro, sinema gibi görsel sanatlar onların ileri gittikleri beşeri sahalar oldu.  Bugünün film ve tiyatro dünyasında, basın ve yayın hayatında ve banka borsa işlerinde Yahudilerin bu derece başat durumda oluşlarının önemli bir sebebi de bu olsa gerektir.

 

Kanımca bugünki İsrail’in psikolojisine etki eden en önemli amillerden biri de 1941-1944 yıllar arasında Avrupa’da Yahudilerin maruz kaldığı soykırımdır.  Büyük Felaket ya da Holokost da denilen bu yaygın katliamda 6 milyondan fazla Yahudi sistematik bir biçimde Alman Nazi rejimi tarafından soykırıma ve etnik temizliğe maruz kalmıştır.  Bu inanılmaz tecavüze karşılık Yahudilerin Varşova Gettosu hariç hemen hiçbir karşı koymada bulunamamış olmaları onların ulusal gururunda onarılmaz yaralar açmıştır.  Çok sık tekrar edilen “bir daha asla” sloganı o günlerin bugüne yansımasının bir ifadesidir. 

 

Bütün bunların sonucunda bugünün İsraili birim fen ve savaş sanayiinde çok ileri, Araplara ve kendilerini tenkit edenlere karşı çok haşin ve acımasız (bu Amerikan başkanı Barack Obama dahi olsa) uluslararası örgütlerin ve dünya kamuoyunun tenkitlerine kulaklarını tıkayan bir politika izlemiştir. İsrail’in bir başka ilginç özelliği de kendilerini "enlerin" ülkesi olarak görmeleridir.  En bilgili insanlar oradadır, en güzel kızlar İsraillidir, en savaşkan ve güçlü ordu onlarınkidir, bilim ve teknolojinin icatların beşiği İsraildir vs. vs. Aslında kendilerini böyle nitelendirmeleri için gerçekten çok sebep var.  Mesela Türkiye bile uçaklarının radar sistemlerini ve tanklarının modifiyesini uzunca bir süre İsrail’de yaptırmıştır.  Gerçekten Hadassah hastanelerinde ve Technion bilim yuvasında birçok ilklere de imza atılmıştır.  İsrailli müzisyenlerin başarıları dünya çapında kabul edilmektedir.  Fakat bütün bu başarı ve ayrıcalıklar İsrail’in fütursuzca bir dış politika izlemesini, başkalarına hayat hakkı tanımamasını haklı gösteremez. 

 

İsrail çok kültürlü bir toplumdur ve demokrasinin Orta Doğu’da Türkiye'nin yanısıra siyasal sistem olarak içselleştirildiği nadir ülkelerden biridir.  Fakat toplum ve devlet çok kültürcü değildir. Onlara göre İsrail bir "Yahudi devletidir" ve öyle kalmalıdır.  İsrail ile barış isteyenler bunu böyle kabul etmek zorundadır. 

 

Bence kendilerince en çok özlemi çekilen şey düşmanlarla çevrili olmaları dolayısıyla mesela bir hafta sonu arabaya atlayıp birkaç saatlik bir geziye çıkamamalarıdır.  Ülkenin eni (114 km.) ve boyu (424 km.)  buna imkân vermemektedir.  Bazı siyaset bilimcileri böyle ülkelere "garrison society" adını veriyorlar.  Yani etrafı düşmanlarla çevrili bir kaleye sıkışmış bir toplum.  O kadar ki alan darlığı nedeniyle uçaklarını harp oyunlarına ancak Türkiye ile (eski günlerde, şimdi değil) yaptığı anlaşmalar sayesinde Konya ovası semalarında ancak hazır hale getirebiliyordu.

 

Şimdi eğer İsrail ile Türkiye gerçekten normal ilişkilere yakın zamanda başlarlarsa bu ne gibi yenilikler getirecek? Bir kere hemen Amerika'daki İsrail ve Yahudi lobisi eskiden olduğu gibi Türkiye yanlısı bir tavır içine girecektir.  Amerika ile şu sıralar biraz şekerrenk giden ilişkiler muvacehesinde buna şiddetle ihtiyacımız var.  İkincisi Suriye ve Irak'ta geniş İsrail istihbarat ağından faydalanma imkânımız doğacaktır. Böylece, kendi olanaklarımızla da karıştırılınca bu bölgede oldukça güçlü bir istihbarat pozisyonuna sahip olabiliriz.  Turizm alanında hemen yansıması görülecek bir rahatlama olacaktır. Rusların yarattığı boşluğu büyük ölçüde İsrail'lilerin doldurması olasıdır. İsrail dünya kamuoyunda bir nebze daha rahatlayacaktır ve daha az tenkit edilecektir. Yalnız aman dikkat İsrail Esop hikayesindeki  kurbağaya benzemesin: öküz kadar büyük olacağım diye şişinirken ortadan ikiye çatlamasın.

Back to Top