ABD’nin PYD Politikası Düşmanca Bir Yaklaşımdır

A- A A+

PYD (Demokratik Birlik Partisi) 2003 yılında Suriye’nin kuzeyinde PKK terör örgütü içindeki Suriyeli teröristler tarafından kurulan bir siyasi partidir. Lideri Salih Müslim’dir. Askeri kolu YPG’dir (Halk Koruma Birlikleri). Çeşitli kaynaklarda YPG’nin silahlı personel mevcudu konusunda 40.000 ile 60.000 arasında farklı rakamlar verilmektedir.

PYD NE YAPMAK İSTİYOR?

PYD, Suriye’de iç savaş başladığında, Esad’ın kuzeydeki askerlerini çekmesi nedeniyle Cizire, Kobani ve Afrin bölgelerine hâkim oldu. 2014’te IŞİD Kobani’nin önemli bir kısmını ele geçirdi. YPG, ABD’nin yoğun hava desteği, Peşmerge ile Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) yardımıyla IŞİD’i püskürttü. Üç bölgede özerk kanton yönetimi ilan etti.  

PYD, yine ABD hava desteğiyle, IŞİD’in kontrolünde olan Tel Abyad’ı ele geçirdi ve Cizire ile Kobani kantonlarını birleştirdi. Kontrol altına aldığı bölgelerden Arapları, Türkmenleri, hatta kendilerine boyun eğmeyen diğer Kürtleri göç etmeye zorladı. Uluslararası Af Örgütü ve BM kaynakları, Arap ve Türkmen köylerinin ateşe verildiğini ve köylülerin bölgeyi terk etmesi için ölümle tehdit edildiğini vurguladı.

PKK/KCK’nın Suriye kolu olarak görev yapan PYD ve silahlı gücü YPG, Azez ile Cerablus arasındaki bölgeyi de ele geçirerek, Afrin kantonuyla birleşmeyi ve Suriye’nin kuzeyinde toprak bütünlüğünü sağlayarak etnik temelli bir Kürt devleti kurmayı hedeflemektedir.

ABD, PYD’Yİ NEDEN DESTEKLİYOR?

Türkiye Birinci Körfez Savaşı’nda BM’nin Irak’a ekonomik ve askeri ambargo kararına uymuştur. İncirlik Üssü’nün çok uluslu güçler tarafından kullanılmasına izin vermiştir. Ancak Türkiye savaşa aktif olarak katılmamıştır. Türkiye, İkinci Körfez Savaşı’nda da ABD’yi ve koalisyon güçlerini desteklemekle birlikte, daha çekimser bir politika izlemiş ve koalisyon güçlerinin Türkiye üzerinden cephe açmasına izin vermemiştir.

ABD, her iki savaşa da katılmaması nedeniyle, Türkiye’nin müttefiki olarak kendisinden beklenen yeterli desteği vermediği değerlendirmesini yapmıştır. Birinci Körfez Savaşı’ndan sonra PKK terör örgütü hızla gelişmiş ve Türkiye’ye büyük zarar vermiştir. Ayrıca Irak’ın kuzeyinde Kürt devletinin oluşması için gerekli çalışmalar başlatılmıştır.

1999-2004 yılları arası hemen hemen hiçbir eylem yapmayan PKK terör örgütü, İkinci Körfez Savaşı’ndan sonra, 2004 yılından itibaren tekrar kuvvetlenmiş ve eylemlerini artırmıştır. Irak’ın kuzeyinde ise özerk Kürt devleti kurulmuştur.

ABD’nin Irak’tan çekilmesi ve Suriye iç savaşını fırsat bilen IŞİD, bölgede geniş bir alanı ele geçirmiştir. Bu süreçte ABD bu gelişmeye hiçbir müdahalede bulunmamıştır. IŞİD bölgeyi tehdit etmeye başladıktan sonra karadan Suriye’ye müdahale etmesi için Türkiye’yi teşvik etmiştir. Türkiye bu oyunun bir parçası olmamıştır.

ABD ve Türkiye’nin Suriye politikaları, Suriye’deki kimyasal silahlar imha edildikten sonra bir türlü uyuşmamıştır. Türkiye, ABD stratejilerine yeterli destek vermemiş; ABD ise adeta Türkiye’nin hamlelerini bir bir başarısızlığa uğratmıştır.

ABD, yeterli desteği vermeyerek ÖSO’nun zayıflamasına neden olmuş ve PYD’yi Suriye’de kullanacağı tek kara gücü olarak göstererek desteklemiştir. Türkiye’nin PKK terör örgütüyle PYD arasında fark olmadığını delilleriyle anlatmasına rağmen PYD’yi desteklemeye devam etmiştir.

ABD, El-Kaide ile bağlantısı nedeniyle El-Nusra ve birçok muhalif grubu terör örgütü olarak ilan ederken, sizce PKK terör örgütü ile bağlantısı açık olan PYD’yi neden desteklemektedir? Her şey o kadar net ki! Görmemek için kör olmak gerekir. 

 

Bu yazı 26.02.2016 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımlanmıştır.
http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/abdnin-pyd-politikasi-dusmanca-bir-yaklasimdir-1456

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top