Rusya Merkezli Krizler Odağında NATO Caydırıcılığını Yeniden Düşünmek

Doç. Dr. Vişne KORKMAZ
27 Şubat 2016
A- A A+

Afganistan’daki misyonunun sona ermesinden sonra NATO’nun geleceğiyle ilgili tartışmalar hızlanmıştır. Özellikle 2020 yılında açıklanacak olan NATO yeni stratejik konseptinin hazırlık çalışmalarının bu tartışmalar ışığında şekillenmesi beklenmektedir. Ancak geçtiğimiz 2 yıl boyunca gündemi meşgul eden Rusya merkezli iki önemli gelişme NATO’nun Avrupa ve Türkiye güvenliği ile ilgili rolünün tekrar gündeme gelmesine neden olmuştur. Dolayısıyla NATO caydırıcılığının ve teminatının anlamının tekrar düşünülmesine yol açmıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde NATO müttefiklerine caydırıcılık garantisi vermiştir. Bu durum İttifak’ın en önemli siyasi ve askeri bileşeni olarak NATO’nun değişen rolü ve misyonlarına rağmen önemini korumasını sağlamıştır. Buna rağmen Soğuk Savaş sonrası dönemde yaşanan krizlerin niteliği İttifak caydırıcılığının yeterli ve güvenilir olup olmadığı konusunda soruları da beraberinde getirmiştir.

 

Ukrayna ve Suriye krizlerinin NATO’nun dünya için yaratmış olduğu güvenlik riskleri tek başına yeterince önemlidir. Çünkü çeşitli sebeplerle farklı güvenlik kırılganlıklarını işaret etmektedir. Bu krizler her şeyden önce Rusya’nın askeri açıdan kapasitesini artırarak Arktika, Karadeniz ve Akdeniz’deki üsleri füze ve hava savunma sistemleri ile teknik ve hız açısından geliştirilmesi için yatırım yaptığı deniz kuvvetleri üzerinden güç aktarım yeteneği sergilemesini olanaklı kılmıştır. Bu nedenle Trans-Atlantik alanın çevresinde yaşanan krizleri Rus faktörü ile birleştiren bir okuma yapmak mümkün ve hatta gerekli hale gelmiştir. Doğal olarak İttifakın caydırıcılığı ve teminatının sınırları çerçevesindeki gücü ile ilgili cevap bekleyen sorular ise, Avrupa’nın kuzeyini ve güneyini etkileyen yeni stratejik mücadele doğrultusunda yeniden gündeme gelmektedir.

 

Caydırıcılıkla ilgili temel çalışmalar ve caydırıcılık teorisi bize bahse konu kavramın ve güvenlik teminatlarının değişmeyen temel unsuru konusunda daha net bir açıklama yapmaktadır. Fakat caydırıcılığın yeterliliği ve güvenilirliği karşı karşıya kalınan risklerin doğası ve stratejik rekabetin biçimiyle yakından ilişkilidir. Bu sebeple analizde, Rusya’nın iddialı dış politikasının içeriği, amacı ve Avrupa güvenliği için oluşturduğu riskin ne olduğu, NATO’nun caydırıcılığının odağının gelecekte ne olacağı sorusuna cevap aranacaktır.

Back to Top