İran’da Seçim Sonuçları ve Etkileri

A- A A+

İranlılar, yeni Uzmanlar Meclisi’ni ve Parlamentoyu belirlemek için Cuma günü sandık başına gitti. Bu seçimin sonuçlarını değerlendirebilmek için İran’ın siyasi yapısını bilmek gerekir. Bu siyasi yapı kapsamında İran seçimlerinin önemi nedir? İç ve dış politikaya etkileri ile Türkiye’ye yansımaları neler olabilir?

İRAN’IN SİYASİ YAPISI

İran siyasi yapısının en tepesinde dini lider vardır. Ülkenin mevcut dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’dir. Cumhuriyet’in genel politikalarını tanımlar ve denetler. Silahlı kuvvetlerin başkomutanıdır, güvenlik ve istihbarat operasyonlarını kontrol eder. Savaş açma konusunda tek yetkilidir. Ayrıca devletin önemli üst düzey yöneticilerini atar.

Anayasa Koruma Konseyi altı tanesi Dini Lider tarafından atanan oniki üyeden oluşmaktadır. Diğerleri İran Meclisi tarafından, İran Yargı’sının aday gösterdiği hukukçular arasından seçilmektedir. Konsey meclis tarafından kabul edilen bir yasayı anayasaya veya Şeriata uygun olmadığı gerekçesiyle geri gönderebilir. Ayrıca seçimlerde adayları veto edebilir.

Uzmanlar Konseyi, 88 üyeden oluşur. Üyeler, İran vatandaşları tarafından 8 yıllığına seçilir. Dini lidere yasal görevleri konusunda danışmanlık yapar. Uzmanlar Konseyi’nin en önemli fonksiyonu Dini Lider’i seçmek, gözlemek ve gereken koşullar oluştuğunda Lider’i görevden almaktır.

İran Cumhurbaşkanı dini liderden sonraki en yüksek devlet makamıdır. Şu andaki Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’dir. Dört yıllığına genel oy ile seçilir. Bir kişi iki defa seçilebilir. Cumhurbaşkanı, dini lidere bağlı olan konular dışında yönetim yapılarının çalışmasından sorumludur. Cumhurbaşkanı, bakanlar kurulunu atar, hükümet kararlarını yönlendirir ve yasamanın önüne konacak hükümet politikalarını seçer.

İran Meclisi dört yıllığına seçilen 290 üyeden oluşmaktadır. Meclis yasama faaliyetini yürütür, uluslararası antlaşmaları değerlendirir ve ulusal bütçeyi onaylar.

SEÇİMLER NEDEN ÖNEMLİ

Devrimden sonra İran iç ve dış politikasında kırılmalar yaşanmıştır. İran, Humeyni döneminde iç politikada muhafazakâr ve sertlik yanlısı politikalar uygulamış,  dış politikada ABD’den uzaklaşarak Batı’dan kopmuştur. Rafsancani ve Hatemi dönemlerinde ise içeride ılımlı ve reformist politikalar uygulanmış, dışarıda uluslararası sisteme uyum sağlamak amacıyla ABD ve Batı ile ilişkiler düzeltilmeye çalışılmıştır.

Ahmedinecad döneminde Humeyni zamanındaki politikalara geri dönülmüş, ABD ve AB ile ilişkiler tekrar bir kriz sürecine girmiştir. Ahmedinecad yönetimi, nükleer işbirliği yapma amacıyla dış politikasında Batı ekseni yerine Doğu eksenine öncelik vermiştir.

Ruhani döneminde ise Rafsancani ve Hatemi dönemlerinde olduğu gibi ılımlı politikalar uygulanmaya başlanmıştır. Batı ile bozulan ilişkiler düzeltilmeye çalışılmış ve en büyük sorun olan nükleer program konusunda anlaşma imzalanmıştır.

Bu çerçevede seçimler, kamuoyunun ana eğilimini ve ülkenin ne yöne doğru gittiğini ölçmek için bir sınav niteliğindeydi. İlk Seçim sonuçlarına göre İran’ın en yüksek dini yönetim organını ve dini liderini seçen Uzmanlar Meclisi için yapılan seçimde, reformcu ve ılımlıların muhafazakârlara üstünlük sağladığı görülmektedir. Parlamento seçimlerinde de benzer durum söz konusudur.

Bu sonuçlara göre Cumhurbaşkanı Ruhani, Batı ile nükleer anlaşma ve siyasi reformlar konusunda halktan onay almış durumda. Artık ekonomik reformlara hız verebilir. 2017 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için iyi bir avantaj sağlamış görünüyor.

Gelecek yıllarda İran’ın küresel ve bölgesel etkinliği daha da artabilir. Türkiye’nin hem iç politikada hem de dış politikada düşüş yaşadığı bir dönemde İran’ın yükselişe geçmesi önemli. Bu nedenle Türkiye geçmişle övünmek yerine, düşüşün nedenlerini ve tekrar yükselişe geçmenin yollarını araştırmalı.

 

Bu yazı 01.03.2016 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımlanmıştır.
http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/iranda-secim-sonuclari-ve-etkileri-1507

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top