Yunanistan’ın Doğu Akdeniz Politikası ve Münhasır Ekonomik Bölge Paylaşımı

Şafak Beren YILDIRIM
17 Mart 2016
A- A A+

Son yıllarda Doğu Akdeniz bölgesinde keşfedilen enerji keşifleri bölge ülkeleri olan Türkiye, İsrail, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Lübnan ve Mısır’ı yakından ilgilendirmektedir. İsrail için Türkiye Orta Doğu’da önemli bir aktör, Yunanistan ise Avrupa’ya açılan diğer önemli bir kapıdır. Bölgede petrol, hidrokarbon yatakları ve doğalgaz bulunmaktadır. Son yıllardan itibaren yapılan çalışmalar neticesinde Doğu Akdeniz’de keşfedilen enerji bölgede hareketliliğe neden olmuş, birçok ülke özel firmalarının ilgi odağı haline gelmiştir. Dolayısıyla hidrokarbon kaynaklarının paylaşılması konusu bölge ülkeleri arasında işbirliği ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Fakat enerjiden ziyade üzerinde durulması gereken diğer önemli bir husus Münhasır Ekonomik Bölgelerin paylaşımı konusudur. Nitekim bölge ülkeleri olan Güney Kıbrıs- İsrail ve Yunanistan arasında imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması Türkiye’nin de MEB alanlarına tekabül etmektedir. Bu nedenle uluslararası hukuk çerçevesinde öncelikle MEB paylaşım konusunun netleştirilmesi gerekmektedir. Bölge ülkeleri tarafından yapılan anlaşmalarda Türkiye’nin dışlanması bir çözüm değildir. Ancak Türkiye’nin dâhil olduğu aşamada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de denkleme dâhil olması ihtimali ile durum sürüncemede kalmaktadır. Yunanistan bu denklemden birincil olarak faydalanmak isteyen ülke olarak kendisini Türkiye ve KKTC’nin dâhil edilmediği ortaklıklardan istifade, Avrupa’ya bir köprü görevini üstlenmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda bu analizde denkleme dolaylı bir şekilde dâhil olan ve bölge ülkeler ile yapmış olduğu anlaşmalar ile Avrupa’ya kilit noktası oluşturmaya çalışan Yunanistan’ın Doğu Akdeniz üzerinde hedeflediği politikasını değerlendirmek ve Münhasır Ekonomik Bölge paylaşımlarının aslında uluslararası platformu kilitleyen bir diğer aktör olduğunu vurgulamaktır.

Back to Top