Rusya Suriye’den Neden Çekiliyor?

Dr. Elnur İSMAYIL
17 Mart 2016
A- A A+

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 15 Mart 2016 tarihinde Suriye’deki Rus askerlerinin büyük bir kısmını geri çekmesiyle ilgili kararı hem Suriye krizinin geleceği hem de Rusya-Batı ilişkileri açısından yeni bir dönem olarak değerlendirilmelidir.

 

Vladimir Putin’in Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la görüşme sonrasında verdiği bu kararın diplomatik, politik, askeri ve ekonomik olarak dört boyutta dikkatlice okunması gerekmektedir. Dört boyutta analiz edildiğinde Rusya Suriye’den çekiliyor mu? Yoksa Rusya stratejik bir hamle mi yapıyor? Sorularına doğru cevap verilmiş olur.      

 

Rusya terörle mücadele ve Esed rejiminin devrilmesini önlemek olarak başlattığı misyonunu başarılı bir şekilde tamamlamış olduğu mesajını vermektedir. Rusya Suriye’de uzun bir süre devam eden iç savaşı sonlandırmakta ve ateşkes konusunda taraflar arasında mutabakat sağlamaya yardımcı bir ülke olarak algılanmaktadır. Sorunun çözümünde ABD’nin ve diğer Batılı güçlerin muhatap aldığı en önemli ülke Rusya’dır. Putin’in Rus askerlerinin çekilmesi ile ilgili karar almadan önce ABD Başkanı ile telefon görüşmesi yapması ve Suriye’de ateşkesin devam ettirilmesi ile ilgili faaliyetlerini koordine ettirmenin gerektiğini beyan etmesi, Kremlin’in uluslararası düzeyde güvenilir bir aktör olduğu mesajını vermek anlamına da gelebilir. Bu karar verilmeden önce Rusya’nın Suriye’de terörle mücadele için ABD’nin oluşturduğu koalisyonla birlikte hareket edebileceğini ifade etmesi Kremlin’in Batı ile ilişkilerinde bir düzenlemeye gidilmesi ihtiyacından doğmaktadır.  

 

Peki, Putin’in beyan ettiği gibi Rusya gerçekten Suriye’deki misyonunu tamamlayabildi mi?  

 

Putin, Rus askerlerinin gerçekleştirdiği hava saldırıları sonucunda Esed rejiminin askeri olarak güç kazanmasını sağladığını iddia etmektedir. Eylül 2015 sonrasında Esed güçleri Rusya’nın askeri desteğiyle 10 bin kilometre karelik bir alanı kendi kontrolüne alabilmiştir. Rusya’nın desteği ile Suriye’de diğer Arap Baharı yaşayan ülkelerde olduğunun aksine Esed rejiminin devrilme tehlikesi ortadan kalkmıştır. Esed rejimi Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi öncesinden farklı olarak Batılı devletler tarafından kabul edilmektedir. Rusya’nın Suriye’deki askeri üsleri ile ilgili veya Rusya’nın Orta Doğu ve Akdeniz havzasında çıkarlarının tehlikeye girmesi artık söz konusu değildir. 

 

Rusya’nın son yıllardaki bölgesel ve küresel krizlerdeki politikaları incelendiğinde Putin iktidarının Rus toplumuna zafer kazanan güçlü bir orduya sahip olduğu mesajı verilmektedir. Kremlin’in Rus-Gürcü savaşında Güney Osetya’da, daha sonra ise Ukrayna krizinde Kırım’ı işgal etmekle uyguladığı politikalar Rus toplumunda Putin’in popülaritesini artırmıştır. Rusya’nın Suriye’de gerçekleştirdiği politikalar Rus medyasının tek taraflı propagandası ile toplumda Rus askeri gücünün başarılı olduğu algısı oluşturulmaktadır. Sovyet askerlerinin Afganistan’dan mağlup ordu olarak çekilmesinin örneğini yaşamamak için Putin görevini büyük bir ölçüde tamamladığını beyan etmektedir. Rus askerleri Suriye’den “başarılı” bir şekilde vatanlarına dönmektedir ve bu da Putin’in etkisinin artmasına neden olmaktadır.            

 

Küresel güç olmayı hedefleyen Putin için Suriye’deki ateşkesin sağlanması ve diplomatik olarak krizin sonuçlanması çabaları önemli bir hamle sayılabilir. Kırım’ın işgali ile uyguladığı politika, Rusya’nın küresel bir güç olarak kabullenilmesinin önemli bir aşamasıdır. Suriye’de ise küresel güç özelliklerinin kendinde olduğunu bir kez daha ispatladı. Batılı devletlerin Rusya’ya uyguladığı ekonomik ve politik yaptırımlara rağmen, Kremlin kendi çıkarının tehlikeye girdiği coğrafyada savaşa girmiştir.  

 

Suriye iç savaşında Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonraki dönemde Rusya ilk defa sınırlarından uzak bir coğrafyada bir savaşa girmiştir. Rusya, askeri olarak kendi gücünü sınırlarının dışından kısa süre içerisinde manevra yaparak geri çekebilme kabiliyetinde olduğunu göstermektedir. Ayrıca Rusya gerekirse kısa bir süre içerisinde askerlerini tekrar Suriye’ye gönderebilecek güçte olduğu mesajını da vermektedir. 

 

Rusya Suriye iç savaşına müdahil olmasıyla gerçekleştirdiği hava operasyonlarında modernize edilmiş silahlarını denemiş oldu. Bu durum Askeri gücünü ve savunma sanayisini son yıllarda geliştiren Rusya açısından önemli bir gelişme sayılabilir. Dünya silah satışındaki payını son yıllarda artıran Rusya’nın, silahları için yeni pazarlar bulması da önemlidir. Özellikle Orta Doğu ülkelerinin gelecek yıllar için Rus silahlarına ilgisinin artacağı tahmin edilebilir.

 

Rusya askeri başarısını uluslararası alanda diplomatik başarıya dönüştürmek istemektedir. Putin’in vermiş olduğu karar büyük oranda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeleri ve Cenevre görüşmelerinde tüm tarafların olumlu tepkisiyle karşılandı. Suriye iç savaşının taraflarının iştirak ettiği Cenevre’deki görüşmelerde ilerleme kaydedilmesi amaçlı olarak da Putin bu kararı vermiştir. Cenevre görüşmelerine Suriye muhalefeti temsilcisi olarak katılan Salim al-Muslat, Rusya’nın beyan ettiği şekilde askerlerini Suriye’den çekmesi halinde görüşmelerde daha olumlu sonuç alınacağını beyan etmiştir.   

 

Eylül 2016’da Rusya’da yapılacak olan parlamento seçimleri de Putin’in Suriye’den askerlerinin bir kısmını çekme kararına etki eden nedenlerden biri olabilir. Her ne kadar Rusya’da halkın çoğunluğu Putin’in Suriye’ye müdahale kararına destek vermişse de, gelecek aylarda ülkedeki ekonomik durumun daha kötüye gitmesi ihtimali dikkate alınırsa, iktidar partisinin etkisinin azalacağı tahmin edilebilir. Bunu önlemek ve toplum üzerinde ciddi askeri güce sahip Rusya algısı uyandırmak olarak da Putin’in bu kararı değerlendirilmelidir.      

 

Rusya’nın diplomatik hamlesi aynı zamanda Avrupa Birliği devletlerinin Kremlin’e uyguladığı ekonomik ve politik yaptırımların bir kısmının kaldırılması için düşünülmüş olabilir. Nitekim Avrupa Birliği devletleri içerisinde bir sonraki yaptırım uygulama döneminde Rusya’ya yaptırım uygulanmaması için lobi faaliyetleri aktif bir şekilde sürdürülmektedir. Suriye’den askeri varlığını çekmesi algısı Kırım işgalini unutturmakta olan Rusya’nın elini güçlendirmektedir.

 

Petrol fiyatlarının düşmesi sonrasında Rusya’nın ekonomik durumunun Putin’in kararını etkilemiş olabileceği iddiası da doğru bir yorum olabilir. Fakat Putin’in uluslararası kamuoyuna askeri ve diplomatik başarısını göstermenin yanında ekonomik nedenler askerlerin bir kısmının geri çekilmesinin yanında en az etkili olanıdır.  

 

Rusya’nın bölgeden “çekilmesi” Türkiye açısından önemli bir gelişme gibi düşünülebilir. Fakat Moskova-Ankara arasındaki mevcut krizin bahsi gecen kararla pozitif yönde şekil değiştireceği ihtimali çok azdır. Bunun zıddı olarak ise Rusya’nın planlarında Türkiye’nin karşı çıktığı Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyarak üç federasyona dönüştürülmesine destek verme politikası yatmaktadır. Putin’in askerlerin bir kısmını geri çekeceği ile ilgili kararın hemen sonrasında Suriye’nin kuzeyinde Kürt federasyonu oluşturulacağının beyan edilmesi önceden planlanan oyunun bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Federal yapılı Suriye konusuna Rusya’nın olumlu yaklaştığını unutmamak gerekir. Bu görüşü Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov da beyan etmiştir. Rusya Esed rejimi kontrolündeki bölgede askeri üsleri ile varlığını sürdürecek; oluşturulacak Kürt federasyonu ile ise ilişkilerini geliştirecektir. Türkiye’nin bu plana karşı olası bir savaş tehlikesinde Rusya’nın gizli elinin olacağı tahmin edilebilir. PYD’ye askeri silah yardımı yapan Rusya, Türkiye’nin çıkarlarına her anlamda zarar vermeye çalışmaktadır. Türkiye’nin Cenevre görüşmelerinden çıkması beklenen üç federasyonlu yapıya sahip Suriye’yi kabul etmeyeceği, fakat uluslararası kamuoyunun buna olumlu yaklaşması halinde Türkiye’nin Suriye’de barışa sorun çıkaran ülke imajı uyandırmakla Rusya amacına ulaşmaya çalışmaktadır.             

 

Sonuç

 

Her ne kadar Rusya kendi askeri güçlerinin bir kısmını Suriye’den çektiği algısı uyandırıyorsa da, Tartus deniz üssü ve Lazkiye’deki Hmeymim hava üssüne de takviye yaptığını unutmamak gerekmektedir. Zaten hem Tartus hem de Hmeymim askeri üssünde çok sayıda Rus askeri güçleri bulunmaktadır. Rusya, Suriye’deki askeri üsleri üzerinden kontrole hâkim olmaya devam etmekte; ülkedeki birçok stratejik bölgede kontrolü kendi elinde bulundurmaktadır. Rusya, Orta Doğu’daki bölge devletlerine ulusal çıkarlarını korumak için kendi askeri gücünü kullanmaktan çekinmediği mesajını da vermiştir. Rusya’nın bölgede önemli bir aktör olduğu artık tüm bölge devletleri tarafından kabullenilmektedir.  

 

Rusya’nın Suriye’de konuşlandırdığı S-400 füze sistemlerini askeri üslerini korumak amacıyla geri çekmeyeceği unutulmamalıdır. Ruslar Eylül 2015’ten itibaren Suriye’de hava operasyonlarında kullanmak üzere gönderdiği Su-24, Su-25 ve Su-34 uçaklarını geri çekmeye başladı. Fakat Su-35 sınıfı savaş uçaklarını Hmeymim hava üssünde bırakmaktadır. 

 

Rusya Savunma Bakanı Yardımcısı Nikolay Pankov’un da beyan ettiği gibi, Rus askerlerinin Suriye’de Esed rejimine karşı savaşan IŞİD, Nusra Cephesi ve diğer terör örgütleri ile mücadelesini aynı şekilde devam ettirecektir. Özetle Rusya’nın Suriye’den çekiliyor denmesi doğru olmaz. Askeri güçlerinin bir bölümünü geri çeken Rusya Suriye’deki askeri üslerine takviye yapmaya devam edecektir. Eylül 2015’te Suriye iç savaşına Esed rejiminin davetlisi olarak giren Rus askerleri, gelecek dönemde Moskova-Şam askeri işbirliği olarak Suriye’ye gönderilecektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top