Obama Dış Politikasının Genel Değerlendirmesi ve Türkiye

A- A A+

Genel şema olarak ABD dış politikasına baktığımızda, bu politikanın iki temel çelişki denklemi arasında gidip geldiğini ve öteden beri bir sarkaç hareketi sergilediğini görürüz. Bu denklemlerden bir tanesi Realpolitik-Moralpolitik tâbir ettiğimiz gerçekçi çıkar politikası ile Amerika’nın kuruluşundan bu yana temel olan değerler politikası arasındaki çelişkidir. Püriten Protestan göçmenler tarafından Anglikan Kilisesinin baskısına karşı din ve ifade özgürlüğünü uygulayabilmek üzere kurulmuş bu devlet, ahlâkî değerlere daima önem vermiş ve Wilson’culuk döneminden bu yana sadece Amerika’da değil, tüm dünyada demokrasi ve özgürlüklerin en az söylem düzeyinde savunuculuğunu üstlenmiş, öte yandan bir süper güç olarak stratejik çıkarlarını da korumak durumunda olmuştur.  İkinci çelişki ise Müdahalecilik ve İnzivacılık denkleminde karşımıza çıkmaktadır. Yine ABD’nin kuruluşundan beri coğrafî bir olgu ve ilk Başkan George Washington’un siyasî vasiyetine göre siyasî bir seçim olan inzivacılık, uluslararası krizler bağlamında müdahalecilikle dönüşüme girmiştir. Amerika’nın ilk dürtüsü her zaman inzivacılık olup gerek I. Dünya Savaşı, gerek II. Dünya Savaşı, gerek Soğuk Savaş, gerek 11 Eylül gibi global krizler onu daima dünya sahnesine çekmiştir.

 

Amerikan dış politikasını öteden beri belirleyen bu iki temel çelişki günümüzde Ortadoğu politikasında da karşımıza çıkmaktadır. Stratejik çıkarlar ve demokrasiye olan inanç bir yandan, özellikle çatışma dönemleri sonrasında daha da kuvvetlenen inzivacılık ve olguların tetiklediği müdahalecilik öbür yandan, Amerika’nın bugün bölgede çoğu zaman ikircikli ve mütereddit görünen politikasını belirlemektedir.

Back to Top