Türkiye-İran İlişkileri

A- A A+

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Ruhani arasında 16 Nisan 2016 tarihinde Beştepe’de yapılan görüşme sonrasında yapılan açıklamalarda; “Kimliğimiz Şii, Sünni ya da başka bir mezhep değil; sevgi ve kardeşliği içinde barındıran İslam’dır” vurgusu yapıldı.  Ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi konusunda niyet beyanında bulunuldu.

Ancak siyasi ve güvenlik konularında tam bir uzlaşma yok. Bölgede akan kanın durdurulması gerektiği konusunda hemfikir olunmasına rağmen Türkiye ve İran arasında bölgesel konularda görüş ayrılıkları devam ediyor. Bu durumda gerçekten ilişkiler daha ileri boyutlara taşınabilir mi? Bunun için neler yapılmalıdır?

EKONOMİK İLİŞKİLER  

Türkiye-İran ilişkileri son yıllarda maalesef geriledi. Arap Baharı kapsamında yaşanan gelişmeler ve özellikle Suriye’de uygulanan politikalar ilişkileri olumsuz yönde etkiledi. Siyasi ilişkilerdeki olumsuzluklar ekonomik ilişkilere de yansıdı. 22 milyar dolara çıkan ticaret hacmi, 10 milyar dolara düştü. Sınır kapılarında ve gümrüklerde sorunlar yaşandı. Tırlar sınırlarda uzun kuyruklar oluşturdu.

Aslında iki ülkenin ekonomilerinin tamamlayıcı özellikleri dikkate alındığında, ilişkilerin olması gereken boyutun çok altında kaldığı açıktır. Gerekli tedbirler alınabilirse hedeflenen 30 milyar dolarlık ticaret hacmi çok kısa sürede yakalanabilir. Enerji alanında daha önceden yapılan ön anlaşmalar hayata geçirilebilir. Sorunların üstesinden gelinebilir.

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve İran Telekomünikasyon ve Bilişim Teknolojileri Bakanı Mahmoud Vaizi Türkiye-İran ilişkilerini daha iyi bir noktaya taşımak için görevlendirildi. Her iki bakan Türkiye-İran arasındaki siyasi, ekonomik, askeri, ticari, kültürel, turizm ve ulaştırma alanlarında ilişkileri yakından takip edecek. Karşılıklı yatırımların artırılması yönünde çalışmalar yapacak. İş dünyası temsilcilerinin ve girişimcilerin her iki ülkede ve üçüncü ülkelerde yatırım yapmaları teşvik edilecek.

SİYASİ İLİŞKİLER

Ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için siyasi alandaki farklılıkların aşılması gerekir. Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de yaşanan iç savaşlarda uygulanan stratejiler ve körfez ülkelerine yönelik politikalar arasında önemli farklılıklar vardır.

Bununla birlikte iki ülke, bölgede akan kanın durdurulması; Suriye ve Irak’ın toprak bütünlükleri ve siyasi birliklerinin korunması; ülkelerin geleceğini ve kaderini o ülkelerin kendi halkının belirlemesi konularında hemfikirdir.

Terörle mücadelede özellikle uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyulduğu ve bu çerçevede teröre karşı sıfır tolerans uygulanarak; iyi terörist ve kötü terörist ayrımı yapılamayacağı anlayışı karşılıklı olarak paylaşılmaktadır.

Bölgedeki gelişmelere mezhepsel temelde yaklaşılmasının hiçbir fayda sağlamayacağı, tam tersine yıkıcı etkileri olacağı hususlarında her iki ülke yakın görüşlere sahiptir.

Türkiye ve İran’ın sorunları aşmak ve ilişkileri geliştirmek için her şeyden önce aralarındaki siyasi diyaloğu güçlendirmeli ve görüş ayrılıklarını asgariye indirmelidir.

İslam ülkelerinde gelişen terörizm ilk önce bu ülkeleri tehdit etmektedir. İslam terörü değil sevgi, kardeşlik ve yardımlaşmayı teşvik etmektedir. Bu husus dünya kamuoyuna etkin olarak anlatılmalı ve İslamafobi ile mücadele edilmelidir.
 

Bu yazı 26.04.2016 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımlanmıştır.
http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/turkiye-iran-iliskileri-2123

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top