NATO Caydırıcılık Stratejisinde Bundan Sonraki Adım Ne?

A- A A+

İttifak, güneydeki riskleri dikkate almadığı takdirde, caydırıcılık meselesinde kanatlar arasında yapacağı bir seçiciliğin/ayrımın NATO güvenliğinin bölünmezlik ilkesine zarar vermesi kaçınılmaz olacak.

NATO'nun geçen seneki Galler Zirvesi'nde Rusya'nın Avrupa'nın kuzey-doğu kanadına yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğu ifade edilmişti. Müttefikler, geçen sene bu yeni Rus tehdidini hayata geçirecekleri acil tedbirlerle ortadan kaldırabileceklerine inanıyorlardı. Nitekim Galler Zirvesi'nde İttifak Harekât Planı'nı (Readiness Action Plan) kabul ederek İttifak'ın olası bir kriz durumunda gerek Baltıklar gerekse de Doğu ve Merkezi Avrupa'daki müttefiklerine 48 saat içinde caydırıcı bir askeri destek sağlayabilmesi planlanmıştı. Bu kararlar alındığında beklenti yalnızca, NATO'nun kuzey-doğu cephesine yönelik olası Rus saldırısının melez (hybrid) bir çatışma modeli çerçevesinde gerçekleşmesiydi. Oysa son bir senede ortaya çıkan Rus askeri kuvvetleriyle ilgili veriler bu beklentiyi radikal bir biçimde değiştirdi.

RUSYA'NIN ÜÇ AYAKLI SAVAŞI AVRUPA GÜVENLİĞİNİ SINIYOR

Müttefikler huzursuzluk içerisinde şunu fark ettiler; Kırım stili melez savaş taktiklerinin yanı sıra Kremlin'in elinde başvurabileceği iki yeni askeri mücadele modeli daha var: İlk model, Moskova'nın melez savaş yöntemlerini savaş alanında konvansiyonel kuvvetleriyle destekleyebileceği yeni bir konvansiyonel savaş modelidir. İkinci modelde ise Rusya Batı'yı taktik nükleer silahların kullanılacağı sınırlı bir alan savaşı ile tehdit etmektedir. Zaten Rusya'nın 30 Eylül'de Suriye'de gerçekleştirdiği hava saldırısı Moskova'nın artık askeri müdahalelerini yalnızca Kırım modeli melez savaş yöntemi ile sınırlamayacağını kanıtlamıştır. Sonuçta, Moskova A2/AD (Anti-Acess- Area Denial) olarak işlev gören konvansiyonel kuvvetleriyle ( yani rakip gücün belirli bir alana girmesini engelleyerek alan üstünlüğünü sağlayan konvansiyonel kuvvetleriyle) kendisine Kola yarımadası, Karadeniz ve Kaliningrad gibi alanlarda stratejik manevra zemini sağladı ve bu alanlara Batı'nın askeri erişimini kısıtlayabildi. Tüm Avrupa sıkıntıyla bu gelişmelerin yaşandığı kuzey ve doğu hatlarına bakarken Moskova Suriye'e müdahale ederek NATO'nun Akdeniz'deki hareket kabiliyetini de kısıtlayabilir hale geldi. Rusya Federasyonu Batı'nın tahminlerinin aksine geçmişte yaşanan askeri çatışmalardaki başarısızlıklarından ders çıkarmasını iyi bilmiş ve bazı konvansiyonel askeri yeteneklerinde- özellikle A2/AD yeteneklerini bağlamında- modernizasyon konusunda epeyce yol kaydetmiştir. Fakat, Moskova yönetimi Avrupa ve Ortadoğu 'da bugüne kadar uygulamış olduğu bu üçayaklı stratejiyle çatışmaların doğrudan tarafı olmadığı görüntüsünü de vermek istemiştir. Örneğin Ukrayna'da Rus askerleri yerine çatışma sahasına “yeşil küçük adamları” sürerek, savaş alanını ve tarafların kimliğini muğlak hale getirmiş; NATO'nun 5. Maddesini tırmandıracak davranışlardan özellikle sakınmıştır. İşte, bu nedenle Batılı askeri uzmanlar Rus askeri tehdidi konusunda bir süre yanılsama yaşamıştır. Tabi bu yanılsamada Moskova'nın genelde NATO'nun karşısındaki konvansiyonel açığını kapamamış olması da etkili olmuştur.

 

Yazının devamın okumak için tıklayınız

Bu yazı 03.05.2016 tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde yayımlanmıştır.
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top