Rus Jeopolitiği: Avrasyacı Yaklaşım ve Türkiye’ye Etkileri

A- A A+

Jeopolitik teoriler, hazırlayan ülkelerin uzun vadeli politikalarının bir çerçevesi gibidir. Ülkeler milli çıkarları ve küresel veya bölgesel iddialarını gerçekleştirmek üzere önce jeopolitik yaklaşımlar geliştirir ve bunu stratejik bir çerçeve olarak kabul ederek ve konjonktürel şartları da dikkate alarak bazı taktik değişiklikler veya uyarlamalarla belirledikleri nihai hedef istikametinde hayata geçirmeye çalışırlar.

 

Amerikalı bir amiral olan Mahan “Deniz Hâkimiyet Teorisi”nin esaslarını ortaya koymuş, denizlere hâkim olan devletlerin dünyaya hâkim olacağı tezini ileri sürmüştür. Mahan’ın bu fikri ABD’yi güçlü bir donanma inşasına ve denizaşırı üsler tesis etmeye sevk etmiş ve bu gerçekleştikten sonra ABD küresel düzlemde daha iddialı hale gelmiştir.

 

Kara Hâkimiyet teorisini geliştiren İngiliz Mackinder Doğu Avrupa ve Sibirya bölgesini merkezi stratejik bölge olarak (heartland-kalpgâh) adlandırarak, Doğu Avrupa’yı ele geçirenin Heartland’e hâkim olacağını, Heartland’i ele geçirenin ise Dünya Adası’na (Avrasya) hâkim olacağını ve Dünya Adasını ele geçirenin de dünyaya hâkim olacağı tezini ileri sürmüştür. Bu yaklaşıma paralel olarak İngiltere o dönemde, Almanya’nın bu bölgeleri ele geçirmesine veya nüfuzunu artırmasına engel olacak şekilde bir politika takip etmeye çalışmıştır.

Back to Top