Afrika Birliği, Türk Dış Politikası ve İlişkileri Geliştirme

A- A A+

Soğuk Savaş’ın sona ermesinin dünya siyasetindeki etkilerinden birisi Afrika’da kıta siyasetine yeniden şekil verilmesi gerekliliğini gözler önüne sermesidir. 1963’te kurulan Afrika Birliği Örgütü’nün (ABÖ) varlık sebebi sömürgeci güçlerin kıtayı terk etmelerini sağlamak ve kolonilerin bağımsızlıklarını kazanmalarına destek olmaktı. Bu açıdan bakıldığında ABÖ kıtasal ölçekte bir entegrasyon hareketi olmaktan ziyade bir tür dayanışma çabasıydı. ABÖ’nün kurucu anlaşmasında yer alan “üye devletlerin iç işlerine müdahale etmeme” ilkesi 20. yüzyıl sonu itibariyle örgütü günün şartlarına uymayan bir siyasi varlık olarak göstermekteydi. Özellikle 1994’te Güney Afrika Cumhuriyeti’nde Apartheid rejiminin sona ermesi kıtadaki tüm ülkelerin özgürleştirilmesi sürecinin de son adımıydı. 20. yüzyıl sonu itibariyle gelinen noktada Afrika ülkeleri kıtasal siyaseti yeni bir düzleme taşımalarını gerektirmekteydi.

 

Sirte’de 1999 yılında toplanan Afrikalı liderler yeni bir örgüt kurmanın gerekliliği üzerinde fikir birliğine vardı. Soğuk Savaş sonrası uluslararası sistemin şartlarına uygun ve sömürgecilikten kurtulmuş bir Afrika kıtasının ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bir örgüt kurulmasına dönük çalışmalar başlatıldı. 2002’de Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Durban şehrinde resmi açılışla faaliyete geçen yeni örgütün adı Afrika Birliği (AfB) olarak açıklandı. Geçmişte kıtadaki sorunlara Batılı ülkelerce kendilerine dayatılan çözümlere son verme adına Afrika Birliği kıtanın sorunlarına Afrika çözümleri konseptini kuruluşunda şiar edindi. AfB kuruluşunda kıtanın entegrasyonu ve kalkınmasına vizyon ve siyasi çerçeve sağlama adına NEPAD (Afrika’nın Kalkınması için Yeni Ortaklık) programını kabul etti. Aralarında tarım, bilim, teknoloji ve sağlığın da olduğu sekiz öncelikli alan belirleyen NEPAD’ın genel sekreterliği Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bulunmaktadır. Sekreterlik kalkınma programlarını kıtadaki bölgesel ekonomik entegrasyon örgütleri ile hayata geçirmektedir, doğrudan NEPAD olarak projeleri gerçekleştirmekten ve takibinden sorumlu değildir. Etkin şekilde AfB mekanizmasına eklemlenememiş olması NEPAD’ın en büyük dezavantajıdır. İlerleyen yıllarda Afrikalı liderlerin AfB ve NEPAD arasında eşgüdüm yakalamaları kıtanın kalkınmasında önemli rol oynayacaktır. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top