Böl ve Yönet: Sykes-Picot örneği

A- A A+

Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun Orta Doğu topraklarının, Batılı güçler tarafından Sykes-Picot Anlaşması ile masa başında cetvelle belirlenen sınırlar ile bölünmesi ve siyasi hâkimiyet alanlarına ayrılması,  “böl ve yönet” stratejisinin uygulanmasına çarpıcı bir örnektir. Sykes-Picot Anlaşması 100 yıl geçmesine rağmen Orta Doğu’daki gelişmeleri hala etkilemektedir.

Dünyanın en önemli ve stratejik noktalarında bulunan, İstanbul-Çanakkale Boğazları, Süveyş Kanalı, Babü’l-Mendeb Boğazı, Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi gibi geçiş yollarını kontrol eden Orta Doğu, petrolün enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlamasıyla İngiltere ve Fransa gibi sömürgeci güçlerin hedefi haline geldi.

ORTADOĞU’NUN BÖLÜNMESİ
İngilizler, 1909 yılında Osmanlı Hükümeti’ni, Arap aşiretlerinin isyanıyla tehdit etti ve iktidar peşinde koşan Mekke Şerifi Hüseyin ile temasa geçti. Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı’na İttifak Devletleri safında katılmasını müteakip Arap sülale ve aşiretlerini ayaklandırmak için çalıştı.

İngiltere, Mekke Emiri Şerif Hüseyin’i tüm Arap Yarımadası, Suriye ve Irak’ı içine alan bir devlet kurması için teşvik etti. Aynı zamanda Necid Emiri İbn Suud ile de Kuveyt hariç Basra Körfezi’nin güney kıyılarını kapsayan bir bağımsızlık antlaşması yaptı. Yani Mekke Şerifi Hüseyin’e vaat ettiği topraklarda Necd Emiri İbn Suud’un da hâkimiyetini tanıdı. İngiltere, ikiyüzlü politika ile bölgedeki halkların birbirlerine düşman olmasını sağlayacak tohumları ekti.

Bu arada İngiltere, Ortadoğu’yu paylaşmak için Fransa ile de görüşmeler yaptı. Görüşmeler sonucunda Sykes-Picot Anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya göre; Suriye’nin kıyı bölgesiyle Adana ve Mersin Fransa’ya; Basra ve Bağdat vilâyetleriyle Hayfa ve Akkâ limanları İngiltere’ye bırakıldı. İskenderun’un serbest liman ve Filistin’in uluslararası bölge olması kararlaştırıldı.

Arabistan toprakları, Akkâ-Kerkük çizgisiyle ikiye bölünerek kuzey kısmı Fransız, güney kısmı İngiliz nüfuzuna bırakıldı. İngiltere ve Fransa kendi nüfuz bölgelerinde Arap devletleri kurmayı ve bunları korumayı taahhüt ediyordu. İngiltere, Mekke Emiri Şerif Hüseyin’e vaat ettiği toprakları bu defa da Fransa ile paylaşıyordu.

Mekke Emiri Şerif Hüseyin, Büyük Arabistan Krallığı hayaliyle Osmanlı İmparatorluğu’na karşı isyan etti. Bu isyan “Büyük Arap İhaneti” olarak ders kitaplarına girdi. Müslümanlar kendi içlerinde milliyetçilik, mezhepçilik, aşiretçilik, asabiyetler, çıkarlar temelinde bölündü ve bölge parçalanarak yapay sınırlar çizildi. Bölge bugün de devam eden yüz yıllık süreçte kan, gözyaşı ve kargaşa ortamına sürüklendi.

Sykes-Picot Anlaşması ile çizilen sınırlar, 1920’de İtalya’nın San Remo şehrinde toplanan konferansta yeniden belirlendi. Sınırlar Paris Barış Konferansı’nda son şeklini aldı. Daha sonra yaşanan gelişmelerle bu sınırlarda önemli değişiklikler oldu. Her seferinde bölge daha küçük parçalara ayrılarak böl-yönet stratejisinin uygulama alanı haline getirildi.

ALINMASI GEREKEN DERSLER

Son olarak Orta Doğu Arap Baharı ile başlayan süreçte yeniden şekillendiriliyor. Büyük güçler tarafından kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirilmekte zorlanılan ulus devletler, etnik ve mezhepsel olarak yeniden bölünüyor. Yaşanan savaşlar ve çatışmalar her geçen gün bölge halklarını yeniden düşünmeye zorluyor.

Bölge devletleri ya daha küçük parçalara bölünecekler ve büyük güçler tarafından kendi çıkarları doğrultusunda kolayca yönlendirilebilecekler ya da çok kültürlü, çoğulcu, demokratik, barışçıl, müreffeh toplumlar oluşturacaklar. Bölünüp kolayca yönetilebilecek bir duruma gelmektense; birlikte hareket edilmeli, işbirliği ve entegrasyon süreçleri başlatılarak birlikte büyük bir güç haline gelinmeli ve küresel güçlerin oyununa gelmemeli.

 

Bu yazı 17.05.2016 tarihinde Yeni Yüzyıl Gazetesinde yayımlanmıştır.
http://www.gazeteyeniyuzyil.com/makale/bol-ve-yonet-sykes-picot-ornegi-2310

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top