Uganda’nın Petrolü Doğu Afrika’da Dengeleri Değiştirebilir

Hasan ÖZTÜRK
29 Mayıs 2016
A- A A+

Doğu Afrika bölgesinin nispeten küçük ülkesi Uganda yeni bir dönemin şafağını yaşamakta.Ülkede petrol rezervlerinin olduğuna dair görüşler uzun yıllardır vardı. Uganda’nın yönetimini elinde tutan sömürgeci güç İngiltere 1950’lerde petrol bulma amacıyla kuyu açma girişiminde bulunmuşsa da başarılı olamamıştır. 2006’da yapılan çalışmalarda Uganda’nın batısında Albert Gölü havzasında işlenmeye değer petrol yatakları keşfedilmiştir.  Gerçekleşen araştırmalar ışığında havzada 6 milyar varil civarında petrol yatağı olduğu varsayılmakla birlikte 2 milyar varil civarında petrolün çıkarılmaya hazır durumda olduğu düşünülmektedir. Şimdiye kadar havzanın %50’sinden daha azında arama yapıldığı dikkate alınırsa ilerleyen dönemde keşfedilen ve çıkartılmaya değer petrol rezervinin artma ihtimali yüksektir.  Yapılan araştırmalar sonucunda doğal gaz rezervlerinin de varlığı tespit edilmiş, ancak ilk bulgular doğal gazın çıkartmaya değer nitelikte ve yoğunlukta olmadığını göstermiştir. Mevcut petrol yataklarında başlayacak üretimin 20-30 yıl boyunca süreceği tahmin edilmektedir.

İngiliz Tullow Oil, Fransız Total ve Çinli CNOOC dahil 16 şirket Uganda’da petrol arama ve çıkarma işini üstlenmiş durumdadır. Tullow Oil yetkilisinin gazetecilerle paylaştığı bilgiye göre, mevcut petrol keşifleri üretime dönüştüğünde Uganda’nın petrolden yılda yaklaşık 3 milyar dolar gelir elde etmesi beklenmektedir.  Uganda’nın 2015 yılı bütçe gelirlerinin toplamının 3,2 milyar dolar  olduğu dikkate alınırsa petrolden gelecek gelirin ülke için ne ifade ettiği daha iyi anlaşılabilir. Uganda dünyanın en az gelişmiş ülkelerinden birisidir. BM tarafından hazırlanan İnsani Kalkınma İndeksi’nde 163. sırada (Türkiye 72. sırada) bulunan ülke için petrol gelirleri ulusal kalkınma için hayati önem taşımaktadır.

Bu analizde önce Uganda’nın enerji tüketimi ve sahip olduğu petrol rezervleri hakkında ana hatlarıyla bilgi verilmekte ve ülkenin kaynak lanetine maruz kalma ihtimaline değinilmektedir. Ardından inşa edilecek boru hattının geçeceği ülkenin seçiminde belirleyici olan bölgesel dinamikler değerlendirilecektir.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top