Söylemler ve Eylemler Bağlamında: Türkiye’nin Orta Asya Politikası

Türkan BUDAK
29 Eylül 2016
A- A A+

Orta Asya ülkeleri ve Türkiye arasındaki ilişkilerin boyutunu değerlendirmeden önce bölgenin coğrafi sınırlarının belirtilmesi yerinde olacaktır. Ancak akademik dünyada Orta Asya’nın sınırlarının ortak bir tanımlaması bulunmamaktadır. Gerek İran, Türkiye gibi bölgesel aktörler gerekse Rusya, ABD gibi küresel aktörler; coğrafi sınırlar hakkında kendi ülke menfaatlerine uygun tanımlamalar yapmaktadır. Genel kabul gören tanımlamaya göre ise; Orta Asya, doğu-batı istikametinde Ural-Hazar hattından Moğolistan ve geleneksel Çin bölgesine kadar uzanırken, kuzey-güney istikametinde Sibirya’dan Hint alt kıtasını steplerden ayıran Himalayalara kadar olan alanı ifade etmektedir. Coğrafi sınırların ortaya konmasının ardından bölgenin sahip olduğu avantajlar daha kapsamlı analiz edilebilir. Orta Asya; kazanımları olan jeopolitik konuma, zengin enerji ve maden kaynakları ile stratejik hammadde kaynaklarına sahip olması ve Batı ile Doğu’yu birleştirecek alt yapı potansiyelini elinde bulundurmasıdır. Bu nedenle başta büyük devletler olmak üzere bölgesel güçler nezdinde de cazip hale gelmektedir.

 

Bu çalışmada, Türkiye’nin Orta Asya politikasının ilerleme süreci tarihsel arka plan da göz önünde bulundurularak, 1990’lı yıllardan başlayarak günümüze kadar incelenecek ve yapılması gerekenlere değinilecektir. Türkiye’nin Orta Asya politikası 1991-2000 ve 2001 sonrası dönem olmak üzere ikiye ayırılarak incelenecektir. Çünkü 1991 yılında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetlerin çöküşü ile Orta Asya ülkeleri ortaya çıkmıştır. Zaten bu döneme kadar Sovyet Rusya-Türkiye ilişkilerinden bağımsız bir bölge politikası bulunmamaktadır.

 

 

Back to Top