Avrupa Birliği ve Kolombiya Barış Süreci (II)

Sibel KARABEL
27 Şubat 2017
A- A A+

Latin Amerika’nın en eski demokrasisi olan Kolombiya, aynı zamanda yaklaşık elli iki yıl süren çatışma süreciyle bölgenin en uzun çatışmasına sahne olmuştur. Tarihsel süreçte Kolombiya’daki gelir ve toprak dağılımındaki eşitsizliğin neden olduğu sosyo-kültürel ihtilaflar, ilerleyen dönemde birtakım devlet-dışı silahlı grupların Kolombiya devletine karşı giriştikleri bir çatışma haline evirilmiştir. Çatışmanın ve ihtilafın içeriği; paramiliter grupların dahil olması, şiddetin artması ve 1990’lı yıllardan itibaren FARC (Kolombiya Devrimci Silahlı Güçler) ile ELN (Ulusal Kurtuluş Ordusu) gibi devlet-dışı silahlı örgütlerin yasadışı uyuşturucu ticaretine girmesiyle daha da yoğunlaşmıştır. Tüm bu tabloya ek olarak, ülkedeki sosyal eşitsizlik ve ideolojik ayrışmanın devam etmesi çatışma sürecinin sürdürülebilir olmasında etken olmuştur.

 

Kolombiya Hükümeti ile devlet-dışı aktörler arasındaki barış görüşmeleri 1980’li yıllardan itibaren başlamış ve genel eğilim olarak çeşitli nedenlerden kaynaklanan kesintilerle devam etmiştir. Barış görüşmelerinde belirleyici olabilecek bir faktör de, üçüncü aktörlerin/uluslararası camianın çözüm sürecinde müdahil olmasıdır. Kolombiya tarafından bu faktörün geçerliliği Kolombiya’nın dış aktörleri barış sürecinin inşaasına dahil etme iradesi ve Avrupa Birliği (AB) gibi aktörlerin çözüm sürecinde rol almayı tercih etmesinde yatmaktadır. Bu analizde, Avrupa Birliği’nin Kolombiya barış müzakerelerine katkıda bulunma sürecinin ne zaman başladığı, AB’nin Kolombiya çatışma sürecinin sonlandırılması yönündeki çabalarını hangi politika alanında koordine ettiği ve nasıl bir etki oluşturduğu irdelenecektir.

Back to Top