Avrupa’da Aşırı Sağın Yükselişi: Yunanistan'da Altın Şafak Partisi Örneği

Selin GÜLER
19 Şubat 2014
A- A A+

Avrupa’da 2008 yılında başlayan ekonomik krizin önemli sonuçlarından biri, Avrupa Birliği’ne (AB) üye bazı ülkelerde aşırı sağ partilerin oy oranlarının hızla yükselmesi olmuştur. Ancak aşırı sağ partilerin oy oranlarının yükselişini sadece ekonomik krize bağlamak eksik bir okuma olacaktır.Zira ekonomik krizden çok da etkilenmeyen Finlandiya ve Avusturya gibi ülkelerde de aşırı sağ partilerin oy oranlarında ciddi artışlar yaşanmaktadır. Buna karşın, İspanya ve Portekiz gibi ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenen bazı üye ülkelerde aşırı sağ partilerin oy oranlarında herhangi bir yükselme kaydedilmemiştir.


Londra, Madrid gibi başkentlerde yaşanan bombalı saldırılar daha ekonomik kriz başlamadan AB üyesi bazı ülkelerde aşırı sağ partilerin göçmen ve İslam karşıtlığı temelinde destek bulmasına neden olmuştur. Ancak 2008 finansal krizinin Avrupa’da aşırı sağın yükselişinin dönüm noktasını teşkil ettiği bir gerçektir. Troykanın (1) baskısıyla üye devletlerin uygulamak zorunda kaldığı kemer sıkma politikaları Avrupa toplumlarında göçmen karşıtlığının artmasının temel nedenlerinden biri olarak kabul edilebilir. Bunun bir neticesi olarak özellikle genç, işsiz ve gelecekten ümidini kesmiş kesimler, hem AB hem de üye ülkelerde yaşanan yönetişim krizine karşı daha önce denenmemiş aşırı sağ partileri çözüm olarak görmeye başlamıştır.


Avrupa’da aşırı sağın önemli yükseliş yaşadığı ülkelerden biri de Yunanistan’dır. Radikal bir aşırı sağ parti olan Altın Şafak, 2012 yılının Haziran ayında yapılan seçimlerde oy oranını ciddi bir şekilde artırarak, Yunan Parlamentosu’na beşinci sıradan girmeyi başarmıştır. Yapılan anketlerde her geçen gün daha da güçlendiği görülen Altın Şafak Partisi’nin yükselişi ilginç olduğu kadar, AB’nin savuna geldiği değerler açısından bakıldığında aynı zamanda endişe vericidir de.


Bu çalışmada Avrupa’daki aşırı sağın yükselişi Yunanistan Altın Şafak Partisi örneğinden hareketle incelenecektir. Çalışmanın ilk bölümünde Avrupa’da genel olarak aşırı sağın yükselmesini tetikleyen faktörler ele alınacaktır. İkinci bölümde, Avrupa’da faaliyet gösteren ve ekonomik krizle birlikte oy oranları yükselen aşırı sağ partilerin başarılarının nedenlerine değinilecektir. Çalışmanın son bölümünde ise Altın Şafak Partisi detaylı bir şekilde analiz edilmeye çalışılacaktır.


AB’de Aşırı Sağın Yükselişine Etki Eden Faktörler


Avrupa’da aşırı sağın yükselişi yeni bir olgu değildir. Öyle ki, 20. yüzyılın ilk yarısında Avrupa’da aşırılık olgusunun yarattığı sarsıntı, AB’nin barış ve hoşgörüye dayalı bir bütünleşme projesi olarak ortaya çıkmasının en önemli sebeplerinden biri olmuştur. Nitekim yüzyılın ikinci yarısında bütünleşme projesinin sağladığı ekonomik refah ortamında, kıtada aşırı sağ partiler arka planda kalmış ve seçmen tarafından destek görmemiştir. Ancak 2008 krizinin alt üst ettiği ekonomik ortamda, yüzyılın ikinci yarısı boyunca marjinalleşmiş bu fikirler yeniden yükselişe geçerek etkin roller oynayabilecek düzeye gelmiştir.


Kriz öncesi yaşanan bazı gelişmeler, yükselen bu aşırılık duygusunun ilk hedefinin Avrupa’da yaşayan göçmenler ve Müslümanlar olması sonucunu doğurmuştur. 11 Eylül’ü takip eden 2004 Madrid ve 2005 Londra saldırılarının El Kaide tarafından üstlenilmesi, Avrupa toplumunda İslam’ın ve göçün bir tehdit algısı olarak yaygınlaşmasına sebep olmuştur. (2) Yaşanan bu gelişmelerin kıtada oluşturduğu gerilimin ilk ve en somut örneğini 2005 yılında Paris banliyölerinde yaşanan Müslüman azınlığın ayaklanmasında görmek mümkündür. Bir anlamda Paris’te yaşanan olaylar Avrupa toplumlarında yıllardır saklı kalmış dinsel kimliklerden kaynaklanan gerilimin de habercisi olmuştur.


Bazı Avrupa ülkelerinde yükselen göçmen ve İslam karşıtlığı, aşırı sağ ideolojiye sahip suç örgütlerinin göçmenlere karşı düzenlediği saldırılarla birlikte tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır. 21. Yüzyılın başından itibaren Almanya’da Neonazi suç örgütleri tarafından Türk asıllı gruplara karşı düzenlenen saldırılar yaklaşmakta olan tehlikenin habercisi olmuştur. Bunun yanı sıra, 2011 yılında Norveç’te aşırı sağcı Breivik’in bir gençlik kampına yaptığı silahlı saldırıyla eş zamanlı olarak düzenlenen bombalı saldırılar sonucu birçok kişinin hayatını kaybetmesi, Avrupa’daki aşırı sağ tehdidine karşı dünya kamuoyunun da dikkatini çekmiştir.


2007 yılında ABD’de başlayan finansal krizin 2008’de AB’ye sıçramasıyla, Birlik üyesi birçok ülkede işsizlik oranları artmıştır. Troykanın krizle mücadele eden ülkelere dayattığı kemer sıkma politikalarının da etkisiyle Avrupa toplumunun AB ve ulusal kurumlara karşı güveni giderek azalmıştır. Kriz sebebiyle işsizlikle boğuşan ve üye devletlerin harcamalarını kısmalarıyla beraber sosyal güvenceden mahrum kalan kesimler, göçmenlerin ülkelerin ekonomileri üzerinde fazladan yük olduğunu iddia eden aşırı sağ hareketlere yönelmiştir. Göç ve göçmenlerin üye ülkelere uyum sağlama sorunsalı sadece bu kesim nezdinde değil, Avrupa kamuoyunun genelinde çokça tartışılır hale gelmiştir. (3) Fakat belirtmek gerekir ki krizle boğuşan her üye ülkede aşırı sağ hareket güç kazanamamıştır. Yunanistan’da aşırı sağın oy oranları gözle görülür bir şekilde artarken, İspanya ve Portekiz gibi krizden etkilenen diğer üye ülkelerde herhangi bir artış gözlenmemiştir.(4)


Yukarıda da belirtildiği gibi Avrupa’da aşırı sağ harekete yönelim sadece ekonomik kriz ve Müslüman göçmenlere karşı önyargı oluşmasını tetikleyecek bombalı saldırılar gibi eylemler sebebiyle olmamıştır. Bunun en iyi örneği 2004 yılında başkent Madrid’de yaşanan saldırılar sonucu ağır psikolojik darbe alan ve ekonomik krizden çoğu AB üyesi ülkeden daha fazla etkilenen İspanya’da, halkın aşırı sağ partilere yönelmemiş olmasıdır. Bu tespitten hareketle Avrupa’da aşırı sağın yükselmesine zemin hazırlayan farklı faktörleri daha detaylı inceleyebilmek için oy oranları gözle görülür bir şekilde yükselen aşırı sağ partilere kısaca göz atmak faydalı olacaktır.


AB Üyesi Ülkelerde Faaliyet Gösteren Başlıca Aşırı Sağ Partiler


Avrupa’daki aşırı sağ partilerin söylemlerindeki ortak noktalar; göçmen karşıtlığı, Avrupa şüpheciliği ve milliyetçiliktir. Batı Avrupa’da İslam karşıtlığı, Doğu Avrupa’da ise Roman ve Yahudi karşıtlığı aşırı sağ partiler tarafından sıklıkla kullanılan söylemlerdir.(5) Bunların dışında Avrupa’da faaliyet gösteren başlıca aşırı sağ partileri ve siyasi söylemlerini gösteren tablodan da anlaşıldığı üzere her partinin üzerinde durduğu ana noktalar farklıdır. Bu bağlamda Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde bulunan aşırı sağ partilerin ideolojilerinin bulundukları ülkelere göre değişiklik gösterdiği ve homojen bir yapıda olmadığı belirtilebilir.

 

Tablo 1: Avrupa’da Faaliyet Gösteren Başlıca Aşırı Sağ Partiler ve Siyasi Söylemleri

Ülke

Parti

Kuruluş Yılı

Söylem

Avusturya

Avusturya Özgürlük Partisi

1956

Popülizm, Avrupa şüpheciliği, göçmen karşıtlığı

Belçika

Flaman Çıkarları Partisi

2004

Flaman milliyetçiliği, ayrılıkçılık, göçmen karşıtlığı

Birleşik Krallık

İngiltere Ulusal Partisi

1982

Popülizm, Avrupa şüpheciliği, beyaz milliyetçiliği

Bulgaristan

Ataka

2005

Bulgar milliyetçiliği, Avrupa şüpheciliği, anti-küreselleşme, antisemitizm

Danimarka

Danimarka Halk Partisi

1995

Popülizm, sosyal muhafazakârlık, Avrupa şüpheciliği

Finlandiya

Gerçek Finliler

1995

Milliyetçilik, sosyal muhafazakârlık, Avrupa şüpheciliği

Fransa

Ulusal Cephe

1972

Korumacılık, popülizm, sosyal muhafazakârlık

Hollanda

Özgürlük Partisi

2006

Muhafazakâr liberalizm, İslam karşıtlığı, popülizm

İsveç

İsveç Demokratları

1988

Milliyetçilik, Avrupa şüpheciliği, popülizm

İsviçre

İsviçre Halk Partisi

1971

Ulusal muhafazakârlık, popülizm

İtalya

Kuzey Ligi

1991

Bölgecilik, federalizm, popülizm

Macaristan

Jobbik

2003

Milliyetçilik, siyasi radikalizm, Avrupa şüpheciliği, antisemitizm

Norveç

İlerleme Partisi

1973

Muhafazakârlık, popülizm, Ekonomik liberalizm

Yunanistan

Altın Şafak

1993

Siyasi radikalizm, yabancı düşmanlığı, Neonazizm

Kaynak: Al Jazeera – In Depth (6)

 

Bu heterojen yapı 2014 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde başarı elde edebilmek amacıyla Fransız Ulusal Cephesi lideri Marine Le Pen ve Hollanda’daki Özgürlük Partisi lideri Geert Wilders önderliğinde kurulmak istenen seçim ittifakında da kendini göstermiştir. Le Pen ve Wilders, Avrupa’daki aşırı sağ partilere ittifak çağrısı yaparken Jobbik (Macaristan), Altın Şafak ve İngiltere Ulusal Partisi gibi radikal aşırı sağ partileri açıkça bu çağrının dışında tutmuştur. (7)  Altın Şafak, Jobbik ve İngiltere Ulusal Partisi gibi aşırı milliyetçi, radikal partilerin aralarında belirgin bir ittifak olmasa bile benzerlikler bulunmaktadır. Nitekim her üç parti de muhalif oldukları sosyal gruplara karşı gerçekleştirdikleri şiddet eylemleri ve radikal söylemleri nedeniyle Avrupa’nın diğer aşırı sağ partilerden ayrışmaktadır.

Avrupa’daki aşırı sağ partilerin söylem ve eylemlerinde farklılıklar olsa da, bu partileri destekleyen seçmenlerin bir takım ortak özellikleri bulunmaktadır. İngiliz düşünce kuruluşu Demos’un 2011 yılında Avrupa’da sözü geçen aşırı sağ partilerin sosyal medya ağlarındaki takipçileri üzerinden yaptığı bir araştırma bu konuda önemli fikirler vermektedir. Araştırmaya göre çoğunlukla 30 yaşın altındaki erkeklerden oluşmakta olan bu grup toplum ortalamasının üzerinde bir işsizlik oranına sahiptir. (8) Takipçiler arasında aşırı sağın tercih edilmesinde, ulusal kimliklerin korunması, göçmen ve İslam karşıtlığı, yönetenlere karşı duyulan hayal kırıklığı gibi sebepler öne çıkarken; ekonomik kaygılar ve AB karşıtlığı gibi sebepler arka planda kalmaktadır. (9) Dolayısıyla seçmenlerin aşırı sağa yönelmesinin sebebini ekonomik krizden ziyade krizin yan etkilerine bağlamak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Avrupa’daki aşırı sağ partilerin yükselmesine zemin hazırlayan faktörleri tetkik ederken, söylemsel farklılıkların yanı sıra oy oranlarının hangi ülkelerde veya bölgelerde daha çok yükseldiğini incelemek de aydınlatıcı olacaktır.


Grafik 1: 2000’li Yıllarda Avrupa’da Faaliyet Gösteren Başlıca Aşırı Sağ Partilerin Oy Oranları


 

Avrupa ülkelerinde yapılan parlamento seçimlerini gösteren grafikte dikkat çeken en önemli noktalardan biri, Kuzey Avrupa ülkelerinde aşırı sağ partilerin aldığı oyun diğer ülkelere kıyasla daha fazla yükselmiş olmasıdır. Dünyada refah seviyesi en yüksek bölge olarak gösterilen Kuzey Avrupa, aynı zamanda politik hoşgörü kültürünün de en fazla gelişmiş olduğu bölgelerden biridir. Bu nedenle Kuzey Avrupa’da aşırı sağ hareketin güçlenmesi şaşırtıcıdır. 1990’lı yıllarda Müslüman mülteci akınına uğrayan bölge ülkelerindeki aşırı sağ partilerin ortak noktası göçmen ve İslam karşıtlığıdır. Bahse konu ülkelerdeki aşırı sağ partiler seçmenlerine genellikle vergilerin düşürülmesi ve ulusal kültürün korunması gibi vaatlerde bulunmaktadır.(10) Ödenen vergilerin göçmenlere aktarıldığı ve bu sosyal grubun ulusal kültürlerine zarar verdiği düşüncesinin yanı sıra, kriz sonrası AB’ye duyulan güvenin azalması da Kuzey Avrupalı seçmeni aşırı sağ partilere yönlendiren etmenler arasında sayılabilir.(11)

Grafikte dikkat çeken bir başka nokta ise ekonomik krizden en az etkilenen ülkelerden biri olan Avusturya’da aşırı sağ Avusturya Özgürlük Partisi’nin oylarını son seçimlerde kayda değer bir şekilde artırmış olmasıdır. Söz konusu yükselişin en önemli sebebi Avusturya hükümetinin krizle boğuşan üye ülkelere sağlamak durumunda kaldığı finansal destek olarak kabul edilmektedir. Avusturyalı seçmen hükümetin finansal destek politikalarına tepkisini sandıkta göstererek Avusturya Özgürlük Partisine oy vermiştir. Avusturya kamuoyunun bu tavrı AB içinde dayanışma kültürünün henüz arzu edilen düzeye ulaşmadığının ve bu konuda aşılması gereken önemli problemler bulunduğunun bir kanıtıdır. Bu durum aynı zamanda Avrupa toplumlarında “Avrupalılık” bilincinin henüz yeterince olgunlaşmadığını ve ulusal kimliklerin hala ön planda olduğunu gözler önüne sermektedir.

Avrupa’da yükselmekte olan bir diğer aşırı sağ parti de Macaristan’da faaliyet gösteren Jobbik’tir. Jobbik, özellikle ülkenin en kalabalık etnik azınlık grubu olan Romanlara karşı geliştirdiği radikal tutumlarla dikkat çekmektedir. Hemen hemen bütün diğer aşırı milliyetçi partilerde olduğu gibi Jobbik’in seçimlerdeki temel stratejisi de Macar gençliği üzerine kurulmuştur. Macar düşünce kuruluşu Tárki’nin yaptığı bir araştırma Jobbik Partisi’nin söz konusu stratejide oldukça başarılı olduğunu ortaya koymaktadır.(12) Bu araştırmaya göre Jobbik’in destekçilerinin çoğunluğu 18-22 yaş arasındaki gençlerden oluşmaktadır.(13) Jobbik örneğinden ve Demos’un yaptığı araştırmadan yola çıkarak aşırı sağ partilerin hem hedef hem de seçmen kitlesinin büyük oranda gençler tarafından oluştuğunu belirtmek yanlış olmayacaktır. Bu durum AB’nin sosyal ve politik bütünleşmesi açısından gelecekte tehlikeli sonuçlar doğurabilir. AB’nin temel hedeflerinden biri ulusal kimliklerin üstünde kendini Avrupalı kimliğiyle tanımlayan bir gençlik yaratmaktır. Fakat ulusal kimliklerini öne çıkaran bu yeni nesil, AB tarafından oluşturulması hedeflenen uluslar üstü yapıyı, “ulus-devlet” yapısı lehine bozacaktır.

Avrupa’da aşırı sağ partilerin yükselişinin sebepleri incelendiğinde AB’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin, aşırı sağın yükselmesinin nedeninden ziyade tetikleyicisi olduğu görülmektedir. Ekonomik kriz öncesi toplumda biriken gerilim, kriz sebebiyle açığa çıkmış ve üye devletlerin sosyal harcamaları kısmasıyla toplumsal rahatsızlık artmıştır. “Avrupalılık” kimliğinin toplum nezdinde ulusal kimliklerin ötesine geçememesi, AB’nin politik, sosyal ve ekonomik entegrasyonu önünde önemli bir engel teşkil etmeye devam etmiş, ekonomik krizin etkilerinin daha ileri bir düzeye taşınmasına neden olmuştur. Ekonomik krizden kaynaklanan olumsuz etkilerin AB’ye ve “asalak” olarak görülen göçmenlere mal edilmesi milliyetçiliği tetiklemiş ve aşırı sağ partileri güçlendirmiştir.

Altın Şafak ve Yunanistan’da Radikal Sağ Hareketin Yükselişi


Avrupa’da oylarını gözle görülür bir şekilde artıran aşırı sağ partilerden biri de Altın Şafak’tır. Altın Şafak 2012 yılının Haziran ayında yapılan seçimlerde yüksek bir başarı elde etmiş, 2009’da %0,29 olan oy oranını %6,92’ye çıkararak Yunan parlamentosunda 18 sandalye kazanmış ve ülkenin beşinci büyük partisi olmayı başarmıştır. Ülkede yapılan son anketlerde Altın Şafak’ın oy oranı %11,5 olarak görülmektedir. Bu oranla Altın Şafak, PASOK gibi köklü partileri geride bırakarak SYRIZA ve Yeni Demokrasi partilerinden sonra ülkenin üçüncü büyük partisi konumuna gelmektedir.(14)

2013 Eylül’ünde ırkçılık karşıtı sanatçı Pavlos Fyssas’ın bir parti sempatizanı tarafından öldürülmesiyle Altın Şafak Partisi Genel Sekreteri Nikolaos Michaloliakos ve bazı parti üyeleri suç örgütü kurmak iddiasıyla mahkemeye sevk edilmiştir. Bu olayı takiben Yunan parlamentosunda Altın Şafak’a verilen devlet yardımının askıya alınması oylanmış ve milletvekillerinin çoğunluğu bu kararı desteklemiştir.(15) Yaşanan son gelişmelere rağmen yapılan anketlerde yükselişte olan Altın Şafak’ın başarısının nedenlerini araştırırken tarihini de incelemek önem arz etmektedir.

Yunanistan’da aşırı sağ partiler 1974 yılında askeri cuntanın sona ermesiyle ortaya çıkmaya başlamıştır.  Bu ortamdan faydalanan N. Michaloliakos, 1980 yılında içinde nasyonal sosyalist düşüncelerin yer aldığı “Altın Şafak” adlı bir dergi çıkarmaya başlamıştır.(16) Dergiyi çıkarmadan önce üç defa radikal eylem ve söylemleri sebebiyle hapis yatmış olan Michaloliakos’un Yunan askeri cuntasıyla yakın ilişkileri olduğu bilinmektedir. 1985 yılında derginin kapanmasıyla Michaloliakos liderliğinde nasyonal sosyalist bir oluşum olarak örgütlenen Altın Şafak, 1993 yılında resmi parti olarak kaydolmuş ve siyasi faaliyetlerine başlamıştır.(17)

Altın Şafak 1990’lı yıllarda daha geniş kitlelere hitap etmek amacıyla nasyonal sosyalist söylemini yumuşatmış ve Makedonya sorunu (18) sebebiyle ülkede yükselmekte olan milliyetçi söyleme vurgu yapmaya başlamıştır.(19) Temelini Ortodoksluk mezhebinden alan milliyetçi söylemlerine Adriyatik’ten İstanbul’a kadar yayılacak olan bir “Büyük Yunanistan” kurulması düşüncesi eşlik etmektedir. Bu aşırı milliyetçi söylem Kıbrıs adasının durumu ve Yunanistan münhasır ekonomik bölgesinin (MEB) belirlenmesi gibi hususlarda da kendini açıkça göstermektedir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki (GKRY) aşırı sağcı parti ELAM ile organik bağları bulunan Altın Şafak için Yunanistan’ın Kıbrıs adasıyla birlikte oluşturulacağı ortak bir savunma alanı oldukça önemlidir. Zira bu sayede iki aktörün fiilen birleşmesi öngörülmektedir.(20) Türkiye ile Yunanistan arasındaki münhasır ekonomik bölgenin belirlenmesi sorununda ise parti, ortay hat tezini desteklemekte fakat hattın Türkiye’den sadece 1,3 deniz mili uzaklıkta bulunan Meis Adası esas alınarak çizilmesini ve böylece Ege ve Akdeniz’in büyük bir kısmının Yunanistan’ın kontrolüne bırakılmasını savunmaktadır.

Aşırı milliyetçi söylemlerine rağmen AB üyeliğinden çıkmanın ülkeye zarar vereceği tezini savunan Parti, AB’nin varlığından ziyade AB kurumlarına yapılan yetki devrine karşıdır. Altın Şafak’a göre AB, üye devletlerin sınırlı düzeyde yetki devrettiği ve birer egemen güç olarak varlıklarını sürdürdükleri gevşek bir ulus üstü yapı olarak kalmalıdır. Yetkileri sınırlandırılmış bir AB’ye itiraz etmeyen Altın Şafak, ABD’ye ise bütünüyle karşı çıkmaktadır. Bu nedenle ABD ve AB tekelinde kabul ettikleri Troyka’nın Yunanistan’a dayattığı kemer sıkma politikalarına şiddetle karşıdır.

Altın Şafak 1990’lı yıllarda Neonazi söyleminden vazgeçse de, sempatizanlarının etnik azınlıklara ve sol parti taraftarlarına karşı düzenledikleri şiddet eylemleriyle son yıllarda sokaklarda varlık göstermeye başlamıştır.(21) Fakat Parti 2012 yılına kadar yapılan genel ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Yunan toplumundan önemli bir destek bulamamıştır. Partinin yükselişinin en önemli sebebi 2008 yılında başlayan ekonomik krizin Yunanistan’ı diğer AB üyesi ülkelerden daha fazla etkilemesi ve ülkeyi bir borç sarmalına sürüklemesidir.

Borç krizi sebebiyle vatandaşların gelirlerinde yaşanan düşüş, işsizliğin rekor seviyelere ulaşması ve Troykanın dayattığı kemer sıkma politikaları nedeniyle devletin sosyal harcamalarda kısıntıya gitmesi Yunan toplumunda travmatik sonuçlar doğurmuştur. Yunan kamuoyunda ekonomik krizin temelinde yolsuzluk ve kriz yönetiminde başarısız politikacıların olduğu algısı, daha önce denenmemiş bir siyasi parti olarak Altın Şafak için eşsiz bir fırsat olmuştur.(22) Nitekim araştırma kuruluşu Alco’nun 2013 yılı Eylül ayında ülke genelinde düzenlediği anketin sonuçları bu yargıyı desteklemektedir. Ankete göre Altın Şafak’ı tercih eden seçmenlerin %39’u bu tercihlerinin nedenini mevcut politik sisteme karşı bir tepki olarak açıklamaktadır.(23)

Yunanistan’ı borç batağına sürükleyen partileri “hain” olarak nitelendiren ve krizin Troyka’nın ve göçmenlerin ülkeyi terk etmesiyle sona ereceğini savunan Altın Şafak, temiz siyaset söylemiyle oylarını artırmıştır. Programında; Yunanistan’ın her konuda kendi kendine yetebilecek bir ülke haline getirilmesi, bankaların kamulaştırılması, işsizliğin azaltılması ve daha önce Yunanistan’da belli ailelerin tekelinde bulunan zenginlik ve gücün halka verilmesi gibi hassas konuları vurgulayan Parti, var olan çarpık sistemden rahatsız olan kesimlerin desteğini kazanmayı başarmıştır.(24) Parti önderi Michaloliakos’un güçlü lider imajı Yunanistan’ı yozlaşmadan kurtarabilecek güvenilir bir seçenek olarak ön plana çıkmıştır.

Partinin sosyal dayanışma programı, Michaloliakos’un seçmen nezdindeki güçlü/baba lider imajını pekiştirmiştir.(25) Yalnızca “Yunan” olma şartına dayalı olarak yapılan giyecek, yiyecek ve tıbbi yardımların yanı sıra muhtaç vatandaşlara verilen ücretsiz hukuki destek ve iş bulma servisleri gibi kalemlerden oluşan bu dayanışma programı, hükümetin sosyal harcamaları kısması sebebiyle krizden etkilenen kesimler tarafından tutunacak bir can simidi olarak algılanmıştır.(26) Yapılan devlet yardımlarının dondurulması üzerine milletvekillerinin maaşlarının neredeyse tamamını Partinin sosyal dayanışma programını desteklemek için ayıracaklarını açıklaması, krizden mağdur olan kesimlerin Partiye olan inancını artırmış, ideolojik olarak desteklemese dahi seçimlerde tercihini Altın Şafak’tan yana kullanmasını sağlamıştır.

2012 yılında ülkedeki işsizlik oranının %24,3’e, genç işsizlik oranının ise %57,9’a kadar tırmanması Altın Şafak’ın oy oranını artıran bir başka etmen olmuştur.(27) Bunun en önemli kanıtlarından biri Altın Şafak Partisinin seçmen profilidir. 2012 seçimlerinde partiye oy veren seçmenler üzerinde yapılan araştırmalara göre Altın Şafak destekçilerinin büyük çoğunluğu 18-34 yaş arasındaki işsiz veya üniversite öğrencisi erkeklerden oluşmaktadır.(28) Bu durum Altın Şafak’a oy verenlerin büyük bir çoğunluğunun ortak kaygılarının işsizlik veya geleceğe dair umutsuzluk olduğunu göstermektedir.

Bunun yanı sıra işsizlikle doğru orantılı olarak artan göçmen karşıtlığı da partinin oy oranlarının yükselmesinde önemli bir rol oynamıştır. Batı ve Kuzey Avrupa’ya göç etmek isteyenler için önemli bir geçiş ülkesi konumunda bulunan Yunanistan, bu ülkelerden geri gönderilen sığınmacıları kabul etmek durumunda kalmaktadır. Yunan toplumunun bu sebeple artan göçmen yükünü kaldırabilecek güçlü sivil yapılanmadan yoksun bir toplum olması göçmen karşıtı Altın Şafak’ın oy oranlarının yükselişine katkı sağlamıştır.(29) Ülkede yasal olarak bulunsalar dahi göçmenlere sağlanan istihdamın, Yunan vatandaşlarının işsiz kalmasına sebep olduğunu savunan Altın Şafak, yasadışı göçmenlerin ise derhal tutuklanarak ülkeden gönderilmesini talep etmektedir.

Altın Şafak sadece göçmenlere değil aynı zamanda Yunan vatandaşı olan etnik ve dinsel azınlıklar hususunda da karşıt politikalar takip etmektedir. Ülkedeki etnik ve dinsel azınlıkları, Yunan vatandaşı olmalarına rağmen “yabancı” olarak gören Altın Şafak, azınlık haklarını ihlali sayılabilecek politikaları savunmaktadır. Müslüman azınlığın ibadet edebilmesi için 2014 yılında Atina’da yapılması planlanan camiye şiddetle karşı çıkan ve bu konuda protesto gösterileri organize eden Altın Şafak, aynı zamanda ülkede “yabancıların” ve etnik Yunan Ortodoksların ayrı okullarda öğrenim gördüğü bir eğitim sisteminin oluşturulmasını arzu etmektedir. Yunancanın tek eğitim dili olacağı bu sistemde, tarih kitaplarının Yunanistan’ı yüceltecek şekilde yeniden yazılması ve Antik Yunan kültürünün özellikle vurgulanması amaçlanmaktadır.(31)

Yunanistan’da Altın Şafak’ın suç örgütü kapsamına girip girmediği ile ilgili tartışmalar devam ederken, parti taraftarlarının sokaklarda göçmenlere, sol görüşlülere, etnik ve dinsel azınlıklara ve eşcinsellere karşı uyguladıkları şiddet gün geçtikçe artmaktadır. Yapılan araştırmalara göre ülkede sadece son altı ayda bu gruplara karşı beş yüzden fazla şiddet eylemi gerçekleştirilmiştir.(32) İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2013’de yayımlanan raporuna göre artmakta olan bu şiddet eylemlerinin sorumlusu Altın Şafak Partisidir.(33) Bu noktada asıl endişe verici olan Yunan polisinin bahse konu şiddet eylemlerini durdurmakta yetersiz kalması veya durdurmak istememesidir. Bunun en büyük nedeni ise Altın Şafak’ın polis teşkilatı içinde çok sayıda taraftarının bulunmasıdır.(34)

Parti üyelerinin ırkçılık karşıtı bir sanatçıyı öldürme suçuyla tutuklanmasının ardından yapılan aramalarda bulunan video görüntüleri, Altın Şafak’ın sadece Yunan polisinden değil aynı zamanda seçimleri kazanabilmek için bazı bölgelerdeki piskoposlardan da yardım aldığını ortaya çıkartmıştır.(35) Altın Şafak’ın polis teşkilatında ve Ortodoks kilisesindeki üst kademe din adamları arasında örgütlenmiş olması, Partiye kilit konumlarda verilen desteğin bir kanıtıdır. Ayrıca Altın Şafak’ın fakir mahallelerde halkı korumak amacıyla kurulmuş “Militia Guard” adlı bir devriye gücü ve Beyaz Kadınların Cephesi, Yunan İstihdam Ofisi, İşçi Cephesi ve Irksal Hümanizm ve Ekolojik Bilinç için Yeşil Kanat gibi sivil toplum kuruluşlarıyla doğrudan bağı bulunmakta, parti bu yapılar yardımıyla taraftar toplamaktadır.

Bu nedenle Yunanistan’da Partinin paramiliter bir oluşum olduğu şüpheleri üzerinde durulmaktadır. Parti taraftarlarının askeri giysileri hatırlatan üniformalar giymeleri ve aralarında sıkı bir ast-üst ilişkisinin bulunması, Partinin hücre tipi yapılanması gibi faktörler bu konudaki şüpheleri artırmaktadır.(36) Parti ambleminin bir dönem Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi tarafından da kullanılmış Svastika (37) olması, Michaloliakos’un parlamentoya seçildiğinde Nazi selamı vermesi gibi örnekler Altın Şafak’ın radikalliğinin boyutlarını gözler önüne sermektedir.(38) Altın Şafak’ın propaganda metotları da Nazi Almanya’sı ile paralellikler göstermektedir. Nitekim tıpkı Nazi Almanya’sında olduğu gibi gençleri ve çocukları etkilemek amacıyla Partinin ilkokul ve liselerde propaganda yapan yandaşları olduğu bilinmektedir.(39)  Her ne kadar Altın Şafak kendisini Neonazi bir parti olarak tanımlamasa da, Alco araştırma şirketinin 2013 yılında düzenlediği bir ankete göre oy veren seçmenlerin %21’i Partiyi Neonazi tutumu için tercih ettiklerini belirtmişlerdir.(40)

Yukarıda belirtilen bütün olgulara rağmen AB Altın Şafak’ın radikal eylem ve söylemlerini görmezden gelmektedir. Geçmişte yaşanan acı deneyimlerle radikal aşırı sağın tehlikelerinin hangi boyutlara ulaşabileceğini tecrübe etmiş olan AB’nin bu tutumu sakıncalı olarak nitelendirilebilir. Altın Şafak’ın yükselişi, Yunan toplumunda geçmişten günümüze biriken gerilimlerin krizle beraber su yüzüne çıktığının bir göstergesidir. Yunan siyasi hayatında ekonomik kriz öncesinde de var olan yozlaşma,  krizle birlikte tahammül edilemez boyutlara ulaşmış ve halkın tepkisini çekmiştir. Ülkedeki ekonomik kriz aynı zamanda Yunan toplumunun AB’ye olan desteğinde de önemli bir düşüşün yaşanmasına neden olmuştur. Altın Şafak’ın özellikle Yunanlı gençler tarafından desteklenmesi, hem Yunanlı yöneticiler hem de AB nezdinde bir yönetişim krizi olarak değerlendirilebilir. Söylemlerinde Troyka’nın “haksız” uygulamalarına boyun eğmeyeceğini özellikle vurgulayan Altın Şafak, bir zamanlar AB politikalarının en önemli destekçisi durumunda olan Yunanistan’ın Birlik ile bütünleşme sürecini olumsuz etkilemektedir. Demokrasi, insan ve azınlık haklarına saygının “olmazsa olmaz” değerler olarak görüldüğü AB’nin üyesi bulunan bir ülkede son derece radikal bir partinin siyaset sahnesinde her geçen gün daha etkin hale gelmesi kuşkusuz AB projesinin inandırıcılığının sorgulanmasına sebep olacaktır.

Sonuç Yerine

AB üyesi ülkelerde yükselmekte olan aşırı sağ görüşler hem üye ülkeler hem de AB için önemli bir uyarı niteliğindedir. Bu uyarıyı dikkatle değerlendirebilmek için aşırı sağın yükselişinin sebepleri detaylı bir şekilde araştırılmalı ve bu sebeplerin ortadan kaldırılması için çözümler üretilmelidir.

Ekonomik refah dönemlerinde hem üye ülkeler hem de AB tarafından göz ardı edilen bazı yanlış uygulamalar, ekonomik kriz patlak verdiğinde biriken gerilimlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bunun en önemli örneklerinden biri Yunanistan’dır. Avro’ya gerekli kriterleri yerine getirmeden, türlü yolsuzluklarla gerçek verileri saklayarak geçen Yunanistan’da yapılan yanlış uygulamalar AB tarafından göz ardı edilmiştir. Fakat ekonomik kriz Avrupa’yı asimetrik olarak vurmuş ve en büyük darbeyi Yunanistan almıştır.  Bu Yunan halkında var olan politik sisteme karşı bir tepki oluşturmuş ve seçmenlerin aşırı sağa yönelmesine sebep olmuştur. Bundan ötürü AB’nin üye ülkeler üzerinde daha güçlü ve şeffaf bir denetim mekanizması kurması ve hem üye ülkelerde hem de uluslararası arenada güvenilirliğini yeniden kazanması gerekmektedir.

AB’nin resmi ilkesi “çokluk içinde birliktir”. Bu ilke AB’nin değişik kültür, dil ve gelenekler üzerine inşa edildiğini ve bu kültürel çeşitliliğin AB’nin birliğini sağladığını savunur. Bu sebeple AB’nin çok kültürlü yapısına katkıda bulunan göçmenler ve üye ülkeler içerisinde yaşayan etnik ve dinsel azınlıkların yaşadıkları devlete ve Birliğe entegrasyonunun sağlıklı bir şekilde sağlanabilmesi ve Avrupa toplumu tarafından içselleştirilebilmesi için çalışmalar, düzenlemeler yapılmalıdır. AB’nin göçe kapalı bir kale olduğu algısı kırılmalı, azınlıkların korunması konusu sadece bir Kopenhag Kriteri olarak kalmamalı, üye ülkelerde yaşayan azınlıkların durumu AB kurumları tarafından düzenli olarak incelenip değerlendirilmelidir.

Bu noktada en önemli hedef grubunu Avrupalı gençler oluşturmalıdır. Avrupalı gençlerin göçmenlere ve ülkelerinde bulunan etnik veya dinsel azınlıklara karşı olan önyargıları kırılmalıdır. Değişik sosyal gruplara mensup bu gençlerin aynı sosyal ortamlarda bulunmalarını ve ötekileştirmek yerine empati kurmalarını sağlayacak projelerin hayata geçirilmesi, çok kültürlülüğü temel alan AB için büyük önem teşkil etmektedir. Bunun yanı sıra, Avrupalı gençlerin kendilerini ulusal kimliklerinden ziyade Avrupalı olarak nitelendirmeye başlaması Birlik içinde dayanışma kültürünün gelişmesi açısından oldukça önemlidir. Birlik içinde dayanışma kültürü ve çok kültürlülük sağlandığı takdirde AB yaşanan krizlere karşı daha dayanıklı olacak ve toplum radikal arayışlar içerisine girme gereği duymayacaktır.

 

Sonnotlar:

1)Troyka: Uluslararası Para Fonu (IMF), Avrupa Merkez Bankası ve Avrupa Komisyonu.
2)Fatma Yılmaz Elmas ve Mustafa Kutlay, "Avrupa'yı Bekleyen Tehlike: Aşırı Sağın Yükselişi",  USAK Analiz, No.11 (2011): 14, http://www.usak.org.tr/dosyalar/rapor/tqG71B6oQlrPg4CBoIK4BxjEdNrNu5.pdf
3)Roland Freudenstein, " The Rise of Populism in Europe: Which Answers?", içinde Schuman Report on Europe: State of the Union 2011, Der. Thierry Chopin ve Michel Foucher (Paris: Robert Schuman Foundation forSpringerVerlag, 2011), 48.
4)"Extrême droite: «Il y a des percées importantes en Europe, mais on ne peut pas parler de “vague“»", 20minutes.fr (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://www.20minutes.fr/monde/1229917-20130930-extreme-droite-il-percees-importantes-europe-peut-parler-vague
5)Haddad ve Piven, A.g.e.
6)Mohammed Haddad ve Ben Piven, "The rise of Europe's far-right voices: Assessing key nationalist political parties across the continent", Aljazeera (Son erişim: 23 Aralık 2013) http://www.aljazeera.com/indepth/interactive/2013/02/2013224123927515709.html
7)John Palmer, "The rise of far right parties across Europe is a chilling echo of the 1930s", The Guardian (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://www.theguardian.com/commentisfree/2013/nov/15/far-right-threat-europe-integration
8)Jamie Bartlett , Jonathan Birdwell ve Mark Littler, The New Face of Digital Populism (Londra:Demos, 2011), 18-21.
9)Bartlett, Birdwell ve Littler, A.g.e.,45-54.
10)"Europe’s far right, Culture matters more: The far right in Europe is rising in many European countries in spite of its inability to provide a coherent economic message", The Economist (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://www.economist.com/node/21560294
11)Helena Spongenberg, "Populism on the rise in the Nordic region", EU observer (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://euobserver.com/news/30797
12)Veronika Czina, "The Rise of Extremism Among the Youth of Europe: The Case of Hungary’s Jobbik Party", Project For Democratic Union (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://www.democraticunion.eu/2013/11/popularity-extremism-among-youth-europe-case-hungarys-jobbik-party/
13)Veronika Czina, A.g.e
14)"New poll gives SYRIZA clear lead over New Democracy", Ekathimerini (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://www.ekathimerini.com/4dcgi/_w_articles_wsite1_1_21/12/2013_533335
15)"MPs vote to suspend state funding to Golden Dawn", Ekathimerini (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://www.ekathimerini.com/4dcgi/_w_articles_wsite1_1_18/12/2013_532916
16)Panagis Galiatsatos, "Golden Dawn: From fringe group to game changer", Ekathimerini (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://ekathimerini.com/4dcgi/_w_articles_wsite1_1_01/10/2013_520981
17)Jan Philipp Albrecht, Europe the Far Right: Right-wing extremists and right-wing populists in the European Parliament (Brüksel: DieGrünen/Freie Europäische Allianz im Europäischen Parlament), 54.
18)Yunanistan ile Makedonya Cumhuriyeti arasında 1991’de yaşanan isim sorunu.
19)Panagis Galiatsatos, Golden Dawn: From fringe group to game changer
20)“The Program of the Golden Dawn”, Golden Dawn International News Room (Son Erişim: 11 Şubat 2014), http://golden-dawn-international-newsroom.blogspot.com.tr/p/the-program-of-golden-dawn.html
21)Galiatsatos, Golden Dawn: From fringe group to game changer
22)Nikos Konstandaras, "Golden Dawn, national trauma and division", Ekathimerini (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://ekathimerini.com/4dcgi/_w_articles_wsite3_1_29/07/2013_511657
23)"Greece: poll, Golden Dawn popularity down after rapper murder", Ansamed (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://www.ansamed.info/ansamed/en/news/sections/politics/2013/09/25/Greece-poll-Golden-Dawn-popularity-down-rapper-murder_9357716.html
24)The Program of the Golden Dawn
25)"Golden Dawn's "national awakening" sessions", The Economist (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://www.economist.com/blogs/charlemagne/2013/03/greek-politics
26)“The Social Solidarity Program of the Golden Dawn”, Golden Dawn International News Room (Son Erişim: 11 Şubat 2014), http://golden-dawn-international-newsroom.blogspot.com.tr/p/the-moment-government-of-greece-allowed.html 
27)Unemployment statistics", Eurostat (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://epp.eurostat.ec.europa.eu/statistics_explained/index.php/Unemployment_statistics
28)Antonis A. Ellinas, "The Rise of Golden Dawn: The New Face of the Far Right in Greece", South European Society and Politics (2013): 13, http://www.tandfonline.com/doi/pdf/10.1080/13608746.2013.782838
29)Rachel Donadio ve Dimitris Bounias, "Hard Times Lift Greece’s Anti-Immigrant Fringe", The New York Times (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://www.nytimes.com/2012/04/13/world/europe/far-right-golden-dawn-sees-opening-in-greeces-woes.html?pagewanted=all&_r=1&
30)The Social Solidarity Program of the Golden Dawn
31)Jerome Roos, "Golden Dawn and the deafening silence of Europe", Roarmag (Son Erişim: 23 Aralık 2013) http://roarmag.org/2012/10/golden-dawn-european-union-silence/
32)George Bistis, “Golden Dawn or Democratic Sunset: The Rise of the Far Right in Greece”, Mediterranean Quarterly: 24, No.3 (Yaz 2013): 52.
33)Jan Philipp Albrecht, Europe the Far Right: Right-wing extremists and right-wing populists in the European Parliament
34)“Leader of Greece's Golden Dawn party lists ‘friendly’ bishops in video”, Ekathimerini (Son Erişim: 11 Şubat 2014), http://www.ekathimerini.com/4dcgi/_w_articles_wsite1_1_13/12/2013_532187
35)Muzaffer Kutlay ,"Yunanistan’da Yükselen Irkçılık: Altın Şafak Fenomeni", Analist, no.34 (Aralık 2013): 17.
36)Svastika: Gamalı haç.
37)JeromeRoos, Golden Dawn and the deafening silence of Europe
38)Golden Dawn's "national awakening" sessions
39)Greece: poll, Golden Dawn popularity down after rapper murder

Back to Top