Avrupa Savunma Politikası ve İnsansız Hava Araçları

A- A A+

Bilişim ve teknoloji alanındaki gelişmeler, insansız hava araçlarını (İHA) 21. yüzyılın muharebe alanına sokmuştur. Gerek sivil gerek askeri pek çok görevi askeri personeli en az tehlike altında bırakacak şekilde gerçekleştiren İHA’ların önemi her geçen gün artmaktadır. Bu da devletleri yeterli sayıda ve özellikte insansız hava aracına sahip olmaya sevk etmektedir. Ekonomik ve siyasi anlamda dünyanın önde gelen güçlerinden olan AB’nin askeri alanda aynı başarıyı gösteremediği bilinen bir gerçektir. Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası’nın kuruluşundan itibaren keşif, gözlem, elektronik savaş, taarruz ve diğer özel görevler için İHA’ların gerekliliği ve AB’nin bu konudaki eksikliği vurgulanmaktadır. Ancak gerek son dönemde gerçekleştirilen askeri ve sivil operasyonlardaki eksiklikler gerekse çeşitli sebeplerle askıya alınan veya iptal edilen projeler bugün hala İHA gereksiniminin devam ettiğini gözler önüne sermektedir. 19-20 Aralık 2013 tarihlerinde gerçekleştirilen ve AB güvenlik ve savunma politikasının ön plana çıktığı AB Zirvesi’nde de İHA konusundaki eksikliğin giderilmesi için yeni projeler geliştirilmesi gerektiği dile getirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, İHA’ların günümüzdeki rolüne dikkat çekmek ve Avrupa savunma politikası açısından taşıdığı öneme vurgu yapmaktır.


Genel Olarak İHA’lar


İHA; kullanıcı olarak insan taşımayan, havada tutunmasında aerodinamik kuvvetlerden yararlanılan, önceden programlanarak veya yerden komuta ile harici bir pilot tarafından uçurulan, silah veya farklı bir yük (kamera, radar, vs.) taşıyabilen araçlar olarak tanımlanabilir.(1) İHA’ların ilk kullanımı 1960’lı yıllara dayansa da uydu ve GPS teknolojilerindeki gelişmeler sonucu özellikle son 20 yılda bu araçların kullanımı ciddi oranda artmıştır. İnsan kaybı riskinin bulunmaması, fark edilebilme ve vurulma ihtimalinin düşük olması, insana bağlı yorgunluk ya da çalışma saati şeklinde sınırların bulunmaması gibi etkenler İHA’ları modern silahlı kuvvetlerin vazgeçilmez araçlarından biri haline getirmektedir.


İHA’lar hem askeri hem de sivil alanda pek çok görevi yapabilecek imkân ve kabiliyetlere sahiptir. Askeri görevlere örnek olarak keşif, gözetleme maksatlı ve gerçek zamanlı görüntü istihbaratı elde etmek; karasuları ve sınır güvenliği imkânlarını artırmak; sabit ve hareketli hedefleri vurmak; düşman hava savunmasını etkisiz hale getirmek; sahte hedef oluşturmak; komuta kontrol ve muhabere imkânlarını artırmak sayılabilir. Sivil görevler ise doğal afetlerde hasar tespiti ve arama-kurtarma faaliyeti icra etme; havadan trafiğin gözlenmesi ve düzenlenmesi, meteorolojik hava tahminlerinde bulunma, orman yangınlarını kontrol etme şeklindedir.    


İHA’ların sınıflandırılması konusunda kesin kategoriler bulunmamakla birlikte, genel olarak büyüklük, irtifa, uçuş süresine göre (Mini-Taktik-Operatif-Stratejik); taşıdığı yüke göre (silahlı, silahsız); yakıt türüne göre (içten yanmalı motorlu, elektrik motorlu); uçuş yöntemine göre (sabit kanatlı, döner kanatlı); komuta biçimine göre (otomatik pilotlu, uzaktan komutalı) tasnif edilmektedir.(2) 1500 kg’dan hafif, menzili 500 km’ye ulaşabilen, havada kalış süresi 48 saate kadar uzayabilen, 14.00 m irtifaya kadar görev yapabilen sistemlere taktik sistemler; daha yüksek irtifa ve erim değerlerinde görev yapabilen, havada kalış süresi 48 saati aşan sistemlere stratejik sistemler adı verilmektedir.(3) Türkiye’de İHA sınıflamasında temel kriter “irtifa” iken NATO ve AB ülkelerinde “ağırlık” baz alınmaktadır.(4)


İHA’lar askeri amaçlarla modern anlamda ilk kez ABD ordusu tarafından Vietnam’da kullanılmıştır. Ancak 1970 ve 1980’li yıllarda bu araçların ve kullanım taktiklerinin geliştirilmesinde İsrail öncü rol oynamıştır. 1991 yılındaki Birinci Körfez Savaşı’nda İHA’ların Amerikan birliklerine sağladığı önemli istihbarat desteği, Irak ve Afganistan operasyonlarında bu araçların sağladığı imkân ve kabiliyetler silahlı İHA’ların önemini artırmıştır. Füze sistemine sahip silahlı İHA ilk defa 2002 yılında Yemen’de ABD tarafından teröristlerle mücadele kapsamında kullanılmıştır.


AB Ülkelerinin İHA Sorunu


İHA’yı sivil amaçlı olarak ilk kullanan (1950’lerin sonu) Avrupa ülkesi İngiltere’dir. 1970’lerden itibaren Fransa, Almanya ve İtalya da İHA’lardan sınırlı ölçüde de olsa faydalanmaya başlamıştır. Avrupa ülkeleri tarafından İHA’nın ilk kez muharebe alanında kullanımı 1991 Birinci Körfez Savaşı sırasında gerçekleşmiştir. 2000’li yıllardan itibaren tüm dünyada olduğu gibi AB bünyesinde de İHA talebi ciddi artış göstermiştir. Buna bağlı olarak Avrupa ülkeleri –tek başına veya işbirliği halinde- araştırma projeleri, üretim ve tedarik programlarına hız vermiştir. Ancak bugün hâlâ AB’nin elinde yeterli sayıda taktiksel, orta irtifada uzun süre havada kalan (MALE) ve yüksek irtifada uzun süre havada kalan (HALE) İHA bulunmamaktadır.


Bu sebeple AB ülkelerinin İsrail (Hermes, Heron, Eagle) ve ABD’ye (Predator, Global Hawk) İHA’ların tedarikinde büyük ölçüde bağımlı olduğu görülmektedir. Fransa’nın Eagle İngiltere’nin Watchkeeper taktik İHA’larının üretiminde ABD ve İsrail teknolojilerinden yararlanılmıştır. Afganistan operasyonu sırasında Almanya istihbarat amaçlı olarak İsrail yapımı Heron-1 aracını kullanmıştır. Mart 2011’deki Libya operasyonu sırasında Avrupalı müttefikler istihbarat konusunda sıkıntı yaşamış ve Amerikan İHA’larından destek almak durumunda kalmıştır. Yine Ocak 2013’teki Mali operasyonunda İHA konusunda ABD’nin yardımına ihtiyaç duymuştur. Haziran 2013’te Fransa 12 adet Reaper modeli gözlem amaçlı İHA satın almak için ABD’ye başvurmuş, Kongre’nin satışı reddetmesi durumunda İsrail’le görüşeceğini açıklamıştır.(5) Kongre’nin onay vermesi neticesinde de Temmuz 2013’te satış gerçekleştirilmiştir. Aynı şekilde Almanya’da Reaper modeli İHA’lar ile ilgilendiğini ifade etmiştir. Öte yandan AB’nin yüksek irtifada uzun süre havada kalan (HALE) İHA’lar konusunda NATO’nun Yer Gözetleme Sistemi programına bağımlılığı söz konusudur ki bu program dâhilinde Amerikan Global Hawk İHA’ları kullanılmaktadır.


Yüksek teknoloji ürünü uçaklar ve savaş jetlerinin üretiminde oldukça başarılı olan Avrupalı şirketler aynı başarıyı İHA’lar konusunda (Neuron projesi dışında) gösterememiştir. Savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren başlıca Avrupalı şirketler de hükümetlerin gerekli adımları atmadığından ve savunma harcamalarındaki kısıtlamalardan dolayı İHA üretiminde gereken başarının yakalanamadığını savunmaktadır. Avrupa Havacılık Savunma ve Uzay şirketi (European Aerospace Defence and Space-EADS) yöneticisi Tom Enders, EADS’nin İHA projeleri için kendi bütçesinden 100 milyon € harcadığını ancak hükümetlerin projelere destek vermediğini belirtmiştir.(6) Orta irtifada uzun süre havada kalan İHA’lar ile silahlı İHA’lar konusunda işbirliği geliştirme çabaları (Fransa ve Hollanda/EuroMALE; Fransa, Almanya ve İspanya/Talarion; Fransa ve İngiltere/Telemos) başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu başarısızlıklarla ilgili olarak Miami Üniversitesi’nden Dr. Maxime Larivé kesişen ulusal çıkarların AB bünyesindeki ortak İHA geliştirme projelerini engellendiğini vurgulamaktadır. Larivé’ye göre Paris ve Londra kendi ulusal savunma sanayi konusunda çok hassas ve katı olmanın yanında önceliği daima kendi projelerine vermektedir.(7) AB üyelerinin bireysel çabaları da bu alanda istenen sonuçları vermekten uzak görünmektedir. Bunun son örneği, Almanya’nın 508 milyon Euro harcadığı keşif ve gözlem amaçlı Euro Hawk İHA projesini, Avrupa havacılık kurallarına uymadığı gerekçesiyle Mayıs 2013’te iptal etmesiydi.  Avrupa Hava Güvenliği Ajansı, insansız hava uçağının kazalara karşı güvenlik sistemi olmadığı için sadece insansız alanlar üzerinde uçuşuna izin vereceğini açıklaması bu yüksek maliyetli projenin sonunu getirmiş ve bu durum Alman halkının tepkisine neden olmuştur.


Tüm bu başarısızlıklara rağmen hem bu alanda ABD ve İsrail’e olan bağımlılığın azaltılması, hem de savunma harcamalarındaki kısıtlamalar AB ülkelerini yeniden ortak projeler geliştirmeye sevk etmiştir. Haziran 2013’te EADS, Fransız Dassault ve İtalyan Finmeccanica ortaklaşa MALE sınıfı bir İHA üretmek konusunda mutabakata vardıklarını açıklamıştır. Hava araçları konusunda kıyasıya rekabet içinde olan bu şirketleri böyle bir mutabakata iten en önemli etken şüphesiz ABD firmalarıyla rekabet etme amacıdır. Bu mutabakatı takiben Kasım 2013’teki AB savunma bakanları toplantısında Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda, Polonya ve İspanya 2020'den itibaren MALE sınıfı İHA’ların geliştirilmesinde işbirliği yapma kararı almıştır.  Konuyla ilgili olarak Fransa Savunma Bakanı Jean-Yves Le Drian, Avrupa’nın eğer stratejik kapasitesini korumak istiyorsa üye ülkelerin kapasite ve eylemlerini pragmatik bir şekilde bir havuzda toplamalısı gerektiğini belirtmektedir.(8) İHA’lar kapsamında ulusal kabiliyetlerini geliştirmek üzerinde çalıştığını açıklayan İngiltere, bu konuda herhangi bir AB programına dahil olmayacağını ifade etmiştir.(9)


Öte yandan AB’nin savunma kapasitesinin geliştirilmesi, silah teknolojisi alanında işbirliğinin güçlendirilmesi ve savunma endüstrisinin güçlendirilerek bir savunma pazarının oluşturulması amacıyla 2004 yılında kurulan Avrupa Savunma Ajansı, İHA’ları projelerine dahil etmiştir. Ajans’a 2007-2013 yılları arasında İHA projeleri geliştirmesi için 53 milyar euroluk bir bütçe tahsis edilmiştir.(10) Kasım 2013’teki savunma bakanları toplantısında, Avrupa Savunma Ajansı’nın insansız hava araçlarının hem askeri hem de sivil amaçlarla kullanılabilmesi için yeni bir yatırım programı üzerinde çalışmaya başlaması kararlaştırılmıştır.


19-20 Aralık 2013 tarihinde gerçekleşen ve savunma konusunun öne çıktığı AB Zirvesi’nde de İHA konusu ele alınmıştır. 2008 yılından sonra ilk kez güvenlik ve savunma konularının gündemi oluşturduğu bu zirve, Arap Baharı’nın yol açtığı değişimlerin ve Afrika’da devam eden çatışmaların bir sonucudur. Bu değişimlere ve süre gelen sorunlara yönelik etkili bir politika geliştiremeyen AB, Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası’na yeni bir ivme kazandırmaya çalışmaktadır. Söz konusu zirvede İHA’lar; havada yakıt ikmali, uydu iletişimi ve siber savunma kabiliyetlerinin yanında Avrupa savunma politikasının temel gereksinimlerinden biri olarak sayılmış ve savunma bakanları toplantısında alınan karar onaylanmıştır.(11)


Bu noktada belirtmek gerekir ki Zirve’de altı çizilen bu gereksinimler AB’nin savunma kabiliyetlerini geliştirmek için 2001’de kabul edilen Avrupa Yetenek Eylem Planı’nda da yer almaktaydı. Bu durum 12 yılda gelinen noktayı göstermesi açısından önemlidir. Dikkat çekilmesi uygun olacak bir diğer nokta, MALE sınıfı İHA’ya yönelimdir. Diğer İHA’lar arasından MALE sınıfının tercih edilmesinin sebebi bu sınıftaki araçların askeri görevlerin yanı sıra sınır kontrolü, afet uyarma ve orman yangını gibi sivil görevlerde de kullanılabilecek şekilde esnek bir gözlem aracı kabiliyetine sahip olmasıdır. Bu araçlar 9000 metre yükseklikte 24 saat boyunca yakıt ikmali olmaksızın uçabilmektedir. Öte yandan silahlı İHA’lar konusunda da 2005 yılından beri Fransa, İtalya, İspanya, İsveç, Yunanistan ve İsviçre’nin ortaklaşa yürüttüğü Neuron projesi öne çıkmaktadır. Proje dahilinde Fransız Dassault firması tarafından üretilen radara yakalanmayan silahlı İHA ilk uçuşunu Aralık 2012’de gerçekleştirmiştir.


İHA’ların AB Savunma Politikası Açısından Önemi


AB savunma politikası açısından İHA’lar gerek operasyonel gerek endüstriyel gerekse politik entegrasyon anlamında önem arz etmektedir. Öncelikle Libya ve Mali operasyonları, AGSP’yi kuran 1998’deki St. Malo Zirvesi’nde 15 yıl sonra Avrupa’nın hâlâ aktif ve güçlü bir askeri kapasiteden uzak olduğunu gözler önüne sermiştir. Operasyonel ve taktiksel anlamdaki diğer eksikliklerin yanı sıra bugün modern bir askeri güç için büyük önem taşıyan İHA’ların yetersizliği AB’nin kendi başına operasyon yapma kabiliyetini sınırlandırmaktadır. Avrupa topraklarının savunulmasının NATO’ya bırakılmış olduğu göz önünde bulundurulursa AB savunma politikasının temelini Petersberg görevlerinin oluşturduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İnsani görevler ve kurtarma; barış koruma operasyonları; barış sağlama da dahil olmak üzere çatışmaların önlenmesi ve kriz yönetimi operasyonları; silahsızlandırma operasyonları; askeri danışma ve yardım; çatışma sonrası istikrar sağlamadan ibaret olan bu görevlerin sağlanmasında İHA’lar büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla bu önemli eksikliğin giderilmesi ehemmiyet arz etmektedir.


Güçlü ve bağımsız bir AB savunma politikası için atılması gereken öncelikli adımlardan biri savunma ekipmanlarının tedarikinde ortak politika geliştirmektir. Her geçen gün daha karmaşık hale gelen farklı güvenlik tehditleriyle daha az zayiat vererek en verimli şekilde mücadele etmek için ileri teknoloji ürünü savunma araçlarına ihtiyaç duyulmaktadır.  Ancak 2008 yılından beri süre gelen ekonomik kriz AB üyesi ülkelerin savunma harcamalarını ciddi oranda azaltmasını beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla söz konusu ileri teknoloji ürünü ekipmanların temininde maliyetin paylaşımı kaçınılmaz hale gelmiştir. Görevlerinden biri de silah teknolojisi alanında üye devletler arasında işbirliğinin güçlendirilmesi olan Avrupa Savunma Ajansı, bir havuzda toplama ve paylaşma (pooling and sharing) konseptini geliştirmiştir. Bu konsept İHA’lar gibi AB’nin gereksinim duyduğu savunma araçlarını tespit edip bunların maliyetlerini paylaşmayı sonra da tedarik edilen araçları maliyeti paylaşan ülkelerin ortak kullanımına sunmayı öngörmektedir.


Öte yandan savunma sanayi alanında faaliyet gösteren ulusal şirketler arasında İHA’ların geliştirilmesi ve üretimi hususunda işbirliğinin artırılması, güçlü ve rekabetçi bir Avrupa savunma endüstrisinin yaratılmasına ve bu alanda ortak bir politika geliştirilmesine hizmet edecektir. Kasım 2010’da İngiltere ve Fransa’nın gerçekleştirdiği ikili zirvede alınan savunma alanında işbirliğini güçlendirme kararının ardından İngiliz BAE Systems ile Fransız Dassault şirketleri ortak MALE sınıfı İHA üretimi için fizibilite çalışmaları başlatmıştır. Şubat 2014’te iki ülke arasında yapılan görüşmelerde bu çalışmaların devamı için 120 milyon sterlinlik bütçe tahsis edilmiştir.(12) Avrupa’nın kendi alanında önde gelen bu iki şirketinin ortak faaliyetleri AB savunma endüstrisinin gelişimi adına kayda değer bir ilerlemedir.


Ayrıca bilindiği üzere bazı AB üyesi ülkeler askerlerinin hayatini tehlikeye atmama konusunda oldukça hassas hareket etmektedir. Uzaktan kontrol edilmeleri sebebiyle İHA’lar askeri personelin görev sırasında maruz kalabileceği tehlikeleri azaltmaktadır. Bu durum üye ülkelerin OGSP kapsamındaki görevlere asker gönderme konusuna daha sıcak bakmasını sağlayabilir.


Son olarak AB’nin İHA’ların üretimi ve tedariği konusunda atacağı adımlar farklı alanlardaki işbirliğini de tetikleyecektir. Örneğin MALE veya HALE sınıfı bir IHA ileri iletişim teknolojisine -özellikle topladığı bilgiyi yerdeki merkezlere gönderecek uydulara-  ihtiyaç duymaktadır. AB’nin İHA kullanımındaki artışa bağlı olarak uydu bant genişliği gereksinimi de artacaktır. Bugün bir RQ-4 Global Hawk ABD askerlerinin 1991 Körfez Savaşı sırasında kullandığı uydu bant genişliğinin beş katını kullanmaktadır.(13) Bu sebeple yeni uydulara ihtiyaç duyacak AB ülkelerinin bu alanda da işbirliği geliştirmesi ve maliyeti paylaşması gerekecektir.


Louis-Marie Clouet ve Laurence Nardon, AB ülkelerinin savunma alanında ortaklaşa gerçekleştirdiği projelerin çoğunlukla finansman ve süre bağlamında zorluklarla karşılaştığını (A 400M nakliye uçağı, F-35 savaş uçağı, NH-90 çok amaçlı helikopter gibi), ama yine de AB bünyesinde bir proje oluşumundan vazgeçilmemesi gerektiğini ifade etmektedir. Zira Clouet ve Nardon, İHA temelli bir AB projesinin hem gereksiz harcamaları azaltacağını, AB’nin Ar-Ge çalışmalarına hizmet edeceğini ve AB’nin savunma sanayi anlamında kabiliyetlerini artıracağını belirtmektedir.(14)


Sonuç Yerine


Gerek AB’nin bir güvenlik aktörü olarak inandırıcılığını sağlamak gerek üye ülkeleri uzun vadede savunma alanında entegrasyona götürebilecek işbirliğini temin etmek gerekse maliyet paylaşımını sağlayarak OGSP’yi güçlendirmek adına İHA’lar konusunda atılacak adımlar önem taşımaktadır. Bu adımların atılmasında da belirleyici faktör üye ülkelerin çıkarları etrafında şekillenen siyasi iradedir. Almanya, Fransa, İspanya, İngiltere ve Hollanda ortaklığından oluşan Airbus’ın havacılık alanındaki başarısı AB ülkelerinin savunma sanayi konusundaki etkin ortaklıklarına örnek teşkil etmektedir. Yani AB bu alanda bir işbirliğine yabancı değildir. Airbus’un kurulmasında olduğu gibi ABD ile rekabet ve bu ülkeye olan bağımlılığın azaltılması İHA üretiminde ortaklığın oluşturulmasının itici gücü olabilir.


Bununla birlikte daha önceki projelerin kazandırdığı deneyimlerden yola çıkılarak yeni projelerin yarım kalmaması için proje finansmanı hususunda en baştan sıkı tedbirler alınmalıdır. Öte yandan ikinci bir Eurohawk vakası yaşamamak adına yeni geliştirilecek İHA’ların Avrupa hava sahasında yerleşim alanları dahil güvenli şekilde uçacak teknolojiye sahip olması ve sivil sertifika alabilmesi büyük önem taşımaktadır.


Son olarak altı çizilmesi gereken nokta, AB nezdindeki İHA projelerine aday ülke Türkiye’nin katılımıdır. TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş.2011 yılında Fransa, Almanya ve İspanya tarafından ortak yürütülen İHA projesi Talarion’a endüstriyel ortak olarak katılma kararı almış, fakat bu proje mali sorunlar yüzünden 2012’de askıya alınmıştır. Kendi kategorisinde dünyanın en operatif sistemi olmayı hedefleyen MALE sınıfı ANKA adlı İHA’yı geliştiren TUSAŞ, yedi AB ülkesinin 2020'den itibaren geliştirmeyi planladığı İHA projesine de dahil olabilir. Bu tür projelerde yer almak hem Türkiye’nin teknoloji üreten ülke imajı bakımından hem de OGSP’ye dahil olma hedefi açısından önemlidir.


 

 

Sonnotlar:


1.“UAV Evolution-Where we are?”, US Department of Defense, http://www.defense.gov/specials/uav2002/ (erişim: 15.02.2014).

2. Salih Akyürek et al., “İnsansız Hava Araçları: Muharebe Alanında ve Terörle Mücadelede Devrimsel Dönüşüm”, Rapor No.53, (Aralık 2012): 3.

3. Bahar Haser, “Bu insansız hava aracından daha önce yapmamış mıydık?”, Bilim ve Teknik, (Aralık 2010):34-35.

4. Salih Akyürek et al., a.g.e., 3.

5. “Apres Harfang: France’s Next High-End UAVs”, Defence Industry Daily, 2 January 2014, http://www.defenseindustrydaily.com/apres-harfang-frances-next-high-end-uav-06451/ (erişim: 20.02.2014).

6. Carol Matlack, “Europe Has Failed to Make a Drone of Its Own”, June 26, 2013, http://www.businessweek.com/articles/2013-06-26/europe-has-failed-to-make-a-drone-of-its-own (erişim: 20.02.2014).

7. A.g.e

8. “Avrupalı ülkelerden insansız hava araçları için işbirliği”, Euractiv, 20 Aralık 2013, http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/avrupali-ulkeler-birlikte-insansiz-hava-araclari-uretecek-028733 (erişim: 21.02.2014).

9.Adrian Croft, ”Europe set to lauch drone programme”, Reuters, December 17, 2013, http://uk.reuters.com/article/2013/12/17/uk-eu-drones-idUKBRE9BG0KZ20131217 (erişim: 21.02.2014).

10. “Member states want drone planes, EU Defence Agency is just a servant”, January 18, 2010,

http://neoconopticon.wordpress.com/2010/01/18/member-states-want-drone-planes-eu-defence-agency-is-just-a-servant/ (erişim: 21.02.2014).

11.Conclusions, European Council, Brussels, 19/20 december 2013,

http://register.consilium.europa.eu/doc/srv?l=EN&t=PDF&gc=true&sc=false&f=ST%20217%202013%20INIT (erişim: 21.02.2014).

12. Chris Cole, “UK-French Combat Drone Project Gets More Funding”, Center for Research on Globalization, February 4, 2014, http://www.globalresearch.ca/uk-french-combat-drone-project-gets-more-funding/5367385?print=1 (erişim: 21.02.2014).

13. Andrea GILLI, “Drones for Europe”, Brief Issue 29, EUISS, (September 2013): 3.

14. Louis-Marie Clouet and Laurence Nardon, “MALE Drones: Europe’s option?”, IFRI, (May 2010):28.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top