Obama Libya Konusunda Temkinli

Hasan ÖZTÜRK
11 Mart 2011
A- A A+

Son birkaç haftadır dünya gündeminin üst sıralarında yer alan ülke adları değişse de konu aynı: sokak gösterileri ile rejim değişikliğine gitmek ve onlarca yıldır ülke yönetimini elinde bulunduran liderlerden kurtulmak. Tunus’ta başlayan, Mısır’a ve daha sonra diğer ülkelere sıçrayan protesto gösterileri Ortadoğu konusunda oldukça hassas olan batılı ülkelerde dikkatlerin yeniden bu bölgeye yoğunlaşmasına neden oldu. Dikkat çeken ve bu yazıda da üzerinde durmak istediğim husus ise Obama yönetiminin son haftalarda yaşanan gelişmeler karşısında takındığı tavır.Sokak gösterilerinin gerçekleştiği ilk birkaç ülkedeki gelişmelere karşı Obama yönetimi neredeyse tamamen sessiz kaldı. Libya’daki gösterilerde ise şiddet oranı artınca ve Kaddafi yönetimi göstericileri bastırmak için güç kullanmaya başlayınca Washington sesini biraz daha yükseltti. Şu an itibari ile Obama yönetimi Libya’ya nasıl karşılık vereceğine karar verebilmiş değil. Bu belirsizlik aslında Obama’nın alacağı kararın hem ülkesi hem de kendi kariyeri açısından ne kadar hayati olduğunun bir göstergesi.

 

İlk planda İngiltere ve Fransa ile birlikte bazı Cumhuriyetçi Parti mensupları Libya’da uçuş yasağı bölgesi oluşturulmasını dile getirdi. Ancak Savunma Bakanı Robert Gates bunun mümkün olmadığını askeri gerekçelerle izah ederek son derece riskli bir ihtimal olduğunu ortaya koydu. Buna rağmen hala Washington’da Libya’ya uçuş yasağı bölgesi oluşturulmasının gerekliliğini savunan milletvekilleri ve bürokratların olduğunu gazetelerden öğreniyoruz. Ayrıca son günlerde yine Avrupalı bazı siyasiler ve Amerikalı milletvekilleri ise Birleşmiş Milletler veya NATO üzerinden askeri bir müdahalenin gerekliliğine Obama yönetimini ikna etmekle meşgul. Washington’da Cumhuriyetçi Parti mensubu bazı milletvekili ve senatörler, “özgür ve demokrat dünyanın lideri olarak” Amerika’nın “özgürlüğün koruyucusu” diğer ülkeler ile Libya’ya askeri müdahale yapması yönünde Obama’ya baskı kurmaktalar. Hafta başında New York Times’ta yayınlanan habere göre bizzat Obama’nın yakın çalışma arkadaşlarından bazıları da askeri müdahaleden yana ve Obama’yı “yavaş olmak” ve “cesur davranmamakla” suçluyorlar.

 

Açıkçası ABD başkanı Barack Obama iki ateş arasında kalmış durumda. Bir yanda seçim öncesi ortaya koyduğu barışçıl, uluslararası hukuka uyan ve tek başına hareket etmeyen bir Amerika hayali dururken, diğer yanda yaklaşan 2012 seçimleri öncesi muhalefet dozunu artıran Cumhuriyetçi partiden gelen tepki ve baskı. Kasım 2008 seçimlerinden sonra hayata geçen ve etkinliğini hızla artıran Çay Partisi Hareketi belki de Obama üzerindeki baskının en büyük kaynağı. Geçtiğimiz sonbaharda düzenledikleri protesto gösterileri ile oldukça ses getiren hareket, 2010 seçimlerinde belirleyici rol oynamaları sonucu Demokratlar için bir endişe kaynağı oldu. Yaklaşık üç yıldır amansız bir muhalefet ortaya koyan ve kamuoyunu etkilemede başarılı olan Çay Partisi Hareketi ve onun meyvesini yiyen Cumhuriyetçi partiye karşı Obama ve Demokrat parti henüz kayda değer bir karşılık verebilmiş değil.

 

Obama eğer Libya’daki olayların yatışmasını beklerse, sürece doğrudan müdahale yerine insani yardım sağlanması gibi pasif rol üstlenmeye karar verirse Demokrat Parti tabanını güçlendirmiş olacak. Özellikle Afganistan ve Irak savaşlarından dolayı şikâyetçi olan kesimler ülkelerini yeni bir maceraya sokmadığı için Obama’yı daha da yüceltecekler. Öte yandan ise Amerika’nın küresel boyutta bazı değerlerin yegâne savunucusu olduğuna inanan ve bu değerleri savunma adına cesur davranılması gerektiğine inanan Cumhuriyetçiler tarafından ise korkaklık ve pasiflikle eleştirilecek. Belki de üç sene önce kendisine Beyaz Saray’ın yolunu açan aradaki kararsız seçmenleri kaybedecek. O yüzden Başkan Obama alacağı karar ile geçen seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’ye kayan oyları geri getirme hesabını da yapmakta.

 

Aslında Obama’nın tasarrufunu askeri müdahaleden yana kullanmaması tutarlılık arz etmektedir. Hillary Clinton da askeri müdahalenin ve özellikle uçuşa yasak bölge oluşturulmasının sadece Amerika’nın işi olamayacağını, uluslararası kuruluşların ve toplumun desteğinin alınmasının ve yasal zeminin oluşturulmasının önemli olduğunu vurguladı. Hatırlanacağı üzere, Obama başkanlık görevine geldiğinde Afganistan ve Irak savaşlarından dolayı Müslüman ülkelerdeki Amerikan algısını düzeltmeyi öncelik olarak belirlemişti. Müslüman ülkeleri ziyaret ederek Bush döneminde askeri yöntemlerin sıklıkla kullanılmasını eleştirmiş ve diplomasi ve uluslararası kurumlar üzerinden sorunların çözümüne daha fazla önem verilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Dolayısıyla, eğer Obama Libya’ya karşı gerekli yasal zemin hazır olmadan ve bölgedeki ülkelerin rızasını almadan bir askeri müdahaleye yeşil ışık yakarsa kendisi ile çelişmiş olacaktır. İşte bu yüzden Obama, Libya olayında fazla aktif rol üstlenmekten çekinmek ve Türkiye gibi bölgede saygınlığı ve etkinliği olan ülkeler ile istişare ederek hareket etmeye önem göstermektedir. Mısır’daki olaylar patlak verdiğinde Obama’nın iki kere başbakan Erdoğan’ı arayıp uzun uzun telefon üzerinden istişare etmelerini de bu bağlamda okumak doğru olacaktır.

 

Özetlemek gerekirse, Washington’ın Kuzey Afrika’daki gelişmelere karşı tavrındaki temkin, alınacak kararın yalnızca uluslararası güvenlik konusu olmasından öte iç siyasetteki dengeleri değiştirebilecek nitelikte olmasından kaynaklanmaktadır. Hatırlanacağı üzere Clinton döneminde Somali caddelerinde sürüklenen Amerikan askeri, Amerika’nın Ruanda Soykırımı’nda sessiz kalmasına neden olmuş ve Clinton yönetimini zor durumda bırakmıştı. Yurtdışından genç Amerikan askerlerinin tabutları gelmeye devam ederken Obama’nın yeni bir askeri operasyon başlatmadan önce iyice düşünüp taşınmasını normal karşılamak gerekir. Çünkü Amerika’nın öncülüğünü yaptığı bir askeri müdahale sadece Kaddafi’yi ve Libya’yı ilgilendiren bir operasyon olmayacaktır. Yaşadıkları yapısal ve ekonomik krizden dolayı askeri operasyona kalkışamayacak durumda olan ama Obama yönetimini buna ikna etmeye çalışan Avrupalı devletler, Amerikan iç siyasetindeki dengeler ve Ortadoğu bölgesi yapılacak bir askeri operasyonun sonuçlarından hep birlikte etkilenecektir. Umarız Obama yönetiminde bölge barışı ve seçilmeden önce ortaya koyduğu ilkeler, siyasi hesaplardan daha ağır basar.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top