Bölgesel ve Küresel Dinamikler: Türkiye ve Yakın Çevresi'nin İktisadi ve Siyasi Meseleleri Sempozyumu Raporu

BİLGESAM
12 Mayıs 2011
A- A A+

İzmir Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi tarafından 28-29 Nisan 2011’de İzmir Crowne Plaza’da “Bölgesel ve Küresel Dinamikler Türkiye ve Yakın Çevresinin İktisadi ve Siyasi Meseleleri” adlı uluslararası sempozyum gerçekleştirilmiştir. Sempozyuma iştirak eden BİLGESAM Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Doç. Dr. Abbas Karaağaçlı’nın sempozyum ile ilgili değerlendirme raporu ve tebliği aşağıdaki gibidir.

Sempozyumun Ortadoğu Oturumu'nda konuşan Giresun Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi ve BİLGESAM Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Doç. Dr. Abbas Karaağaçlı “Son Siyasal Gelişmeler Gölgesinde Uluslaşamayan Halkların Ülkesi Pakistan” başlıklı tebliğinde şunları söylemiştir:

“1947 yılında kurulduğundan beri pek çok etnik ve dinsel çatışmaların ortasında birliğini korumaya çabalayan Pakistan, uluslaşma evrimini tamamlayamamış nükleer bir devlet konumundadır. Kanlı savaşlara varan komşusu Hindistan’la yaşadığı çalkantılı münasebetlerden ABD ile olan yakın ilişkiye, Afganistan’daki devrik Taliban yönetimine verdiği destek ve halen ülkenin kuzeyinde Taliban örgütüyle yaşadığı çelişkili ilişkiler ve çatışmalarla gündemde olan bir bölgesel güç konumundadır.

Pakistan’ın kurucuları İslam dinini yeni kurulan ülkenin birlik unsuru olarak temel aldılarsa da dil, kavmiyetçilik, kültürel miras ve ekonomik farklılıklar ayrılma içgüdüsünün galip gelmesine sebep oldu ve bağımsızlıktan 18 yıl sonra 1971 yılında ülkenin doğu bölgesi Bangladeş adıyla anavatandan ayrılma yolunu seçip bağımsızlığını ilan etti. Hindistan’la yaşadığı kanlı Keşmir sorunu, kuzeydeki Veziristan Bölgesi’ndeki aşiretler ve Taliban hakimiyeti ve güneybatıda Belucistan sorunu gibi etnik hareketler ülkenin birliğini tehdit ederken ülke içinde Şiilere ve Hıristiyan azınlığa yönelik sindirme ve baskı politikası da istikrarsızlığın başka bir veçhesidir.

Kısa dönemli demokrasi denemelerine karşın sürekli olarak askeri idareler tarafından şeriat kurallarınca yöneltilmeye çalışılan bu devletin halkı sosyal ve ekonomik yönlerden geri bırakılmış, işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır. Ulusal bir kimlik oluşturması sürecinde pek çok sorunla karşı karşıya kalmıştır. Abbas Karaağaçlı konuşmasının bu aşamasında oturum başkanından izin alarak Bahreyn’de ABD’nin desteği ile Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn güvenlik güçleri ve komandolarınca demokrasi talep eden Bahreyn halkına karşı uygulanan baskıya değinmiş ve şöyle demiştir; Bahreyn halkı günümüzde büyük sıkıntılar ve sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Suudi Arabistan ve bölgenin diğer batı yanlısı halktan kopuk yöneticileri kendi iktidarları ve gelecekleri de tehlikede olduğundan Bahreyn’deki değişim ve demokrasi hareketinden korkmakta ve tedirginlik duymaktadırlar. ABD ise Bahreyn’de meydana gelecek değişim sonucunda Ali-halife yönetiminin devrilmesi durumunda bu stratejik adadaki konumunu yitireceğinden ve askeri üssü ile beşinci filosunun barınma geleceğinin tehlikeye düşeceğinden korkmaktadır. Unutmayalım 1980’lerden sonra Afganistan’da Necibullah yönetiminin mücahit hareketinin karşısında aciz kalıp Sovyet ordularını mücahitleri bastırmak için ülkesine davet ettiğinde başta ABD olmak üzere bütün batı devletleri ayaklanmış Afganistan Devleti ve Sovyetler Birliği’ne karşı cephe almışlardır. O dönemde ABD ve diğer batılı devletler Sovyetlerin Afganistan’ı işgalini bahane göstererek 1980 Moskova Olimpiyatları’nı boykot etmişlerdir. Ayrıca bütün batılı haber ajansları Afganistan’daki olayları dünyaya taraflı olarak yansıtmış, ABD ve diğer batılı güçler Sovyet yanlısı Afganistan Devleti’ni yıkmak için her türlü askeri ve maddi yardımı yapmışlardır. Bugün Suudiler ve Birleşik Arap Emirlikleri askerlerinin Bahreyn’i işgal etmeleri ve doğrudan doğruya halkın Ali-halife yönetiminin diktatörlüğüne karşı baş kaldırmaları farklı bir durum mudur? Arabistan’ın Bahreyn’i işgalinin Sovyetlerin Afganistan’ı işgalinden ne farkı var?"

 

"Bölgesel ve Küresel Dinamikler Türkiye ve Yakın Çevresinin İktisadi ve Siyasi Meseleleri Sempozyumu" raporuna ulaşmak için tıklayınız.

Back to Top