Kenya “Yetmez Ama Evet!” Dedi

Hasan ÖZTÜRK
09 Ağustos 2010
A- A A+

En son Aralık 2008 genel seçimleri sonrasında yaşanan şiddetle Türkiye’nin gündemine girmeyi başaran Kenya, tekrar ülkemizin gündeminde az da olsa yer buldu. Bunun sebebi ise bu ülkenin de tıpkı Türkiye gibi genel seçimden bir sene öncesinde uzun yıllar şikâyet ettikleri, birçok sorunun kaynağı olarak gördükleri ve bağımsızlıktan hemen sonra alelacele yazılan anayasalarını değiştirmek istemeleri.

 

 

Geçtiğimiz Çarşamba günü Kenyalılar referanduma sunulan yeni anayasa taslağı için sandıklara gitti. Resmi sonuçlara göre %67 gibi bir çoğunlukla kabul edilen yeni anayasa taslağı ülkedeki siyasi tansiyonu hayli artırdı. Kenyalı yöneticiler daha demokrat ve çağın değerleriyle barışık bir taslak hazırladılar. Eksikleri olmasına rağmen Kenya’nın demokratikleşme yolculuğunda bir kilometre taşı olacak bu referandum sonrasında ise korkulanın aksine hiç şiddet olayının yaşanmaması ve her kesimden kanaat önderlerinin itidal çağrıları Kenya’daki siyasi kültürün geldiği nokta adına ümit verici idi.

 


Bu anayasa taslağının hazırlanmış olması ve referandumda kabul edilmesi özelde Kenya genelde ise Afrika için son derece önemlidir. Bu hadise, sıradan bir ülkenin yeni anayasa hazırlaması olarak görülmemelidir. Mevcut anayasa 1963 yılında bağımsızlığın kazanılmasından hemen sonra yeterli toplumsal katılım ve uzlaşı olmadan ve daha önemlisi dış aktörlerin baskısı altında alelacele kaleme alınmış idi. Yeni bağımsızlığına kavuşan bir ülkenin anayasa ihtiyacı karşılanmalıydı ama devlet geleneğine sahip olmayan bir toplum nasıl bir anayasa hazırlayabilirdi. Doğal olarak 47 sene önce hazırlanan anayasa toplumsal ithiyaçlara cevap vermediği gibi bireyi devletin yetkilerine karşı korumaktan uzaktı. Hepsinden önemlisi ise ülkenin dış baskılara açık olduğu bir dönemde hazırlanan anayasaya işlenen ruh Nairobi değil Metropol eğilimli idi. Özellikle Daniel Moi, kendi iktidarı zamanında otoritesini sürdürebilmek için anayasada birçok değişiklik yaptı ama bu değişiklikler bireyi değil, bir tek kişinin çıkarlarını ön planda tutmakta idi.  Şimdi siyasetçilerin yeni bir anayasa teklifini referanduma sunma cesaretini göstermeleri on yıllardır varolan toplumsal mutabakatın siyasiler tarafından daha fazla göz ardı edilemeyeceğini göstermekte idi. Kenya’nın yeni anayasa adımı atmış olması ilerleyen dönemde diğer Afrika ülkelerinde de benzer taleplerin siyasi düzeyde dile getirilmesini hızlandırabilir.

 


Kenya hakkında bu satırların yazarını ümitvar eden asıl husus ise ülke idarecilerinin geçmişten ders almış olduklarını görmek. Ne yazık ki Aralık 2007 seçimleri sonrasında yaşanan şiddet olayları sonrasında yaklaşık bin 300 kişi hayatını kaybetmişti ve olaylar ancak iki ay sonra varılan siyasi uzlaşma ile sona ermişti. Daha önce 2002 seçimlerinde sonuçlar bir sonraki günün akşamında açıklanırken, 2007 seçimlerinde dört gün sonra bile seçim sonuçları açıklanmayınca insanlar Kibaki yönetiminden kuşkulanmış ve hile yapıldığına kanaat getirmişti. Bu referandum öncesinde Kenyalı yöneticiler bağımsız bir seçim komisyonu kurdular ve gelişmiş ülkelerde kullanılan seçim sistemlerini araştırdılar. Bu çabalar meyvesini verdi ve sonuçlar referandumun yapıldığı Çarşamba günü gecesi büyük oranda belli oldu. Kenyalılar seçimin adaletli yapıldığı konusunda hemfikirler. Umarız diğer Afrika ülkeleri de Kenya örneğini iyi analiz edebilirler.

 


Yeni bir anayasa hazırlanması neredeyse son on yıldır Kenya’nın gündemindeydi. Ülkeyi yirmidört yıl aralıksız yöneten Daniel Moi’nin siyaseti bırakmasının ardından yapılan 2002 seçimlerinde devlet başkanı olan ve halen bu görevi sürdüren Mwai Kibaki, sekiz sene önce yönetime geldiğinde Kenyalılara verdiği en önemli vaadlerden birisi yeni bir anayasa hazırlanması ve yolsuzlukla mücadele idi. Kibaki daha önce 2005 yılında yeni anayasa hazırlama girişiminde bulunmuştu ama yeterli desteği bulamamıştı ve o zamanki oylamada taslak anayasa reddedilmişti. İki sene önceki seçimlerde en büyük rakibi olan ve daha sonra başbakanlığa gelen Raila Odinga’nın da yardımı ile Kibaki bu defa yeni anayasa için yeterli desteği bulabildi. Referandum için oluşturulan Geçici Bağımsız Seçim Kurulu’na göre referandum sonrasında anayasa taslağına 4,141,521 (%67) kişi evet derken 2,054,946 (%33) kişi hayır dedi.

 


Referandumda kabul edilen henüz bir taslak metin. Koalisyon hükümeti de referandum sonrasında diğer siyasi partiler ile görüşüp gerekli değişiklikleri yapmayı kabul etmişti. Hükümet içinden de “Hayır” kampında yer alan bazı bakan ve milletvekillerine göre ise hükümet taslak anayasada değişiklik yaparken iki milyon hayır oyu veren Kenyalıların endişelerini dikkate almak zorunda. Hükümete kendi içinden en sert muhalefeti yapan kişi olan Yüksek Öğrenim Bakanı William Ruto, kayıtlı seçmenlerden oy vermeyenleri de katarak “Kenyalıların %55’i ya ‘Hayır’ dedi veya çekimser kaldı. Dolayısıyla Kenya çoğunluk itibari ile bu taslağı kabul etmiyor” diyerek referandum sonrası muhalefeti sürdüreceğinin sinyallerini verdi. Bu yüzden önümüzdeki aylarda genel seçimin de yaklaşması ile Kenya’da iç siyaseti gerilimli günler bekliyor.

 


Hazırlanan anayasa taslağı oldukça önemli yenilikler getirecek. Birçok demokratik Afrika ülkesinde olduğu gibi Kenya’da da en önemli sorunlardan bir tanesi yürütme organının elinde oldukça fazla yetki bulundurması idi. Yeni anayasa taslağı devlet başkanının yetkilerini kısıtlıyor ve yerel yönetimlere daha fazla yetki bırakıyor. Taslak aynı zamanda 2007 genel seçimleri sonrası ortaya çıkan siyasi tıkanıklığı aşmak için anayasa değişikliği ile oluşturulan başbakanlık makamını ilga ediyor. Kenya hali hazırda başkanlık sistemi ile yönetilmekte fakat anayasa taslağı hayata geçerse parlamentoya daha fazla yetki verilecek ve Millet Meclisi’nin yanı sıra bir de Senato kurulacak.  Ülkenin Anayasa Mahkemesi başkanlığını yürütecek baş yargıç ise bizdeki HSYK benzeri bir kurum olan Yargı Komitesi tarafından önerilse de Kenya Millet Meclisi tarafından onaylanması şart koşuluyor. Referandumda kabul edilen taslak metin, Senato ve Meclis arasında görev dağılımı konusunda oldukça zayıf ve eğer ilerleyen dönemlerde gerekli değişiklikler yapılmazsa Kenya’da siyasi tıkanıkların ve krizlerin sıklıkla yaşanması içten bile değil. Başbakan Raile Odinga, referandum sonrası verdiği mülakatta yasama olarak Senato’nun görevlerini belirleyecek yasaları çıkarmak için uğraşacaklarını söyledi ama bu kolay olmayacak.

 


Referanduma sunulan anayasa taslağı devlet yapısında ve idaresinde oldukça radikal yenilikler ve değişiklikler önermesine rağmen referandum öncesinde Kenya’da tartışmalar daha çok iki konu etrafında yoğunlaştı: kürtaj ve kadı mahkemeleri. Bu referandumda “Hayır” kampanyası yürüten insanları bir araya getiren etkenin bu konularla ilgili yeni anayasanın önerdikleri olduğunu söylesek fazla abartmış olmayız. Kenya Kiliseler Birliği bu iki konu ile ilgili öngörülen değişikliklere karşı çıktığını duyurdu ve neredeyse “Hayır” kampanyasını tek başına yürüttü.

 


Kiliseler Birliği yetkilileri ve Hristiyan din adamları yeni anayasaya karşılar fakat hükümet ile ayrı düştükleri konu tam olarak net değil. Yeni anayasanın 26. Maddesi annenin ölümcül tehlike altında olması, acil müdahale gerekliliği ve uzmanların görüşü gibi şartlar bulunmadıkça kürtajı kanuna aykırı görmektedir. Ancak yorum farkından dolayı ortaya çıkan anlaşmazlıklar bir türlü giderilemedi ve kiliseler yoğun bir “Hayır” kampanyası yürüttü. Amerika’da Hristiyan sağ kesimin ateşli ismi Pat Robinson da Kenya’ya gelerek kürtaj konusunda Kiliseler Birliği’ne destek vermesiyle Kenyalı Hristiyan gruplara siyasilerden de katılım oldu. Bu gruplar referandum sonrasında ve seçim öncesinde kampanyalarını canlandıracaklardır.

 


Referandumda ön plana çıkan bir diğer konu da Kadı Mahkemeleri oldu. Bu mahkemeler ilk anda akla geleceği gibi şeriat mahkemeleri değil. Kadı mahkemeleri Kenya’nın halen yürürlükte olan anayasasında bağımsızlıktan beri bulunmaktadır. Kenyalılara ve özellikle doğu bölgelerinde yaşayanların hiç de yabancı olmadıkları bu kurum yarım yüzyıldır faaliyet göstermektedir. Kenya bağımsızlığını ilan etmeden önce ülkenin güneydoğu sahilleri (Mombasa ve çevresindeki sahil kentleri) Zanzibar Sultanlığı’na bağlı idi. Kenya bağımsızlığını ilan etmeye hazırlanırken zamanın Britanya Sömürge Bakanı Duncon Sandys, kurucu devlet başkanı Jomo Kenyatta ve zamanın Zanzibar sultanı Seyyid Jamshid bin Abdullah bin Khalifa arasında yapılan bir anlaşma ile bugünkü Kenya’nın güney doğu bölümü, 8 Ekim 1963 günü Zanzibar Sultanlığı’ndan Kenya Cumhuriyeti’ne geçti. Bu anlaşmada Kenyatta Zanzibar Sultanı’na ve İngiliz bakana Müslümanların dini özgürlüklerini koruyacağına, Arapça dili ve din eğitimi konusunda herhangi bir kısıtlama olmayacağına ve Kadı Mahkemelerinin devam ettirileceğine söz verdi. Dolayısıyla bu konu geçmişte yapılmış anlaşmalara dayandığı için Kenyalı Müslümanlar tarafından tabii bir hak olarak görülüyor. Bugüne kadar mahkemeler daha çok evlilik, boşanma ve miras konularında Kenyalı Müslümanların başvurdukları birer kurum oldular. Yeni anayasa Kenyalı Müslümanların artık sadece ülkenin güneydoğusunda yaşamadığını göz önüne alarak Kadı Mahkemelerinin ülkenin diğer bölgelerinde de kurulabilmesine izin veriyor. Müslüman gruplar “yarım yüzyıldır bu kurum devam ediyor ve bir sorun yaşanmadı, bundan sonra da yaşanmaz” derken Hristiyan gruplar “ülkenin din eksenli bölünmeye doğru gittiği” tezini öne sürüyorlar. Bu konu da ilerleyen aylarda siyasi ortamı gerebilecek konulardan birisi.

 


Referandum öncesi kampanyalar, verilen demeçler, yapılan siyasi ittifaklar ve tüm bu yaşananlar 2012’de yapılacak genel seçimler ışığında değerlendirilmeli. Devlet yapısını ilgilendiren konularda her ne kadar ciddi muhalefet olmasa da özellikle Kadı Mahkemeleri konusu seçim öncesi sorun olabilir. Başbakan Odinga bu konuda fazla taviz veremeyecek gibi ama diğer tarafta ise başbakanlığını devam ettirmek için de daha geniş çevrelerden oy bulmak zorunda. Bu yüzden önümüzdeki aylarda Kenya’da gündemi iki farklı kampın farklı gündemleri dolduracaktır. Odinga’ya muhalefet eden Hristiyan gruplar kampanyalarını dini konular üzerinden yaparken Odinga büyük ihtimalle daha çok idari yenilik ve değişiklikleri ön plana çıkartacaktır. Devlet başkanı Kibaki ile ilişkilerini iyi tutan Odinga yürütmenin başı olabilmek için Kibaki’nin seçmenlerinin de gönlünü alarak dini konuları değil daha çok vatandaşlık ve bireysel hakları ön plana çıkaracaktır.

 


Bugün itibari ile Kenya’yı bekleyen en büyük tehlike, referandum ile yaşanan dinamizmin devam ettirilmemesi. Aşırı iştiyak ile hazırlanan oldukça olumlu bir anayasanın hayata geçirilmesi için birçok yasal değişikliğin yanı sıra birçok yeni kurumun da oluşturulması gerekiyor. Bu süreçte seçim uğruna bir takım tavizler verilirse ve bazı konularda demokrasi ve özgürlüklerden değil de statükodan yana tavır alınırsa kaybeden Kenya olacaktır. Yeni bir anayasa hazırlayıp bunu referandumda kabul ettirecek bir siyasi kampanyadan daha zoru (belki daha önemlisi) yeni anayasada öngördükleri değişiklik ve yenilikleri hayata geçirmek olacaktır.

 


Son olarak, anayasa değişikliği gibi son derece hassas bir konuyu referanduma götüren Kenya girdiği bu sınavda başarılı oldu. Anayasa referandumları her ülke için zordur. Hükümet öncelikle yeni anayasaya kazandırmak istedikleri ruhu yansıtan bir slogan geliştirdi (Yeni Anayasa, Tek Kenya) ve bunu Kenyalılara anlattı. Yeni anayasa meydanlarda insanlara hazırlanan anayasayı anlama kitapçığı ile birlikte dağıtıldı. Hazırlanan internet sitesi ile halkın tartışmasına olanak sağlandı. Bu yazıda kısaca değindiğimiz yenilik ve değişikler hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenlere bu siteyi ziyaret etmelerini tavsiye ederiz. Yeni anayasanın tam metnine de bu siteden ulaşılabilir: www.kenyareferendum2010.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top