Sincar PKK Terör Örgütünün İkinci Kandili Olabilir Mi?

Ali SEMİN
11 Temmuz 2017
A- A A+

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 11 Eylül saldırılarından sonra 2002’de Afganistan’ı ve ardından da 2003’te Irak’ı işgal ederek Saddam rejimini devirmesi, hem Orta Doğu’da hem de uluslararası düzlemde pek çok dengeyi değiştirmiştir. Irak’ın işgalinden sonra Orta Doğu’da güç denklemlerinin evirildiğini ve bölgesel rekabet unsurlarının vekâlet savaşları gibi çeşitli araçlara dönüştüğü ifade edilebilir.  Bu çerçevede bölgesel bağlamda; Irak’ın Bush yönetimi tarafından işgal edilmesi, el Kaide gibi terör örgütlerinin güçlenmesi, 2010 Aralık ayında Arap ülkelerindeki halk isyanlarının başlaması, Obama Yönetimi’nin Irak’taki askerleri geri çekmesi ve DAEŞ/IŞİD’in Irak ve Suriye topraklarında ilerlemesi önemli gelişmeler olarak sayılabilir. Arap ülkelerindeki halk isyanlarının sebep olduğu değişimin neticesinde Suriye’de yaşanan dramatik kriz ve vekâlet savaşları beraberinde Orta Doğu’daki güç boşluğunu da doğurmuştur. Bahse konu olan gelişmelerin Orta Doğu’da oluşan güç dengelerinin kırılmasına neden olarak; terör örgütlerinin bölgede güçlenmesine yol açtığı değerlendirilebilir.

Bu bağlamda DAEŞ terör örgütünün 10 Haziran 2014 tarihinde Musul’u kontrol altına almasının; gerek Irak’taki milis güçlerinin gerekse bölgesel terör örgütlerinin önünü açtığını söylemek mümkündür. Irak ve Suriye’de DAEŞ, el Nusra Cephesi ve PKK terör örgütünün uzantısı olarak bilinen PYD-YPG’nin bu ülkelerde yapılanmalarının temel nedenlerinden biri de yukarıda sözü edilen bölgesel ve küresel dengelerdir.  DAEŞ sonrası Irak’taki siyasi, askeri, ekonomik ve demografik iç dengelerin değişmesinin orta vadede ciddi etnik ve mezhepsel iç çatışmalara yol açacağını öngörmek zor değildir.
 

Bu yazı STRATEJİST dergisinin Haziran sayısında yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top