Teoriler Işığında Türk-Yunan İlişkilerinde Ege Sorunu

A- A A+

Türkiye ve Yunanistan, Ege Denizi kapsamındaki sorunlarını ilk etapta Realist bakış açısıyla değerlendirmiş, anlaşmazlıkların giderilmesi sürecinde Realist güvenlik anlayışı doğrultusunda tutum geliştirmiştir. Türkiye-Yunanistan arasında gerilimi tırmandıran gelişmelerin meydana geldiği ve savaş ihtimalinin yükseldiği bu dönemde, taraflar diyalogu sürdürmüşse de Ege’de işbirliğinin ortak menfaatlere hizmet edebileceği kanaati yerleşmemiştir. 1999 yılından itibaren taraflar arasında güçlenen diyalog iklimi ise Ege Denizi kaynaklı sorunların liberal güvenlik anlayışıyla ele alındığı bir dönemi başlatmıştır. Bu dönemde iki ülke karşılıklı belirsizliği ve yanlış anlamaları ortadan kaldırabilecek güven artırıcı önlemler üzerinde durmuş, Ege sorunlarının işbirliği ile çözümlenmesi için istikşafi görüşmeler yürütmeye başlamıştır. Ancak Ege sorunlarının çözümü liberal güvenlik yaklaşımının imkân tanıdığı diyalog ve işbirliği sürecinin ötesinde, iki ülkenin ortak menfaatlerine hizmet edecek bir teşkilatlanma ile gerçekleşebilir. İkili menfaat paydasını sürdürülebilir niteliğe kavuşturacak Ege’ye özgü bir teşkilatlanma Türkiye-Yunanistan işbirliğini değişen siyasi iktidarların olumsuz yöndeki etkilerine bağışık kılabilecektir. Böylece Ankara ile Atina arasında işbirliği ve ortak çıkar eksenli bir Ege algısı tesis edilebilecektir. İki tarafın da kazançtan sürekli mahrum kaldığı ve çatışma tehlikesini göz önünde bulundurarak savunma harcamalarını sürekli artırdığı fasit daireden çıkışı ancak böyle bir algı ile mümkün görünmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top