8. Bilge Adamlar Kurulu Toplantısı: AB Müzakere Sürecindeki Sorunlar Nasıl Aşılabilir? Kıbrıs ve Limanlar Sorunu

Bilge Adamlar Kurulu
28 Ekim 2010
A- A A+

8. Bilge Adamlar Kurulu Toplantısı 28 Ekim 2010 Perşembe günü İstanbul Sheraton Maslak Otel’de yapılmıştır. “AB Müzakere Sürecindeki Sorunlar Nasıl Aşılabilir? Kıbrıs ve Limanlar Sorunu” konusu Bilge Adamlar Kurulu tarafından değerlendirilmiştir. Toplantıya, E. Oramiral Salim DERVİŞOĞLU başkanlığında Bilge Adamlar Kurulu Üyeleri Yargıtay Eski Başkanı Prof. Dr. Sami SELÇUK, , E. Bakan/Vali Kutlu AKTAŞ, E. Büyükelçi Sönmez KÖKSAL, E. Büyükelçi Güner ÖZTEK, E. Koramiral Sabahattin ERGİN, E. Orgeneral Necdet TİMUR, E. Orgeneral Oktar ATAMAN, Prof. Dr. Ali KARAOSMANOĞLU, Prof. Dr. Nur VERGİN, Prof. Dr.  İlter TURAN; BİLGESAM Başkanı Doç. Dr. Atilla SANDIKLI,  BİLGESAM İcra Kurulu Üyeleri Prof. Dr. M. Oktay ALNIAK, Prof. Dr. Hasret ÇOMAK ve Yrd. Doç. Dr. Fatih ÖZBAY; BİLGESAM Ortaklar Kurulu Başkan Yardımcısı İlker VELİ ve Ortaklar Kurulu Üyesi Erkan KAZANCI katıldı.


Toplantıda, BİLGESAM Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nden Emine AKÇADAĞ, “AB Müzakere Sürecindeki Sorunlar Nasıl Aşılabilir? Kıbrıs ve Limanlar Sorunu” başlıklı bir takdim yaptıktan sonra, Bilge Adamlar Kurulu Üyeleri konu üzerinde fikir teatisinde bulundular.


Sonuç Raporu


Toplantıda, “AB Müzakere Sürecinde Kıbrıs ve Limanlar Sorunu” tartışılmıştır. Tam üyelik başvurusunun yapıldığı 1959 tarihinden 2005 yılına kadar inişli çıkışlı bir seyir izleyen Türkiye-AB ilişkilerinin, 2005 yılında tam üyelik müzakerelerinin başlamasıyla da tam anlamıyla istikrarlı bir zemine oturtulamadığı görülmektedir. Bu bağlamda genel olarak Türkiye’nin AB üyelik sürecini etkileyen dört temel parametreden söz edilebilir. Bu parametreler, Kıbrıs sorunu, Türkiye’nin kendi içindeki dinamikler, AB’nin kendi içindeki dinamikler ve kültürel farklılıktır.


Bu çerçevede Türkiye’nin AB üyelik sürecinin hızlanmasının önündeki en büyük engellerden “Kıbrıs meselesi” ve buna bağlı olarak ortaya çıkan “Limanlar sorunu” ele alındığında sorununun çözümünün kolay ve kısa vadeli olamayacağı görülmektedir. Ancak bu durum AB ile ilişkilerin kesilerek alternatif arayışlara yönelmeyi gerektirmemektedir. Zira AB süreci Türk iç politikasındaki demokratikleşmeye yönelik hukuki reform sürecine önemli katkı sağlamıştır. AB üyeliği, ekonomik ve kültürel anlamda da önem arz etmektedir. Bunun yanı sıra AB, merkantalizmin doğduğu topluluktur. Dolayısıyla bireysel menfaatler kadar toplumsal menfaatler de önem taşımaktadır. AB’nin menfaatlerinin tehlikede olduğu bir durumda Türkiye bu durumun giderilmesine katkı sağlayabilirse ivedilikle üye olması mümkün olabilir.


Tüm bu sebeplerden ötürü Türkiye “bu oyunu oynamaya” devam etmelidir. AB’ye sırt çevirip başka arayışlar içerisine girmeye bugün için gerek yoktur. Artan siyasi rolü ve gelişen ekonomisi ile profili yükselen Türkiye, farklı alanlarda AB’ye önemli katkılar sağlayabilecek bir ülkedir. Bu özelliklerinin öne çıkacağı bir konjonktürde Türkiye’nin üyeliğinin gündeme gelmemesi için bir sebep yoktur. Uzun vadeli ve yeni şekiller almaya meyilli bu süreçte Türkiye’ye düşen adımlarını dikkatli ve bilinçli atmaktır.


Şu anda fazla gündemde olmamakla birlikte Türkiye’nin gerek Kıbrıs gerekse AB meselesini ilgilendiren en önemli konulardan biri Yunanistan ile olan ilişkilerdir. Yunanistan ile yaşanan sorunların çözüme kavuşturulamaması diğer sorunların da çözümünü engelleyecektir. Ayrıca Yunanistan ile yaşanacak sürtüşmeler Türkiye’nin Balkan ve Orta Doğu ülkeleri ile olan ilişkilerini de etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle Türk-Yunan ilişkilerinin iyileştirilmesi Türkiye’nin yararına olacaktır.

 











YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top