Kerkük'de Mezhep Savaşı Değil Etnik Savaş Çıkar

Ali SEMİN
17 Ekim 2017
A- A A+

Kritik Türkmen kenti Kerkük'ü dün geri alan Irak ordusu ve milisler, bu kez peşmergelerin kaçtığı Ezidi kenti Sincar, Musul'un güneydoğusundaki Mahmur, Musul'un doğusundaki Başika ve İran sınırındaki Hanekin'de kontrolü sağladı. Irak ordusu, Kerkük'teki tüm petrol sahalarını da geri aldı.

Kerkük merkezinde sevinç gösterileri sürerken, Irak Türkmen Cephesi'ne (ITC) bağlı güvenlik görevlileri ve gönüllü Türkmenler, Irak güçlerine destek amacıyla kendi siyasi parti kuruluşları önünde kontrol noktası oluşturdu. ITC Güvenlik Dairesi Başkanı Ahmet Tahir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Irak güvenlik güçlerinin Kerkük'e girmesinden sonra kent merkezinde güvenlik boşluğu oluşmaması için polise destek sunacağız." Dedi. Koruma sayılarını artırdıklarını belirten Tahir, "Irak Türkmen Cephesi bürolarını bir süreliğine kendimiz koruyacağız." diye konuştu.

Irak Ordusu ve Haşdi Şabi içerisindeki Türkmen Tugayların Kerkük ve tartışmalı bölgelerdeki ilerleyişini Orta Doğu Uzmanı Ali Semin, TÜRKSAM için değerlendirdi.

“Kerkük İşgalden Kurtarılıyor”

İlk önce belirtmek gerekmektedir ki; Türkiye’nin kafasını karıştırmaya çalışan birkaç gazeteci var. Bu operasyonu kim düzenliyor? Nasıl düzenleniyor? Sanki başka bir ülke işgal olmuş gibi düşünülüyor Kerkük için. Aslında Kerkük bir Irak kenti ve Bağdat yönetimine bağlıdır. Bugün Kerkük işgalden kurtarılıyor. İşgalden kurtarılmasını sadece Kerkük için söylemiyorum, Irak anayasasındaki 140. maddesinde bulunan tartışmalı bölgeler de şu an kurtarılmakta ve burada sanki sadece Haşdi Şaabi var diyerek bazıları Kerkük Şiileşiyor, İranlaşıyor, İran’ın kontrolüne geçiyor demektedir. Öyle bir şey yok! Orda Türkmen gücü de bulunmaktadır. Türkiye’nin uzun bir süre yapamadığı şeyleri şu an Haşdi Şaabi içinde Türkmenler yapıyor. Nasıl yapıyor? Çünkü silahlı gücü var. Türkmenlerin bugünkü gücünün de o çatıdan dolayı sesi çıkmaktadır. Bu Türkmen bölgelerinin korunması da bu çatı sayesinde yapılıyor. Türkmenler Haşdi Şaabi için bir tugaydır, bir birliktir. Dikkat edilmesi gereken bir nokta ise Haşdi Şaabi içerisindeki Türkmenler de Türkmeneli bayrağı ile gidiyorlar. Her yerde indirdikleri Kürt bayrağı yerine Türkmeneli bayrağı ve Irak bayrağı çekiyorlar. Bir kere bunun altını çizmek lazım: Kerkük Şiileşmiyor! Kerkük 2003’ten beri Kürtleştirildi, kimsenin sesi çıkmadı.

“Kerkük Türkmen Şehridir”

Şunu söylemek gerekmektedir; Kerkük’ün Kürtleşmesi de tehlikelidir, Şiileşmesi de tehlikelidir, Sünnileşmesi de tehlikelidir. Kerkük bir Türkmen kentidir. Bunu bizim böyle algılamamız gerekiyor. Türkiye’nin de Iraklıların da Türkmenlerin de orayı böyle kabul etmesi gerekiyor. Orası tarihi bir Türkmen şehridir.

“Kürtler Petrol, Türkmenler Vatan İçin Savaşıyor”

Çatışmaları özetmek gerekirse; Irak’ın oraya müdahale etmesinin nedenlerinden birisi petrol yataklarıdır. Orada yasal olmayan, 2014’ten beri 3 senedir Kürtler tarafından Irak petrolleri yurtdışına satılmaktadır ve bunun yasal olmadığını herkes çok net bir şekilde bilmektedir. O kaynakları geri almak için operasyon başlatıldı, ikincisi de önümüzdeki Nisan ayında Irak genel seçimi yapılacak ve hükümet eğer Kerkük konusunda ve tartışmalı bölgeler konusunda Kürtlere karşı sessiz kalsaydı emin olun çok büyük zarar görürdü. İbadi bunun için böyle bir karar aldı. Değindiğimiz aynı zamanda egemenlik savaşıdır. Savaşın temelde bu iki nedeni vardır ama bazı medya kuruluşları bunu görmeyip Şiileştirildi diyerek Türkiye’yi yanlış yönlendirmeye çalışıyorlar. Şu anda Türkiye’nin, Türkiye Büyükelçiliği olsun, Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Sayın Fatih Yıldız olsun, olayları çok yakından takip ettiğini biliyoruz. Yani buranın Şiileştirilmesi ile hiç alakası olmadığı, tamamen buranın Türkmen kimliği ile kurtarılması gerekiyor. Türkiye’nin de buna destek olması gerekiyor. Şimdi size şunu söyleyeyim. Kürtler; petrol yatakları için savaşır ama Türkmenler vatan toprakları için savaşıyor. Bunu bir kenara yazmamız gerekiyor. Kimsenin kimseyi suçlamaması gerekiyor.

Evet, Haşdi Şaabi’de Türkmen tugayları olur çünkü oradaki bazı bölgelerde Şii Türkmenler de var. Onların da bu operasyonun içerisinde olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Şimdi hangi güçler var burada; Irak ordusu, Irak Birleşik Polis Teşkilatı, Irak Hava Kuvvetleri, Haşdi Şaabi var. Bu dört güçle beraber hareket ediliyor ve bu dört güçle beraber Kerkük için operasyon başlatıldı. Daha önce de Musul Operasyonu’nda da Telafer operasyonu gibi birçok operasyonda bunlar aynı şekilde katıldılar ve operasyonlarda birlikte hareket ettiler. Haşdi Şaabi içerisinde 72 tane grup var. Bunu 2 tanesi Türkiye karşıtı olabilir. İran’ın tamamen güdümünde olabilir. Ama Türkmen Haşdi Şaabi’sinin Türkiye’ye karşı bir tavrı olduğunu asla düşünmüyorum. Onun için orada Haşdi Şaabi yerine orada Türkmen tugayları var diye vurgulamamız gerekiyor. Orada silahlı Türkmenler var ama Türk medyası silahlı Türkmen görmediği için Irak’ta bunu yadırgıyor. İster kabul edin etmeyin Türkiye bu meselede geç kaldı ama Türkiye bugün onları benimsediği zaman onlarda Türkiye’yi istemiyoruz demiyorlar, Türkiye ile görüşüyorlar ve Türkiye’ye yakın gruplarda var içlerinde. Dolayısıyla silahlı Türkmenleri Şiileştirip de Türkiye’yi bulandırmamak gerekiyor kamuoyunda.

“Tartışmalı Bölgelerde Mezhep Savaşı Değil Çıkarsa Etnik Savaş Çıkar”

Bundan sonraki süreci ise şöyle ilerleyecektir; Kürtler artık referandumdan sonra bu tartışmalı bölgeleri kaybedecekler. Güçsüz bir Kürt tarafı Irak masasında oturacak ve Irak hükümeti ile görüşecek. Irak hükümetinden bağımsız olarak günlük 700.000 varil petrol Kürtler tarafından satılıyor. Bu nasıl kabul edilebilir? Irak hükümetine bağlı bir bölge orası sonuçta. Sınır çatışması kimler arasında olur? Uluslararası hukukta sınır çatışması iki devlet arasında olur. Bu böyledir. Peki, bir devletin içerisinde ki özerk bir bölge ile sınır çatışması olur mu? Hiçbir örneği yok. Bu referandumda Barzani’nin öngörmediği bir şey vardı. Şu ki; Irak Sünni-Şii diye, Türkmenler zaten Türkiye ve İran arasında bölünmüş, ben ne yaparsam yapayım büyük bir tepki ile karşılaşmam dedi. Zaten DAEŞ’le mücadele çok fazla devam etmiyor. Ben bu bölgeleri ele geçirebilirim. 140. maddeyi kendi kendine hayata geçirebilirim diye düşündü. Ama çok yanlış düşündü çünkü bu tartışmalı bölgelerin hiç birinde mezhep savaşı olmayacak bunun altını çizmek isterim. Aslında bu tartışmalı bölgelerde etnik sorun var. Bu Türkmen, Kürt ve Araplar arasındaki bir sorundur, Şii-Sünni arasındaki bir sorun değildir. Bu bölgeler şunlardır: Tuzhurmatu, Kerkük, Diyale, Hanekin, Sincar, Mahmur... Bunların hepsi tartışmalı bölgelerdir. Bu bölgelerde mezhep savaşı çıkmaz, çıkarsa etnik savaş çıkar. Bugün o yüzden Haşdi Şaabi çıktığı zaman hiçbir Sünni Arap ben Haşdi Şaabi’yi istemiyorum dedi mi Musul’da olduğu gibi? Demedi. Çünkü burada etnik bir çatışma var ve bu etnik çatışmada Kürtlerin aleyhine bir çatışmadır. Niye? Bugün Şii-Sünni birleşmiştir. Referandumdan sonra İran-Türkiye birleşti.

“Yanlış Hesap Sadece Bağdat’tan Değil Ankara’dan, Tahran’dan Döndü”

Şöyle ifade edeyim; özerk bir bölge ile ilişki kurmakla, o özerk bölge devletleştiği zaman aynı ilişki kurulacak diye bir kaide, kural yoktur. Barzani bunu düşündü; “Türkiye’de AKP hükümeti bizimle senelerdir çok iyi, ‘Kürdistan’ dediler, bizi bayrakla karşıladılar, ben sıkıştığımda ona koştum, Bağdat’la mali sorun yaşadığımda bana para yardımında bulundular, devlet kurarsam kabul ederler.” Öyle bir şey yok. Türkiye’nin ulusal birliği ve güvenliği, Suriye’nin, İran’ın güvenliği… Eskiden derlerdi “yanlış hesap Bağdat’tan döner” diye, bu sefer sadece Bağdat’tan değil; Tahran’dan, Ankara’dan, Bağdat’tan döndü.

“Kerkük Üzerinde Kürt Partiler Arasında Rekabet Var”

Bugün Kerkük’ü İsrail’in işgalinden kurtarıyoruz diyorlar çünkü Kürtler İsrail’in bayrağı ile referandum günü sokağa döküldüler. Unuttular ki, buradaki insanların hepsi Müslüman. Buradaki insanların dindar tarafı var. İsrail’e tepki Kürtler içinde bile var. Kürtlerin de tepkisi yoğun, İslamcı partiler zorunda kalıp kabul ettiler seçime katılmayı, çünkü İslami bir partinin İsrail bayrağı ile seçime katılması çok abes olurdu ama işte Kürt kamuoyuna karşın “Kürdistan” hayaliniz vardı, İslami partiler sizin hayalinize karşı çıktılar denilmemesi için katılmak zorunda kaldılar. Bu süreç çok kritik bir süreç. Ben Kerkük meselesinin kapanmayacağını düşünüyorum ama İran’a yakın olan Talabani grubunun çok önemli bir açıklaması oldu. Talabani’nin oğlu Pavel bir açıklama yaptı ve dedi ki, “Şu andaki Irak ordusuyla savaş babamın yolu değildir.” Onun için hepsine geri çekilin demiş oldu. Onun için bu Kerkük meselesi gerçekten hassas. Barzani, Bağdat ile krizi Kerkük’ü KYB’den de geri almak istediği için tırmandırdı. Kerkük üzerinde Kürt partiler arasında da ciddi rekabet vardır. Bakın bu savaşın sebebi Barzani/Barzani grubu olabilir, Kerkük Valisi ile Barzani işbirliği yapmış olabilir ama Barzani’nin de hedefinde Kerkük’ü geri almak var. Kerkük KDP’nin kontrolünde değil IKYB’ye bağlı Goran Hareketi’ne bağlı. Bu bir IKYB-KDP çatışmasıdır aynı zamanda. Bunun farkında değiller ama bu çıkıyor ortaya. Bugün sabah Rahimava’da KDP’nin bürosuna saldırdı IKYB’liler ve çatışma çıktı. Bu durum Kürtler arasında da bir çatışmaya yol açacak. Neden biliyor musunuz? Talabani grubu diyor ki: ben 2003’ten sonra Talabani’nin yolu olarak ortaklaşmayla, ortak bir yönetim şekliyle bölgeyi sakinleştirmiştik. Barzani bizi niye ateşe sürükledi diyorlar. Yani Haşdi Şaabi bugün referandum olmasaydı girmeyebilirdi.

“Bölgeyi Ortaklaşa Kontrol Etmek Mümkündür”

Şunu çok net ifade edebiliriz; Irak hep çekindi peşmergeden çünkü peşmerge bizim gücümüzü düşürdü diye düşünüyorlardı. Peşmerge komutanı diyor ki, “Elimizdeki silahlar Irak ordusundaki ileri teknoloji olan silahlar kadar etkili değil ve elimizdeki silah yetersiz.” Dün akşam KDP’den Kemal Kerküki’nin bir açıklaması vardı, dedi ki “Burası peşmergeye kim saldırırsa ona mezar olacak.” Kendisi şu an Erbil’de biliyor musunuz? Onları da sorumlu tutuyorlar, silahımız yok diyorlar, dört saat dayanabildik diyorlar. Oysa size sorsalardı Türkiye’de Kerkük’ü Irak hükümeti kaç saatte kurtarır diye, asla yapamaz derlerdi çünkü öyle bir algı yaratılmış durumda. Dört saat içerisinde Kerkük kontrol altına alındı. Petrol yatakları da şu an Irak hükümetinin elinde. O civardaki tüm bürolar ve Kuzey Petrol Şirketi de tamamen Irak hükümetinin eline geçti. Havalimanı da dâhil birçok bölge Irak hükümetinin eline geçti. Kürtler ‘Kerkük bizimdir’ diye diye sadece Kerkük’ü değil birçok bölgeyi de kaybedecekler. On dört senedir Kürtler Irak topraklarında ciddi etki sahibiydiler ama 2011’den sonra ABD’nin çekilmesi ve DEAŞ’ın etkili olmasıyla birçok bölgeyi topraklarına kattılar ancak bir sonu olduğunu biliyorduk. Bundan sonra o bölgeyi kontrol etmeleri ancak ortaklaşa kontrol yöntemiyle mümkündür. Bugün operasyon yalnızca Kerkük ile sınırlı kalmadı; Dakuk, Tuzhurmatu’da ve diğer birçok yerde de gerçekleştirildi. Kerkük’ün adı gündemde olduğu ve kritik önemi sahip olduğu için geçiyor. Tuzhurmatu’da Kürtler kaçtı, göçmen haline dönüştüler.

Bu yazı 17.10.2017 tarihinde TÜRKSAM'da yayınlanmıştır.
http://www.turksam.org/tr/haberin-yorumu-detay/1549-%EF%BF%BDkurtler-petrol-turkmenler-vatan-icin-savasiyor

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top