İsrail’in Kürt Siyaseti ve Türkiye-İsrail İlişkilerine Etkisi

Ceyhun Çiçekçi
17 Ekim 2017
A- A A+

25 Eylül tarihinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (bundan sonra IKBY) tarafından gerçekleştirilen bağımsızlık referandumu, hem yapıldığı tarihe kadar hem de sonrasındaki süreçte yoğun tartışmaların odağında kendine yer bulmuş ve bölge ülkelerini de bu gelişme karşısında ivedilikle pozisyon almaya sevk etmiştir. Özellikle de IKBY’nin komşu olduğu coğrafyalardan kaynaklanan tepkiler, kuşkusuz ki en şiddetlileriydi. Irak’ın toprak bütünlüğüne halel getirecek olması hasebiyle konunun direkt muhatabı Irak merkezi hükümetinin tepkilerini bir kenarda tutarsak, hem Türkiye hem de İran’ın sahip oldukları Kürt nüfusunun bu referandum vesilesiyle mobilize edilebilmeleri ciddi birer ihtimal olarak belirdiğinden, tepkilerin boyutu da bir o kadar büyük olmuştur.

Sınırdaş bölge ülkelerinin ulusal güvenliklerine yönelik bir tehdit olarak algıladıkları söz konusu bağımsızlık referandumu, hem bölge ülkelerinden hem de küresel güçlerden herhangi bir desteğe nail olamamıştır. IKBY’nin gerçekleştirdiği referandumu destekleyen tek ülke, en azından aleni bir söylem benimseyerek, İsrail olmuştur. İsrail’in IKBY tarafından gerçekleştirilen referanduma self-determinasyon ilkesi üzerinden sahip çıkması ve alenen desteklemesi, bölgesel gündemden ve dengelerden bağımsız düşünülemeyeceği gibi İsrail’in tarihsel seyri açısından takip ettiği Kürt siyasetinin de nihai safhasını oluşturmaktadır. Fakat yukarıda da anıldığı gibi İsrail’in desteklediği bu referandumu ulusal güvenliklerine direkt bir tehdit olarak algılayan ülkeler ise biri İsrail’in uzun yıllardır rekabet halinde olduğu İran ve bir diğeri ise ilişkilerinin normalleştiği ‘varsayılan’ Türkiye’dir. Söz konusu referandumun İsrail tarafından desteklenmesi ve dahi İsrail’in Kürt siyasetinin uzun yıllara yayılan geçmişi nedeniyle Türkiye ile yaşayabileceği gerilimleri hesaplayabilmek daha da kolaylaşmaktadır.

Back to Top