Orta Doğu’nun Jeopolitik Dengeleri Açısından Kuzey Irak Referandumu

Ali SEMİN
29 Ekim 2017
A- A A+

Irak’ın ABD ve çok uluslu Koalisyon Güçleri tarafından 2003 yılında işgali; bir yandan Orta Doğu’da etnik ve mezhepsel gerilimi tetiklerken diğer yandan da Kuzey Irak’ta muhtemel bir Kürt devletinin önünü açtığını söylemek mümkündür. Iraklı Kürtler, işgal edilen Irak’ta hem Bağdat Merkezi Hükümetinde hem de bölgesel ve uluslararası camiada önemli avantajlar elde etmişlerdir. Kürtler, ABD’nin işgalinden sonra Irak’ın siyasal tarihinde ilk kez Cumhurbaşkanlığı görevini elde etmiş ve ülkede Arapça’nın yanında Kürtçe ikinci resmi dil olmuştur. Dahası 1991 yılından itibaren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 688. Kararıyla güvenli ve uçuşa yasak bölge olarak ilan edilen Kuzey Irak, 2003 yılından sonra özerkliğini kazanmıştır. Dolayısıyla Iraklı Kürtlerin Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden sonra siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda güçlü bir konuma eriştikleri söylenebilir.

Ancak Irak’taki iç dinamiklerin ve güç dengelerinin oldukça kaygan bir zemine sahip olması özellikle 2011 yılından sonra Kürtlerin Bağdat Hükümeti’ndeki güçlü pozisyonunu zayıflamıştır. Aralık 2011’te ABD’nin Irak’tan askerlerini geri çekmesiyle birlikte Bağdat-Erbil hattında baş gösteren birtakım siyasi, askeri ve mali krizler Kürtlerin gücünü olumsuz etkilemiştir.

Bu yazı STRATEJİST dergisinin Ekim 2017 sayısında yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top