Irak’ın ABD etkisinden kurtarılma yılı

Ali SEMİN
06 Ocak 2018
A- A A+

2017 yılı itibariyle Orta Doğu’ya bakıldığında krizlerin, iç çatışmaların ve terör eylemlerinin yükselişe geçtiği bir yıl olduğunu söylemek mümkündür. Orta Doğu bölgesindeki gelişmeler analiz edilirken küresel ve bölgesel bağlamda iki temel eksenden bahsetmek gerekir. Küresel açıdan bakıldığında ABD, Rusya, Fransa ve İngiltere’nin bölgedeki rollerine, bölgesel açıdan bakıldığında ise Türkiye, İran ve Suudi Arabistan’ın yaşanan olaylara bakışına değinmek gerekir. 2017 yılında küresel ve bölgesel pek çok gelişme yaşanmıştır. ABD’de Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna oturması, Suriye iç savaşında Astana süreciyle birlikte Türkiye, Rusya ve İran’ın garantör ülke olması ile çatışmasız bölgeler konusunda mutabık kalınması, Suudi Arabistan ile Katar arasında yaşanan kriz, Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nin bağımsızlık referandumu, Lübnan Başbakanı Saad el Hariri’nin Rıyad’dan istifa ettiğini açıklaması ve 6 Aralık’ta Trump’ın Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanıması kararı 2017 yılının en önemli gelişmeleri arasında yer almaktadır. Bu gelişmelere bakıldığında 2017 yılının oldukça çetrefilli geçtiği açıkça ortadadır.

 

Hangi DAEŞ?

 

Öte yandan Suriye’de ve Irak’ta DAEŞ terör örgütüne karşı savaşın bittiğinin ilan edilmesi de oldukça dikkat çekicidir. Zira DAEŞ’in Irak ve Suriye topraklarından temizlenmesi ve bu sürecin yalnızca askeri güç ile mümkün olup olmadığı halen tartışmalı bir konudur. Bu sebeple Irak’ın ve Suriye’nin hangi DAEŞ’ten kurtarıldığının daha detaylı bir biçimde analiz edilmesi önem kazanmaktadır. Çünkü DAEŞ terör örgütünün Irak ve Suriye topraklarında ortaya çıktığı günden beri örgütün içerisinde iki ana yapılanma bulunmaktadır. Bunlardan biri yerli halktan oluşan yapılanma diğeri de yabancı uyruklu üyelerden oluşan yapılanmadır. DAEŞ’in iki farklı yapılanmaya sahip olması sebebiyle yaşanan son gelişmeler Irak’ta ve Suriye’de DAEŞ ile yaşanan savaşın sonuna gelindiği ve örgütün kökten çözüldüğü anlamına gelmemektedir. Sorunun daha köklü bir çözümü için yalnızca askeri yöntemler yeterli değildir. Her iki ülkedeki toplumsal bölünmüşlük sorununa çözüm bulunmalı ve ekonomik refah seviyesinin artırılması için çaba sarfedilmelidir.

 

Irak’ın DAEŞ ile Mücadelesi

 

DAEŞ 2013 yılında Suriye’deki belli başlı bölgeleri, Haziran 2014’te de Irak’ın Musul kentini işgal ederek etki alanını genişletmeye başlamış ve sözde hilafet devletini ilan etmiştir. Sıra dışı eylemlerde bulunarak işgal ettiği topraklarda yaklaşık 8 milyonluk bir nüfus yaşamaktadır. Irak’ın kuzeyinde ve kuzeybatısındaki kentlerin çoğunu işgal etmiştir. DAEŞ Irak’ta işgal ettiği bölgeler petrol zengini, su kaynaklarına sahip ve tarıma uygun olan bölgelerdir. 2014-2017 yılları arasında devam eden işgal sürecinde 30 bin sivil hayatını kaybetmiş ve bu rakamlar birçok uluslararası raporda yer almıştır. İşgale karşı oluşturulan ve Irak güvenlik güçleri ile ABD öncülüğünde kurulan uluslararası koalisyon güçlerinin Ekim 2016’da başlattığı Musul’u DAEŞ teröründen kurtarma operasyonu 9 ay sürmüştür. Iraklı resmi kaynakların verdiği bilgiye göre Musul kurtarma operasyonu sırasında 11 bin sivil hayatını kaybetmiştir.

 

Irak Başbakanı

 

Haydar el Abadi 9 Aralık 2017 tarihinde yaptığı açıklamada, Irak topraklarının DAEŞ teröründen tamamen temizlendiğini belirterek zafer ilan etmiştir. Aslında DAEŞ’in Irak’a verdiği zararlara bakıldığında Abadi’nin ilan ettiği zafer sözcüğünün tam tersi bir durum ortaya çıkmaktadır. Örneğin Birleşmiş Milletler’in Irak’taki Temsilciliği’den yayımlanan rapora göre Musul’u DAEŞ’ten kurtarıldıktan sonra kentte 40 bin evin yıkıldığı veya tamirine ihtiyaç olduğu açıklanmıştır. Ayrıca terör örgütünden kurtarılan bölgelere 2.7 milyon sivilin geri döndüğü ancak 3 milyon göçmenin halen geri dönemediğini ve çadırlarda hayatlarını sürdürdükleri belirtilmiştir. Bağdat Merkezi hükümetinin verilerine göre Irak’ta DAEŞ terör örgütü ile mücadeleye 100 miyar dolar harcanmıştır. Ayrıca DAEŞ teröründen kurtarılan bölgelerin yeniden inşası için 100 milyar dolardan fazla bir mali kaynağa ihtiyaç olduğu ifade edilmiştir. Buna karşılık Irak’ta DAEŞ teröründen temizlenen bölgelerin yeniden inşası için yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir finansmana ihtiyaç olduğu iddia edilmektedir. Bakıldığı zaman yalnızca Musul’un yeniden yapılanması için 50 milyar dolar civarında bir kaynağa ihtiyaç bulunmaktadır. 17 Aralık’ta Irak Planlama Bakanı Selman el Cumayli yaptığı açıklamada DAEŞ’in bulunduğu bölgelerdeki hükümete ait kamu kuruluşlarının zararının 47 milyar dolar olduğunu ifade etmiştir. DAEŞ terör örgütünün Irak’ta verdiği zararlara bakıldığı zaman bir zaferden bahsetmek pek de mümkün görünmemektedir.

 

DAEŞ ile Mücadelenin Gözardı Edilen Boyutu: Aşiretler

 

Irak’ı DAEŞ terör örgütünden kurtarmak tek başına bu ülkede siyaset, ekonomi ve güvenlik bağlamında istikrarın geleceği anlamına gelmemektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi DAEŞ terör örgütü iki ana yapıdan oluşmaktadır. Yerli ve yabancı iki ana gruptan oluşan örgütün sadece yabancı uyruklu mensupları söz konusu ülkeleri terk etmiştir. Fakat yerel DAEŞ teröristleri halen ülkenin çeşitli bölgelerinde gizli hücreler şeklinde saklanmaktadır. Irak’ın Kuzeyi ve kuzeybatısındaki Sünni Arapların yaşadığı bölgede aşiret geleneğinin hâkim olduğu unutulmamalıdır. Başta Musul olmak üzere Irak’ın pek çok bölgesinde DAEŞ’e destek veren Arap aşiretleri mevcuttur. Dolayısıyla Irak hükümetinin DAEŞ ile etkili bir biçimde mücadele edebilmesi için örgüte destek veren Arap aşiretleriyle doğrudan veya dolaylı yollardan diyalog kurmak mecburiyetindedir.

 

Irak Terörden Nasıl Kurtulur?

 

Peki Irak’ın temel sorunu ülkeyi tamamen terör örgütlerden kurtarmak mıdır? Elbette ki hayır. Irak’ın temel sorunu etnik ve mezhepsel kırılmaların yanı sıra siyasi, ekonomik, idari ve mali yolsuzlukların varlığıdır. Irak’ın terörden kurtarılmasının en etkili yolu ABD’nin kurduğu etnik ve mezhebe dayalı siyasi sistemin kaldırılması, devlet dışı silahlı milis güçlerin kontrol altına alınması, yolsuzlukla sıkı bir şekilde mücadele edilmesi ve reform sürecinin bir an önce başlatılmasıdır. Irak’ta söz konusu adımlar atılmadığı müddetçe ülkeye istikrar, huzur ve terörsüz bir yaşamın gelmesi oldukça zordur. Şu bir gerçektir ki Irak, İran’ın desteği dışında Türkiye gibi önemli komşularını hiçbir zaman göz ardı etmemelidir. Hatta Irak’ın İran’ın nüfuzundan kurtarılması için yeniden Arap dünyasına ve bölgeye kazandırılması gerekmektedir. Bu nedenle DAEŞ veya başka terör örgütlerinin pençesinden kurtarılması kolay olmasa da bölgesel bağlamda askeri ve istihbarat alanlarında işbirliği yapması yararlı olacaktır.

 

Bu Yazı 3 Ocak 2018'de Yeni Şafak'ta Yayımlanmıştır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top