Türkiye’nin Terörle Mücadelesinde Fırat Kalkanı Harekâtı ve Afrin

Ali SEMİN
15 Ocak 2018
A- A A+

Türkiye, jeopolitik konumu sebebiyle Orta Doğu’da tezahür eden pek çok gelişmeden doğrudan etkilenmektedir. Dolayısıyla Türkiye’nin terörle mücadelesini değerlendirirken bölgedeki gelişmelerle çerçeveyi çizmek gerekmektedir. Orta Doğu’da dinamikleri dönüştüren önemli bir kırılma noktası; 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Uluslararası Koalisyon Güçleri tarafından Türkiye’nin 350 kilometre uzunluğunda sınırı bulunan komşusu Irak’ın işgal edilmesi olmuştur. ABD’de yaşanan 11 Eylül hadisesinin ardından küresel güç denklemindeki dengelerin değişmesi, Irak’ın işgali ve Aralık 2010’da Arap ülkelerindeki halk isyanlarıyla beraber Orta Doğu’daki terör örgütlerinin harekât alanlarının genişlediği görülmektedir. Özellikle Suriye’de devam eden kriz ve vekâlet savaşlarının da Orta Doğu’da terörizmin tırmanmasına yol açtığı söylenebilir.

 

Orta Doğu ülkelerinin sınır güvenliğinin terör örgütleri tarafından ciddi tehdit altında olması, iki sınır komşusu Suriye ve Irak olan Türkiye’nin de gelişmelerden oldukça etkilenmesine neden olmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin artık sınır güvenliğini yalnızca içeriden koruması güçtür. Terörle mücadele bağlamında, Türkiye’nin 1983 yılından beri Irak Hükümeti ile olan güvenlik anlaşması neticesinde PKK terör örgütüyle askeri mücadele kapsamında sınır geçerek operasyon yaptığı bilinmektedir. Türkiye’nin, yıllarca PKK terör örgütü ile ettiği mücadeleye 2013 yılından sonra DAEŞ ve PKK’nın Suriye uzantısı PYD/YPG’yi de eklediği görülmektedir. Dolayısıyla hem DAEŞ hem de PKK/YPG terör örgütleriyle yakından mücadele etmesi için sınır ötesi askeri operasyonlar düzenlemesi mecburi bir durum haline gelmiştir.

 

Bu Yazı Stratejist Dergisi'nin 7. Sayısında Yayımlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top