20 Ocak Azerbaycan Halkının Şerefli Kahramanlık Günüdür

Dr. Sabir ŞAHTAHTI
20 Ocak 2018
A- A A+

Azerbaycan’ın tarihinde kanla yazılan sayfalar fazladır; özellikle 20. yüzyıl Azerbaycan tarihine facialarla dolu bir dönem gibi yazılmıştır. Bu sayfalar arasında 20 Ocak 1990’da Azerbaycan başkenti Bakü'de ve ülkenin diğer bölgelerinde Sovyet askerlerinin yaptıkları katliam özellikle vurgulanmalıdır. 1980’lerin sonunda Azerbaycan yetmiş  yıllık Sovyet işgalcilik döneminde yaşananlara itiraz olarak ayağa kalkıp bağımsızlığını kazanmıştır. Böyle bir dönemde emperyalist güçler Ermeni kartını kullanarak devletçilik konusunda Azerbaycan’ın tarihi şansını bozmaya revaç vermiş; 1918 yılında ilan edilen ve dünya birliyi tarafından tanınan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurulmasından 23 ay sonra devrilmesinde de Ermeni faktörü etkili olmuştur. Azerbaycan topraklarında kurulmuş Ermenistan’ın ve geçmiş Sovyet yönetimindeki Ermenilerin Azerbaycan’a karşı toprak talepleri 20.yüzyıl süresince farklı şekillerde devam etmiştir. 20.yüzyıl sonlarında Sovyet Birliğindeki siyasi gelişmeler, sosyo-ekonomik krizler, ekonomide gerileme ve planlı ekonominin yarattığı sorunlar gibi faktörler, 20.yüzyılın baslarında işgal yolu ile kurulan Sovyetler Birliği’nin varlığına son koymuştur. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla üye cumhuriyetler de bağımsızlıklarını ilan ettiler. Fakat kurulduğu yıllarda cumhuriyetler üzerinde kendi etkisini kaybetmemek amacıyla milli, dini ve etnik çatışmalar yaratmakla bağımsızlık mücadelesi veren devletlerde gerginlik oluşturarak ve işgal politikasıyla sınırlarını genişleten Sovyetler Birliği, Azerbaycan için de Dağlık Karabağ çatışmasını yeniden alevlendirmiştir. Bunun sonucunda bugün de devam eden Ermenistan-Azerbaycan, Dağlık Karabağ problemi ortaya çıktı. Azerbaycan bağımsızlık mücadelesinde 20 Ocak faciası ise; Ermenistan-Azerbaycan, Dağlık Karabağ problemini yaratmak için Azerbaycan’ın başına getirilen en ağır felaketlerden biridir.

 

Konuyu daha iyi anlamak için öncelikle bazı sorulara cevap aramak gerekiyor. O dönemde Azerbaycan halkı ne istemekteydi? Azerbaycan’da halk neden Moskova’ya ve Azerbaycan Komünist Parti’ye karşı protestolara başlamıştı? Ermenistan’ın ve Dağlık Karabağ’daki ayrılıkçı Ermenilerin Azerbaycan’a karşı toprak iddiaları halkta hiddet uyandırmıştı. Toprak talepleri ortaya çıktıktan sonra Kremlin, Ermenileri destekleme politikasını devam ettirdi. Bunun üzerine Moskova’nın, Azerbaycan kimliğinden ve kültüründen yoksun Vezirov gibi birisini Azerbaycan Komünist Parti Başkanlığına ataması Ermenilere gösterilmiş politik desteğin bir parçası idi. Ermenistan yönetiminin Dağlık Karabağ Ermenilerini ve Azerbaycan’la olan Ermeni sınır köylerini silahlandırdığı bir zamanda, Vezirov başta olmakla dönemin Azerbaycan yönetimi Azerbaycan’da insanlardan av silahlarını bile toplama kararı aldı. Bu süreç hem Dağlık Karabağ’da, hem de Ermenistan’la sınır bölgelerde Azerbaycanlı ahalini savunmasız bıraktı. Devamında Ermenistan’daki Azerbaycanlı nüfus kendi tarihi topraklarından zorla göç ettirildi. Böyle bir durumda Azerbaycan halkı Moskova’ya itiraz amacıyla protestolara başladı. Yetmiş senelik bir dönemde Azerbaycan’ı sömüren Sovyetlere bu sorumsuz yaklaşımına bu şekilde tepki göstermemekten başka çözüm yolu gözükmemekteydi.

 

20 Ocak faciasının işlenmesini siyasi taraflarının tahliline geçmeden önce bu kanlı cinayetin özel senaryosuna dair bazı hususlara dikkat çekmek gerekmektedir. 15 Ocak 1990’dan başlayarak Azerbaycan’da temel tartışma konusu Bakü'ye Sovyet ordusunun yürütülüp yürütülmeyeceği ile ilgili konuşmalar olmuştur. Bakü katliamından önce diğer Sovyet cumhuriyetlerinde de benzer katliamlar yaşanmıştı.  Tiflis ve Vilnius’taki kanlı cinayetlerden sonra Sovyet ordusunun Azerbaycan halkına karşı suç islemeyeceğine inanmak istemeyenler de vardı.

 

Şimdi ise Sovyet askerlerinin Bakü’ye neden gönderilmesinin cevabını bulmaya çalışalım. En unutulmazı şudur ki, Bakü'ye giren acımasız ordu birlikleri Azerbaycan’ın bağımsızlığı için toplanan nüfusa karşı özel üretilmiş mermiler kullanarak vahşilik sergilemiştir. Rusya'nın Krasnodar vilayetinden seferberliğe alınan Ermeni asıllı gerilla gurupları özellikle 20 Ocak Bakü katliamında kullanılmış; bu bağımsızlık girişimlerini bastırmak için sivil insanlara karsı işlenen işkence ve kanlı olaylara hak kazandırılmaya çaba gösterilmiştir.  Sayısız tanıkların ifadeleri, kesin olgular, binlerce fotoğraf, dehşetli video materyaller, gazeteci yazıları ve kanıtlanmış veriler ise sahte komünist ideolojisini ve Sovyet ordusunun yaptıklarını uluslararası kamuoyunda ifşa etmiştir.

 

Böylelikle, SSCB'nin son Başkanı Mihail Gorbaçov ve Kremlin’in diğer yöneticileri, Bakü'ye ve Azerbaycan'ın diğer bölgelerine asker sevk ederek  işgalci politikalarını sinsice gerçekleştirmek niyet ve girişiminde bulundular:

 

- Azerbaycan'da olağanüstü hal ilan edildi; -Azerbaycan halkının mücadele azmini kırmak istendi; -Ülkeyi yasadışı askeri rejim kontrolünde tutarak, nüfusun Ermeni saldırısından kendini savunma tedbirleri hayat geçirmesini engellemek; - Olağanüstü durum koşullarında Yüksek  Sovyet (parlamentoya) seçimler geçirmekle Sovyet yanlısı bir parlamento oluşturmak; -Siyasi süreçleri siyasi güçlerin silahlanmasına yöneltmekle ülkede anarşi ve kaos ortamı yaratmak;

 

Böylelikle, Bakü'ye askeri birlikler yürütülerek katliam gerçekleştirildi. Bakü'nün işgali için yazılmış senaryonun gerçekleşmesi için dönemin Azerbaycan Komünist Parti yöneticileri katliamdan önceki gün bazı güvenlik önlemlerini kasıtlı olarak ihmal etti:

 

- Azerbaycan’da kamu düzeninin ve güvenliğin korunması yönünde gerekli önlemler alınmadı; -Devlet televizyon ve radyo şirketinin enerji hattı kesildi; -Moskova’da karara bağlanan Azerbaycan’a uygulanan olağanüstü durumla ilgili ahali önceden haberdar edilmedi; -Hastane ve ambulans hizmetlerine yapay sorunlar yaratıldı; -Sovyet askerleri tarafından acil tıbbı yardım araçlarına ateş açıldı; bir takım önemli hastanelerin elektrik enerjisi kesildi.

 

Elbette ki, 20 Ocak olayı her şeyden önce bütün bir halka, masum ve sivil insanlara karşı işlenmiş savaş suçudur. Ama bununla birlikte, bu olay Azerbaycan halkının milli-özgürlük mücadelesi tarihine altın harflerle yazılmış kahramanlık sayfasıdır. Kesin olarak belirtmek gerekir ki, SSCB'nin çöküşü arifesinde Ermeniler Azerbaycan'a karşı toprak iddiaları ile çıkış etmeselerdi, Sovyet yönetimi Dağlık Karabağ meselesinde haksız tutum göstererek Ermenileri esassız olarak desteklemeseydi, 20 Ocak faciası baş vermeyebilirdi.

 

20 Ocak faciasının Ermenistan-Azerbaycan, Dağlık Karabağ sorunu ile ilişkisinde gelince bu karşılaştırıldığında bazı tarihi gerçekler göstermek mümkündür. Bunlardan biri de 19’u 20'ye bağlayan gece - 1990 Ocak gecesi Ermenistan tarafının bütün sınır boyu Azerbaycan’a karşı saldırıya geçmesini göstermek mümkündür. Ermenilerin stratejik işgalci politikalarından biri de Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ni işgal etmekti. 19 Ocak 1990 yılında Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Şerur ilinin Sederek kasabası Ermenistan'ın Ararat kentinin Yerarhs köyü istikametinden toplardan ateşe tutulmuş, sonradan ise kasabaya Ermeni çetelerinin silahlı baskını yapılmıştır. Sonuçta kasabadaki şarap fabrikası, içerisi şarapla dolu 2 tanker  patlatılmış, tesisler yakılmış, 5 konut  yıkılmış,  6 Azerbaycanlı katledilmiş, 23 kişi ise yaralanmıştır. Aslında Sovyet askerlerinin silahsız sivillere katliam gerçekleştirdiği bir dönemde Ermeniler tüm yönlerden saldırıya geçmişlerdir. Ermenistan-Azerbaycan, Dağlık Karabağ sorununun ilk işaretleri göründüğü bir zamanda Azerbaycan’ın Sumgayıt şehrinde yapılan tahribatı da sonda belirtilen fikre örnek göstermek mümkündür. Sumgayıt olaylarında uluslararası toplumu "mazlum Ermeni" ve "kötü Azerbaycanlı" karakterini yaratmaya hizmet eden KGB’nin planlı bir senaryosu uygulanmıştır. Ermeni milliyetçileri Bakü’den 30 km mesafede bulunan Sumgayıt kentinde Ermeni fonlarına yardım etmekten imtina eden sıradan Ermenileri katletmekle bir yandan masum Ermenileri cezalandırmış; diğer taraftan ise Azerbaycan’a karşı planladıkları işgalci politikasının gerçekleşmesi için bir sonraki senaryoyu hazırlamak çalışmalarını başlatmışlardır.

 

Sayısız tarihi gerçekler ve siyasi yargılarla kanıtlamak hemen, Çarlık Rusya’sı ve Bolşevikler zaman-zaman Kafkasya'daki, İran'daki ve Türkiye'deki çıkarlarını gerçekleştirmek, korumak ve genişletmek için Ermenileri ustalıkla kullanmışlardır. Örneğin, Moskova tarafından Gürcistan’a karşı da Ermeniler kullanılmıştır. Sadece son yıllarda cephe hattında Ermenileri bir kaç kez Gürcistan'ın toprak bütünlüğüne yönelik tahribatlar yapmışlar. Çarlık Rusya’sının yayılmacı iddialarına, hem de İran'a karşı saldırgan niyetlerine gelince I Petro’nun vasiyetinden bahsetmek yeterlidir. 19. yüzyılın başlarında Çarlık Rusya ordusunun bugünkü İran topraklarında ve Türkiye'nin doğusunda işlediği vahşetler, benzeri görülmemiş yağmacılık ve soygun, toplu katliamlar ve cinayetler, derebeylik ve vahşilikler Deli  Petro’nun  vasiyetlerinden kaynaklanarak eylemleri acımasız olmuştur.

 

Sovyet Bolşevik orduları bölgeyi terk etmeye mecbur olunca daha büyük vahşetler işlemiş, bölgeden ayrılan askerlerin büyük miktarda silah ve mühimmatı koşulsuz olarak Ermenilere kalmıştır. Tüm bu işler bölgede barışın ve istikrarın bozulmasına hesaplanmış adımlar ve sonraki yıllarda yaşanan tüm kanlı süreçlerin sebebidir.

 

20 Ocak faciası zaman açısından bizden uzaklaştıkça olayın neden ve amaçları hakkında yeni hususlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle belirtmek gerekir ki, SSCB yönetiminin Bakü'ye asılsız hukuki zemin olmadan asker yürütülmesi dünya birliği tarafından da eleştirilmiştir. 20 Ocak faciası Sovyet İmparatorluğu'nun çöküşünü hızlandırmıştır. 20 Ocak olayları Sovyet İmparatorluğu'nun iç yüzünü gösteren kanlı askeri suçu tarihe geçmiştir. Ocak faciasında Bakü’de Sovyet askerleri tarafından 147 sivil katledilmiş; 744 kişi yaralanmış, 841 kişi ise hapsedilmiştir. Acil tıbbi yardım araçlarına bile ateş açılmıştır. Dönemin Azerbaycan yönetimi Moskova’yı eleştirmekten korkarak süreci değerlendiremediler. Ülkede kaos ortamı oluştu; sosyo-ekonomik kriz yaşandı. Bu krizin oluşturulmasıyla Azerbaycan bir daha Kremlin’den bağımlı olmak zorunda  bırakılmak isteniyordu.

 

Yıllar geçse bile 20 Ocak faciasının neden ve amaçlarının detaylı analiz edilmeye ihtiyacı var. Azerbaycan politikasında önemli yeri olan Haydar Aliyev’in o dönemde Azerbaycan’ın Moskova’daki temsilciliğine gelerek Sovyetlerin bu katliam girişimlerine itiraz etmeseydi belki de Moskova’da olaylar kapatılmaya çalışılacaktı. Azerbaycan milli lideri Haydar Aliyev aile üyeleri ile birlikte 21 Ocak 1990’da Azerbaycan'ın Moskova'daki temsilciliğine  gelerek yaşanan facia ile ilgili Azerbaycan halkına başsağlığı vermiştir. Haydar Aliyev, 20 Ocak faciasını işleyen Gorbaçov’u ve Azerbaycan'daki Komünist Parti yönetimini ve destekçilerini itham etmiştir. Bakü'ye ağır askeri teçhizat ve profesyonel ordu yürütülmesinin, insanlara ateş edilmesinin, masum insanlarının kanlarının akıtılmasının ve bunun bir vahşet olduğunu tüm dünyaya beyan etmiştir. Moskova’dan Azerbaycan’a  dönen Haydar Aliyev Sovyetler ile daha amansız mücadeleye başlamıştır. Fakat ne yazık ki, Haydar Aliyev'in Azerbaycan'a dönüşü Aliyev aleyhtarlarını birleştirmiş ve Azerbaycan politik literatürüne "üçüncü güç" kavramı dâhil edilmiştir. Bu kavramla Azerbaycan halkı - Haydar Aliyev birlikteliğini ifade ediyordu. Haydar Aliyev, 20 Ocak faciası suçlularının ortaya çıkarılması, cezalandırılması ve manevi yargıya katılımı konusunda 29 Ağustos 1991’de milletvekili olarak Yüksek Sovyet (Parlamento) kürsüsünden bu konuyu dile getirmiştir. Aliyev, 20 Ocak olaylarına siyasi ve hukuki değer verilmesi konusunda talepte bulunmuştu. 20 Ocak trajedisine siyasi ve hukuki değer verilmesine karşı olan güçlerin bu yöndeki olumsuz düşüncelerine rağmen tarih her şeyi kendi gidişatına bıraktı. "Tarihin hükmü ile yaşanan olaylar adeta Haydar Aliyev'in 1991 yılı içindeki çıkışlarında gösterdiği senaryo üzerinde cereyan etmekteydi. Aralık 1991’de  SSCB adlı emperyalist bir devlet dünyanın siyasi haritasından silindi. Azerbaycan'ın bağımsızlığı hakkında Anayasa Aktı aynı yılın son günlerinde halk oylamasına çıkarıldı. 20 Ocak 1994’te dönemin Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in girişimi ve talebi ile ilk kez olaya siyasi ve hukuki kıymet verildi, suçluların isimleri Azerbaycan halkına ve dünya kamuoyuna duyuruldu.

 

Sonuç

 

20 Ocak 1990 - Azerbaycan halkının şeref günü olarak tarihe altın harflerle yazılmıştır. 20 Ocak faciası Azerbaycan halkının Sovyet sömürgeciliğine ve adaletsizliğine itirazının ve dik duruşunun bir sonucuydu. 20 Ocak faciası gecesinde yaşanan Sovyet askeri cinayetleri uzun yıllar topluma anlatılmaya çalışılan Sovyet komünist ideolojisini yok etti ve Sovyet İmparatorluğu'nun çöküşü süreci hızlandı. Kazanılan ise Azerbaycan halkının özgürlüğü, bağımsız devleti ve milyonlarca insanın ebedi ziyaretgâhına dönüşen Şehitler Mezarlığı oldu. Unutmamak gerek, Şehitler Mezarlığı’nda 1918 yılında Rus Bolşevik ve Ermeni Daşnaklar tarafından Bakü’de katlettikleri 12 bine yakın insan defnedilmiş; fakat sonradan Sovyet yönetimi bu tarihi unutturmak için kabirleri yok ederek park olarak değiştirmiştir. Fakat Şehitler Mezarlığı bu gün de Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesinin sembollerinden biridir. 

Back to Top