Türkiye’nin Güvenlik Stratejileri Çerçevesinde Irak ve Suriye

Ali SEMİN
27 Şubat 2018
A- A A+

11 Eylül terör saldırılarının ardından uluslararası arenada ve özellikle Orta Doğu’da önemli gelişmelerin yaşandığını söylemek mümkündür. Bilhassa Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin 2003 yılında Irak’ı işgalinden sonra ülkedeki siyasi ve askeri yapı etnik-mezhepsel bir yönde evirilmiştir. Dolayısıyla bu yeni yapı ile birlikte Orta Doğu üzerinde yaşanan bölgesel ve küresel rekabet denklemi de doğrudan etkileşim içine girmektedir. Hatta oluşan bu tablonun Irak’ın ve bölge ülkelerinin dış politikalarına da aksettiği söylenebilir. Öte yandan ABD işgali sonrasında Irak’ta ve Orta Doğu’da üç temel problem vuku bulmuştur. Bunlardan birincisi, bölgesel rekabetin etnik ve mezhepsel ayrışmalar ekseninde izlenmesidir. İkincisi siyasal, ekonomik ve güvenlik sorunlarından ötürü Arap ülkelerinde halk isyanlarının başlamış olmasıdır. Diğeri ise; önce el Kaide daha sonra da DAEŞ ve çeşitli terör örgütlerinin bölgede yayılmasına veya hareket alanı bulmasına neden olmasıdır.

 

Belirtilen gelişmeler bu çerçevede değerlendirildiğinde; Türkiye’nin sınır güvenliğini yakından etkileyen iki komşusu Irak ve Suriye, ülkenin Orta Doğu politikasının temel taşlarından biri haline gelmiştir. Irak ve Suriye’de yaşanan olayların büyük bir kısmı Türkiye’ye türlü açılardan yansımaktadır. Bu nedenledir ki, Türk dış politikasında ve güvenlik stratejilerinde gerek ekonomik ve ticari gerekse güvenlik bakımından Irak ve Suriye’nin konumlarının analiz edilmesi önem arz etmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top