Azerbaycan ve Türkiye’nin Ortak Acısı : Hocalı Soykırımı

Dr. Sabir ŞAHTAHTI
02 Mart 2018
A- A A+

Şubatın 26'sı Hocalı Soykırımı kurbanlarını anma günüdür. Milli ve dini mensubiyetine göre insanları toplu halde öldürmek, başkasının toprağını işgal etmek amacıyla yapılan Hocalı Soykırımı insanlık tarihinin en acımasız cinayetidir. Hocalı Soykırımı, Azerbaycan ve Türkiye'nin ortak acısıdır.

 

Azerbaycan’ın Cumhurbaşkanı olmuş Haydar Aliyev'in, tarihi “Azerbaycan ve Türkiye bir millet, iki devlettir!” ifadesini ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün dillerde ezber olan “Azerbaycan'ın acısı acımız, sevinci sevincimizdir!” sözlerini hatırlamamız gerekmektedir. Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra gelecek nesillere vasiyet edilen bu iki ifade, Azerbaycan ve Türkiye'nin yaşam tarzı olmuştur. Bu gerçeklik Hocalı Soykırımı’nın acısının yaşanmasında kendini göstermektedir.

 

Hocalı Soykırımı’nın kurbanlarının hatırasına Türkiye'nin her tarafında parklar ve anıtlar yapılmaktadır. Bugünlerde konferanslar, paneller düzenlenerek şehitlerimiz anılmaktadır. Konumuza başlamadan önce dünyada hızla yayılan çifte standart, insan hakları ve özgür seçimler adı altında gerçekleştirilen çağdaş istilacılık gibi konulara değinmek istiyorum:

 

Azerbaycan topraklarının yüzde 20'sini işgal eden saldırgan Ermenistan’ın, uluslararası hukuk ilkelerine uymaması, Hocalı Soykırımı’nın dünya tarafından “soykırım” olarak tanınmaması, dünyadaki çifte politikalara bir örnektir.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi “Hocalı faciasında şehit olan Azerbaycanlı kardeşlerimiz rahmetle anıyoruz! Dünyada vahşi katliam arayan varsa bunu Hocalı'da arasınlar. İnsanlık tarihinin en büyük zulümlerinden birisi 26 yıl önce Hocalı'da yaşanmıştır.”

 

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin parlamentodaki grup toplantısında bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı konuşmasına şöyle devam etmiştir: “Dünyada her fırsatta demokrasiden, insan haklarında söz edip ‘Hocalı katillerine ceza verin!’ veya bununla ilgili konuşmalar yapan bir ülke gördünüz mü? Göremezsiniz; çünkü ölenler Türk ve Müslüman olunca onların gözleri, kulakları, vicdanları kapanıyor. Onlar görmez, duymaz, hissetmezler! Ama herkes unutsa da, biz unutmayacağız ve unutturmayacağız! Hocalı Katliamı'nda kardeşlerimize karşı işlenen bu insanlık suçunu her zaman hatırlayacağız ve hatırlatacağız!”

 

Çanakkale Zaferi'nin yüzüncü yılı için 24 Nisan 2015 yılında yapılan törenlerde, Azerbaycan ve Türkiye'nin birlikte hareket etmesi tarihi bir olay olarak hafızalara kazındı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in saldırgan Ermeni Hükümeti’nin sahte Ermeni soykırımı iddialarına verdiği cevap, Türkiye’de ilgi ile karşılanmıştır.

 

150 yıldan beridir, Ermeni ultra-milliyetçi kuruluşları Azerbaycan halkına karşı düşmanlık yapmaktadırlar. Yirminci asrın sonlarından başlayarak bu düşmanlığı Ermeni milliyetçilerinin liderlik yaptıkları terör teşkilatları yönetseler de, 1918 yılından sonra bu cinayetleri Ermenistan Devleti gerçekleştirmeye başladı.

 

Ermenistan devlet olarak, yirminci yüzyılın öncesinde büyük emperyalist güçlerin desteği ile, tarihi Azerbaycan topraklarında kurulmuştur. Geçen yüzyıl boyunca Azerbaycan'a düşman olan Ermenistan, her devirde değişen siyasi ve sosyal durumlardan faydalanarak halkımıza karşı soykırımlar yapmıştır. Topraklarımızı işgal etmiştir. 20. yüzyıl sonlarında Sovyetler Birliği'nin dağılması süreci öncesinde Azerbaycan'ın karşı temeli olmayan toprak iddiaları iki halk arasında tartışma yaratmış, daha sonra savaşa dönüşmüştür.

 

Geçmiş Sovyet liderlerinin koruması ile hayata geçirilen bu düşman siyaseti, Azerbaycan'a acı sonuçlar getirmiş; Ermenistan devleti amacına ulaşmak için Azerbaycan halkına çok sayıda terör eylemi yapmıştır. Bütün bu Ermeni cinayetlerinin hayata geçirilmesini arkasında, sahte büyük Ermenistan iddiası ve onu idare eden Ermeni milliyetçileri vardır. Bu faaliyetler Ermeni Kilisesi'nin para yardımı, gücü ve rolü sayesinde olmuştur.

 

1992 yılın Şubat ayının 25’inden 26’sına geçen gece, Hocalı’da yapılan soykırım, Dağlık Karabağ bölgesinin coğrafi mevkii, konumu ve altyapısı nedeniyle stratejik önem taşıyan Hocalı şehrinin yerle bir edilmesi insanlık tarihinde en kanlı cinayetlerinden biri olarak anılmaktadır.

 

Hocalı soykırımı

 

1992 yılı Şubat’ın 25`den 26`na geçen gece Ermenistan silahlıları Azerbaycan’ın Hankendi şehrinde yerleşen geçmiş SSCB`den kalma 366. Motorize Alayın yardımıyla Hocalı’yı kuşattı. Bu durum altı ay süresince Ermeniler tarafından etrafı tamamen kuşatılan Hocalı’nın en tehlikeli haliydi. Gece saatleri Ermeniler en gelişmiş silahlarla saldırıya geçerek Hocalı şehrini yok ettiler. Çok sayıda ağır silah ve cephane ile şehir tamamen dağıtıldı, evler ateşe verildi ve insanlar özel gaddarlıkla katledildi.

 

Onların içerisinde başları kesilen, gözleri çıkarılan, derisi soyulan, canlı-canlı yakılan ve diğer vahşiliklere maruz kalan yüzlerce masum insan vardı. Bu soykırım zamanı istatistik verilere göre 613 kişi özellikle işkence yapılarak acımasızca öldürülmüştür. Bu kişilerden 106`sı kadın, 63`ü çocuk ve 70`i yaşlılardan oluşmaktaydı. Sekiz aile tamamen yok edilmiş, 130 çocuk annesini ve yahut babasını kaybetmiş, 76`sı çocuk olmak üzere 487 kişi ağır yaralanmış, 1275 kişi esir alınmıştır. Esir alınan 150 kişinin kaderi ise günümüze kadar belli değildir. Devlete ve halka mahsus olan mal-mülk tamamen dağıtılmıştır.

 

Geçtiğimiz 26 yılda Hocalı Soykırımı ile ilgili birçok yazılar yazılmış, birçok kez konuşulmuş, birçok kez dinlenilmiştir. Bu facia ile ilgili bilgi sahibi olanları şu türde sorular düşündürmektedir: Hocalı Soykırımı neden gerçekleştirildi? Bu cinayeti gerçekleştirmekte Ermenilerin amacı neydi? Nerdeyse 100 yıl geçse de ve hatta Ermenistan kendisi bile bu soykırımı tanısa dahi bu sorular güncelliğini koruyacak. Belki de gün gelecek Ermeni toplumunun kendisi de Hocalı soykırımı yapanları lanetleyecek, itham edecek. Zira hali hazırda bu sürecin işaretleri görülmektedir. Fakat dünyadaki bütün Ermeniler ayağa kalkıp bir ağızdan: Sarkisyan, Köçeryan, Ter-Petrosyan ve diğer siyasetçi katillerin de dâhil olduğu karışık Dağlık Karabağ`a karşı arazi iddiası ile Azerbaycan`a savaş açan bütün Ermeni milliyetçilerini ve din liderlerini lanetleseler de ortada çıkarılması imkânsız bu türlü bir leke var: Hocalı Soykırımı, Ermeniler tarafından gerçekleştirildi. Bu nedenle, 1993 yılında Karabağ`da öldürülen Melkonyan isimli uluslararası terörist Erivan`da Ermenistan`ın o dönemdeki Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan`ın da katıldığı törenle defin edilmiştir.

 

Eski Cumhurbaşkanı R. Köçeryan`ın Hocalı Soykırımı’nın hazırlanmasında ve uygulamasındaki rolünden dolayı gurur duyduğunu itiraf etmesi; S.Sarkisyan`nın Gürcistan`da ağır suçlar işleyen Bagramyan taburundaki Ermeni subayları kendi yemin törenine davet etmesi, 2012 yılının Ocak ayında Erivan`da ASALA`nın kuruluş tarihinin 37. yıldönümünün büyük bir ihtişamla kutlanılması ve bu olgular Ermenistan`ın terörizme destek veren bir devlet olduğunu kanıtlayan kesin delillerdir.

 

Ne tarih ne Azerbaycan halkı, ne de Ermeni toplumu bu cinayeti gerçekleştirenleri affetmeyecektir. Hocalı Soykırımı Ermeni toplumunun üzerinde çıkarılması imkânsız siyah bir lekedir. Hali hazırda korku ve tehdit altında bütün Ermenileri sahte “Büyük Ermenistan” ideolojisi etrafında tutmak Ermeni toplumunun Hocalı Soykırımı’nı gerçekleştirenlere hiçbir şey olmamış gibi davranılamaz. Evet, tamda sahte “Büyük Ermenistan” ideolojisi ilk önce bütün Ermenileri tehdit altında bırakmaktadır. Sahte “Büyük Ermenistan” ideolojisinin esaretine düşmek istemeyenlerden Ermenistan “Ulusal Özgürlük Harekâtı” teşkilatının Başkanı Vahan Matirosyan, yazar-yayımcı Kamusel Önder, Vahe Avetyan, Ermenistanın “Meridian” sivil toplum teşkilatının başkan yardımcısı, gazeteci Suzanna Caginyan tecavüzkâr devleti uçuruma sürükleyen rejime karşı açık mücadeleye başlamışlar. Geçen yılın sonbaharında Azerbaycan’ı ziyaret eden Ermeniler, Hocalı Soykırımı kurbanlarının hatırasına Bakü`de dikilmiş anıtı ziyaret ettiler. Gazeteci Suzanna Caginyan: Ben Azerbaycan halkına karşı gerçekleştirilen bu musibetlere göre Ermenistan halkı adına Azerbaycan’dan özür dilerim. Ermenistan’daki suçlu rejime karşı mücadelenin genel hal kazanmasını engelleyen yegâne sebep sahte “Büyük Ermenistan” ideolojisidir. Bu faktörün bütün Ermenileri tehdit altında bırakmasında bir cinayetkar eylemi istikameti olduğunu söylemeye tarihi kanıtlar var.

 

Malum olduğu gibi uluslararası terörizme destek sırasında öncülerden olan Ermeni teröristler sahte “Büyük Ermenistan” ideolojisinin bir terkibidir. Ermeni terörizmi Ermenilerin kendi temsilcilerini de es geçmemiştir. Ermeni terör örgütlerine maddi yardımda bulunmayı ret ettikleri, aynı zamanda Ermeni milliyetçilerinin bölücülük eylemlerine ve silahlı cinayetlerine karşı geldikleri için: 1903`de bankacı Camgarov Moskova`da, 1907`de halı tüccarı Tavşancyan New York'ta, 1908`de devrimci yazar Arpiar Arpiaryan Kahire`de, 1914`de Amayak Aramyan, 1915 yılında ise Mkrtich Artunyan ve Vageihsan (Esayan) Türkiye`de Ermeni teröristleri tarafından vahşice katledilmiştir.

 

27 Ekim 1999`da Ermenistan Parlamentosu`na yapılan saldırı da dahil olmak üzere bu listeyi daha da kabartmak mümkündür. Günümüzde dünyaca ünlü şarkıcı ve diplomat Charles Aznavour, araştırmacı Christopher Gann, Politikacı Paruyr Hayrikyan, Moldovanın Parlamentar Savunucu (Ombudsman), Aurelia Grigoriu, son zamanlara kadar ise Vahan Matirosyan, yazar-yayımcı, Vahe Avetyan, Vahan Martirosyan ve başkaları Ermeni terörünün tehditleri ile yüzleşmişlerdir.

 

Fakat her şeyin bu kadarcık olmasına rağmen uluslararası kuruluşlar Hocalı Soykırımı’nı olduğu gibi değerlendirerek soykırımı yapanların cezalandırılması için hiçbir gereken adımı atmadılar. Şu örneğe dikkatinizi çekmek istiyorum: 1983 yılında Türkiye’nin Belgrat Büyükelçisi Galip Balkar’ın görevi başında katledilmesini Ermeni ASALA terör örgütünün tetikçisi idam cezasına çarptırılmaması bir yana dursun, 2002 yılında Ermenistan’a verildi. Bundan başka, 1982 yılının Ocak ayında ABD`nin Los-Angeles’taki Türkiye’nin Baş Konsolosu Kemal Arıkan’ı katleden ASALA üyesi, Ermeni terörist Hampig Sasunyan geçen yılın Aralık ayında yapılan mahkemede şartı tahliye ile serbest bırakıldı.

 

Türkiye Dış İşleri Bakanlığınca Ermeni terörcü H. Sasunyan’ın serbest bırakılması kanunun aliliğine ve adaletin korunmasına karşı olmasıyla birlikte terörle mücadelede işbirliği ruhuna olumsuz etki eden bir amil gibi değerlendirildi. Kendisinin de itirafı üzerine terörist H. Sasunyan Türkiyeli Başkonsolos Kemal Arıkan’ı sırf Türk olduğu için amansız bir şekilde katletmiştir. Kemal Arıkan’ın katledilmesi Ermeni terörcüler tarafından bütün Türk diplomatlarını hedefe alan Ermeni terörünün eylemlerinin bir parçası oldu.

 

Bu sırada Ermeni terörüne daha bir örnek: 1978 yılı Ocak ayının 8`inde Ermeni terörcüler S. Zatikyan, Z.Bagdasaryan ve A.Stepanyan Moskova şehir metrosunda ağır terör eylemi gerçekleştirdiler. Bu terör eylemleri sonucunda 7 kişi ölmüş, 37 kişi çeşitli vücut hasarları almıştır. Bu, ikinci dünya savaşından sonra geçmiş Sovyetler Birliği’nde en ağır cinayet olarak kaldı. Olayın üstünden kırk yıl geçmesine bakmaksızın Rusya Federasyonu söz konusu cinayet işini gizlilikten çıkarmıyor. Bu korumacılık Ermeni terörizminin ifşa edilmesinin karşısının alınması demek değil mi? Rus tarihçi Oleg Kuznetsov Rusya Federasyonu üst düzey mahkemesinin başkanı adına Ermeni terörcüleri tarafından 40 yıl önce Moskova`da gerçekleştirilmiş terör eylemleri ile ilgili cinayet işinin gizlilikten çıkarılmasını talep eden dilekçe yazdı. Bu girişim desteklense de hala da mesele çözüm bulamamış halde kalmaktadır.

 

Hocalı Soykırımı konusuna geri dönelim. Planlı şekilde gerçekleştirilen bu soykırımın sırf Hocalı`da gerçekleştirilmesi zamanı Ermeniler Azerbaycan’ın bu kadim yaşayış yerleşkesinin yer yüzünden silinmesini önlerinde duran görev olarak görüyorlardı. Çünkü Hocalı Azerbaycan’ın kadim devirlerine ait arazilerden birisi gibi tarih ve kültür anıtları ile seçilmekteydi. Azerbaycanlılardan oluşan 7 bin kişiden çok nüfusu olan Hocalı, Ermeniler yaşayan köylerin çapında en büyük ve antik yaşayış meskeni olmuştur. Burada Azerbaycan’ın hava alanı ve diğer devlet düzeyindeki önemli konumları vardı. Hocalı Soykırımı’nın gerçekleştirilmesine karar veren Ermeni siyasetçileri ve dini liderler bu cinayeti gerçekleştirmekte daha bir amaçları yerel halkta korku oluşturarak çevredeki bölgelerin ahalisini göç ettirmek, diğer bir kasıtlı amaç ise bölgede emperyalist devletler ile ilgisi olan büyük kuvvetlerin İslam dünyasına meydan okuması olmuştur.

 

Bütün bunlar Ermeni askerleri tarafından acımasız ve akıl almaz vahşilikle gerçekleştirmiştir. Soykırımın gerçekleştirilmesinde 50`den fazla Ermeni subayı ve astsubay iştirak etmiştir. Hocalı`ya hücumu planlayan, teşkil eden ve gerçekleştiren Ermeni siyasetçilerin büyük çoğunluğu hali hazırda tecavüzkar Ermenistan`da siyasi hükümeti temsil etmektedir. Soykırımı gerçekleştiren askerler Ermenistan ordusunda komutanlık yapmaktadırlar. Azerbaycan tarihinin amacı, dış politikası sonucunda dünyanın bir sıra devletleri, aynı zamanda uluslararası teşkilatlar Hocalı Soykırımı’nı tanımış, parlamento ve hukuk kurumları tarafından Soykırım eylemi gibi lanetlemiştir. Şimdiki yegane gayemiz Hocalı Soykırımı’nın “Soykırımı eylemi” olarak dünya birliği tarafından tanınmasına nail olmaktır.

 

Dünyanın bir sıra ülkelerinde Hocalı soykırımını anımsatan heykeller dikilmiş, park ve meydanlara Hocalı ismi verilmiştir. Tüm bunların amacı ise dünyanın hiçbir yerinde bir daha böyle bir soykırımın gerçekleştirilmesine imkan yaratmamaktır. Şunu da not etmek lazım ki, bir süre Hocalı soykırımı, onun sebep, amaç ve sonuçları dünya kamuoyundan gizletilmek için büyük çabalar sarf edilmiştir. Lakin milli lider Haydar Aliyev ilk kez Hocalı soykırımının asıl önemini açıklamış, daha 1994 yılının Şubat ayında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Milli Meclisi Hocalı Soykırımı’na hukuki-siyasi değer vermiştir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Ermenistan-Azerbaycan, Dağlık Karabağ münakaşasının yalnız Azerbaycan’ın arazi bütünlüğü çerçevesinde çözüme ulaşacağını, işgal edilmiş topraklarımızdan Ermeni işgalci kuvvelerinin çıkarılmasının gerekliliğini daima önemle vurgulayarak halkımıza karşı soykırım gerçekleştirmiş şahısların sorumlu tutulmaları gerektiğinin önemini beyan etmiştir.

 

Bu da olacak. Nasıl ki, Azerbaycan Cumhuriyetinin Ermenistan silahlı birleşmeleri tarafından işgal edilmiş arazilerinde yaşayan diğer şahıslarla önceden işbirliği içerisinde olarak cinayet ilişkisine girmiş bu arazilere kanunsuz seferler eden, burada illegal faaliyet gösteren rejimin “bağımsızlığını desteklemekle Azerbaycan`ın uluslararası alanda tanınmış arazi bütünlüğünün parçalanmasına yönelen açık çağırışlar edenlere Azerbaycan Cumhuriyeti Cinayet Yasasına uygun maddeleri ile hakkında soruşturma başlatılmıştır; Hocalı Soykırımını gerçekleştirenlere ve bu insanlık suçunu yaptıklarını uluslararası tribünlerden iftiharla seslendirdiklerini diyenlere de uygulanacaktır.

 

Şunu söylemek gerekir ki Hocalı Soykırımı’nın dünya devletleri tarafından soykırım olarak tanınması için Azerbaycan ve Türkiye'nin birlikte hareket etmesi önemlidir. Bu meselede ki ortak tutum ve birlikte atılan adımlar milliyetçi Ermeni kurumları ile din adamlarının 100 yıldan beridir gizli gizli işledikleri sözde Ermeni Soykırımı iddialarına karşı tutarlı bir cevap olacaktır.

 

Hocalı Soykırımı 10’dan fazla ülke tarafından “soykırım” olarak tanınmıştır. İnsanlığa karşı yapılan bu korkunç cinayetin askeri sorumlularından biri Ermenistan'ın şimdiki cumhurbaşkanıdır. Bu gerçek esasında bir daha değerlendirme yapılabilir. Çağdaş dünyanın hangi noktasında olursa olsun, meydana gelen büyük hadiseler, işgaller, soykırım, zorunlu göç ve katliamlar uluslararası teşkilatlar tarafından iyi bilinmektedir. Sadece çifte standartlar ortadan kaldırılırsa bu tür insanlık aleyhine işlenen cinayetlerin önünü almak ve onları cezalandırmak mümkündür.

 

Hocalı Soykırımı’nın tanınması, Azerbaycan'ın diş siyasetinin temeli olarak korunmaktadır. Azerbaycan'dan başka Pakistan, Cibuti, Sudan, Meksika, Kolombiya, Çek Cumhuriyeti, Bosna-Hersek, Peru, Honduras, Panama, Ürdün, Romanya ve ABD'nin 21 eyaleti Hocalı'da yapılanları

Back to Top