AB Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'nın Oluşumunda Stratejik Kültürün Önemi

A- A A+

Stratejik kültür, savunma ve güvenlik çalışmalarında genellikle göz ardı edilen bir kavramdır. Ancak coğrafya, tarihsel deneyimler, felsefi ve politik unsurların belirlediği stratejik kültür; askeri güç kullanımından, silahlı kuvvetlerin önemine, savaşa girme eğiliminden, askeri operasyonlara destek vermeye kadar savunma ve güvenlik kapsamındaki pek çok alanı etkilemektedir. Değişik stratejik kültürler, aynı grup veya ittifak içerisinde de olsalar devletlerin birbirinden farklı tutumlar sergilemesine sebebiyet vermektedir. Bu durumun en belirgin örneklerinden biri Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası (OGSP) çerçevesinde AB içerisinde yaşanmaktadır.

 

Entegre bir güvenlik ve savunma politikası oluşturmakta, dolayısıyla askeri anlamda bir güç haline gelmekte sıkıntı çeken AB’nin ortak bir stratejik kültür geliştirme «yeteneği bugün OGSP’nin geleceğini belirleyecek faktörlerden biri haline gelmiştir. 

 

Stratejik kültür nedir?

 

Stratejik kültür kavramını ilk kez 1977’de Rand Corporation araştırmacılarından Jack Synder kullanmıştır. “Sovyet Stratejik Kültürü: Sınırlı Nükleer Seçenekler” adlı eserinde Synder, stratejik kültürü; düşüncelerin, duygusal tepkilerin ve yerleşik davranış modellerinin toplamı olarak tanımlamıştır.(1) Synder, tarih, siyasi kurumlar ve ülkenin stratejik konumunun farklı stratejik davranışlar ürettiğini ifade etmektedir.

 

Reading Üniversitesi’nden Prof. Colin Gray stratejik kültürü silahlı kuvvetler odaklı düşünce ve davranış biçimi olarak tanımlamaktadır.(2) Gray’e göre nesilden nesile aktarılan bu görüş, düşünce, gelenek ve davranış biçimleri belli bir coğrafyadaki güvenlik toplumlarına hastır. Bu noktada güvenlik toplumunu tanımlamak uygun olacaktır.

 

Karl Deutsch’a göre güvenlik topluluğu, halk gruplarının bütünleştiği, topluluk duygusunun geliştiği ve kurumsal faaliyetlerin karşılıklı olarak birbirlerine açık tutulduğu topluluktur.(3) İki tür güvenlik toplumu bulunmaktadır: farklı parçaların ortak kurumlar altında bir karışım olarak oluşturduğu topluluklar ve farklı kimlik ve hükümetleri bulunan devletlerin bir üst otorite altında bir araya geldikleri topluluklar. AB ikinci tür topluluğa örnek teşkil etmektedir.

 

King’s College’dan Prof. Christoph Meyer ise stratejik kültürü; nesilden nesile geçen, toplumdaki en etkin bireyler ve sosyal gruplar tarafından benimsenen, düşünce veya davranış tarzından türeyen ve güvenlik ve savunma kapsamındaki amaçların gerçekleşmesine yardımcı olacak normlar bütünü şeklinde özetlemektedir.(4) Meyer’e göre stratejik kültür kapsamındaki bu normlar şunları içermektedir: güç kullanımını kabul edilir kılan amaçlar (sadece meşru müdafaa durumunda mı yoksa çıkarların veya değerlerin korunması için de güç kullanılabilir mi?), güç kullanma biçimleri (riskleri minimize edecek şekilde son çare olarak mı yoksa kısıtlama olmadan mı?), savunma alanında diğer ülkelerle olan ilişkiler (tarafsızlık, ittifaklar, vs), güç kullanımına ilişkin ulusal ve uluslararası hukuka riayet.(5)

 

Doç. Dr. Bruno Colson devletlerin tarihsel deneyimleri, felsefi, politik ve kültürel özellikleri tarafından şekillenen stratejik farklılıklarının bulunduğunu savunmaktadır. Teknoloji, güç ilişkileri ve ekipman anlamındaki kapasite ise stratejik kültürün oluşumunda ikincil öneme sahip unsurlardır.(6)

 

 Tüm bu tanımlar temel alınarak tarih, coğrafya ve siyasi kurumlar tarafından şekillenen stratejik kültürün; güvenlik ve savunma alanındaki değerler, tercihler, vizyonlar ve tutumlar bütünü olduğu söylenebilir. Stratejik kültürün şekillenmesinde kamuoyu doğrudan etkiye sahiptir. Toplumda savunma ve güvenlik anlamında yaygın olan düşünce ve eğilimler karar alıcıları etkilemektedir. Almanya’nın diğer AB ülkeleri tarafından sıklıkla eleştirilen askeri operasyonlara katılmama veya bu operasyonlarda çok sınırlı görev alma tercihinin ardında Alman kamuoyunun silahlı güç kullanımına ilişkin isteksizliği bulunmaktadır. Örneğin 2003 yılında ABD’nin başlattığı Irak Savaşı’na ülkelerinin katılımına Alman halkının %71’i karşıydı.(7) Nitekim Almanya başlangıçtan itibaren Irak Savaşı’na karşıt bir tutum sergilemiştir.

 

 AB’nin stratejik kültürü

 

Stratejik kültür, genelde savunma ve güvenlik politikalarından özelde savaşın siyasi amaçlarına kadar pek çok unsuru şekillendirmektedir. Prof. Stephen Rosen stratejik kültürün uluslararası ilişkilerdeki askeri hareket seçeneklerini, özellikle savaşa girme, savunma biçimleri ve kabul edilebilir zayiata ilişkin tutumları biçimlendirdiğini vurgulamaktadır.(8) Dolayısıyla belli bir grup veya ittifak içerisindeki devletlerin stratejik anlamda farklı vizyon ve tutumlara sahip olmasının ardında stratejik kültürün bulunduğu söylenebilir. Bu sebeple AB bünyesinde ortak bir güvenlik ve savunma politikasının oluşumunda stratejik kültür büyük önem taşımaktadır.

 

Ortak bir stratejik kültürün gelişimi daha entegre ve etkin bir OGSP’nin oluşumunda temel gereksinimlerden biridir. Bu düşünce AB kurumları nezdinde de çeşitli defalar dile getirilmiştir. 2003 yılında Batı Avrupa Birliği Parlamentosu’na sunulan bir raporda “AGSP kapsamında bir güvenlik ve savunma kültürü geliştirme gereksinimi” üzerinde durulmuştur.(9) Yine Aralık 2003’te kabul edilen Güvenlik Strateji Belgesi’nde Birlik’in kriz yönetimi ve çatışma önleme çabalarını destekleyecek nitelikte bir stratejik kültür geliştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.(10)

 

 Fafo Uygulamalı Uluslararası İlişkiler Çalışmaları Enstitüsü (Fafo AIS) araştırmacılarından Per Martinsen, Avrupa stratejik kültürünü Birlik’in güvenlik ve savunma politikalarına müdahil aktörler tarafından paylaşılan düşünce, amaç ve tutumlar bütünü olarak tanımlamaktadır.(11) Benzer şekilde Cenevre Üniversitesi Avrupa Enstitüsü araştırmacılarından Alessia Biava, AB stratejik kültürünü güvenlikle ilgili siyasi hedeflere ulaşmak için kullanılan sivil ve askeri araçları karakterize eden vizyon, düşünce ve davranış bütünü şeklinde özetlemektedir.(12)

 

AB’nin stratejik kültürünü üye devletlerinkinden ayıran en temel özellik AB’nin belli bir etnik kimlik veya dine tabi olmaması ve farklılıkta birlik ilkesini kabul etmesidir. Avrupa halklarının ortak tarihi ve bugün evrensel kabul edilen AB norm ve değerleri Birlik’in ortak kültürünü oluşturmaktadır. Norveç Nobel Enstitüsü Araştırma Direktörü Asle Toje’ye göre tarihsel deneyim, siyasi atmosfer ve ideoloji stratejik davranışları oluşturan temel unsurlardır. Avrupa örneğinde ortak tarihsel deneyim savaş korkusu, siyasi atmosfer demokratik yönetim ve ideoloji de liberalizmdir.(13)

 

Christoph Meyer ise ortak AB stratejik kültürünün oluşumunda üç somut unsurun bulunduğunu ifade etmektedir: Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan güvenlik tehditleri üzerinde mutabakat, güç kullanımı konusunda Bosna, Kosova, Afganistan ve Irak deneyimleri ışığında ortak bir tutumun belirmeye başlaması ve OGSP kapsamında kurulan kurumların yarattığı sinerji.(14) Ayrıca ABD ile AB arasındaki vizyon farkı da Birlik bünyesinde ortak bir stratejik kültür oluşumunu desteklemektedir. Taraflar genel itibariyle aynı güvenlik tehditlerine vurgu yapmakla birlikte bakış açıları farklıdır: Amerikalılar dünyayı daha tehlikeli bir yer olarak görmekte, buna karşı Avrupalılar dünyanın tehlikeli olmaktan çok, karmaşık bir yapıya sahip olduğunu savunmaktadırlar. AB, yeni güvenlik tehditleriyle mücadelede öncelikle yumuşak güç (soft power) kullanımını savunmaktadır. Yani, sınırları dışındaki olası krizlerin çözümünde yöntem olarak askeri müdahale yerine ekonomik ve siyasi nitelikli araçları tercih etmektedir.

 

AB bugün 27 farklı ulusal stratejik kültürü bünyesinde barındırmaktadır ki bu durum savunma ve güvenlik konularında 27 farklı bakış açısı bulunduğu anlamına gelmektedir. Örneğin, silahlı kuvvetlerin rolü ve askeri güç kullanımına ilişkin görüşler ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Pasifist ve antimilitarist düşüncelerin ağır bastığı toplumlarda güç kullanımına ancak meşru müdafaa durumunda başvurulması görüşü yaygındır (Almanya, İtalya). Bir diğer görüş, ulusal çıkarların veya uluslararası düzenin korunması amacıyla güç kullanılabileceğidir (Fransa, İngiltere, Polonya). Üçüncü bir görüşe göre ise askeri gücün bir zorlama aracı olarak değil, ancak BM bayrağı altında barış koruma operasyonları sırasında kullanılması gerekmektedir (Avusturya, İrlanda).

 

Prof. Jolyon Howorth, AB bünyesinde 6 farklı stratejik kültür tipi bulunduğunu belirtmektedir: müttefik/tarafsız, Atlantikçi/Avrupacı, profesyonel orduya sahip/mecburi askerlik hizmetinin olduğu, nükleer/anti-nükleer, askeri güç/sivil güç, küçük ülkeler/büyük ülkeler, silah tedarikçileri/alıcılar.(15) Bu çalışmada tüm bu ayırımları tek tek incelemek mümkün olamayacağından stratejik kültür anlamındaki en temel bölünmeler ele alınmaya çalışılacaktır.

 

Ortak stratejik kültür mümkün mü?

 

 AB bütünleşmesinin itici güçlerinden Fransa’ya bakıldığında bu ülkenin uluslararası arenada ön planda olmak ve güçlü devlet imajını korumak amacıyla hareket ettiği görülmektedir. Dolayısıyla Fransa güç kullanımı, askeri müdahale ve Avrupa güvenliği konularında NATO’ya bağımlı bir AB istememektedir. Almanya, AB’nin ekonomik ve sivil bir güç olması gerektiği üzerinde durmakta ve OGSP konusunda daha ihtiyatlı bir yaklaşım sergilemektedir. İngiltere ise öteden beri ABD ile ilişkilerini ön planda tutan ve Avrupa güvenliği konusunda NATO’yu yeterli gören bir politika sürdürmektedir.

 

Stratejik kültür alanındaki bu farklılıkların özellikle İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş dönemlerinde şekillendiğini söylemek mümkündür. Avrupa’nın doğu ve batı olarak ikiye ayrılması bugün Yeni Avrupa ve Eski Avrupa biçiminde yapılan ayrımın temel çıkış noktasıdır. Eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld tarafından 2003 Irak Savaşı döneminde yapılan bu ayrım, ABD’yi destekleyen eski Doğu bloğu ülkeleri ile savaş karşıtı Almanya ve Fransa’yı nitelemektedir. Yeni Avrupa kategorisinde yer alan AB üyesi devletler eski Sovyetler Birliği’nin bir parçası olduklarından günümüzde Rusya’ya karşı özgürlüklerinin ve güvenliklerinin garantörü olarak ABD’yi ve dolayısıyla NATO’yu görmektedir.

 

Güvenlik ve savunma çerçevesindeki AB bütünleşmesi konusunda ise Atlantikçi, Avrupacı ve tarafsız devletler bölünmesi göze çarpmaktadır. Daha fazla bütünleşme ve NATO’ya olan bağımlılığı azaltma taraftarı olan Almanya, Fransa ve Belçika Avrupacı ülkeler olarak sınıflandırılmaktadır. İngiltere, İspanya, Hollanda ve Doğu Avrupa ülkeleri gibi Atlantikçi devletler ise ABD ile ilişkilere özel önem vermekte ve savunma alanında NATO’yu yeterli görmektedir. İttifak’a dâhil olmayan Avusturya, İrlanda, İsveç, Finlandiya ve Malta tarafsız devletlerdir.

 

Tüm bu bölünmelere rağmen OGSP’nin oluşumuna ilişkin çabalar ve AB bayrağı altında gerçekleştirilen operasyonlar ortak bir stratejik kültür üzerinde uzlaşı (consensus) sağlanabileceğine işaret etmektedir. Bu kültürün temel dayanak noktası öncelikle AB’nin ortak değerleridir: demokrasi, hukuk devleti, insan hakları, temel hak ve özgürlüklere saygı ve BM Şartı ile uluslararası hukuka riayet. İkincisi geçmiş deneyimler ışığında Birlik bünyesinde oluşan güç kullanma yaklaşımıdır. AB eski Yüksek Temsilcisi Javier Solana’ya göre bu yaklaşım “aşırı askeri güç kullanımının geçmişte yaratmış olduğu travmalardan beslenmektedir. Söz konusu yaklaşım, farklı ulusların Birlik bünyesindeki bütünleşme çabalarının güvenlik ve istikrarı sağlayacak en iyi formül olduğuna ilişkin ortak inanç etrafında şekillenmektedir.”(16) Üçüncüsü ise AB, her türlü yayılmacı, sömürgeci ve emperyalist politikalardan uzak durduğunu ifade etmektedir. Hiçbir ülke için tehdit unsuru oluşturmadığı gibi hiçbir ülkeyi de düşman olarak görmediğini, temel amacının kendi etrafında bir güvenlik kuşağı yaratmak olduğunu her fırsatta dile getirmektedir.

 

 AB bünyesinde bir stratejik kültürün oluşumu hem tepeden tabana (top-down approach) hem de tabandan tepeye (bottom-up approach) doğru gelişecek itici güçlerin yaratacağı sinerjiyle mümkündür. İlk kategoride AB kurumları bulunmakta olup ulusal hükümetlerin ve kamuoylarının tutumu ikinci kategoridedir. Daha da açılırsa, OGSP hükümetlerarası bir girişim olmakla birlikte Brüksel’de bulunan ve politikaların hazırlanmasından sorumlu kurumların önemi yadsınamaz. Bu kurumlar, farklı milliyete sahip AB vatandaşı yetkililerin etkileşime geçmesi ve ortak çıkarlar doğrultusunda ortak politika üretmesi açısından önem taşımaktadır. Yine kurumsal çerçevede 2003 yılında yayımlanan AB Strateji Belgesi, AB'nin ulus-devlet stratejik kültür geleneğini aşarak ortak stratejik kültür geleneği oluşturma çabasının ilk örneğini teşkil etmektedir. Söz konusu belgede “yeni güvenlik tehditlerine karşı savunmanın ilk aşamasının genellikle Birlik sınırları dışı olacağı belirtilerek krizlerin önlenmesi ve yönetimi konusunda kapsamlı bir yaklaşım geliştirilmesi ve bu kapsamda tüm gerekli araçların seferber edilmesi gerektiği” vurgulanmaktadır ki krizlerin üstesinden gelinmesi için uygun araçlar ve önlemlerin de geliştirilmesi gereği, AB güvenlik algılamalarının doğal bir sonucudur.

 

İkinci kategoride özellikle savunma ve güvenlik alanındaki AB bütünleşmesinde itici rol oynayan üç devlet (Almanya, Fransa, İngiltere) öne çıkmaktadır. Fransız, Alman ve İngiliz Savunma Bakanlıklarının resmi belgelerinde Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan güvenlik tehditleri ve bu tehditlerle mücadele konusunda görüş birliği olduğu görülmektedir.(17) Üç ülke de güvenliğin genişleyen boyutuna vurgu yapmakta ve yeni güvenlik tehditlerinden uluslararası terörizm, kitle imha silahlarının yaygınlaşması ve organize suçlar ile mücadeleyi ön planda tutmaktadır. Yine söz konusu belgelerde bu tehditlerle mücadelede askeri unsurların yanı sıra sivil unsurların da kullanılması gerektiği belirtilmektedir. Güvenlik sorunları ile mücadele, bölgesel kriz yönetimi ve çatışmaların önlenmesi konularında daha aktif olmak ve uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye sokan durumlarda Birleşmiş Milletler görev güçlerini destekleyebilmek için silahlı kuvvetlerin harekât kabiliyetinin artırılıp daha esnek hale getirilmesi gereksinimi üzerinde durulmaktadır. Ayrıca The German Marshall Fund tarafından gerçekleştirilen 2012 Transatlantik Eğilimler araştırması sonuçları son dönemde bu üç ülkenin kamuoylarının da NATO’dan ayrı bir güvenlik yapılanmasını desteklediğini göstermektedir.

 

Bu üç ülke dışında güvenlik ve savunma alanında AB’nin ABD’den daha bağımsız bir yaklaşım benimsemesini savunanların oranının Portekiz, İtalya, İspanya ve Hollanda gibi ülkelerde yüksek olması OGSP adına umut vericidir.(18)

 

 

Sonuç

 

Birbirinden farklı stratejik kültürlere sahip üyelerden oluşan AB, bu özelliği sebebiyle daha entegre ve etkin bir güvenlik ve savunma politikası geliştirmede sıkıntı yaşamaktadır. Ancak son dönemde gerek AB kurumları gerekse üye ülkeler nezdinde ortak stratejik kültür oluşturma çabaları hız kazanmıştır. Bu ortak stratejik kültürün dayandığı temel unsurlar; ortak tarihi deneyim, ortak prensipler, ortak siyasi değerler, ortak felsefe, ortak amaçlar ve yeni güvenlik tehditleriyle mücadele yöntemleri konusunda gelişen görüş birliğidir.

 

Ayrıca ifade etmek gerekir ki Atatürk’ün Milli Mücadele sonrası “Yurtta sulh cihanda sulh” ilkesiyle Türk milletine aşıladığı barış kültürü AB’nin oluşturmaya çalıştığı ortak stratejik kültürle birebir örtüşmektedir. Silahlı kuvvetlerin ülkenin en saygın kurumlarından biri olmasına ve Türk milletinin güçlü ordusuyla her daim gurur duymasına rağmen Türkiye, cumhuriyetin kuruluşundan itibaren hiçbir zaman saldırgan bir dış politika izlememiştir. Türkiye bölgesinde bir güç ve denge unsuru oluşturma, bulunduğu bölgeye ve ötesine yönelik strateji ve güvenlik üreten bir ülke olma hedefindedir. Türkiye bu sebeple ordusunu savunma amaçlı olarak veya tehditlerle mücadele dışında insani yardım görevleri, barış koruma operasyonları ve krizlerin aşılmasında asker konuşlandırarak barışın korunmasına katkı sağlama amaçlarıyla kullanmaktadır. Dolayısıyla Türkiye'nin gelişmekte olan AB ortak stratejik kültürüne kolayca uyum sağlayacağı ve katkıda bulunacağını söylemek mümkündür.

 

Sonnotlar:

 

1. Christophe WASINSKI, « La culture stratégique: évaluation d’un concept et de ses ramifications en relations internationales », Cahiers du RMES, Vol. III, No.1, Eté 2006, sf. 124

2. Colin S. GRAY, « Strategic Culture as Context: The First Generation of Theory Strikes Back », Review of International Studies, Vol. 25, 1999, sf. 51

3. Beril DEDEOĞLU, “Yeniden Güvenlik Topluluğu: Benzerliklerin Karşılıklı Bağımlılığından Farklılıkların Birlikteliğine”, Uluslararası İlişkiler Dergisi, Cilt 1, Sayı 4, Kış 2004, sf.11

4. Christoph O. MEYER, The Quest for a European Strategic Culture, New York, Palgrave McMillan, 2006, sf.20

5. A.g.e., sf. 22-23.

6. Bruno COLSON, « Culture stratégique », in Thierry MONTBRIAL, Jean KLEIN (dir.), Dictionnaire de stratégie, Paris, Presses Universitaires de France, 2000, sf. 150.

7.“Les opinions publiques contre la guerre”, RFI, 9 Janvier 2003 http://www.rfi.fr/actufr/articles/037/article_19189.asp erişim 4 Şubat 2013

8. Stephen P. ROSEN, « Military Effectiveness: Why Society Matters, » International Security, vol. 19, n° 4, Spring 1995

9. WEU Assembly, Developing a security and defence culture in the ESDP, Report submitted on behalf of the Committee for Parliamentary and Public Relations by Mrs Katseli, Rapporteur, Document A/1816, 49th Session, 3 June 2003

10. European Counsil, European Security Strategy, Brussels, December 2003, sf. 39.

11. Per M. MARTINSEN, The European Security and Defence Policy (ESDP): a Strategic Culture in the Making?, Paper prepared for the ECPR Conference Section 17 Europe and Global Security, Marburg, 18-21 September 2003, sf. 5-6.

12. Alessia BIAVA, « La culture stratégique de l’Union européenne dans le domaine de la sortie des crises et des conflits: un cadre de référence » dans in CHETAIL, Vincent, VAN DER POEL, Cédric, RAMEL, Sylvie, SCHWOK, René, textes édités par, Prévention, gestion et sortie des conflits, Genève, IEUG/Collection Euryopa, 2006, sf. 58.

13. Asle TOJE, « Introduction: The EU Strategic Culture », The Oxford Journal on Good Governance, Vol.2, No.1, 2005, sf. 12.

14. Christoph O. MEYER, age, sf. 34.

15. Jolyon HOWORTH, “The CESDP and the Forging of a European Security Culture”, Politique Européenne, Vol.4, No.8, 2002, sf. 90.

16. Sven BISCOP, « The ABC of European Union Strategy: Ambition, Benchmark, Culture », Egmont Paper n°16, Royal Institute for International Relations, Brussels, October 2007, sf. 3. 17. Bkz. The German White Paper 2006, http://merln.ndu.edu/whitepapers/germany_white_paper_2006.pdf The French White Paper 2008, http://merln.ndu.edu/whitepapers/france_english2008.pdf The British White Paper 2008, http://interactive.cabinetoffice.gov.uk/documents/security/national_security_strategy.pdf erişim 4 Şubat 2013 18. The German Marchall Fund, Transatlantic Trends 2012, http://trends.gmfus.org/files/2012/09/TT2012KFR_Turkish.pdf erişim 5 Şubat 2013

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top