AB’nin 28. Üyesi Hırvatistan

Aslıhan P. TURAN
01 Temmuz 2013
A- A A+

Batı Balkan ülkeleri Yugoslavya’nın dağılma sürecinde bağımsızlıklarını ilan etmelerinin ardından kendilerini kanlı savaşlar içinde bulmuş, yeni kurulan ve totaliter rejimlerden kurtulan bu devletler altyapı ve kurumsal yapılanma alanlarında desteğe ihtiyaç duymuştur.(1)AB de bu kapsamda Batı Balkan ülkelerine yönelik demokratikleşme ve kurumsal yapılanma amacıyla CARDS yardımlarını, üyelik öncesi mali destek maksadıyla da IPA yardımlarını yürürlüğe sokmuştur.(2)


Euro krizi başladığından bu yana AB’nin ilk genişlemesi Hırvatistan’ın üyeliği ile gerçekleşmiştir. Yakın tarihte savaş geçirmiş bir ülke olarak Hırvatistan, sadece hukuksal düzenlemeler ve reformlar yapmakla kalmamış, aynı zamanda siyasi kültürünü ve algılarını da yeniden yapılandırmıştır. Hırvatistankomşusu Bosna’daki devlet inşasıyla sorunlarını gidermeye çalışmış, Sırp mültecilerin ülkelerine dönmelerine izin vermiş, Sırp azınlığı temsil eden muhalefet partisinin hükümet koalisyonunda yer almasını sağlamış ve savaş suçlularını sınır dışı etmiştir.(3)


1 Temmuz 2013’de AB’nin 28. üyesi olan Hırvatistan ile AB arasındaki ilişkiler incelenirken, AB’nin 1990 sonrası Batı Balkan politikasına kısaca değinildikten sonra, Hırvatistan’ın AB üyeliğinin her iki tarafta nasıl karşılandığına bakılacaktır.


AB’nin Batı Balkanlar Politikası


AB’nin Batı Balkan politikası, Soğuk Savaşın sona ermesinin ardından yaşanan Bosna ve Kosova Savaşları nedeniyle 90’lı yıllar boyunca kriz yönetimi ve yeniden inşa temelinde şekillenmiştir. Bölgede barış ve istikrarın kalıcı olmasını temin etmek amacıyla yardım programları kabul eden AB, bu ülkelere üyelik perspektifi sunarak süreci kontrolü altında tutma yolunu tercih etmiştir.


1996 yılında “Bölgesel Yaklaşım” politikasını kabul eden AB, Batı Balkan ülkelerinin AB’ye karşı duydukları güvensizliği ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Batı Balkan ülkelerini AB’ye yakınlaştıracak olan Bölgesel Yaklaşım’ın siyasi ve ekonomik olmak üzere iki amacı bulunmaktaydı. Komisyon’un hazırladığı “Bölgesel Yaklaşım’da öngörülen ülkelerin AB ile ilişkilerinin geliştirilmesinde şartlılık uygulanması” raporu çerçevesinde, AB Konseyi 1997 yılında AB ile ortaklık antlaşması imzalamamış olan tüm Batı Balkan ülkelerini içine alacak şekilde, mali yardımları, ticari-ekonomik işbirliğini ve antlaşmaları kapsayarakikili ilişkilerin geliştirilmesi için yerine getirilmesi gereken kriterleri her ülke için belirlemiştir.(4)


Raporda bütün Batı Balkan ülkelerinin uyması öngörülen kriterlerin genel şartları arasında mültecilerin evlerine dönüşünün sağlanması, AB üyesi ülkelerde kaçak olarak bulunan vatandaşların geri kabulü, Dayton Antlaşması’nın uygulanması, insan ve azınlık haklarının geliştirilmesi, Eski Yugoslavya Ceza Mahkemesi ile işbirliği, serbest seçimlerin yapılması ve iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi yer almaktaydı.(5)


Komisyon’un 1999 yılında hazırladığı İstikrar ve Ortaklık Süreci (IOS) adı altında güçlendirilmiş yaklaşım ile Batı Balkan ülkelerindeki reform sürecinin hızlandırılması hedeflenmiştir. Güçlendirilmiş yaklaşımın temel unsurları:


-    Kopenhag kriterlerini yerine getiren ve AB üyelik hedefi taşıyan ülkelerle İstikrar ve Ortaklık Antlaşması imzalanması,

-    AB’nin Batı Balkanlar ile ekonomik ve ticari ilişkilerinin geliştirilmesi,

-    Batı Balkan ülkelerine ekonomik ve mali yardımların artırılması,

-    Demokrasi, sivil toplum, eğitim, resmi kurumların geliştirilmesinin desteklenmesi,

-    Adalet ve içişleri alanlarında işbirliği,

-    Siyasi diyaloğun geliştirilmesidir.(6)


2000 yılında toplanan Feira ve Nice Zirveleri’nde Batı Balkan ülkelerine açık şekilde AB üyeliği perspektifi sunulmuş ve AB, 21 Haziran 2003 tarihinde “Selanik Gündemi” belgesiyle bu ülkelerle arasındaki ilişkilerin dönüşümüne verdiği önemi göstermiştir. 2000 yılından 2006 yılına kadarki dönemde Batı Balkan ülkelerinin reform süreçlerinin desteklenmesinin temel aracı CARDS yardım programı iken, bu program 2007 yılında üyelik öncesi yardım planı olan IPA’ya yerini bırakmıştır. Her iki yardım programıyla amaçlanan Batı Balkan ülkelerinde demokratikleşme, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı, hukukun üstünlüğü gibi prensiplere uyum kurumsal reformları ve bölgesel işbirliğini teşvik olmuştur.(7)


Hırvatistan-AB Arasında Karşılıklı Beklentiler


1992 yılında bağımsız bir devlet olarak tanınan Hırvatistan, 90’lı yılların sonuna doğru AB ile ilişkilerini derinleştirmiş ve 2001 yılında İstikrar ve Ortaklık Antlaşması imzalamıştır. 2003 yılında AB üyeliği için başvuruda bulunan Zagreb’in talebi Komisyon’un olumlu görüşü üzerine Konsey tarafından onaylanmış ve Hırvatistan’a aday ülke statüsü verilmiştir. Hırvatistan’ın Eski Yugoslavya Ceza Mahkemesi ile işbirliği yapması koşuluyla Avrupa Konseyi 17 Mart 2005 tarihini üyelik müzakerelerinin başlangıç tarihi olarak belirlemiştir. Müzakerelerin sona ermesinin ardından 9 Aralık 2011 tarihinde Üyelik Antlaşması’nın imzalanması ile Hırvatistan’da yapılan referandumda halkın %66.27 ve Hırvatistan Parlamentosu’nda 136 milletvekilinin de üyeliğe evet demesiyle Parlamento oy birliğiyle Antlaşmayı onaylamıştır.(8) AB’ye üye devletlerde onaylama prosedürlerinin sona ermesi sonucu Hırvatistan 1 Temmuz 2013 tarihinde AB’nin 28. üyesi olmuştur. Ancak AB’nin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik koşullara ve siyasi kontekste bakıldığında Hırvatistan’ın üyelik kutlamalarının ne kadar süreceği belirsizlik içindedir.


İzlanda AB üyelik müzakerelerini askıya alma kararı alırken, Birleşik Krallık’ta AB’den ayrılma tartışmaları yaşanırken Hırvatistan AB üyeliğine nasıl bakıyor ve üyelikten neler bekliyor soruları akıllara gelmektedir. Hırvatistan Cumhurbaşkanı Ivo Josipovic, AB’nin kuruluş felsefesinin özünü oluşturan barış projesinin, istikrarın, kültürel ortaklığın ve pazarın ortağı olmanın kendileri için oldukça önemli olduğunu belirtmiştir. Durgunluk dönemindeki Hırvatistan ekonomisi rekabet gücüne sahip değildir. %21 düzeyindeki işsizlik oranı, yaşlanan nüfusu ve azalan dış yatırımlar göz önünde bulundurulduğunda AB’nin taşıdığı önem ortadadır. Hırvatistan’daki liberal kanat, AB üyeliği aracılığıyla komşu Balkan ülkelerin de AB üyeliğine teşvik edilmesiyle sınırların kalkmasına adım adım yaklaşıldığı görüşünü taşımaktadır. Ülkedeki ulusalcı çizgi ise AB üyeliğini Hırvatistan’ın egemenliğini kilitleyen bir unsur olarak görmektedir.(9)


Her ne kadar AB’nin sunduğu refah ve istikrar ortamı bir dereceye kadar geçerliliğini korusa da Hırvatistan’ın üyelik başvurusunda bulunduğu 2003 yılı kadar heyecan verici düzeyde olmaktan oldukça uzaktır. Diğer yandan Euro kriziyle mücadele eden ve önünde bir ölçüde belirsiz bir gelecek olan AB için de Hırvatistan üyeliği benzer şekilde heyecan uyandırmamaktadır. Genişlemeden yana olanlar AB’nin aday ülkeleri dönüştürücü özelliğini kaybetmediğini kanıtlamak adına Hırvatistan üyeliğinin son derece önemli olduğunu savunmaktadır. Ayrıca bu sayede çatışmaların ve ihtilafların merkezi haline gelen Balkanlar’da barış ve istikrarın sağlamlaşacağını belirtmektedir.(10) 


Ancak AB içinde Hırvatistan’ın üyeliğine yönelik endişeler de mevcuttur. Genişleme yorgunluğu olarak adlandırılan süreci yaşamak istemeyen AB ülkeleri Bulgaristan ve Romanya’nın hazır olmadan üye olduklarını örnek göstererek, yozlaşma, rüşvet gibi sorunların devam ettiği, yargı bağımsızlığının güvence altına alınmadığı bu ülkelere hâlâ kuşkuyla bakmaktadır. Buna karşılık AB bünyesinde reform süreçlerinin hızlandırılacağı ve denetim altına alınacağı görüşüyle üyeliğe sıcak bakan üyeler de mevcuttur. Komisyon’un Hırvatistan üzerine hazırladığı son raporda da yozlaşma ve organize suç Zagreb’in mücadele etmesi gereken konular arasında sayılmıştır.(11) Büyüme hızının düşüşte olduğu, yüksek bütçe açığı oranına sahip, ağır bir kamu borcualtında olan, işsizlikle mücadele eden Hırvatistan hakkındaki Ernst&Young’ın raporu da Avrupa’da Slovenya’dan sonra yozlaşmanın en fazla olduğu ülkenin Hırvatistan olduğunu göstermektedir.


Buna karşılık üyelik sürecinde savaş sonrası kurumlarını yeniden inşa eden Hırvatistan, kaçak savaş suçlularını mahkemeye teslim etmiş, organize suçla mücadele etmiş ve komşu ülkelerle sorunlarını çözme politikası yürütmüştür. Hırvatistan’ın yükümlülüklerini AB müktesebatının ve politikalarınıngerektirdiği şekilde yerine getirmeye devam etmesi halinde Balkan ülkelerinin AB nezdinde imajının düzelmesine hizmet etmiş olacaktır. Ancak tersi durumda AB üyeliğine sıcak bakan diğer Balkan ülkelerinin marjinalize olmasına neden olabilecektir. Bu durum hem gelişmekte olan demokrasiler açısından olumsuz bir algıya neden olacak, hem de AB’nin dış politika amaçları açısından da bir boşluk yaratacaktır.(12) 


Hırvatistan’ın AB’ye üyeliği Birliğin ekonomisi durgunluk dönemindeki bir ülkeye nasıl avantajlar sağlayacağı noktasında bir test niteliğindedir. Bu sayede Hırvatistan komşu Balkan ülkeleriyle ilişkilerini düzeltir ve artırırken, Birliğin de bu ülkeler nezdinde inandırıcılığının artmasında ve AB üyeliğinin siyasi gündemlerine alınmasında etkili olacaktır.(13)




Sonnotlar:


1) GaellePério, Relations UE-Balkans Occidentaux: le Triangle des BermudesEuropéens?,Questiond’Europe, no 195, 20 Février 2011, Fondation Robert Schuman, Policy Paper

2) Heidrun Ferrari & Samia Liaquat Ali Khan, EU Financial Assistance to the Western Balkans: a minority-focusedreview of CARDS and IPA, Minority Rights Group International 2010

3) Milan Nic, The EU’S role in the western balkansaftercroatianaccession, Globsec 2013, 18-21 April 2013

4) MirzetMujezinoviç, Avrupa Birliği’nin Batı Balkan Politikası Çerçevesinde Bosna Hersek ile Ilişkileri, Uluslararası Hukuk ve Politika, Cilt 3, Sayı 12, 2007, s 68-69

5) A.g.m., s 69

6) The Stabilisation and Association Process: The Western Balkans, Communication from the Commission to the Council and the European Parliament of 26 May 1999 on the stabilisation and associationprocess for countries of South-Eastern Europe COM(1999) 235 final

7) LesPays des Balkans Occidentaux, FichesTechniques sur l’Union Européenne 2013, ParlementEuropéen, http://www.europarl.europa.eu/ftu/pdf/fr/FTU_6.4.1.pdf

8) Delegation of the European Union to the Republic of Croatia, Overview of EU-Croatia Relations, http://www.delhrv.ec.europa.eu/?lang=en&content=62

9) Tim Judah, WhyCroatia’s President is soHappy to be Joining the EU Now?, May 28, 2013, http://www.bloomberg.com/news/2013-05-28/why-croatia-s-president-is-so-happy-to-be-joining-the-eu-now.html

10) CorinaStratulat, For better, For worse: the European Union takesCroatia as its 28th member, EPC Commentary, 12 June 2013

11) JudyDempsey, What Croatia’s EU MembershipMeans for Europe?,http://carnegieeurope.eu/strategiceurope/?fa=52041&lang=en

12) CorinaStratulat, a.g.m.

13) Milan Nic, a.g.m.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top