6 Mayıs 2012: Yunanistan Tarihinin En Kritik Seçimleri

Orhan DEDE
10 Mayıs 2012
A- A A+

2008 yılında patlak veren ekonomik krizin en fazla etkilediği ülkelerden biri olan Yunanistan, 6 Mayıs Pazar günü tarihinin en kritik seçimlerinden birini gerçekleştirecektir. PASOK ve Yeni Demokrasi partileri, 1974’te sona eren albaylar cuntasından bu yana ülkeyi dönüşümlü olarak neredeyse kırk yıldır yönetmiştir.


Yunanistan’da ekonomik krizle birlikte bu partiler önemli ölçüde oy kaybına uğramıştır ve ülkedeki belirsizlik ve karışıklık ciddiyetini korumaya devam etmektedir.



Yunanistan'da durum o kadar ciddi ki en son 4 Nisan Çarşamba günü 77 yaşındaki Dimitris Christoulas Atina'nın gösterilerle özdeşleşmiş meşhur Sintagma Meydanı’nda, geride “çöplerden yemek toplayacağıma onurumla ölmeyi tercih ederim” notunu bırakarak hayatına son verdi. Christoulas, Meydanın göbeğinde yaşamına trajik bir şekilde son verirken birkaç adım ilerdeki Parlamento binasında Yunanlı siyasetçilerin krizi nasıl aşacaklarına dair bitmek bilmeyen trajikomik tartışmaları devam etmekteydi. Yunan halkı, ilan edilen seçim tarihiyle birlikte daha da kızışan siyasi atmosferden krizin çözümüne katkı sağlayacak bir düzenlemenin ya da önerinin gelmesinden umudunu bütünüyle kesmiş gibi görünmektedir.



Son dönemde Yunanistan’da en çok tartışılan konuların başında; 6 Mayıs seçimlerinden sonra güçlü bir iktidar iş başına gelemez ve istikrarsızlık kötüleşirse, ülke ekonomisinin tamamen iflası ve böyle bir durumda Yunanistan’ın avro bölgesinden çıkarılıp çıkarılmayacağı gelmektedir. Ülkenin içinde bulunduğu durum düşünüldüğünde bu konularda kesin bir şey söylemek mümkün görünmemektedir, fakat Yunanistan’ın bulunduğu sarmaldan kurtulabilmesi için samimi, gerçekçi ve güçlü bir iktidara ihtiyaç duyduğu muhakkaktır. (1) 6 Mayıs Pazar günü, ihtiyaç duyulan bu güçlü iktidarı iş başına getirebilmek için yaklaşık 9 milyon 850 bin Yunan 20,560 seçim noktasında sandık başına gidecek. Ancak, seçimlerden önce yapılan son kamuoyu araştırmaları 6 Mayıs’ta herhangi bir partinin tek başına iktidara gelebilecek oy oranına ulaşamayacağını, birbirleriyle anlaşmaları pek mümkün olmayan 9-10 partiden müteşekkil parçalı bir parlamentonun oluşabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, zaten kriz içindeki Yunanistan’ın seçimler sonrasındaki yönetim krizleriyle durumunun daha da ağırlaşacağı ve sonunda iflas etmekten kurtulamayacağı öne sürülmektedir.



Gerçekten de ülke ekonomisi, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Birliği’nin (AB) bütün yardımlarına rağmen (krizin başından bu yana toplam 380 milyar avro) gittikçe kötüleşmeye devam etmektedir. Yunanistan İstatistik Kurumu ELSTAT verilerine göre bu yılın Ocak ayında yüzde 21,2 olan işsizlik oranı Mart ayı sonunda yüzde 21,8’e yükselmiş durumdadır. ELSTAT’ın açıkladığı Ocak 2012 verilerine göre Yunanistan’daki işsiz sayısı 1,084,668’dir. Bu rakamlara göre 2011 yılı Ocak ayı ile 2012 yılı Ocak ayı arasındaki bir yıllık sürede ülkedeki işsiz sayısı 344,913 kişi, yani yüzde 46,6 oranında artmıştır. 25-35 yaş gurubunda ülkedeki işsizlik oranı yüzde 28,7'ye ulaşmakta, 15-24 yaş gurubunda ise bu oran yüzde 50'yi aşmaktadır (%50,8). Yunan istatistik kurumuna göre ülkede işsizlik oranının en yüksek (%22,6) olduğu bölgeler ise, kuzey ve kuzeydoğuda Türkiye, Bulgaristan ve Makedonya sınırı boyunca uzanan ve ülkedeki azınlıkların en yoğun yaşadığı Trakya ve Makedonya bölgeleridir. (2) Son beş yıldır sürekli kriz halinde olan Yunan ekonomisi yaklaşık yüzde 18 oranında küçülmüştür ve bu küçülme alınan bütün önlemlere karşın hala devam etmektedir. (3) Sağlanan onca desteğe rağmen Yunanistan toparlanıp ekonomik büyüme kaydedemezse iflas etmekten kurtulamayacağı ifade edilebilir.



Yunanistan Krizinin Seyri


Yunanistan ekonomik krizi sadece bu ülkede baş göstermiş münferit bir kriz değildir. 2008 yılından bu yana dünyanın hemen her bölgesinde, az veya çok birçok ülkeyi olumsuz manada etkileyen yaygın bir ekonomik istikrarsızlık mevcuttur. Bu süreç Yunanistan gibi üretimi nispeten düşük ve ekonomideki yapısal sorunlarını çözememiş ülkeleri daha derinden sarsmaya devam etmektedir.

 


Uluslararası ekonomik bütünleşmelerin ana hedeflerinden birisi ülkeler arası serbest ticaretin önündeki duvarları kaldırıp toplumların refah seviyesini artırmaktır. Yunanistan'ın da içinde bulunduğu Avrupa Birliği, ortak para birimi kullanma aşamasına gelebilmiş başarılı bir ekonomik ve parasal bütünleşme örneğidir. Bu nedenle ülkede yaşanan ekonomik krize karşı tüm avro bölgesi ülkeleri harekete geçmiş, 2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Anlaşması'nın 122. maddesi gereğince Yunanistan'a AB desteği sağlanmıştır. Yunanistan'daki ekonomik kriz sadece Avrupa Birliği değil, bütünleşme yolunda ilerleyen diğer uluslararası yapıların da ders alıp önlem geliştirdiği öğretici bir kriz olmuştur.(4) Hâlihazırda Yunan ekonomisi, Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) oluşturduğu üçlü mekanizmanın sıkı denetiminde tasarruf politikaları uygulayarak en kısa zamanda düzlüğe çıkmaya çalışmaktadır.

 


Bu çerçevede AB-Yunanistan arasındaki ekonomik entegrasyon sürecinin serbest ticaret anlaşmasının imzalandığı 1961 yılında başladığını ileri sürmek yanlış olmayacaktır. Anlaşmayla birlikte Yunanistan, AB'nin bizzat üyesi olacağı 1981 yılına kadar en büyük ticari ortağı olmuştur. 1980'li yıllarda ekonomik açıdan İrlanda'dan sonra Avrupa Topluluğu'nun en zayıf ülkesi olan Yunanistan, üyeliğinin ilk yıllarında ciddi rekabet sorunlarıyla karşılaşmıştır. Ekonomideki yapısal sorunlara popülist politikalar da eklenince ülke 1990'lı yılların ortalarına kadar Topluluğun diğer üyeleri ile rekabet edebilecek istikrarlı ekonomik politikalar geliştirememiştir.  Böylece Yunanistan’ın ile Topluluk üyesi diğer ülkelerle arasındaki ekonomik fark gittikçe açılmıştır. Ancak 1990'lı yılların ikinci yarısından sonra, özellikle Kostas Simitis'in 1996 yılında iktidara gelmesiyle Yunanistan'ın ekonomik performansında ciddi bir artış gözlenmiştir. Maastricht Anlaşmasıyla öngörülen "Avrupa Birliği"ni tesis etmek için üye devletlerin uyumu ve yakınlaşması politikaları, maliye ve ekonomi alanlarını da kapsayarak Yunan ekonomisinde belli bir disiplinin oluşmasını temin etmiştir. Sağlanan bu istikrara AB'nin ekonomik ve sosyal uyum politikaları için ayırdığı fonlardan alınan yüklü miktardaki yardımlar da eklenince ülke ekonomisi, 2008 yılına kadar sürecek nispi bir refah yakalamış ve büyüme sürecine girmiştir.(5)

 


Kasım 2009’da yapılan seçimlerle iş başına gelen George Papandreou liderliğindeki PASOK hükümetinin ülkedeki ekonomik verilerin çarpıtıldığı yönündeki açıklamasıyla bugün yaşanmakta olan kriz resmen başlamıştır. Yunan maliye bakanlığı verilerine göre 2004 ile 2010 yılları arasında Yunanistan'da üretim yüzde 40 düzeyinde artarken merkezi hükümetin harcamaları yüzde 87, vergi gelirleri ise sadece yüzde 31 oranında artmıştır. Yani, Yunan ekonomisinin göreli büyüme kaydettiği dönemlerde bile mali dengesizlikler yüksek oranlarda seyretmiş, 2009 yılında resmen başlayan kriz fiilen çok daha erken bir dönemde başlamıştır. Krizin varlığı resmen kabul edilince 2008 ve 2009 yılına ait bütçe açıkları revize edilmiş ve Papandreou liderliğindeki Yunan hükümeti 14 Ocak 2010 tarihinde bütçe açığını 2012 yılı sonuna kadar yüzde 2,8’e indirmeyi hedefleyen bir istikrar programı açıklamıştır. (6) Ancak zamanla Yunanistan’daki krizin sadece bütçe açıklarından kaynaklanmadığı, Yunan ekonomisinin vergi toplama, gelir ve gider hesaplamalarında bir dizi yapısal problemleri olduğu ve bu sorunların çözülmesi için daha radikal önlemlerin alınması gerektiği anlaşılmıştır.

 


Kamu çalışanlarının ücretlerinde kesintiye gidilmesinden maaşların sabitlenmesine, vergi oranlarının yükseltilmesine ve çok sayıda kamu personelinin işine son verilmesine kadar, bir dizi radikal önlemi almak durumunda kalan Yunanistan’da krize yol açan başlıca neden ülkenin gelir toplama sistemindeki gevşeklik ve bu gevşekliğe rağmen 2009 yılına kadar yapılan yüksek harcamalardır. Örneğin Avro bölgesinde özel tüketime harcanan oran ortalama Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla’nın (GSYİH) yüzde 58’i iken Yunanistan’da bu oran yüzde 75’e yükselmektedir. Vergi toplama ve harcamaların kontrol edilmesindeki yapısal bazı sorunlar ve yetersizlikler de buna eklenince ülkenin borç stoku gittikçe kabarmıştır. (7) Mesela, Yunan sosyetesinin ünlü modacılarından biri olan Lakis Gavalas İtalya’dan ithal ettiği ünlü markalardan ve kendi şirketinden yılda ortalama 100 milyon avro kazanmış, ama vergisini ödememiştir. Gavalas şu anda 7 milyon avroyu bulan vergi borcundan dolayı hapistedir. Yine Giritli bir çoban olan Stelios Parasiris 1995’te kurduğu şirketinin vergi borcunu zamanında ödemediği için, o zamanki para birimiyle 30 milyon drahmi para cezasına çarptırılmıştır. Parasiris’in borcu hala tahsil edil(e)mediği için zamanla birikerek bugün faiziyle birlikte 11 milyon avroya ulaşmıştır.(8)

 


1991 gibi erken bir tarihte bile Yunanistan’ın net borcunun GSYİH’ya oranı yüzde 67 düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu oran aynı dönemde bugünkü avro bölgesi ülkelerinde ortalama yüzde 37 dolayında seyretmiştir. Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı Yunanistan’ın borç yükü 1997 yılına kadar kademeli olarak yükselmeye devam etmiştir. 2002 yılına kadar Yunanistan faiz dışı kamu bütçe dengesinde fazla verirken, 2003 yılından sonra faiz dışı dengede de açık vermeye başlamıştır. Bu durum ülkenin zaten yüksek düzeyde seyreden borç yükünün daha da artmasına neden olmuştur.

 


Sosyal güvenlik harcamalarındaki çarpıklıklar ve elde olmayan nüfus özellikleri, Yunanistan’ın içinde bulunduğu duruma düşmesinde rol oynamıştır. Ülkenin sosyal güvenlik harcamalarının GSYİH’ya oranı yüzde 12’dir. Bu oran diğer OECD ülkelerinde yüzde 7 düzeyindedir. Yine OECD ülkeleri içerisinde faal nüfus içinde 65 yaş üstü nüfusun oranı yüzde 23 iken, bu rakam Yunanistan’da yüzde 29’a yükselmektedir. 1980’lerden bu yana sürekli açık veren cari hesap, 90’lı yılların sonundan itibaren daha da artarak 2000’li yılların ortasında yüzde 15 seviyelerine kadar yükselmiştir. Birçok sorunun temel nedeni olan harcamalar konusunda da Yunanistan kaynaklarını uzun vadede getiri sağlayacak sektörlere yatırım yaparak değerlendirmemiştir. Mesela ülkenin kamu harcamalarında eğitime ve savunmaya ayrılan paylar eşittir (%5,5). Oysa Avrupa Birliği genelinde bu oran eğitime yüzde 12, savunmaya yüzde 3 şeklindedir. (9)

 


2010 yılında açıklanan ilk istikrar programından bu yana Yunanistan’a desteğini devam ettiren AB Komisyonuna göre, 2011 yılı boyunca devam eden ekonomik durgunluk bu yılda devam ederse 6 ay içinde her hafta bin iş yeri daha kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. 2011 yılı boyunca toplam 120 bin iş yerinin kapandığı göz önüne alınırsa Yunan ekonomisinin içinde bulunduğu durum daha net anlaşılacaktır. (10) ELSTAT'ın 9 Nisan'da açıkladığı rakamlara göre Aralık 2011'de yüzde 11,9, Ocak 2012'de yüzde 6 düşüşün ardından, Şubat 2012'de de Yunanistan'ın sanayi üretiminde 8,3 oranında bir düşüş kaydedilmiştir. Böylece 2012 yılının ilk iki ayında Yunanistan'ın sanayi üretiminde ortalama 7,2'lik bir düşüş yaşanmıştır. Avrupa Birliği Komisyonu yetkilileri bu oranın krizin beşinci yılı olan 2012 sonunda 4,7 olarak gerçekleşmesini tahmin etmektedir.

 


Ülkenin diğer sektörlerinde de üretim düşmeye devam etmektedir. ELSTAT tarafından açıklanan verilere göre son dönemde Yunanistan’ın imalat sanayi yüzde 10,6 elektrik üretimi yüzde 1,8 maden ve madencilik sanayi üretimi yüzde 11,5 ve su üretimi yüzde 1,4 oranında gerilemiştir. Yine 9 Nisan'da Yunan İstatistik Kurumu’nun açıkladığı veriler dikkate alındığında Mart ayında enflasyon bir önceki aya göre biraz gerileyerek yüzde 1,7 olarak gerçekleşmiştir. Artan petrol fiyatları ile doğru orantılı olarak ulaşım fiyatları yüzde 3,8, sigara ve alkollü içeceklerin fiyatları da yüzde 2,4 oranında yükselmiştir. Mart ayında ülkede fiyatlar ortalama 2,8 oranında yükselmiştir.(11) Fiyatlarda krizin başından beri devam eden bu artışa karşılık ülkedeki asgari ücret 890 avrodan 600 avroya gerilemiştir.

 


Bu durum ülkedeki sosyal yaşamı olumsuz anlamda etkilemeye devam etmektedir. Açıklanan istatistiklere göre 2009 yılından bu yana Yunanistan’da 1,500 kişi intihar etmiştir. Son üç yılda ülkedeki intihar vakalarının sayısı yüzde 40 oranında artmıştır. Oysa 2010 yılı öncesine kadar Avrupa’da intihar oranı en düşük ülke Yunanistan olmuştur. Yazının başında değindiğimiz Dimitris Christoulas gibi bazı intihar vakaları gerçekten korkunçtur. Mesela, 80 yaşında yaşlı bir kadın çocuklarına daha fazla ekonomik yük olmamak için kendisini ateşe vererek yakmıştır.(12) Girit adasında 54 yaşında bir muhasebeci içine düştüğü mali sıkıntıyı aşamayınca çareyi kendini evinin merdivenlerine asmakta bulmuştur. Ülkede aylardır devam eden gösterilerde protestocular başkent Atina’nın tarihi binaları da dâhil olmak üzere, birçok mağaza ve alışveriş merkezini yağmalamaya devam etmektedir. Sık sık tekrarlanan grevler dolayısıyla ülkede günlük yaşam olumsuz yönde etkilenmektedir. İşte böyle bir ortamda seçime giden Yunanistan’da bugünlerdeki asıl soru seçimlerde değil seçimlerden sonra ne olacağıdır.

 


Seçimler Öncesi Siyasi Partilerin Durumu


Son 35 yıldır ülkeyi dönüşümlü olarak yöneten Yeni Demokrasi (ND) ve Panhelenik Sosyalist Hareket Partisi (PASOK) devam eden ekonomik krizin sorumluları olarak görüldükleri için seçmenler arasında ciddi bir zemin kaybına uğramıştır. Nitekim seçim yasakları başlamadan açıklanan son kamuoyu yoklamalarında iki partinin toplam oy oranının ancak yüzde 33-35’e ulaşabildiği görülmektedir. Oysa 4 Ekim 2009 yılında yapılan son seçimlerde sadece PASOK oyların yüzde 43,92’sini almış, Yeni Demokrasi ise yüzde 33,48 ile PASOK’u takip etmiştir. Böylece son seçimlerde bu iki parti, ülke genelinde toplam oyların yüzde 77,4’ünü paylaşmıştır. Kamuoyu araştırmalarına göre Yunan seçmenlerin yüzde 65,7’si önümüzdeki dönem için bir koalisyon hükümetini desteklemektedir. Ancak yukarıdaki sonuçlarla, 35 yıldır ülkenin politik hayatına yön veren bu iki partinin parlamentoda çoğunluğu oluşturacak bir koalisyon hükümeti bile kurmaları mümkün görünmemektedir. Parlamentoda çoğunluğun sağlanabilmesi için en az yüzde 36 oy oranına ulaşılması gerekmektedir. Halkın yüzde 52,4’ü ne Yeni Demokrasi lideri Antonis Samaras’ı ne de PASOK lideri Evangelos Venizelos’u başbakan olarak görmek istemediğine göre, 6 Mayıs seçimlerinde en popüler iki partinin ülkenin ihtiyacı olan güçlü bir iktidarı oluşturabilecek oy oranlarına ulaşmaları mümkün değildir. (13) Bu nedenle yunan kamuoyunda sıkça iki partili dönemin sona erdiği yorumları yapılmaktadır. (14)

 


Kamuoyu araştırmaları, 6 Mayıs Pazar günü yapılacak seçimler sonucunda Yunanistan’da alışılmışın dışında çok farklı bir parlamentonun teşekkül edeceğine işaret etmektedir. 1981 yılında iktidara gelen PASOK döneminden bu yana Yunan parlamentosunda en az üç, en fazla beş parti temsil ediliyordu. PASOK ya da Yeni Demokrasi partilerinden biri tek başına iktidar olacak çoğunluğu elde ederken, diğeri ana muhalefet partisi oluyordu. Bu sistemde Yunanistan Komünist Partisi hemen her seçimde parlamentoya girebilecek bir oy oranına ulaşıyordu. Son dönemde yapılan seçimlerde bu üç partiye Radikal Sol Koalisyon Partisi (SYRIZA[SİRİZA]) ve Ortodoks Halk Partisi (LAOS) yüzde 4-5 gibi oy oranlarıyla eklenmişti. Ancak, nerdeyse kırk yıldır ülkenin politik kaderine hükmetmiş iki baskın partinin güçlerini yitirmesiyle birlikte sağ ve sol cenahta yeni partilerin kurulduğu ve bu partilerin ciddi oy oranlarına ulaştıkları görülmektedir. Seçimlerden önce açıklanan son kamuoyu araştırmalarında parlamentoya bu kez 8-10 partinin girebileceği görülmektedir. (15)

 


Araştırma sonuçlarına göre, Antonis Samaras liderliğindeki Yeni Demokrasi (ND) partisinin yüzde 19-22 oy oranıyla seçimlerden birinci parti olarak çıkması beklenmektedir. Samaras, 1991 yılındaki Kostantin Miçotakis hükümetinde Dışişleri Bakanı olarak görev almış ve bu dönemde Yunanistan'ın Makedonya'ya karşı izlediği milliyetçi ve saldırgan politikada belirleyici rol oynamıştır. Samaras, Makedonya'nın Makedonya ya da içinde Makedonya olan herhangi başka bir isimle tanınmasına karşı çıkmakta o kadar ileri gitmiştir ki dönemin başbakanı Miçotakis kendisini görevden almak durumunda kalmıştır.  11 yıl siyasetten ayrı kaldıktan sonra Yeni Demokrasi lideri olarak tekrar meydanlara inen Samaras, bugün daha olgun bir görüntü sergilemektedir. Eğer bir sürpriz olmazsa, yüzde 12-15 oy oranlarıyla Panheleneik Sosyal Hareket Partisi’nin (PASOK) seçimi ikinci olarak tamamlaması beklenmektedir. 2009'daki yüzde 44'lük zaferden sonra PASOK bugün büyük ölçüde krizin sorumlusu olarak kabul edildiği için 30 puan birden gerilemiş gözükmektedir. 2011 yılı sonunda George Papandreou'nun başbakanlıktan ve parti liderliğinden ayrılmasıyla PASOK'un başına gelen Evangelos Venizelos, Papandreou hükümetinde ekonomi bakanlığı yapmış iyi bir ekonomist olarak tanınmaktadır. Venizelos, istifa eden Papandreou hükümetinden sonra teknokrat Lukas Papadimos başkanlığında kurulan koalisyon hükümetinde de aynı görevini sürdürmektedir. Seçim öncesi yüksek vaatleri ve hırçın söylemleri ile bilinen Yunan siyasetçilerin aksine, Venizelos son derece mütevazı bir seçim propagandası takip etmektedir. (16) (17)

 


Aleka Papariga önderliğindeki Yunanistan Komünist Partisi (KKE) seçim kampanyasında Avrupa karşıtı tutumunu sürdürmektedir. KKE oylarını biraz artırarak yüzde 11-12 bandına yükseltmiştir. Komünist parti şu anda ülkedeki üçüncü büyük parti konumundadır. Komünist partiyi yüzde 10-11 oy oranıyla Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA), takip etmektedir. Yeni Demokrasi'den ayrılan küskün vekillerin bu yılın Mart ayında kurduğu Bağımsız Yunalılar Partisi, Panos Kammenos liderliğinde kısa sürede örgütlenip yüzde 10-11 oy oranına ulaşmıştır. Bağımsız Yunanlıları, kurulduğu 2010 yılından bu yana oylarını sürekli artıran Demokratik Sol Parti (DIMAR) takip etmektedir. 13 Nisan'da yayınlanan bir araştırmaya göre, Demokratik Sol'un lideri Fotis Kouvelis ülkedeki en popüler liderdir. Kamuoyu yoklamalarına göre oyları yüzde 10 ve üzerinde olan bu altı partiden sonra, ülkedeki yüzde 3'lük barajı aşacak üç veya dört parti daha görünmektedir. Aşırı sağ parti olarak da anılan Ortodoks Halk Partisi’nin (LAOS) yüzde 3,5-4 oranında oy alması beklenmektedir. Yeni Demokrasi lideri Antonis Samaras ile düştüğü fikir ayrılıklarından sonra partiden ayrılıp Demokratik İttifak partisini kuran eski dışişleri bakanı Dora Bakoyannis'in de yüzde üç oranında oy alacağı tahmin edilmektedir. Kamuoyu yoklamalarına göre Yeşiller Partisi’nin oy oranı da yüzde 2,5 ile 3 arasında değişmektedir. (18) (19) (20)

 


Yunanistan'daki tarihi seçimler ile ilgili en büyük sürpriz ise, hiç kuşkusuz aşırı sağ, ırkçı ve faşist bir parti olarak nitelendirilen Hrisi Avgi (Xrisi Avgi) (Altın Şafak) partisinin beklenmedik yükselişidir. Yapılan bütün kamuoyu yoklamalarında parti yüzde 3 barajını aşıyor görünmektedir. Bazı kamuoyu araştırmalarında partinin oy oranının yüzde 5'e kadar yükseldiği gözlenmektedir. “Yunanistan Yunanlılara aittir” sloganıyla yabancı karşıtlığı (düşmanlığı) temelinde siyaset yapan Altın Şafak, kaçak göçmenlerden başlamak üzere ülkedeki tüm göçmenlerin kademeli olarak sınır dışı edilmesini istemektedir. Ülkedeki belirsizlik ortamında bir kaç ay içerisinde parlayan partinin parlamentoya girmesine kesin gözüyle bakılmaktadır. Böylece İskandinav ülkeleri de dâhil olmak üzere birçok Batı ülkesinde parlamentolarda temsil edilen ırkçılık, Avrupa’daki yükselişini Akdeniz sahillerinde de devam ettirecektir. (21)

 


Sonuç


Yunanistan modern tarihinin en zor günlerini yaşamaktadır. Kriz derinleştikçe sadece ekonomik bir kriz olmaktan çıkıp ülkenin demokratik yapısını da olumsuz yönde etkilemeye başlamıştır. Bu nedenle, Yunan halkı 6 Mayıs seçimleri ile geleceğe yönelik umutlarını canlandırmak istemektedir. Ancak, ülkede umutların yeşermesini temin edecek gelişmeler yaşandığını söylemek pek mümkün görünmemektedir. Krizin temel nedeni olan siyasal sistem ve siyasi partiler, bölünerek de olsa varlıklarını olduğu gibi devam ettirmektedir. Birçok uzmana göre krizin nedenleri olan yozlaşmış, himayeci politikalar; verimsiz, hatta işlemeyen bir bürokrasi, üretmeyen bir kamu sektörü, son derece zayıf örgütlenmiş, kırılgan bir sivil toplum ve yüksek düzeydeki dış borcun hepsinde ülkeyi bugüne kadar yöneten siyasi partilerin tutumları belirleyici olmuştur. Yunanistan’daki kamu sektörü, Avrupalı ortaklarından büyük değildir ve aslında hiçbir zaman da olmamıştır. Ancak kamu sektörünün işleyişi Avrupalı diğer devletlerden çok farklı olagelmiştir. Yunanistan’da yıllardır bürokratik pozisyonlara atanacak kişileri, kamudaki işçi alımlarını ehliyet değil bürokratik kayırmacılık ve particilik belirlemiştir.(22) Yunanistan, aslında bir bakıma 2009 yılından beri bu siyasal sistemin ürettiği aksaklıkların diyetini ödemektedir.

 


6 Mayıs seçimlerinde herhangi bir partinin tek başına iktidar olabilecek oy oranına erişmesi mümkün görünmemektedir. Ya sol partiler birleşip bir koalisyon oluşturacak ya da Yeni Demokrasi ile PASOK bir araya gelip bir koalisyon hükümeti kuracaklardır. Her durumda ülke en az 2015 yılına kadar ağır tasarruf tedbirlerini uygulamak durumundadır. Hangi parti iktidar olursa olsun Yunanistan, gelir ve harcama tedbirlerini disiplin altında tutmak ve yapısal bazı mali reformlar gerçekleştirmek zorundadır. Bu çerçevede, özellikle avroya katıldığından bu yana artan faiz dışı harcamalar denetim altında tutulmalıdır. Bazı sosyal tüketim harcamaları ve memur maaşları faiz dışı harcamalar listesinden yapılmaktadır. Bu nedenle gelen iktidar; 2015 yılına kadar memur maaşlarını sabit tutmak, dini bayramlarda ve yaz aylarında verilen ikramiyeleri kesmek, yüksek emekli maaşlarında daha ileri seviyelerde indirime gitmek, kamudaki istihdam oranını azaltmaya devam etmek - nitekim geçtiğimiz haftalarda 150 bin kamu çalışanının daha işine son verileceği gündeme gelmiştir -  ve bazı yatırımları ertelemek veya iptal zorunda kalacaktır. Kurulacak iktidarın uygulamaya konan KDV oranlarının yükseltilmesi, bazı ürünlerdeki özel tüketim vergilerinin artırılması, ruhsatsız işletmelere ve yapılara vergi ve harçlar konulması gibi gelir tedbirlerini aynen devam ettirmesi kaçınılmaz olacaktır. Yunanistan; varlığını devam ettirmek istiyorsa yakın geçmişiyle yüzleşip artık iyice gün yüzüne çıkmış kayırmacı, himayeci ve yozlaşmış siyasi sistemini yenilemek zorundadır.

 


Dipnotlar:


1. Papachelas, Alexis. “Questions for the Day After”, Khathimerini, 25 Nisan 2012, Bkz. http://www.ekathimerini.com/4dcgi/_w_articles_wsite3_1_25/04/2012_439278, (Erişim 29 Nisan 2012).


2. “Unemployment Hits New Record High of 21.8 Percent”,  Kathimerini, 12 Nisan 2012, Bkz. http://www.ekathimerini.com/4dcgi/_w_articles_wsite2_1_12/04/2012_437627, (Erişim 27 Nisan 2012).


3. Papachlimintzos, Costas. “The ND Plan to Exit the Crisis”, Athens News, 20 Nisan 2012, Bkz. http://www.athensnews.gr/issue/13492/55035, (Erişim 29 Nisan 2012).


4. Köse, Yaşar & H. Karabacak. “Yunanistan Ekonomik Krizi: Nedenleri, Etkileri ve Alınan Tedbirlere İlişkin Bir Değerlendirme”, Maliye Dergisi, Sayı: 160, Ocak-Haziran 2011, ss. 289-306, s. 290.


5. İbid, s.  290,91.


6. İbid, s. 292.


7. Ercan, Metin. “Yunanistan Masalı”, Radikal, 5 Kasım 2011, http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1068569&Yazar=METIN-ERCAN&CategoryID=101, (Erişim 29 Nisan 2012).


8. Berberakis, Stelyo. “Komşuda Çoban da Vergi Kaçırmış”, Sabah, 7 Şubat 2012, Bkz. http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2012/02/07/komsuda-coban-da-vergi-kacirmis, (Erişim 2 Mayıs 2012).


9. Ercan, “Yunanistan Masalı”.


10. Berberakis, Stelyo. “Komşunun Durumu Vahim”, Sabah, 21Nisan 2012, Bkz. http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2012/04/21/komsunun-durumu-vahim#, (Erişim 26 Nisan 2012).


11. Bouras, Stelios. “Greece Industrial Production Continues to Fall”, The Wall Street Journal, 9 Nisan 2012, Bkz. http://online.wsj.com/article/SB10001424052702303772904577333410416356848.html, (Erişim 28 Nisan 2012).


12. Henley, Jon. “Latest Suicide Shows Greece is in Desperate Straits-But it Won’t Spark a Revolution”,  The Guardian, 5 Nisan 2012, Bkz. http://www.guardian.co.uk/world/2012/apr/05/greece-rise-suicide-rate, (Erişim 3 Mayıs 2012).


13. “Coalition Government Best Solution for Greece, Poll Shows”, Athens News, 13 Nisan 2012, Bkz. http://www.athensnews.gr/portal/8/54959, (Erişim 30 Nisan 2012).


14. Iordanidis, Costas. “The End of the Two Part Era?”, Kathimerini, 11 Nisan 2012, Bkz. http://www.ekathimerini.com/4dcgi/_w_articles_wsite3_1_11/04/2012_437587, (Erişim 30 Nisan 2012).


15. “New Democracy Leads in Latest Poll, with 22.5%”, Athens News, 22 Mart 2012, Bkz. http://www.athensnews.gr/portal/8/54321, (Erişim 2 Mayıs 2012).


16. “Poll Shows Further Drop in Support for New Democracy”, Kathimerini, 11 Nisan 2012, Bkz. http://www.ekathimerini.com/4dcgi/_w_articles_wsite1_1_11/04/2012_437572, (Erişim 30 Nisan 2012).


17. “Cut From the Same Cloth”, Athens News, 6 Nisan 2012, Bkz. http://www.athensnews.gr/editorial/54727, (Erişim 30 Nisan 2012).


18. “Coalition Government Best Solution”, Athens News.


19. “Poll Shows Further Drop”, Kathimerini.


20. “New Democracy Leads”, Athens News.


21. “Golden Dawn Taps into Voter Anger and Fear”, Athens News, 26 Nisan 2012, Bkz. http://www.athensnews.gr/portal/8/55171, (Erişim 29 Nisan 2012).


22. Lyrintzis, Christos. “Greek Politics in the Era of Economic Crisis: Reassessing Causes and Effects” GreeSE Paper, No: 45, Hellenic Observatory Papers on Greece and Southeast Europe: London (March 2011).

Back to Top