Avrupa’da “İslamofobi” Algısı Üzerine

Gamze DEĞİRMENCİ
25 Ağustos 2010
A- A A+

Fobi kelimesinin kökeni Yunanca “phobos” kelimesine dayanır ve Yunan mitolojisinde dehşet tanrısı anlamına gelmektedir.(1) Fobi, herhangi bir şeye karşı duyulan tedirginliği, olağan dışı korkuyu ifade eder ve kişinin yaşamını olumsuz etkiler. Ancak korku düzeyinin kişinin kontrolünden çıkarak rahatsızlık vermesi ve anksiyeteye dönüşmesi normal olan bir takım korkuların fobiye dönüştüğü anlamına gelir.

 

İslamofobi kavramı Türkçeye her ne kadar “İslam karşıtlığı” olarak çevrilse de Batı’daki kullanımı bu tanımlamanın bir adım ötesindedir. Bazı çevreler İslam dinine ve bu dinin mensuplarına karşı kendi varlıklarını tehdit ettikleri gerekçesiyle tedirginlik duymakta ve korku yaşamaktadır. Ancak batı dünyasının İslam ve fobiyi bir arada kullanması düşündürücüdür. Çünkü herhangi bir şeye karşı duyulan fobi, toplumda sıklıkla görülen anksiyete bozukluğu olarak nitelendirilmektedir. Öyleyse içinde fobi kelimesinin de bulunduğu “İslamofobi” algısı da Avrupa toplumları için bir sorundur ve iyileştirilmesi gerekir. Eğer islamofobi Avrupalıların zihninde var olan bir korku değil de, kurumlar ve medya tarafından kullanılan politik bir araçsa sorunun bu boyutu ele alınmalıdır.

 

Bir din ve o dinin mensupları, geniş bir topluluk tarafından bir tehdit unsuru olarak algılanıp korku ve kaygı yaratıyorsa çözüm muhakkak bu korkunun sebeplerinin araştırılıp bulunması ve üzerine gidilmesiyle bulunacaktır. Avrupa kamuoyu, kurumları ve medyası bir bütün halinde bu endişenin realitesini sorgulamalı ve giderilmesi için çalışmalıdır. Çünkü ülkelerinde yoğunlukla yaşayan ve bütünün bir parçasını oluşturan Müslümanların tehdit olarak algılanması ve tarafların bu sebeple tedirgin bir hayat yaşaması, modern, çağdaş, demokratik, hukuku ve insan haklarını önemseyen Avrupa ülkelerinin imajını zedelemektedir. Peki ne oldu da bugün, derin bir kültürel mirasa sahip Müslümanlar Avrupa tarafından bir tehdit unsuru olarak görülmeye başlandı?

 

Bu çalışmada “islamofobi” hakkında fikir sahibi olabilmek ve değerlendirme yapabilmek için kuşkusuz, Avrupa’daki Müslümanların bu coğrafyadaki tarihi geçmişlerine, nüfus yoğunluklarına ve yaşadıkları bölgeler üzerindeki etkilerine değinmek gerekir. Özellikle 11 Eylül sonrası İslam dinine ve Müslümanlara karşı yükselen olumsuz algı çalışmanın ana parametresini oluşturacaktır.

 


Avrupa’da Müslümanlar

Dünya üzerindeki dinler arası ihtilaf yüzyıllarca sürmüştür. Bu ihtilafların kuşkusuz en belirgin olanlarından biri İslamiyet ile Hıristiyanlık arasında gerçekleşmiştir. Günümüzde her ne kadar medeniyetler ittifakı gibi projelerle dinler arası uzlaşı geçmiş yıllara göre daha fazla sağlanmış olsa da, din perspektifli gerilim yeryüzünden asla silinmemiş ve hatta farklı boyutlara taşınmıştır.

 

İslam ile Avrupa coğrafyasının beraber anılması İslam Peygamberi’nin Bizans İmparatorluğu’na gönderdiği tebliğ mektubunda var olmasına rağmen, Endülüs Emevileri’ne kadar Müslümanların gündeminde pek yer almamıştır. Bu sebeple tarihçiler İslam’ın Avrupa tarihini, Avrupa’nın ilk Müslüman devleti Endülüs Emevi Devleti ile başlatırlar. 8. yy’dan 15. yy’a kadar İslam dünyasının her alanda Hıristiyan Batı dünyasından üstün olduğu belirtilmektedir.(2) Osmanlı’nın İslam ahlakı, gelenekleri ve kültürü Avrupa’da yaşanan büyük gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Bugün Avrupa medeniyetinin gelişmesinde İslam’ın önemli bir yeri olduğu pek çok tarihçi, sosyolog, araştırmacı ve akademisyen tarafından dile getirilmektedir. Öyle ki Endülüs Devleti kurulduktan kısa bir süre sonra verdiği en seçkin sanat ve fikir eserleri ile günümüze kadar anılmaya devam etmiştir. Aynı zamanda Endülüs Devleti, Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanların bir arada yaşadığı, tarihte örneği az görülen bir etkileşim ve uyum örneği göstermiştir. Endülüs Devleti’nin yıkılmasından sonra, Osmanlı Balkanlar üzerinden bölgedeki etkisini devam ettirmiştir. Osmanlı, yönetimde İslam ahlâkı ile din, dil, ırk bakımından karışık bir yapıya sahip olan Balkanlar’da da bir refah ortamı kurmayı başarmıştır. Günümüzde İslam Avrupa’da yine bir yükselişe geçmiştir. Birçok araştırmacı, 1950 ve 1960’lı yıllarda Batı’ya doğru kitlesel bir Müslüman göçünün başlamasıyla, bölgedeki İslami dinamiklerin geliştiği konusunda hem fikirdir.

 

Belki de Avrupa’nın bugün yaşadığı korku, İslamiyet’in tekrar bu coğrafya üzerinde etkisini göstermesinden kaynaklanmaktadır. Avrupa’nın gözünde, İslamiyet geçmişte olduğu gibi bilim, kültür, medeniyetin gelişmesi ve refah gibi argümanlarla değil, maalesef terör ile bu kıtada anılmaya başlamıştır. Dünya için dönüm noktası olarak sayılan 11 Eylül 2001 yılında Amerika’ya düzenlenen saldırılar İslamiyet’in terör, şiddet, köktencilik ve aşırıcılık ile anılmasına sebep olurken; Madrid, Londra, Bali ve İstanbul saldırılarının yaşanması İslamiyet’in hoşgörü ve kardeşlik imajına fazlasıyla zarar vermiştir.(3)

 

Küreselleşmeyle beraber bugün Müslümanlar da dünyanın dört bir yanında yaşamaktadırlar. Avrupa’da Hıristiyanlardan sonra en büyük dini grubu Müslümanlar oluşturmaktadır. Avrupa’daki Müslümanların büyük bir çoğunluğu Asya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu kökenlidir. Avrupa’daki Müslüman halkın uyumu ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir.(4)

 

1950’li yıllarda Avrupa’da 800 bin Müslüman mevcutken, bugün 23 milyonu aşkın nüfuslarıyla Avrupa’nın %4.5’lik kesimini oluşturmaktadırlar. Her yıl 1 milyon kadar Müslüman Avrupa’ya göç etmektedir. Avrupa’da Müslümanların doğum oranları, Müslüman olmayanlara göre 3 kat daha fazladır. Tahminlere göre 2050 yıllında Müslümanların Avrupa’daki nüfus oranı %20 olacaktır. Bu sadece Müslümanların nüfus artışı değil, Avrupa’nın genel olarak kalabalıklaşması anlamına gelmektedir.(5) Bir yandan var olan Müslüman nüfusun, diğer yandan mühtedilerin (başka bir dinden İslamiyet’e geçen kimseler) artmasıyla, Avrupalıların islamofobi algılarının yükselişe geçmesi arasında doğru orantı kurulabilir.

 

Avrupa’da İslamofobinin Kaynakları

Avrupalılara göre İslami değerler demokrasi ve insan hakları ile uyuşmamaktadır. Aslında bu imajın ortaya çıkmasında bazı otoriter İslamcı hükümetlerin etkisi vardır. Bu gibi ülkelerde kadın haklarının sınırlanıyor olması Avrupalıların eleştirisine sebep olmaktadır. Yine Avrupa’da birçok ülkede Müslümanlar tarafından işlenen namus ve töre cinayetleri de olumsuz intibaya sebep olmaktadır. Bu gibi sebeplerle 20. yy.’ın ikinci yarısından itibaren Müslümanlar, Yahudilerden sonra Avrupa’nın yeni “ötekileri” olmuşlardır. Terör, cami, minare, türban, peçe ve Hz. Muhammed tasvirleri Avrupa için kendi sınırları içindeki öteki İslam’ın korkulan sembolleri olmuştur.(6)

 

Avrupa’da “ötekiler” konumuna düşen Müslümanlar, özellikle 11 Eylül saldırıları sonrasında islamofobi algısı sebebiyle birçok ayrımcılığa maruz kalmışlardır. Özellikle EUMC (Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığını İzleme Merkezi) raporunda bu ayrımcılıklara genel olarak yer verilmiştir. Yapılan anketler sonucunda Müslümanların çalışma şartları, eğitim, barınma gibi konularda ayrımcılığa maruz kaldıkları tespit edilmiştir.(7)

 

Dünyada artan Müslüman karşıtlığının en önemli tetikleyicisinden biri radikal İslamcı terör örgütlerinin eylemleridir. Bu eylemlerin örgüt tarafından savunma amaçlı gerçekleştirildiği belirtilip, etkinin tepkiyi doğuracağı prensibine dayandırılsa da hiçbir haklı gerekçesi ve meşruiyeti bulunmamaktadır. Savunma ile terörist eylemler arasındaki farkın ortaya net olarak koyulamaması, Batılı halkların Müslüman kavramını sadece terörist boyuta indirgemesine sebep olmaktadır. Böylece Avrupa ülkelerinde Müslümanların geneline karşı ön yargı taşınmaktadır.(8) Oysa bu coğrafyada yaşayan, terör hareketleriyle hiçbir ilgisi olamayan Müslümanlar haksız bir mağduriyet yaşayabilmektedirler.

 

Son yıllarda Avrupa’da aşırı sağ hükümetlerin yükselişi İslam karşıtlığını körüklemiştir. Avrupalı aşırı sağ partilerin kamuoyuna hitaplarında yer alan “islamofobi” argümanı ön planda tuttukları kampanyaları olmuştur.(9) Avrupa’da geri kalmış bazı ırkçı partilerin islamofobiden beslenerek yükselişe geçtiği de gözlenmektedir. Popülist muhafazakâr politikacılar islamofobiyi körüklemekte, söylemlerinde İslam karşıtlığına geniş yer vermektedirler. Fransa’da ulusal cephe lideri Jean Marie Le Pen, İtalya’da ırkçı Kuzey Ligi partisi, Avusturya’da Özgürlükler Partisi, Danimarka’da Halk Partisi, Hollanda’da Pim Fortuyn Listesi Avrupa’da yüksek oy oranına sahip aşırı sağcı, İslam karşıtı partilerden bir kaçıdır. Bu partiler özellikle 11 Eylül sonrasında Müslüman asıllı göçmenleri hedef almaktadırlar.(10)

 

2009 yılının son günlerinde AB üyesi olmasa da AB ile sıkı ilişkiler içinde olan İsviçre’nin minare referandumuna gitmesi diğer ülkelere de örnek teşkil edebilecek bir durumdur. Üstelik referandumda halkın %58’i minare görmek istemedikleri yönünde oy kullanmıştır. Bu olaydan sonra Avrupa Birliği’ndeki aşırı sağ partiler kendi ülkelerinde de benzer referandum çağrılarında bulunmuşlardır.(11)

 

Yine 2009 yılında yapılan bir kamuoyu araştırmasının sonucunda Belçika’nın Flaman bölgesinde islamofobinin yükselişe geçtiği tespit edilmiştir. Bu durum politikacıları da şaşırtmış ve alınabilecek önlemler üzerine konuşulmaya başlanmıştır. Flaman bölgesinin bütünleşmeden sorumlu bakanı, terör olaylarında Müslümanları olumsuz yansıtan basını suçlamıştır.(12)

 

Fransa’da ise türban takmanın Avrupa değerleri ile bağdaşıp bağdaşmadığı tartışılmaktadır. Yıllardır türbanı tartışan Fransa, Sarkozy yönetimi ile ulusal kimliği devlet kontrolünde tartışmaya başlamıştır. Hükümetin, yüzü kapatan örtünmenin yasaklanması ve göçmenlik başvurularında ret kriteri olması önerisi –Danıştay’dan insan haklarına aykırı olduğu görüşü almasına rağmen- yasalaşma yolundadır. Danıştay, 30 Mart'ta peçeli çarşafın kamuda yasaklanmasına ilişkin hazırladığı görüşünü hükümete bildirmiş ve peçeli çarşafın bazı kamu binalarında "sınırlı bir şekilde" yasaklanmasını, sokaklarda ise serbest bırakılmasını tavsiye etmiştir.(13)

 

Temmuz ayında İngiltere’de yapılan bir kamuoyu araştırması halkın %67’sinin ülkede peçeli çarşafın yasaklanmasını istediğini ortaya koymuştur. Bölgelere göre değişen araştırma sonuçları, İngiltere’nin kuzeyi ve Galler’de %71’lik kısmın peçeli çarşafın yasaklanması gerektiğini düşündüğünü, Londra’da yaşayanların %32’sinin ise kesinlikle yasaklanmaması gerektiği görüşünde olduklarını göstermektedir.(14)

 

İtalya’da da peçe ve burkanın yasaklanmasını öngören bir tasarı parlamento gündemine alınmıştır. İsviçre’deki minare yasağı krizi, Almanya’da aşırı milliyetçi bir grubun Avrupa çapında cami referandumu istemesine sebep olmuştur. Burada belirtilmelidir ki bugün Avrupa genelinde cami bulunmayan tek başkent Atina’dır. 2006 yılında Danimarka’da başlayan karikatür krizi, Hollanda’da karikatür krizi kadar etki yaratan film islamofobinin yükselişine verilebilecek örneklerden bir kaçıdır.

 

Genel olarak bu gibi yaklaşımlar demokratikleşemeye önem veren, farklı kültürleri içinde barındıran AB’nin imajını zedelemektedir. Ancak diğer yandan islamofobiyle mücadele konusunda Avrupa içinde de çaba sarf edildiği göz ardı edilmemelidir. Örneğin geçtiğimiz Haziran ayında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde Müslümanların durumu tartışılmıştır. Minare ve burka yasakları eleştirilmiş, Müslümanlardan da kadın-erkek eşitliği konusunda adım atmaları istenmiştir.(15)

 

Sonuç

Bugün İslam dininin de Hıristiyanlık ve Musevilikle aynı kültürel ve tarihi derinliğe sahip olduğu Avrupa tarafından unutulmamalıdır. İslamofobi algısının gelecek nesillere taşınmaması için kültürler arası diyolağa önem verilmelidir.

 

En temel hukuk kurallarından biri, suçun “bireyselliğidir.” Ancak İslam ve Müslümanlar genel olarak radikalizm, terör ve şiddetle özdeşleştirilerek Avrupa tarafından güvenlik tehdidi olarak görülmektedir.(16) Oysa Avrupa’nın geniş mozaiği içinde bir renk olarak kendi kültürlerini ve dinlerini kimseyi rahatsız etmeden yaşamakta olan diğer Müslümanların bu genel kalıbın içine sokulması, Avrupa’nın geleceği açısından da yanlış olacaktır. Çünkü Avrupa bugün demokratikleşme adına büyük çabalar göstermekte, insan haklarını ön planda tutmakta ve vatandaşları arasında çok sesliliğe kulak vermektedir. Bu sebeplerle bölgede yaşayan Müslümanları da göz ardı etmesi mümkün olmayacaktır.

 

Bu konuda Avrupa’da yaşayan Müslüman vatandaşlara ve Avrupa medyasına da önemli görevler düşmektedir. Avrupa’daki Müslümanlar yaşadıkları bölgelere uyum sağlamalı ve İslam’ın hoşgörüsünü tüm hayatlarına yayarak Avrupalılar nezdindeki olumsuz intibanın silinmesine yardımcı olmalıdırlar. Avrupa medyası da Müslümanların genelini rencide edebilecek yanlı haberlerden kaçınmalı ve Avrupalıların gözünde islamofobi algısının tabu olarak derinleşmesine izin vermemelidir.

 

Gelecekte Müslümanların ayrımcılığa maruz kalmadan bu kıtada yaşamlarını sürdürebilmeleri için, kuşkusuz anahtar kelime “saygı” olmalıdır.(17) Karşılıklı saygı, dinler arası iletişimi arttıracak ve İslamiyet’e bakışı olumlu yönde şekillendirecektir.

 


Dipnotlar:

 

1.http://tr.wikipedia.org/wiki/Fobi

 

2.Kemal Ataman, “İslamofobi ve Avrupa’da Birlikte Yaşama Tecrübesi Üzerine”,
Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt 17, Sayı 2, 2008,

http://kutuphane.uludag.edu.tr/PDF/ilh/2008-17(2)/M27.pdf, 08.08.10.

 

3.“Avrupa, Müslümanlar ve İslamofobi”, http://www.dusuncegundem.com/content/view/553/29/, 07.08.10.

 

4.http://www.integrationindeutschland.de/nn_ 283800/SubSites/Integration/TR/02__

Zuwanderer/ThemenUndPerspektiven/Islam/Europa/europa-node.html?__nnn=true

 

5.“The future of Europe: Islamophobia?”, 12.10.05.,

http://www.euractiv.com/en/enlargement/future-europe-islamophobia/article-145688, 09.08.10.

 

6.“Avrupa’nın İslamofobi Haritası…”, 01.04.10,

http://www.cnnturk.com/2010/dunya/04/01/avrupanin.islamofobi.haritasi/570422.0/index.html, 06.08.10.

 

7.http://fra.europa.eu/fraWebsite/material/pub/muslim/EUMC-highlights-TR.pdf

 

8.Kader Özlem, “Avrupa’nın İçinde Yükselen ‘Öteki’: İslamofobia”, 27.02.06.,

http://www.turksam.org/tr/yazdir814.html, 09.08.10.

 

9.Jeanne Kay, “Europe's Islamophobia”, 09.04.10.,

http://www.fpif.org/articles/europes_islamophobia, 09.08.10.

 

10.“Irkçı partileri 'İslamofobik medya' besliyor Avrupa'ya Osmanlı hoşgörüsü anlatılmalı”,

25.08.06., http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=338043, 09.08.10.

 

11.M. Nail Alkan, “Avrupa’da Minare Gibi Yükselen İslamofobi”, 02.12.09.,

http://www.sde.org.tr/tr/haberler/587/avrupada-minare-gibi-yukselen-islamofobi.aspx, 09.08.10.

 

12.“Belçika İslamofobiyi Tartışıyor”, 27.01.10.,
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/473517.asp, 09.08.10.

 

13.“Avrupa’da İslamofobi Haritası, Kim Neyi Yasaklama Peşinde?”, 03.04.10.,

http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/avrupada-islamofobi-haritasi-009598, 09.08.10.

 

14.“İngilizler de peçeli çarşaf  istemiyor”, 17.07.10.,

http://www.cnnturk.com/2010/dunya/07/17/ingilizler.de.peceli.carsaf.istemiyor/583837.0/index.html, 09.08.10.

 

15.“Avrupa Müslümanların da Evi”, 24.06.10.,
http://www.dw-world.de/dw/article/0,,5726089,00.html, 09.08.10.

 

16.Talip Küçükcan, “Avrupa İslamofobiye teslim mi?”, 07.12.10.,
http://www.stargazete.com/acikgorus/avrupa-islamofobiye-teslim-mi-haber-229990.htm, 07.08.10.

 

17.'Islamophobia' on the rise in Europe report says, 18.12.06.,
http://www.nytimes.com/2006/12/18/world/europe/18iht-muslims.3939208.html?_r=1, 09.08.10.

Back to Top